banner17

Diriliş dergileri bitmeyecek!

İki aylık edebiyat dergisi Düşünsel Diriliş'i, Sakarya'da Abdullah Yalnız'ın başında olduğu bir grup genç çıkarıyor..

Diriliş dergileri bitmeyecek!

“Herkes, bulunduğu okulunda, sınıfında, uzun bir otobüs yolculuğuna çıkarken hatta yaşadığı evde veya akrabalar arasında bir fotokopi dergi çıkarmalı” diye sesleniyorlar yeryüzüne...

Düşünsel Diriliş, Sayı: 5
(+)

Bu haykırış, “insanlara faydalı olma” ağrısından müteşekkil bir çağrı...  Onlar Diriliş yolunun yolcularından küçük bir kesit... Sakarya Üniversitesi Hendek Kampüsü’nde soluklanıyorlar. Gençler için beşik işlevi gören işleyişe karşı çıkarak zihne mineral ve vitamin sağlayan okumalar yapıyorlar. Üzerlerine yapıştırılmış seri numaraları söküp atarak hormonlu fikirlerle değil, organik ürünlerle besleniyorlar.

Bu gençler başka

Âkif dedesinin elini öpmüş, Bediüzzaman’ı, Süleyman Hilmi Tunahan’ı, Hocaefendi’yi, Esad Coşan’ı, Osman Nuri Topbaş’ı aklında ve kalbinde ağırlamış, Necip Fazıl’la selamlaşmış, Rasim Baba’yla uykudan uyanmış, Erdem Beyazıt’la gözlerini aralayarak Cahit Zarifoğlu’yla ayağa kalkmış gençler onlar... Kendilerinden çok daha bilgili, bilinçli yeni bir mümin genç neslin geldiğini görüyorlar. Onlara bakıp örnek alıyorlar.  Önüne konulanı yiyen, sorgulamayan, düşünmeyen, cinsellik ve eğlence dışında hazzı olmayan yaşdaşlarından muzdaripler. Gençlerin yalnızca bir öğrenci olup, talebe olmamasının sebebini çözümlemeye çalışıyorlar. Okur-gezer yaşayanlarla, uyur-gezer yaşayanların ülke popülasyonunda en azından eşit olduğu günlerin hayâlini kuruyorlar. Akıllarını nadasa bırakmış insanlara inat, düşünsel diriliş seyahatine devam ediyorlar, ölene kadar...

Düşünsel Diriliş, Sayı: 5Dücane Cündioğlu’nun ifadesiyle “fotokopi dergilerle dünyayı kurtaracaklarını sanan ser-serilerin olduğu bir ülkenin” öz evlatları onlar... Babalarının on yıllarca kirada oturdukları vatan topraklarını, onlar kendilerine ait biliyorlar. Ülke sorunlarına, varoluş problemlerine kafa yoran, y/etkili olmaya çalışan ve manevi kaynaklarla şarj olan gençlerden bir örneklem aldık Sakarya’dan...

Kös kös oturup bön bön bakanlardan rahatsızlar!

“Amatör dergi, fotokopi olsun ki maliyeti ucuz olsun. Böylece üç-beş günde bir, haftada bir çıkarılabilsin. Profesyonel baskı bir derginin maliyeti, milyara yaklaşıyor. Böyle olunca da en iyi ihtimalle, yılda bir dergi çıkarabiliyor gençler. Bunu aşmak ve insanlara kolayca ulaşmak için elli liraya mal olan bir çalışma, fotokopi veya bilgisayar baskısı olarak yapılabilir. Zaten asıl amaç dergi çıkarmak değil insanlara yararlı olabilecek bir ürün ortaya koymaktır. Sonra, derginin içeriği rengârenk olduktan sonra baskısı gri olmuş ne fark eder ki? İşte bu uğurda zihnimizi kazarak yazıyoruz.

Aslında yazdığımız yazı, öncelikle kendimiz içindir; kendimize özeldir. Sık sık yazan yani zihnini kazan insan, kaçınılmaz olarak okumaya gereksinim duyar. Çünkü artık yerinde kös kös oturup bön bön bakmaktan rahatsız olacak ve kendini yetiştirip (geliştirip değil) hayatın kulpundan tutacaktır. Çünkü önce kendisi dertlenmiş, sonra başkalarını dertlendirmiştir” şeklinde özetliyorlar misyonlarını. Marmara ve Uludağ Üniversitesi’nden de sınırlı bir talebe kitlesinin edinme imkânı bulduğu bir çaba, Düşünsel Diriliş... Yüz liralık, ‘mütevazılıktan çatlayan’ bir bütçeyle çıkıyor. Elli ile dört yüz arasında değişiyor baskı sayısı. Nisan-Mayıs’ta, beşinci kez ekmişler tarlalarını...

Düşünsel Diriliş ekibi

Diriliş kelimesinden rahatsız olanlar!

Onların çabası, bir bakıma yerel bir çalışma olarak devam ediyor. İnsanlara ulaşmaları büyük bir problem... Öğrencilerin, Diriliş isminden rahatsız olduğu bir ortamda gerçekleştirilmeye çalışılan bir eylem bu! Fakat önemli olan, Düşünsel Diriliş’ten ziyade böyle bir çalışma yapma fikri...

Bir fanzin basmak, fotokopi/bilgisayar baskısı dergi çıkarmak, içindeki yazılar adedince konferans vermektir. Amatör ama kalpten kalbe bir konferans... Çünkü günümüzün irşadı, insanları bir köşeye çekerek anlatmak şeklinde olamıyor. İşte bu yüzden, en küçük bir fırsatta dini anlatmaya çalışan abdestli arkadaşlarının, özellikle onların çabasını çöpe atmasını anlayamıyorlar.

İlla edebiyatçı olmana gerek yok!

İnanan kardeşlerinin, şu andan itibaren hiç durmaksızın böyle uğraşlara girmelerini salık veriyorlar. “Bunu yapabilmek için illâ edebiyatçı olmaya gerek yok. Mükemmel yazılar yazabilmeniz gerekmiyor. Ya da yeni bir profesyonel dergi kurmak gibi, girişilirken düşünülmesi gereken teşebbüsler şart değil. Amatör olsun ama içten olsun, maliyeti ucuz olsun. Samimiyet, bu dergilere sermaye olarak yetecektir. Çünkü zengin müslümanlardan bir kısmı (sağ olsunlar, çok güzel işler yapan büyükler de var), mümin gençlerin çalışmalarına destek olmayı bir ‘ölü yatırım’ olarak görüyor.

Allah’ın kendilerine sağladığı krediyi, faizli bankalarda katlarken, inançlı gençleri destekleme farzını atlıyorlar. Boşa giden para, israf edilen kazanç gözüyle bakıyorlar onlara sponsor olmaya. İşte alın bakalım, biz de size muhtaç değiliz! Ahirette o iki bin avroluk eşarbınızdan ve iki yüz bin avroluk cipinizin parçalarından payımıza düşeni alacağız. Çünkü oradaki mahkemeler adil olacak. Bunu bilmeliyseniz de biliyoruz ki, bilmiyorsunuz. Neyse, biz böylece müstağniliğimizi ifade etmiş oluyoruz, bunu gösteriyoruz. Zaten amaç yazmak-okumaksa eğer, parşömen kâğıdına da kemiğe de yazabiliriz. Bizim de gönlümüz ister, kuşe kâğıda renkli bir öğrenci dergisi çıkarmak ama bu tarz ‘kabuk’la ilgili problemleri müşkül bir durum olarak addetmiyoruz.

Belki de kendimizi böyle avutuyor, defans mekanizmalarımızı kullanıyoruzdur ama olsun...” diyerek, huzurlarını dışa vuruyorlar. Biz de onlarla tanıştık, konuştuk. Okuyuculara “Sakarya-Hendek’e yolunuzla birlikte düşebilirsiniz” şeklinde bir çağrıyla taçlandırıyorlar sohbetimizi... Dergilik’teki ‘yeraltı’nda yaşıyorlar: (link: http://dergilik.com/yeralti/dusunsel-dirilis/)

Ayrıca iletişim adresleri: dusunseldirilisdergisi@gmail.com

 

 

 

Yavuz Selim Güneş “Yaşasın fanzinler! Yaşasın Diriliş” dedi

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2010, 08:14
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
alp
alp - 9 yıl Önce

emeklerine sağlık, Allah utandırmasın... fakat bir eleştiri getireyim: dergi'nin logosu çok itici... daha iyi bir logo tasarlanabilir. selamlar.

Ayse Rukâl
Ayse Rukâl - 9 yıl Önce

hasbelkader radyo programında dinlemiştim bu güzel çalışmayı ve çok mutlu olmuştum. şimdi de burada görünce aynı şeyleri hissettim. Allah çabalarının karşılığını iki dünyada da versin!

Münise İNAN
Münise İNAN - 9 yıl Önce

Derginin ilerleyişini görmek çok güzel. Emeği geçen herkese teşekkürler. Böyle çalışmalara ihtiyacımız var. Boş boş oturmakla ömür geçmez, geçse de fayda vermez... :)

....
.... - 9 yıl Önce

diriliş saati,diriliş,değirmen,yalnızlık sözleri,avantgarde bravo sakarya gençlerine.

banner8

banner19

banner20