Dikkat çeken şiirler var ‘Ölüm Öncesi’nde

Ölüm Öncesi kitabında şair, kelimelere sığdırarak mahkûm ettiğimiz anlamı kullandığı imgesel dille genişletiyor, böylece anlam kelimelerin dışına taşıyor ve çok anlamlı bir şiir ortaya çıkıyor. Yunus Karadağ yazdı.

Dikkat çeken şiirler var ‘Ölüm Öncesi’nde

“Senden kurtulan hiçbir anı görmedim”

Bir şeyin tanımını yapmak onu bir kutuya koymaya benzer. Bu yüzden elbette tek bir şiir yoktur çünkü güzellik çeşitlilikten ortaya çıkar, Türk şiiri de birbirinden güzel enstrümanlardan oluşan bin bir sesli bir orkestradır. Yani şiirin ne olduğu sorusu belki de yanlış bir sorudur, neyin şiir olduğu noktasında ise iyiyi ve kötüyü ayırt etme mahareti ve sorumluluğu her zaman olduğu gibi, zamana ve iyi şiir okuyucularına aittir.

Bu kısa girişten sonra İlker Nuri Öztürk’ün geçtiğimiz Temmuz ayında Profil Kitap’tan çıkan Ölüm Öncesi isimli ilk şiir kitabının Türk şiiri içinde neye karşılık geldiğini anlamaya çalışacağız. İlker Nuri Öztürk’ü daha önce İtibar dergisinde yayınladığı şiirlerinden tanıyoruz. Öncelikle kitaptan beğendiğim ve şairin kendi sesini taşıdığını düşündüğüm bölümlerden birkaçını direkt olarak aşağıda alıntılamak istiyorum.

“Geceyi siyahından ayır

kalabalık dağılsın, ay çalınsın yeniden

oraya vardığımızı nasıl anlarız?

bunu bilmekle süsler bir anne evdekileri”

(Uyku Provası, s. 16)

İnsan her şeyi anlatamaz

“Kendisinden başka izahı olmayan

ruhları tartışalım,

yalnız ayışığında beliren soruları

çöken erkekleri eve çağıran nedir

neye benzer kısık sesin geri dönüşü?”

(İklimler, s. 18)

**

“Karanlık büyüyor, yol tenha

Ve evet korku bulaşıcıdır

yaşamak kör cambaz cesareti

elin elimdeyse bir umut vardır.”

(Arz Talep, s. 15)

İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez, diyor Cengiz Aytmatov. Böyleyken temel malzemesi kelimeler olan şiirin de anlatım gücü bazı sınırlarla karşılaşıyor. Fakat Ölüm Öncesi kitabında şair, kelimelere sığdırarak mahkûm ettiğimiz anlamı kullandığı imgesel dille genişletiyor, böylece anlam kelimelerin dışına taşıyor ve çok anlamlı bir şiir ortaya çıkıyor. Örneğin Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirini okuyan yüz kişi yaklaşık olarak aynı şeyi anlıyorken İlker Nuri Öztürk şiirleri her okuyucu için farklı bir anlam dünyası sunuyor. “Ateşsiz, aksak geçti aydınlık / Gece indi gülümseyerek uysal atından”, “nerede kaynar için içime” , “Bulanık ağaçlardan yüzmeyi de öğrendin”.

Güzellik sessizdir, bağırmaz

Dikkatimizi çeken hususlardan biri de şairin sorduğu sorular. Öztürk’ün bu sorularla ne yapmak istediğini tam olarak bilemesek de keşfetmek istediğini, bir şeylerin peşinde olduğunu, kendisi ararken okuru da bir yerlere çağırdığını söyleyebiliriz. Her okurun çağrıldığı ve varacağı yerlerin de farklı olduğu aşikârdır. Şairin sorduğu bu sorular okur için yeni kapılar açıyor yani şiirlerdeki çok anlamlılığın -buna bireysel anlam da diyebiliriz sanırım- oluşmasına yardımcı oluyor.   

Dikkatimizi çeken hususlardan biri ise kitapta birçok yerde kullanılan renkler “simsiyah ölçü birimi sekiz yüz yıl” , “kış nedir, bembeyaz soluması mı kuşların” , “başka tonda anlamak maviyi”. Bu konu hakkında “Berabere” programında Harun Yakarer’in kendisine yönelttiği soruya verdiği cevapta renkleri sık kullanmasının özel bir amacı olmadığını, herhangi bir renge Süleyman Çobanoğlu’nun sapsarı susması gibi hususi bir anlam yüklemediğini şairin kendisinden duymuştuk.

Kısık ama derinden geliyor İlker Nuri Öztürk’ün sesi, hiçbir zaman bağırmıyor. Bildiğiniz gibi güzellik de sessizdir, bağırmaz. Bu şiirler için kullanabileceğiz en doğru ifadelerden biri ise yalınlık. Kelimeleri olabildiğince özenli ve tasarruflu kullanıyor şair, cambazlık yapmıyor, gereksiz sıfatlardan uzak duruyor. Ahmet Haşim’in deyimiyle şiirlerinde karanlık çukurlar ve ölü kelebekler yok. 

İçerik olarak da daha çok kendinden yola çıkıyor İlker Nuri Öztürk, dünyayı kendi gözleriyle görüyor ve kendi derinini kazıyor. Belki kitaptaki son şiir olan “Kafkas Dağın Kuşu” başlıklı şiiri, şairin Kafkas göçmeni olduğunu da anımsayarak diğer şiirlerinden biraz daha farklı ve özel bir yere koyabiliriz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki şair sürekli bir yolculuktadır, ilk kitabı ile önemli bir mesafe kat eden İlker Nuri Öztürk’ün bu noktadan sonra atını hangi yöne süreceğini bekleyip göreceğiz. 

Yunus Karadağ 

Yayın Tarihi: 10 Aralık 2019 Salı 12:00 Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2019, 10:01
banner25
YORUM EKLE

banner26