Dört Halife'yi Hakkıyla Tanıyor muyuz?

Şemseddin Ahmed Sivasi'nin 'Dört Halifenin Menkıbeleri' adlı eseri yüzyıllar boyunca sadece Anadolu coğrafyasında değil İslam coğrafyasının sesinin ulaştığı birçok yerde okunmuştur. Mustafa Uçurum yazdı.

Dört Halife'yi Hakkıyla Tanıyor muyuz?

İslamiyet’in doğuşu, gelişmesi, yayılması dünya tarihi açısından en önemli olayların başında gelir. Tüm insanlığı ilgilendiren bu gelişmeler Peygamber Efendimiz zamanında başlamış, ondan sonra da dört halife döneminde Arabistan yarımadasından sınırları aşarak dünyanın her köşesine yayılmaya devam etmiştir.

Dört Halife, Peygamber Efendimizin en sadık yol arkadaşlarıdır. İslamiyet’in özünü kavrayabilmek için Peygamber Efendimiz ile birlikte O’nun ashabını ve halifelerini de çok iyi tanımak gerekir.

Her şeyin sıradanlaştığı, sığ tartışmaların ayyuka çıktığı, özün unutulup günü kurtarmak için yapılan sataşmaların revaçta olduğu bir dönemde Peygamber Efendimiz’i hakkıyla bilmek, tanımak, O’nun yaşantısını kendimize rehber edinmek ne kadar önemliyse O’nun yol arkadaşlarını hakkıyla tanımak da o kadar önemlidir.

Şemseddin Ahmed Sivasî’nin Sufi Kitap’tan çıkan Dört Halife’nin Menkıbeleri adlı kitabına bu bakış açısı ile yaklaşmak gerekir. Dört halife ki Peygamber Efendimiz’den sonra İslamiyet’in yayılması için, korunması için ömürlerini ortaya koymuş birer yol göstericidir.

Menkıbe geleneğine aşina bir coğrafyada yaşayan bizler için bu tür eserler çok da yabancı sayılmaz. İslamiyet’in temsilcisi, yol göstericisi olan kişilerin hayatlarındaki olağanüstülükler dilden dile anlatılarak örnek kişilik olma vasıfları güçlendirilmiştir.

Sabit bit fikirle “yok sayma geleneği” oluşturmak isteyenlerin görmek istemediği bu tür eserler, aslında bağlılığı kuvvetlendiren bir etki ile yüzyıllar boyunca okunup baş tacı edilmiştir.

Menâkıb-ı Çehâr Yâr-i Güzin

Günümüzden beş yüz yıl kadar önce Şemseddin Ahmed Sivasî’nin yazdığı bir eserdir “Menakıb-ı Çehr Yâr-i Güzin”. Yani Dört Halifenin Menkıbeleri. Şemseddin Ahmed Sivasî, Halvetiyye yolunun Şemsiyye kolunun kurucusudur. İslam tarihimizdeki üç şemsten biridir Şemseddin Ahmed Sivasî. Mevlana’nın hocası Şems, Fatih’in hocası Akşemseddin ve Şemseddin Ahmed Sivasî.

Uzun süren çalışmalarının neticesinde vücuda getirdiği “Dört Halifenin Menkıbeleri” yüzyıllar boyunca sadece Anadolu coğrafyasında değil İslam coğrafyasının sesinin ulaştığı birçok yerde okunmuştur. Çünkü bilinir ve kabul edilir ki Peygamber Efendimizi tanımakla birlikte onun ashabını, halifelerini de tanımak gerekir.

Şemseddin Ahmed Sivasî’nin eseri sadece bir menkıbeler kitabı değildir. Dört halifenin biyografisi, özellikleri, peygamberimiz ile yaşadıkları, halifelik dönemleri gibi birçok bilgi de kitapta yer almaktadır. Dört halifenin sadece halifelik dönemlerinde yaşadıkları menkıbeler değil İslamiyet’e geçişleri ile başlayan süreçten itibaren yaşadıkları olağanüstü olaylar da kitapta anlatılıyor.

Her bölümde ayrı bir menkıbe var

İslamiyet’in kuruluşu ile başlayan bir süreçte dört halifenin etkileri, peygamberimizle olan yakınlıkları, fedakârlıkları, ömürlerini İslamiyet’in korunmasına ve yayılmasına adamaları zaten eşsiz birer menkıbeye konudur. Hz. Ali’nin çocuk yaşta Peygamber Efendimizi korumak için onun yatağına hiç tereddüt etmeden yatmasından, Hz. Ebubekir’in bütün servetini son kuruşuna kadar İslamiyet’e hizmet için adamasından daha büyük bir menkıbe olabilir mi?

Kitapta bölümler halinde anlatılıyor menkıbeler. Tek tek anlatılan menkıbelerin yanında halifelerin müşterek menkıbeleri de kitapta yer alıyor.

Hz. Ebubekir’e “sıddık” adının verilişi, menkıbesiyle birlikte anlatılıyor. Müşrikler Hz. Ebubekir’in yanına gelip; “Ya Ebubekir işittin mi? Arkadaşın ne imkânsız bir şey anlatı­yor. ‘Bu gece Arşa gittim, geldim.’ diyor” dediler. Hz Ebubekir hemen o anda duraksamadan ve tereddütsüz tasdik ve kabul etti: Eğer gerçekten bunu o dediyse doğru söylemiştir. Ondan yalan sâdır olmaz.” Bu sebeple ona “sıddık” denildi.

Kitapta halifeler arasındaki sıkı bağ da örnek olaylarla anlatılıyor. Aralarındaki samimiyet, içtenlik, saygı Peygamber ahlakıyla ahlaklanmanın derecesini gösteriyor.

Cabir (r.a.)’den rivayet olunmuştur: Bir gün Hazreti Ömer, Ebubekir hazretlerine: “Ey Allah Resulü’nden sonra insanların en hayırlısı!” diye seslenmiş, o da: “Ey Ömer! Allah Resulü’nün; güneş, Ömer’den daha hayırlı bir kimsenin üzerine doğmamıştır.” buyurduğunu bizzat işittim” demiş ve yine orada, bu hadis-i şerifi rivayet etmiştir: “Benden sonra da peygamber gelme ihtimali olsaydı o peygamber Ömer İbn Hattab olurdu.”

Ceyşü’l-Usre’ye, Allah yoluna sadaka olarak, bütün gerekli malzemeleriyle birlikte, Hazreti Osman yüklü bin deve, Abdurrahman İbn Avf dört bin dirhem para yardımda bulununca onlar hakkında şu ayet indi: “Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.”(Bakara suresi, ayet:262)

Din ve peygamber üzerinden akla ziyan tartışmaların sürdüğü böyle zamanlarda bu tür eserleri okumak ve okutmak gerek. Dört halifeyi tanımak, onların yaşantılarını öğrenmek Peygamber Efendimiz’i daha iyi tanımak için bir girizgâh olacaktır.

Şemseddin Ahmed Sivasî, Dört Halife’nin Menkıbeleri, Sufi Kitap

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2018, 16:18
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13