Dürrenmatt'tan Edebi ve Felsefi Bir Polisiye: Yargıç ve Celladı

Friedrich Dürrenmatt’ın kült eserlerinden olan 'Yargıç ve Celladı'nda kahramanı komiser Berlach’ın gözünden, yardımcısı Tschanz’ın gözünden, kitaptaki diğer karakterlerin gözünden adalet, suç, krimonoloji kavramlarını işliyor, felsefeyi de işin içine katıyor ve sadece polisiye bir roman havasından kurtarıyor kitabı. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

Dürrenmatt'tan Edebi ve Felsefi Bir Polisiye: Yargıç ve Celladı

Yargıç ve Celladı daha önce Türkçeye çeşitli yayınevlerince çevrilmişti. Fakat uzun bir süredir sahaflar dışında ulaşmak pek mümkün değilken Dedalus Kitap etiketiyle geçtiğimiz Nisan ayında tekrar yayımlandı.

İsviçreli yazar Friedrich Dürrenmatt’ın kült eserlerinden olan Yargıç ve Celladı 110 sayfadan oluşan kısacık, fakat buna mukabil etkisi yoğun bir kitap. Dürrenmatt dilimize yabancı değil aslında. Daha önce de kitapları dilimize çevrilmişti. Birçok oyun, öykü ve roman yazan yazarın bu kitabı ise sanırım en önemli eserlerinden biridir.

Polisiye roman dediğimizde bizim ‘iyi edebiyatsever yazarlarımız’ın burun kıvırmasına aşinayız. Kimilerine göre gereksiz kimilerine göre edebiyatın kaymağı olan bu tür, çoğu kimseye göre edebî bir tür olarak bile görülmüyor. Fakat Dürrenmatt’ın bu eseri, bu önyargıları yıkacak bir eser diye düşünüyorum. Agatha Christie’nin kitapları gibi salt katile odaklanan kitaplardan ziyade, dil olarak, anlatım olarak, içerik olarak da okura bir edebî şölen sunuyor.

Roman kahramanlarının gözünden adalet, suç, krimonoloji kavramları

1948 yılında ve İsviçre’de geçen bir cinayet romanı Yargıç ve Celladı. Öldürülen bir polis memurunun cesedinin bulunmasıyla başlıyor ve başkahraman komiser Berlach’ın çevresinde olaylar hızlı bir şekilde gelişiyor. İstanbul ve Almanya’da da görev yapan Berlach’ın bu hikâyeyle ilgisini ilerleyen sayfalarda yazar bizlere açıklıyor fakat düğümün çözüldüğünü kitabın sonuna kadar göremiyor okur. Kitabın sonu ise birçok polisiye romandan daha vurucu olmuş diyebilirim.

Zaten az sayfaya sahip olan romanda yazar merak unsurunu çok yüksek düzeyde tutmuş. Kitabın az sayfada olması buna yardımcı olmuş diyebiliriz. Komiser Berlach’ın gözünden, yardımcısı Tschanz’ın gözünden, kitaptaki diğer karakterlerin gözünden adalet, suç, krimonoloji kavramlarını işleyen yazar, felsefeyi de işin içine katıyor ve sadece polisiye bir roman havasından kurtarıyor kitabı. Özellikle suç kavramının nasıl derinlemesine işlendiğini görebiliyoruz: “…Senin savına göre, birçok suçun nedeni algılama yetersizliğiydi. İnsanların davranışlarını önceden kestirememe, yaşamımızda büyük etkinliği olan rastlantıyı hesaba katamamaktan kaynaklanıyordu. İnsanlarla satranç taşları gibi oynama olanağı olmadığından suç işlemeyi budalalık olarak tanımlıyordun. Buna karşılık benim inançtan çok sana karşı çıkmak için öne sürdüğüm sav, insan ilişkilerindeki karmaşıklığın aydınlığa hiçbir zaman çıkamayacak olan kimi suçların işlenmesine olanak tanımasıydı. Bu nedenle anlaşılamayan suçlar olduğu gibi, hiç bilinmeyen, gizliden gizliye oluşan suçlar da vardı. … Delikanlılığımızın coşkusuyla bir bahse tutuştuk. … Bizi saran tek şey, karşıt düşüncelerin birbirlerini baştan çıkardıkları bu şeytanca şakanın nasıl sonuçlanacağıydı.”

Yıllar önce İstanbul’da gerçekleşen bir olayın intikamı

Dexter adlı Amerikan dizisinde, başrol oyuncusu ve aynı zamanda polis olan Dexter, kendince bir adalet mekanizması geliştirmiştir ve suç işleyip yasaların boşluğundan yararlanarak hapishaneye girmeyen kişileri öldürür. Kitapta komiser Berlach’ın keskin zekâsıyla geliştirdiği yöntem de bundan farksızdır aslında. Katille çeşitli oyunlar oynayarak sonunda herkesin yaptıklarının cezasını bir şekilde çekmesini sağlamıştır. Yıllar önce İstanbul’da gerçekleşen bir olayın intikamı olarak görülebilecek bu hikâyede Berlach, insanı ve insan doğasını da tıpkı kendi adalet mekanizması gibi işler.

Kitabın daha önceki baskılarının kötü bir çeviriye sahip olduğu yorumunu okumuştum birkaç yerde. Bu kitap ise özenli bir çeviriye sahip. Zehra İpşiroğlu’nu kutlamak gerekir. Kitap aynı zamanda Dedalus Kitap’ın son zamanlarda neşrettiği –çok önceden yazılmış ve çevrilmiş olsa da- en iyi kitaplardan biri. Edebî bir polisiye diyebiliriz Yargıç ve Celladı’na.

 

Mehmet Akif Öztürk

Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2018, 17:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER