Dil devriminden amaç dili laikleştirmekti

D. Mehmet Doğan’ın ‘Yüzyılın Soykırımı’ kitabı, Öztürkçeleştirme faaliyetlerinin oluşturduğu tahribatın boyutunu gözler önüne seriyor.

Dil devriminden amaç dili laikleştirmekti

D. Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük’ün müellifi… “Dil” meselesi, Doğan’ın her daim değindiği bir mesele… Birçok kitabında da “dil” meselesini çeşitli vechelerden incelediği bilinen Doğan’ın, bu meseleyi etraflıca ele aldığı ve 2004 yılında ilk baskısını yapan Yüzyılın Soykırımı adlı kitabı, 3. baskısı ile Yazar Yayınları tarafından Ocak ayında tekrar yayınlandı.

Yüzyılın Soykırımı’nda, son yüzyılda dilimizin uğradığı kırım etraflıca ele alınmış. Doğan, dilimizi “yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarma” işleminin, sadece Arapça ve Farsça söz varlıklarının atılması için söz konusu olduğunu ama aynı işlemin Batı kaynaklı kelimeler için söz konusu olmadığını anlatıyor.

Arapça ve Farsçaya karşı konumlanan bu tutum, Türkçenin birikiminden kopması ve dolayısıyla bu dili konuşanların da tarihlerinden kopması ile neticelendi. Tarihimizden, geleneğimizden, dinimizden… Öztürkçeleştirme ile tedavülde olan bazı kelimelerin yerine başka kelimeler icat edildi. Ama icat edilen kelimeler genellikle tedavüldeki kelimenin bütün anlamlarını karşılayamayan kelimeler oldu. ÖrneğinD. Mehmet Doğan, Yüzyılın Soykırımı “Sözcük”, “kelime” ifadesinin bütün anlamlarını karşılayan bir kelime değil. “Kelime”den vazgeçerek en basitinden deyimleşmiş unsurları ve bazı söz kalıplarını kaybetmiş oluyoruz: “kelimesi kelimesine”, “kelime-i tevhid”, “tek kelime etmemek”... “Kelime”yi atsak, “tek sözcük etmemek” desek güzel olur mu?

Türkçede meydana gelen daralmayı  “mankurtlaştırma” işlemi üzerinden açıklıyor

Bir tarafta dilimizin köküne kibrit suyu döken bu uygulama diğer tarafta ise Batı’dan gelen kelimelere kucak açmak... “Yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak” mı demişlerdi? Ne kurtarış ama…

Aslında Türkçenin bugün içinde bulunduğu durumun sebebi, 1930’larda başlayan “dil devrimi” faaliyetleridir. Çünkü dilimiz -her ne kadar Atatürk sağlığında bundan vazgeçmiş ise de- “devrim”e maruz bırakılmıştır. Hatta Atatürk’ün ölümünden sonra bu faaliyetler hızlandırılmıştır. Oluşan Türkçe, sentetik bir Türkçe, Doğan’ın deyimiyle… Yani derinliği olmayan, ifade imkânları kısıtlı, düşünme yeteneğimizi sekteye uğratan bir dil… Ayrıca bu devrim, dilimizin “laikleştirilmesine” de hizmet etmiştir. Hatta “devrimdeki amaç dili laikleştirmektir” bile denebilir.

Doğan, Türkçede meydana gelen daralmayı  “mankurtlaştırma” işlemi üzerinden açıklıyor. Oluşan dil daralması, kafataslarının büyümesi engellenemese de beynin çalışmasını sınırlandırmak amacına hizmet eden işlemlerin sonucu. Yani bir nevi mankurtlaştırma işleminin sonucu… Mankurtlaştırıldık. Düşünemeyen, üretemeyen, itiraz edemeyen insanlar haline getirildik. Kökünden kopmuş, hafızasını yitirmiş bir nesil olduk. Bu durum bir soykırım değil midir gerçekten?

Mehmet Doğan’ın bir köşe yazısının başlığı “Sözlüğünüz kadar anlarsınız!” idi. Şöyle de diyebiliriz herhalde “Sözlüğümüz kadarız!”

Sözlüğü kuvvetli olanlardan olmak duasıyla…

Dilara Coşkun yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2018, 12:00
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
elif düzenli
elif düzenli - 6 yıl Önce

ne doğru söylemiş yazar sölüğümüz kadarız derken ... ne kadar kelimeyi hakkıyla bilirsen o kadar yaşar o kadar hissedersin .. aslında ne kadar çok hissettiğni bilirsin duyguların düşüncelerin dile gelerek ete kemiğe bürünür can gelir düşücelerine... daha türkçe öz türkçe konuşmak çabasıyla türkçeyi köklerinden kültüründen ayırmak fikrinin korkunçluğunu ve sebep olabilceği hatta büyük oranda olduğu yozlaşma bu kadar güzel dile getirildiği için de teşekkürler...

meryem
meryem - 6 yıl Önce

Mehmet Doğan'ın sürekli olarak dile getirdiği yazıda da belirtilen çok önemli bir nokta var:Yabancı dillerin boyunduruğu meselesi.Arapça ve Farsça'ya yapılan muamele neden İngilizce'ye vs. yapılmamıştır.Çünkü bu mesele derin bir tarihi meseledir.Bu toprakların yöneticileri ne zamanki yüzlerini Batı'ya dönüp ondan yüz görümlüğünden öte bir medet umdular işte orda yapılan gizli anlaşmalar,verilen sözler gereği bizde çok şeyimizden olduk.

meryem
meryem - 6 yıl Önce

Unuttuğumuz çok önemli bir gerçek vardı.Modernizmin temel çelişkilerinden ve aynı zamanda onun motorunu oluşturan gerçek, bulaştığını dönüştürmesi meselesidir.Değişme saikiyle atılan adımlarda nasıl dönüştüğümüz çoğunun umrunda olmadı.Bunları dile getirdiğiz için teşekkürler.

banner19