banner17

Diyanet’ten kitap tadında takvim

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kitaptakvim çalışmasına 2019’da da devam etti. 2019 takvimi hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Diyanet’ten kitap tadında takvim

Diyanet İşleri Başkanlığı son yıllarda yayıncılık alanında göz dolduran işlere imza atıyor. Edebi değeri yüksek, edebiyat dünyasından isimlerin omuz derdiği dergiler, kitaplar derken Kitaptakvim çalışması da bütün bu başarıları taçlandıran bir nitelikte okuyucuya ulaşıyor.

Bir takvimden çok fazlası

Masa takvimi formatında hazırlanan Kitaptakvim, işinin ehli bir ekibin ürünü. Başta Dr. Fatih Kurt, Dr. Faruk Görgülü, Abdulbaki İşcan ve Mahir Kılınç olmak üzere emeği geçen herkesi kutlamak gerek. Masamızda yıl boyunca yer alan bu takvim ile geçip giden zamanı izlemek bir edebiyat şöleni halinde sunuluyor bizlere. Kendi adıma yazmaktan mutluluk duyduğum yayınlar arasına Kitaptakvim çoktan girdi bile.

Her yıl yükselen bir çıtası var Kitaptakvim’in. Bunu çalışmaya katılan yeni isimlerden anlamak mümkün. 2019 takviminin en dikkat çeken yönü de bu yeni isimler. Bir edebiyat dergisi ile karşı karşıya hissi uyandıran denemeler, öyküler 2019 yılımıza eşlik edecek.

2019 yılı Kitaptakvim’de yer alan isimlerden bazıları: Ahmet Murat, Cengizhan Orakçı, Cihan Aktaş, Handan Acar Yıldız, Hasibe Çerko, Mehmet Kahraman, Mehmet Şamil Baş, Merve Koçak Kurt, Meryem Dalğıç, Nagihan Aydın, Necip Tosun, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Senem Gezeroğlu, Vural Kaya…

Tamamı özgün çalışmalardan oluşan takvimde alıntılar da yer alıyor. Edebiyat ve düşünce dünyamızdan isimlerin çalışmalarından yapılan alıntılar da takvim sayfalarından bizlere ulaşıyor.

Takvimden kısa kısa…

Kitaptakvim’de yer alan çalışmalardan tadımlık birkaç paylaşım yapacağım. Gerisi takvimde.

“Okumak, düş görmektir. Kelimelerin peşinde, çöller ve buzullar arasında yitip gitmek, büyülü, düşsel dünyalara değmektir. İnsan bir odada, kitaplar arasında sonsuza kadar kalabilir.”

Necip Tosun

“Bizi en çok tanımlayan, belki de anlatan sınırlarımız değil midir? Yani jestlerimiz, mimiklerimiz, giyinişimiz, saçlarımız, duruşumuz, takılarımız, okuduklarımız, yazdıklarımız, çizdiklerimiz, dinlediklerimiz… Bizim sınırlarımız değil midir bütün bunlar? Sınırlarımızı genişletmek için ne yapmak gerekli peki? Hayatımızın sınırlarını yani?”

Merve Koçak Kurt

“Aşk, girdiği kalbin her zerresini ele geçirene kadar iktidar hevesini saklı tutar. Bu nedenledir ki pek çok konusu olmasına rağmen muhalif konulara aldırmadan aşkın iktidarına tanıklık etmeyi sevmiştir gazel.”

Mehmet Şamil Baş

“İlk defa camiye gittiğimi hatırlıyorum. Elimizde Kur’an cüzümüz, başımızda rüzgârlarla omuzlarımıza düşen beyaz namaz örtümüz, çıplak ayaklarımızdan sıyrılan naylon terliklerimiz ve annemizin namaz eteği olarak diktiği allı güllü bahar çiçekleriyle bezeli eteklerimiz hep ayaklarımıza dolanırdı.”

Selvigil Kandoğmuş Şahin

“Kaybolan sokaklarımızda aslında kaybolan bizlerdik. Her boşluğu beton ile doldururken içimizdeki boşluğa uçurumlar ekledik. Ruhumuz bu boşlukta bir beşik gibi sallanırken çocukluğumuzu anımsadığımızda tebessüm etmemiz, sokağımızda yaşadığımız güzelliklerden olsa gerek.”

Meryem Dalğıç

“İlk oruç ilk göz ağrısıdır. Hatırlandıkça insanın içinde kıpır kıpır duygular olur; ilk oruca doğru, çocukluk ve ilk gençlik zamanlarına doğru bir hatıra seyahati yapar insan. Bu duyguyu yaşamanın hazzı başkadır. İlk orucumu hatırlamak, hayatın saf, berrak yüzüne yeniden gidip ziyaret etmek kadar anıtsal bir güzellik bahşeder.”

Vural Kaya

“Geceyi yaşıyorum günün her saatinde. Arabaların korna sesleri, çocukların koşuşturma sesleri, yamacımızdaki inşaat sesleri hepsi dışarıda kalıyor. Sadece bu evin seslerini dinliyorum. Bundan sonraki hayat hikâyemi bu seslerle yazıyorum. Duygularımsa karmakarışık. Karanlıkta duvarlara çarpa çarpa adres soruyor. Sisli bir bulut gibi hüzün yüzüme çörekleniyor.”

Fatma Atay

“Engin bir uğultu, gökyüzünün omurgasında kırılarak ufalanıyor. Denize saçılıyor, döne döne özellik kazanıyor. Kesintili, üzgün cisimleşmeler, git gide pustan arınıp berraklaşan çizgiler, yankılar var, hışırtılı ipekler… geçmiş insanların yaşamına ait birkaç acı özlemle gülümseyişin çizgisi ne kadar zarif, billurla çizilmekte. Liman, demirleyen gemilerin hasret tüten kalabalığıyla şenleniyor, dağınık ve olgun adımlarla yürüyen, zeytinyağı kokuları tahtalara sıza sıza evlere dağılan hayaletlerle rengârenk. Omuzlar birbirine karışmış, geldikleri deryaya bakakalıyor kimileri.”

Hasibe Çerko

…ve daha nice birbirinden güzel yazılar var Kitaptakvim’de. Diyanet İşleri Başkanlığı geleneği olmayı hak eden antoloji tadındaki bu çalışmayı her yıl büyük bir merak ve heyecanla bekleyeceğimizi belirtmek istiyorum.

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2019, 23:18
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20