banner17

Dost İlinden Gelen Ses’e kulak vermek

Bilal Kemikli’nin Dost İlinden Gelen Ses kitabı, önsözündeki ifade ile, tasavvuf ve edebiyat kavramları konteksinde yapılan bazı araştırma ve incelemelerden oluşuyor. Kitap hakkında Sevil Dağcı yazdı.

Dost İlinden Gelen Ses’e kulak vermek

Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin önemsediği ve çokça dile getirdiği, onun tâbiriyle dert edindiği mevzuların başında kulak (dinlemek) gelir. Bunun için “Bitkiler kökünden, insan kulağından beslenir (sulanır)” ifâdesini konuşmalarında sıkça kullanır. Sayın Kemikli, okurlarıyla arasına mesafe koymaz, yazıları dile gelir ve âdeta sizinle konuşur. Onun kitapları, dinlemeyi bilenlerle sohbet eden bir dost gibidir… Dost İlinden Gelen Ses kitabını gönül diliyle okumak, cân kulağıyla dinlemek gerek.

Bilal Kemikli’nin Dost İlinden Gelen Ses kitabı, önsözündeki ifade ile, tasavvuf ve edebiyat kavramları konteksinde yapılan bazı araştırma ve incelemelerden oluşuyor. Bu itibarla tasavvuf edebiyatı kavramı ve bu kavram içerisinde zikredilen edebî hayatın kısa bir özetini, tasavvuf edebiyatının temel bazı türlerini ve metaforları ile seçme tasavvufî risâleleri içeriyor. Kitapta, 1996-2003 yılları arasında çeşitli ilmî dergilerde makale olarak yayımlanmış yahut bilimsel toplantılarda tebliğ olarak sunulmuş metinler, uygun başlıklar altında ve dinamik bir plan içinde yeniden tasnif edilerek sunulmuş. Dipnotlarda, daha önce yayımlandıkları dergiler ya da sunuldukları toplantılar büyük bir titizlikle belirtilmiş.

Kitap üç ana bölümden oluşuyor

İlk bölümde; “Temel Nitelikler Üzerine” başlığı altında, Türk Tasavvuf Edebiyatı’nın tarihi gelişimine vâkıf oluyoruz. Adeta yeniden doğuş olarak adlandırılan Müslümanlaşmanın, Türk–İslam Edebiyatı’na katkıları örnekler üzerinden işleniyor. “Bir disiplin olarak tasavvufun kaynağı neresidir?” sorusuna, cevabı İslamiyet içerisinden aramamız gerektiği vurgusundan sonra, bazı sûfî muhakkiklerin tasavvufa dair tanımları ile konuya giriyoruz. Riyâzet, mücâhede, nefis tezkiyesi, menzil, makam, mârifetu’llâh, zühd, takvâ, varlık, bilgi, ahlâk, aşk, vahdet-i vücûd, hüsn, tecelli, fenâ, kavramları üzerinden oldukça doyurucu bilgilerle tasavvufun teorisi, hedefi, metodu açıklanıyor. Tasavvufun gelişim dönemleri ve her döneme namzet olan büyük mutasavvıfların düşünce ve görüşleri bu bölümde karşımıza çıkıyor.

Kitabın ilk sayfalarında şâir ve şiir tanımlarına da yer verilmiş. Bu tanımları bizzat şâirlerin ifâdelerinden okumak, insana şiir okuyormuş hissi veriyor. Lâtifi’nin cümlelerini okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. “Şiir; İlâhî ilham esintileri ve Sübhânî feyz havalarının eseridir. Esasen dili cennetin anahtarı olan şâirlerin içlerindeki denizlerden düşünce kabarcıkları ile kenara çıkan irfân cevherleri ile mârifet ve mânâ incileri, iâhî sır ve vâridât hazinelerinde toplanarak şiir halini alırlar.” Lâtîfî şâir için; “eserden müessire doğru arayışını sürdüren bir âriftir.” ifâdelerini kullanıyor.

Söz mülkünün sultanı; Fuzûlî’nin nazarında ise şâir, “fesâhat bahçesinin gülü” ve “söz sarrafı”dır. Fuzûlî, toplumsal dokuyu büyük bir kumaş olarak görür ve onu oluşturan en nadide unsurun şiir olduğunu söyler. Onun tabiriyle şiir: “rişte-i silk” yani ipekten ipliktir. Fuzûlî şâir için, “câmid (ölü) olan kelimeler ve lafızlara kendi ruhundan üfleyerek can bağışlayan bir İsâ’dır” benzetmesini de yapar.

Modern dünyanın şâir ve sanatçılara “yaratıcı”lık atfetmesinin aksine, tasavvuf şâire “kâşif” gözüyle bakar. Bu satırları gelin tekrar tekrar okuyalım. Okuyalım ki aczimizi hatırlayalım: “Her şeyden önce duygu ve şuurda tutuşan alev olan tasavvuf, şâire ancak güneşle görülebilen renkler evreninden yücelik ışığının yansımasıyla (aks-i envâr-ı ûlâ) daima varlık halinde olan iç renkleri görecek bir göz bahşeder.[1](B. Ayvazoğlu) Bu renkler, içteki alevlerin tesiriyle doğrudan ilgilidir. Mutlak güzel de ancak bu renklerle keşfedilecektir. Bu bakımdan şâir, güzelliği yaratan değil, onu keşfe çıkan bir kâşiftir.”

İkinci ve üçüncü bölüm Tasavvurlar ve Metaforlar Üzerine, Klasik Bazı Risâleler Üzerine kurgulanmış. “Müsâdeme-i efkârdan barıkâ-i hakikat doğar” kaidesi içerisinde ele alınan konularda devrân ve semâ, hulûl, ittihâd ve tenâsüh kavramları hakkındaki farklı görüşlere yer verilerek örnek metinler etrafında tartışılmış. Tasavvuf Edebiyatı’nda Allah Tasavvuru, Yunus, Mısrî ve Gaybî örneği ile ele alınırken, Niyâzî-i Mısrî’den yola çıkarak tasavvuf şiirinde, sürgün ve zindan metaforları bağlamında hayât ve dünyâ tasavvuru üzerinde durulmuş. Kitap, tasavvufa yöneltilen eleştirilere cevap niteliğinde yazılmış risâle örnekleriyle, oldukça zengin bir ilmi birikimi okura sunuyor. “Hudâ Rabbim”, “Manzûmesi Etrafında Tartışmalar” başlıklı makale ile kitap sona eriyor.

Hakiki Dost’un sesini perdesiz işitmek

Özgürlük: “Seher vaktinde, yürekteki acıyı gözyaşına tebdîl ederek, sabır ve kararlılıkla O’nun yüce kapısında ısrarlı bir şekilde kalarak O’na iltica etmektir. Çünkü güller seher vakti açılır, bülbül de bu vakitte ah u zâr eder. Yüce lütuf kapıları seherlerde açılır. Bu açılan kapılarla mahkûmiyet sona erer, cân kuşu özgürlüğe kavuşur.” Niyâzî-i Mısrî Hz. cân kuşunun özgürlüğünü ne güzel târif etmiş. Mısrî’nin ifade buyurduğu üzere, cân kuşunun özgürlüğü kadar düşüncenin özgürlüğü de çok önemli. Yanlış görüşler, yalan isnâdlar, yanıltıcı bilgiler de insanın hür ve özgür düşüncesinde tutsaklık oluşturur ve böylelikle insan ön yargılarının mahkûmu olur. Tasavvuf ve tasavvuf edebiyatı hakkındaki asılsız bilgilerden doğru kitapları okuyarak kurtulabiliriz. “Dost İlinden Gelen Ses” kitabı tasavvuf hakkında doğru bilgi arayanların ve akademik çalışma içinde olanların istifade etmesi gereken önemli bir kaynak niteliğinde. Bunun için “Dost İlinden Gelen Ses”e kulak verelim efendim.

Dost göründü ayan kalmadı bir şey nihan

Tufan olursa cihan bir katre tufan bana.  

Niyâzî-i Mısrî

Hakîkî Dost’u âyân görüp, sesini perdesiz işitebilmek dileğiyle…

Sevil Dağcı

 

[1] Bu kısım, Dost İlinden Gelen Ses Kitabı, s. 10’da Beşir Ayvazoğlu’nun, Aşk Estetiği, (İstanbul, 1996,84-85.94.) kitabından alıntılandığı dipnot olarak belirtilmiştir.

Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2019, 07:32
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20