banner17

Dervişmeşrep bir kovboy Doğu'dan yola çıktı

Şair Zafer Acar’ın 4. şiir kitabı çıktı: Kurşun ve Kalem... Yasemin Kapusuz, üstad Sezai Karakoç'un 'Masal' şiirinin son kısmının alıntısı ve Acar'ın bu şiire yazdığı 'Masal'a Zeyl' şiiriyle başlayan 'Kurşun ve Kalem'i yazdı.

Dervişmeşrep bir kovboy Doğu'dan yola çıktı

 

 

Şair Zafer Acar’ın “Coğrafi Delilik”, “Hamse” ve “Diri” şiir kitaplarından sonra 4. şiir kitabı çıktı. Benim için bu kitabın güzelliği, kitabın çıktığı gün önce şairle sonra kitapla tanışmış olmam oldu. Şairi “Cevher Konuşmaları” kapsamında Üsküdar AİHL’ye konuşmaya davet etmiştik. Okuduğum kitapları üzerine şairle tanışmak çok verimli oldu.

Zafer Acar’ın, üstad Sezai Karakoç’un “Masal” şiirinin son bölümünün alıntısıyla ve şairin bu şiire yazdığı “Masal’a Zeyl” şiirleriyle başlayan “Kurşun ve Kalem” şiir kitabı Usta-Çırak Yayınları’ndan Şubat 2014’te yayımlandı.                                                                                                                                                

Kitapta önce üstad Sezai Karakoç’un “Masal” şiirinin son kısmı alıntılanmış. “Masal” şiirini hatırlarsanız, Doğu’da bir baba, Batı daha gelmeden önce oğullarını Batı’ya gönderir. Altı oğul da Batı’ya varır ancak her biri farklı şekillerde telef olur. Doğulu babanın yedinci oğlu da Batı’ya gider, kardeşlerinin ruhunu üzmek istemediği yani değişmek istemediği için kendini yarıya kadar toprağa gömer; Batı’ya meydan okur. Orada nurdan bir sütuna dönüşür. Baba ölür. İnsanlık şifa niyetine bu nurdan sütunu ziyaret edecektir. Aslında değişime kurban olmamak için kendini kurban eden bu yedinci oğul da mağluptur Batı’ya karşı. Sezai Karakoç’un “Masal” şiirini her okuduğumda Hz. İsmail’in kurban edilecek olmasını ve teslimiyetle gelen lütfu hatırlarım. Batılıların insan avında bir nevi Batılı avları oluyor yedi oğulun yedisi de… Yedinci oğul köklerine bağlı olmayı isteyen bir neslin sembolü!

Batı’ya giden oğullar! Kimler gitmedi ki Batı’ya! Tevfik Fikret oğlu Haluk’u gönderiyordu mesela. Haluk’un nesli… Sonu hazin. Mehmet Akif, Batı’ya ahlakını almamak kaydıyla Asım’ı gönderir. Asım’ın nesli yani. Yanlış anlamaz Batı’yı. İlim ve fennini alıp döner. Yine üstad Sezai Karakoç’un Taha’nın nesli vardır, benliğini yitirmeyen bir nesil... Asım’ın ve Taha’nın neslinden olduğumuzu biliyoruz, ceddimize ve neslimize bağlanıyoruz. Ya “Sekizinci Oğul” olmayı bilmeli değil miyiz! Halil Cibran’ın “Ermiş”inde olduğu gibi önce cinsiyetsizliği seçerek “Sekizinci Oğul”lar olmayı bilebilecek miyiz acaba!

Doğu’nun sekizinci oğlunun Batı’dan doğuşu

“Masal” şiirinde Batılılar cahil olduğu için yedinci oğlu bilmeden öldürüyorlardı. Yedinci oğul, Batı’ya acırdı. Zafer Acar’ın “Masala Zeyl” şiirinde ise sekizinci oğul annesinden doğarak yola çıkar, parçalanmış benliğinden koca bir ordu kurar. Sekizinci oğul, ölmüşlerin soyundan gelmektedir. Dalları, yaprakları burada, kendisi ötelerde. Ye’se kapılmaz. Hepimizin beklediği, biz olan sekizinci oğul zulmü bitirecektir. Batı’nın topraklarına cesaret tohumları saçacaktır! O, Batı’nın içindeki Doğulu! Batı’dan korkmuyor! Gül ağacı kadar soylu! Dervişmeşrep bir kovboy Doğu’dan yola çıkıyor, Red Kit olup bir ayet gibi Düldül’üne binerek Batılılardan hesap soracaktır. “Daltonlara karşı kurşun dolu kalemin tetiğine basacak kadar cesur musun?..” Hızır gibi zamansız ve mekansız Red Kit; hüzün silahını çekerek zaferden zafere koşacaktır... Hızır’dan hızı çalıyor sekizinci oğul ve masalı tamamlamak için ağabeyinin nurdan türbesine uğrayarak Batılılar için hendekler kazıyor. Silahını, Kur’an’ın yanına koyarak Allah ile doldurur ve Doğulunun kaderini değiştirir. Kaderi “kazanmak”tır sekizinci oğulun: “ben Uhut gibi bir yenilginin değil, Bedir gibi bir zaferin oğluyum.”

Batı’ya karşı zafer: Melal ile de zafer kazanmak!

Red Kit, Daltonlara karşı atı Düldül ve sadık köpeği Rin Tin Tin’le savaşır ve kazanır hep. Düldül peygamberimizin Hz. Ali Efendimize hediye ettiği atının adıdır aslında. Red Kit’in Düldül’ü satranç bile bilir ve zekâsı sayesinde hep kazanır. Peki, şair nasıl kazanan olacak ki? Kurşun dolu kalemin tetiğine basacak ve filozof silahıyla kazanacaktır. Büyüyünce toprak olacak, toprağı üstüne örtüp mışıl mışıl uyuyacak. Düldül’le de sırattan geçecek.

Kurşunla beyaz kâğıtlara kara yazgısını yazmış şair Zafer Acar’daki duygu hamasi midir acaba? Melal denilebilir mi? Ahmet Haşim, “Melali anlamayan nesle aşina değiliz” diyor. Aslında biz şairdeki dudakları titreten hüznü, burukluğu şiirlerde hissediyoruz. Kitapta sekiz kere aynı isimle yazılmış olan, “Batan Güneşe Karşı Şarkı” şiirlerinde Zafer Acar’ın Şeyh Galip sevgisiyle var olan merdum-ı dide-i ekvan olma hissi ile birlikte çöp gibi dünyaya atılmışlık hissini de sezebiliyoruz. Şiirleri biçim ve üslupça Sezai Karakoç’a çok benzemese de aksiyonerliğin, mücadelenin, duygusallığın, melalin birlikte olması mizaç uyuşması olmalı.

Üstad Sezai Karakoç’u yakından tanıyan, bütün şiirlerini incelemiş, İkinci Yeni şairlerini Sezai Karakoç’un alt kümesi olarak gören Zafer Acar, üstadını örnek alıyor, hayatı dibine kadar yaşayarak, hissederek empati yaparak yazıyor. Düşmanın silahıyla silahlanmak gerektiğinden, şair dilini silah olarak kullanıyor. Sık sık şiirde şu dize karşımıza çıkıyor: “Dıkşııııııııın dıkşıııııııın!”

Her türlü hayrı ve şerri barındıran Beyoğlu

Şair Zafer Acar’ın “Suçsuzluğumu Affet” romanındaki her türlü hayrı ve şerri barındıran “Beyoğlu”, şiirlerinde yine karşımıza çıkıyor. Malatya’da doğan şair Beyoğlu’nda, Batı’da Doğulu olarak yaşıyor. Tercihi ortada. Bir şiirinin başlığı, “Ruhlar İçin Beyoğlu’na Bir Banyo Kondurmuşlar: Galata Mevlevihanesi”. "(…) Ben bu camii halimle Beyoğlu’nda ne yapıyorum…"

Kitabın 29. sayfasını açtığınızda bir sayfa virüsle karşılaşacaksınız. Batılılar önceden vampirdi, şimdi ise virüsler. Ayrıca facebook, google, aden cennetine üye girişi gibi tanışlarımız da var kitapta.

Bahçeli bir evde doğup, var olduğunu fark eden şairin balkonsuz bir bodrum katında ölüp gömüldüğünü fark edemeden ölecek olması, bu devirde bedenlerin uzun yaşayıp ruhların erken ölmesi modernizme tepkidir! Bodrum katı, mezar katı zaten. Gerçi balkonsuz, ışıksız mezar katında yaşayanlar direkt toprağa gömülebilir de göğe yakın yaşayanları gökdelenlerden toprağa indirmek biraz zor olsa gerek!

Sezai Karakoç Kuşağı: İkinci Yeni” kitabında Sezai Karakoç için, “Kendini Allah’a emanet etmiştir” diyen Zafer Acar bir şiirinde bakın ne diyor: “Beni arayıp da bulamayanlar için kaynakça vereyim: Kur’an’dayım!”

 

Yasemin Kapusuz, bir şairi tanımanın güzelliğiyle yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2014, 16:31
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20