Derviş ruhlu bir doktorun hazinelere mâlik hayatı ve hâtıratı

Şüphesiz Mehmet Zahid Efendi ülkemizin bir neslini ihya etti. Memleketimizin maddi ve manevi kalkınması için elinden geleni yaptı. Kör döğüşünde paslanan yürekleri iman aşkıyla canlandırdı. Onun sohbet halkası Savaş Oğuzalp için de bir kaynak, bir bereket olmuş. Fazıl Cem yazdı.

Derviş ruhlu bir doktorun hazinelere mâlik hayatı ve hâtıratı

Savaş Oğuzalp… Kulu’da yaşayıp da bu ismi duymamak mümkün değil. Nerede bir gariban nerede bir hasta varsa bu isim öyle ya da böyle kulağına çalınmıştır. Çünkü Savaş Oğuzalp, Kululular’ın Savaş Doktoru’dur, Savaş Amca’sıdır, Savaş Hoca’sıdır, Sakallı Doktor Amca’sıdır.

Her memleketin manevi direkleri vardır. Bu direkler hayatta olmasalar da yaşadıkları memlekete bereket götürmeye devam eder. Konya’nın bağrında sakladığı Mevlana Hazretleri sekiz yüz yılı aşkın zamandır bozkırı yeşillik eylemekte mesela. Yeşil kubbesi, sarı rengin hâkim olduğu Konya toprağına yağmurlar çeken bir dua makamıdır. Bununla birlikte yaşayan manevi direkler de ehline malumdur. Onların takipçileri yaşadıkları yeri bereketlendirir.

Kulu, 1950li yıllara kadar köy diye bilinmiş. Sonrasında ilçe olmuş. Avrupa’ya işçi göçlerinin başlamasıyla ilçenin büyük bir çoğunluğu ekmek parası için gurbet yollarına düşmüş. Kalanlar ise tahıl ambarı olarak bilinen ovada çiftçilik yaparak kıt kanaat geçinmeye çalışmış.

Doktor Savaş Oğuzalp’in Kulu’ya gelmesi de 1980’den sonra oluyor. Bursa’da doğmuş, Konya’da büyümüş, İstanbul ve Bursa’da yüksek tahsilini tamamlamış. Kısa bir dönem SSK Hastanesi’nde çalışmış sonrasında ise Kulu’daki özel muayenehanesinde vazifesini ifa etmiş. Bu aşamaya gelene kadar yaşadıkları ise bir dönemi anlamak için ibret verici. Mütevekkil ve gariban bir ailenin evladı olarak İstanbul’da tahsile azmetmek, 70li yılların sağ sol çatışması içinde öğrenci olmak, genç dimağı için bir çıkış kapısı aramak ve M. Zahid Kotku, kendi ifadesine göre “İki Cihan Saadeti Üniversitesi” ile tanışmak… Şüphesiz Mehmet Zahid Efendi ülkemizin bir neslini ihya etti. Memleketimizin maddi ve manevi kalkınması için elinden geleni yaptı. Kör döğüşünde paslanan yürekleri iman aşkıyla canlandırdı. Onun sohbet halkası Savaş Oğuzalp için de bir kaynak, bir bereket olmuş.

Savaş Hoca, kuşandığı derviş hırkası, elinde tıp diplomasıyla Kulu’ya gelmiş ve kırk seneyi Kulu’da geçirmiş. Mayıs 2020’ye kadar muayenehanesinde çalışmaya devam ediyordu. Artık muayenehaneyi kapattı. Her ne kadar “Emekli oldum” dese de kendi de biliyor ki emekli olmayacak. Birisi arayıp hastalığı hakkında bilgi isteyecek, ilaç soracak, belki evine gelip doktora bir görünmek isteyecek…

Bize bunları yazdıran şey ise Savaş Hoca’nın yakın zamanda (Ekim 2020) yayınlanan hatıra kitabı: Hatırat ve Nasihat, Ömür Dediğin Üç Günmüş, Kardelen Yayınları, Konya. 175 sayfalık kitap nasihat maksadıyla yazılmış hatıralardan müteşekkil. Kendi kozasını örmeye çalışan bir müminin sadece ibret olsun diye anlattığı hatıralar bunlar. Özel hayatın çok flu renklerle yer aldığı neredeyse hiç anlatılmadığı, incinebilirler belki diye özel isimlerin bilerek yazılmadığı ama çıkarılması gereken dersin de hasbelkader unutulmayıp ifade edildiği hatıralar.

Kitabı okurken bir bölüm belki dikkat çekici olacaktır. O bölüm “Mekân ve İmtihan” bölümünde yer alan “Zümrüt Apartmanı” bölümü. 2 Şubat 2004’te çöken Zümrüt Apartmanı’nda 92 kişi yaşamını yitirdi. Savaş Hoca ve oğlu Furkan, bu göçükten yaralı olarak çıkarıldı. Savaş Hoca’nın eşi ve kayınvalidesi, yeğeni ve evlatlığı Selman, evlatları Abid Selman, Abdullah Yusuf ve Hatice Sümeyra enkazın altında kalarak rahmet-i Rahman’a kavuştu. Böyle ağır bir imtihanın nasıl karşılandığı ise satırlarda gizli. Sakine Akça’nın Elveda Ankara isimli kitabı bu konuda daha detaylı bilgiler içermekle birlikte daha çok Savaş Hoca’nın eşinin başörtüsü mücadelesi ve yarım kalan tıp tahsiline daha çok eğilmiş.

Hatırat ve Nasihat, sessiz sakin bir hatıra kitabı. Aramızda bulunan, kendisini göstermekten sakınan, yanımızdan geçse fark etmeyeceğimiz derviş meşrep bir ruhun kimseyi incitmeden mırıldandığı kendi sergüzeşti. Her ne kadar virane olmasa da hazinelere malik olduğunu hissettiğimiz, hazinelere malik olsun diye dua ettiğimiz Müslüman bir yüreğin altmış yılı aşkın hikâyesi, okuyucusunu bekliyor.

Hatırat ve Nasihat, Ömür Dediğin Üç Günmüş, Kardelen Yayınları

Fazıl Cem

Yayın Tarihi: 27 Ekim 2020 Salı 11:00 Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2020, 10:56
banner25
YORUM EKLE

banner26