banner17

Dünyanın uyumsuzları öykü diliyle bu kitapta

Rasim Özdenören'in 'Uyumsuzlar' kitabındaki öykülerin kahramanları, koşar adım acıya, kahra, hüzne giderler. İçlerindeki sesle konuşurlar hep. Öykülerde baştan sona kasvet vardır. Hatice Ebrar Akbulut yazdı.

Dünyanın uyumsuzları öykü diliyle bu kitapta

https://www.ktpkitabevi.com/urun/uyumsuzlar-115270485Rasim Özdenören, uzun bir aradan sonra on birinci öykü kitabıyla okurlarını selamladı. Uyumsuzlar kitabı, Özdenören’in son dönemde yazdığı öyküler ve daha önce yazılıp hiçbir yerde yayınlanmamış olan öykülerden oluşuyor.

Özdenören’in öykülerinde felsefî bir derinlik vardır. Öykülerinde tasvirlere, kavramlara önem verir. Düşünsel yönü ağır basan öykülerde, daima bir arayış ve iz sürme vardır. İnsan nedir, nereden gelmiş, nereye gitmektedir, neyin peşindedir, gibi soruları sorgulayan bu öyküler, biçim olarak kısa, mana olarak derindir. Öyküde anlatılmak istenen bazen bir kavram etrafında dönerken bazen de bir eşya/nesne öykünün metaforu olabilir. Eşyanın, canlı ve hissedebilir oluşunu duyumsatır öykülerinde. Tasvirler ve sembollerle insan zihnini düşünmeye sevk eden öyküler yazar. İnsanın, tabiatın, eşyanın ruhunu çözümlemeye çalışır. İçsel bir yürüyüşe çıkar okur onun öykülerinde. Bilinç akışı yöntemini ustaca kullanan Özdenören, görünenin ardındaki görünmeyen gizi araştırır. Okuru da bu gizin peşine düşürür.

Karakterler öyle acı çekmeye meyillidir ki...

Uyumsuzlar’ın öyküleri, dünyaya, yaşama ters giden karakterlerle doludur. Bu karakterler acı çekerler ve yaralıdırlar. Her durumda uyumsuz olmayı başarırlar. İşleri terslik çıkarmaktan ibarettir. Dünyaya dair bütün beklentileri boşa çıkmış, umutları bir kar tanesi gibi eriyip gitmiştir. Severler; ama mutlu olmazlar. Sevmek onlara acı çektirir. Hep bir hüzün bulamacının içindedirler. Aşk onları yorar, ama aşktan da vazgeçemezler. Bir kadın ve bir erkeğin konuşmalarıyla açılan öykülerde, kıskançlık, sevme, sevilmeme ve aldatılma duygusunun yarattığı şüphe, hasret çekme, kavuşamama, buluşamama hâlleri anlatılır. Kadın her zaman kaçan, kıskanan, ilgi bekleyen, sevdiği adamı yaslanacak bir dağ olarak gören, yardıma muhtaç bir durumda bulunan konumdadır: “Birden 'Kurtar beni!' diye adamın boynuna atıldı. Adam ne yapacağını bilemedi. Acıyı onun kadar kendine yakıştırabilmiş bir kadın tanımıyordu daha. Ve acının onun kadar yaraştığı başka birini…” Erkek ise her durumda kadının peşinden gider, onu yalnız bırakmaz, ona yardım eli uzatır, onu anlamaya çalışır.

Karakterler öyle acı çekmeye meyillidir ki, gülümserken bile yaslı olabilirler. Maşuk ve sevgili çok özeldir. Sevgili imtihana tâbi tutulamaz. Âşıksa, mâşukun dudaklarından dökülen fısıltıları duyabilir. Kadın ve erkek, eğer birbirlerini gerçekten seviyorlarsa uzaklık ve yakınlık kavramları değişir; uzaklar yakın oluverir. Zamansızlıkta ve mekânsızlıkta buluşabilir onlar. Eğer, birbirlerini sevmiyorlarsa, hiçbir atmosfer onları bir araya getirmeye yeterli değildir. Yan yana olsalar bile birbirlerine çok uzaktırlar.

Öykülerde baştan sona kasvet vardır

Uyumsuzlar'ın kahramanları, koşar adım acıya, kahra, hüzne giderler. İçlerindeki sesle konuşurlar hep. Öykülerde baştan sona kasvet vardır. Bu kasvet daha başlıklarda kendini belli eder: “Ölü Dünya”, “Çorak Buluşma”, “Yaslı Gülümseyiş”, “Kıstırılmış Âşıklar”, “Yitik Yolcu”, “Ölünün Yürüyüşü”, “Dağlanmış Ciğer”. Karakterler, ya bir yolculuktadır, ya sevdiklerinin eşyada tecellisini görüp onunla konuşurlar, ya derin bekleyişin içine gömülürler. Bazen terk edip kaçarlar, bazen kavuşmak üzere yola çıkarlar ama bir türlü kavuşamazlar.

Kanayan Yıl” öyküsünde, ayrılık ve kavuşma kavramları üzerinden soyut ve sembolik bir anlatım vardır. “Derin Bekleyiş” öyküsünde, hastanede gelişen aşk ve ayrılık anlatılır. “Çorak Buluşma” öyküsünde, yıllar sonra nerede ve nasıl bir şekilde kavuştukları belli olmayan sevgililerin, aşkları, kavuşmaları anlatılır. Birbirini çok seven iki sevgilinin buluşmaları çoraktır. Bu çorak buluşma üzerinden aşk ve ayrılık teması anlatılır. Özdenören, öykülerinde zıtlıkları ve benzerlikleri tartışır.

Zihinde soru işareti ve bir bulanıklık hâli bırakan öyküler

Uyumsuzlar’ın hemen her öyküsünde karşımıza çıkan, anahtar sözcükler olarak değerlendirebileceğimiz sözcükler vardır: Uçurum, ceset, aşk, ayrılık, ölüm, rüya, sevgili… Özdenören, sıklıkla kullandığı bu sözcüklerle bir arayışın içine çeker okuru. Bir tartışma başlatabildiği gibi bazen bir karara bağlama, nihayete erdirme de olabiliyor bu arayışın sonu. Sorularla anlatımın zenginleştirildiği öykülerde, düşüncelerin insanda bıraktığı duygular aralanıyor.

Uyumsuzlar’ın öyküleri genelde zihinde soru işareti ve bir bulanıklık hâli bırakıyor. Bu hâl, öyküler üzerinde yoğunlaştıkça açılıyor ve dağılmaya başlıyor. Özdenören’in öykülerini okumak, insanın söz dağarcığını zenginleştiriyor, geliştiriyor. Şu kelimelere kolay kolay başka nerelerde rastlayabiliriz ki: Lenduha, katakomp, ipileşmek, saraka, nobran, küsküç, raşelenmek.

Rasim Özdenören’in önceki öykülerini okumaksızın ilk olarak Uyumsuzlar kitabıyla onun öykülerine giriş yapmak, okuru biraz zorlar sanırım. Soyut, girift ve sembolik anlatımın, bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı bu öyküler, Özdenören’in öykü dünyasını bilmeksizin anlaşılamayacak gibi duruyor. Özdenören, son kitabıyla yazarın her yaşta okur karşısına çıkabileceğini, üretkenliğin her yaşta olabileceğini gösteriyor.

Hatice Ebrar Akbulut yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2018, 14:39
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20