Dua, yaşayan, içimize sirayet eden bir şeydir

İmam Zeynel Abidin, Sahife-i Seccadiye’de yalnızca Allah’a yakarmıyor, müslümanın bulunduğu hal üstüne edeceği tefekkürün değerini gösteriyor. Orkun Elmacıgil yazdı..

Dua, yaşayan, içimize sirayet eden bir şeydir

Duanın, yalnızca namazlardan sonra, iftar vakitlerinde, başımız çok sıkıştığında, bir türbenin önünden geçerken aklımıza gelen donuk bir çağrı yahut insanın elindeki en son çare olarak algılanmasına karşı çıkacak, onu hayatımıza serecek tek şey yine edeceğimiz duanın içeriği, bize aşıladığı bilinç olacak.

İşte burada, İmam Zeynel Abidin’in Sahife-i Seccadiye’si, dua ederken, bizim duayla ilişkimizi de düzenleyen bir eser olması hasebiyle büyük öneme sahip. Çünkü İmam Zeynel Abidin’in duaları hayattan, onun gerçeklerinden kopuk, TV’lerde görmeye alıştığımız teatral dua sahnelerini içermiyor. Dua’nın bir hareket isteği değil, aynı zamanda bir hareket planı, müslümanın Allah’a ve kendine verdiği söz olduğunu bu eskimez dua kitabından tekrar tekrar anlıyoruz.

Müslümanın bulunduğu hal üstüne edeceği tefekkürün değeri

Yazılan her cümlede, her ibarede, Allah’a isteğini, sıkıntısını yahut yaşadığı durumu anlatmaya çalışan basiretli bir müslümanın gerçek izleri var. Kitabı elinize alır almaz, İmam Zeynelabidin’in yaşam öyküsünü bilmeden bile kalbi çokça kırılmış ve Allah’a sığınıp kalbini, ruhunu tekrar onarabilmiş İmam’ın ruhsal durumlarını, her bir durumdan dönüp dolaşıp esas ilticagahını bulmasını izliyoruz.

Hz. Hüseyin’in Kerbela’dan sağ kurtulan tek oğlu olan İmam Zeynel Abidin, nam-ı diğer İmam Seccad (çok secde eden), yaşadığı zorlu hayatın kendisindeki etkilerini dualarında da söze dökerken, yalnızca Allah’a yakarmıyor, müslümanın bulunduğu hal üstüne edeceği tefekkürün değerini gösteriyor. Gerçeğine döndükçe, yapacakları ve nasıl biri olduğu da kesinleşiyor, keskinleşiyor insanın. Bu keskinlik sayesinde belki de duanın konusu olan neden, henüz dua edilirken çözülmüş oluyor. Sıkıntısına dair dua ederken, sıkıntının O’nun yanında ne kadar beyhude, gelip geçici olduğunu hatırlayan İmam Zeynel Abidin’in duasını okuyalım örneğin. Meselemizin sıkıntının ötesinde olduğunu anlamak için.

Müslümanla Allah arasında, mekanik bir alışveriş ilişkisine dönüşme tehlikesi bulunan duanın, yaşayan, içimize sirayet eden bir şey olduğuna şahit olmalıyız. Sürekli kaybetme ihtimalimiz bulunan bir inancı taze tutmak için kalbimizle, aklımızla ve en son dilimizle-belagatimizle uğradığımız bir duraktan bahsediyoruz. Sahife-i Seccadiye’ye şöyle ne içimizi, ne aklımızı yormadan arada bir baksak bile anlayabileceğimiz bir durak.

 

Orkun Elmacıgil yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 16:42
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13