Dergi dünyasına bir “ğ”

ğ dergisi isiminde farklı bir dergi çıktı. Hayırlı olur, ğ kapısından yeni sesler, sözler gelir inşaallah!

Dergi dünyasına bir “ğ”

Rilke'nin “evet, mümkündür” sözüyle stanttaki birçok dergi arasında kendini belli eden yumuşak g, edebiyat dünyasında var olan sorunları kendilerine karın ağrısı etmiş. Bu sorunlar fazlasıyla can yakmış olacak ki ortaya böylesine kaliteli bir dergi çıkmış.  

 

Karın ağrıları

Derginin takdim yazısında ve ilerleyen sayfalarda karşıma çıkan soruşturmalar bölümündeki sorularda, usta çırak ilişkisinin temel karın ağrısı olduğunu görüyorum. Bakalım yumuşak g ekibi bu konuda neler demiş; her zaman usta çırak ilişkisinin gerekliliğine inandık ve bu konuda çabamız asla eksik olmadı. Ancak, usta arayışımız ne yazık ki, hep hayal kırıklığıyla neticelendi. Burada, bizim edebiyat liyakatine sahip olmadığımız gibi bir iddia gündeme gelebilir ki savunulabilir bir iddiadır; ama gördüğümüz, kendileri bir usta tedrisinden geçen kimseler, bu vazifeyi boşlamışlardır. Bugün ustalık müessesi ya tamamıyla terk edilmiştir ya da kapalı ve kısıtlı çevrede sürdürülmektedir. Çırağı olmayan, usta olamaz… Biz kendimizin ve birbirimizin ustası ve çırağı olduk. Allah yüzümüzü kara çıkarmasın.

 

“En köklü ve bilinen dergiler büyük bir rahatlıkla profesyonel dergicilik yaptıklarını, dışarıdan yazı alımına kapalı olduklarını ifade ediyorlar. Başka bir tanesi dergi formatına uygun olmayan yazıları yayımlamayacağını söylüyor.” Soruşturmalar bölümünde çeşitli dergi editörlerine yöneltilen sorular içerisinde geçen bu cümleler yumuşak g'nin başka bir karın ağrısını ortaya koymakta; var olan dergilerin anlamsız kapalılığı. Bu konuda dergi ekibi, dışarıdan gelen yazılara açık olduklarını lakin fiziksel olarak her gelen yazının yayımlanmasının mümkün olmadığını ifade edip, bu durumun yeni dergilerin çıkmasına ön ayak olduğunu düşünmekte.

 

Dergi politikası

Edepli olmanın ve hadsizlik etmemenin yayın politikasında ilk sırada yer alması, yüksekten uçmadıklarını bilakis yükselmeye başlayan mütevazi bir ekip olduğunu gösteriyor. Takdim yazısında karşıma çıkan bu alçakgönüllülük bana, yazılar niteliksiz olsa dahi en azından nerede durduklarını biliyorlar dedirtti. Ama sayfaları çevirdikçe karşıma çıkan hikayeler ve şiirler, derginin bir gün boyunca elimden düşmemesine dönüp dönüp tekrardan göz geçirmeme neden oldu. Yayın politikalarının ikinci sırasında ise edebiyat kuramını ayrı bir konumda kabul ettiklerini  bu sebeple edebiyat eleştirilerine dergide yer vermeyeceklerini söylüyorlar.

 

Hoşuma giden bir diğer nokta ise derginin yirmi birinci sayfasının boş olup bir kenarında; “paylaşmak istediğiniz şiir veya nesirlerinizi bize kendi el yazınızla gönderin! Bu sayfayı koparıp dilediğiniz kadar çoğaltarak eserinizi yazın. El yazısı önemlidir” yazması.

  

Telif ücretinin önemi

Yazısı yayımlandı diye el pençe divan, sulu gözlerle teşekkürler eden yazarlar istemediklerini belirten dergi ekibi, yazarların telif hakkı konusuna eğilerek, bu durumu görmezden gelen bir takım dergilerin edebe ihanet ettiğini düşünmekte. Telif hakkı ücreti konusunda bir takım adımların atılmasıyla, edebiyat karın doyurmaz gibi can sıkan bir klişenin ortadan kalkacağını düşünen yumuşak g, bu durumun hayal olmadığı söyleyerek elimde bulunan bu ilk sayılarından itibaren yazarlarına telif ödemeyi taahhüt ettiklerini ve edeceklerini söylüyor.

 

Ortaya attıkları düşünceleri ve tavırlarıyla yumuşak g ekibine sıcak bir hoş geldiniz diyerek sizleri derginin sıfırıncı sayısındaki yumuşak g manifestosunun bir kısmıyla baş başa bırakıyorum. 

 

Yumuşak g manifestosu 

Dergiler adeta şair mezarlığı, başında kargalar nöbet tutmakta. Varolan boşlukta edindikleri geçici mekanlarını ve imtiyazlarını kaybetmemek adına hazin ve umutsuz bir çaba içinde “profesyonel dergicilik” deyip biçtikleri kendi donlarında “kadrolu yazarlar”ının gak'larını bir mahsülmüşcesine ortaya koyuyorlar. Konduğu dala şehvetle sarılan kargalar, kimi zaman serçeleri, kimi zaman bülbülleri ve hatta kimi zaman kendi hemcinslerini bertaraf ediyorlar.

 

Edebiyat zamandışı bir eylemdir. Artık damarlarımıza işlemiş tüketim anlayışının içine sığabilecek bir nesne değildir. Oysa dergicilik esnaflığa dönüşmüştür. Dergi dağıtmakla sakız satmanın yöntemleri, akıl sahiplerini tasalandıracak şiddette aynılaştırılmıştır. Ortak yöntemin adı: Pazarlama teknikleri! Sürekli reklamın, gösterişli ambalajın, yurt çapında dağıtım ağın olsun, tezgahın boş kalmasın. Güzel bir gülüşün, afilli bir ismin, sıradışı sözlerin, anlamsız dizelerin, romantik imgelerin, herkesin okuyabileceği fiyatta kitapların olsun, ismin piyasadan silinmesin…

 

Satış noktaları 

Ankara Kurtuba, Akçağ, Turhan, İmge, Dost (Konur), Pınar, Birleşik

İstanbul Mephisto, Simurg, Ağaç, Kitaprengi, Bilim Sanat Vakfı, Mephisto(Kadıköy), İmge(Kadıköy), Penguen(Kadıköy), Zen(Üsküdar), İskelet Kurt Gazete Bayii(Üsküdar)

Konya  Enes, Eylül, Safir

İzmir Yakın, Hakan, Yeni Asya, Anadolu Dağıtım

Adapazarı Kayıp Ruhlar Kıraathanesi, İthaki, Değişim, İxir Sahaf

Bursa Asa, Eser, Beyaz

Sivas Özlem, Volkan, Vilayet, Beyoğlu 

Van Vakıf Kitap Sarayı, Star 2000

Eskişehir Yediler 

Rize Karadeniz Kırtasiye, NT

www.yumusakge.com     

 

Taner Sabancı beğendi.

 

GYY'nin notu: ğ dergisinin diğer dergileri bu kadar esnaflıkla, ticaretle itham etmiş olmasını biraz hakkaniyet dışı bulduğumuzu, ayrıca hemen hemen hiç bir derginin kapalı olduğuna inanmadığımızı ifade etmek zorundayım!

Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2009, 07:45
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tamer Goç
Tamer Goç - 10 yıl Önce

hayatımda bu kadar kötü bir dergi görmedim, okumadım.
aferin gençler, yozlaştırın şiiri.

murat sertge
murat sertge - 10 yıl Önce

arkadaşlar ğ dergisinin endişeleri ve soruşturması bence yerinde...
arkadaşlar öykü türündeki eserleriyle gayet iyiler. özellikle aykut ertuğrul okunmaya değer bir kalem. aziz mahmut aşkar'dan tanıdığımız bir isim haşin bir çocuğa benziyor ama naif bir şiiri var.
bu dergi olmalı üsrmeli yıllarca muhalif bir duruşu içten içe barındırarak.
bu arada kapalı dergilerimizde var arkadaşım yok değil ki... az da olsa var...

eyup salih
eyup salih - 10 yıl Önce

bence iyi dergi nesi var.
tamer kardeşim anlamadım seni. okumadıysan bu eleşitiri de ne.
şiirleri okumadan neden bu eleşitiri.

Halis İğne
Halis İğne - 10 yıl Önce

eleştirilecek yerleri var.
eylemlerini destekliyorum. cesaretlerini de.
bunun dışında;
çok iddialı olmamalarını öneririm. zira çok yeniler. şiire biraz daha özen. dergide iyi şiir yok. dergah bize her ay en az bir iyi şiir, yediiklim en az iki iyi şiir sunuyor.
büyük dergilere kafa tutmalarına gerek yok. herkes her şeyin farkında. işlerine baksınlar. kolay gelsin.

eyüp salih
eyüp salih - 10 yıl Önce

dergide vasatın hafif üzerinde iyiye yakın şiirler var.
ama bu gündemde geleceğe dönük şiir var demek zor evet. katılıyorum.
dergah, hece, yediiklim ile karşılaştırılamaz orası farklı.
ama bir az edebiyat gibi klasik alışılagelen bir dergi değil. farklı şeyler yapmış çocuklar.

selman
selman - 10 yıl Önce

Sözkonusu dergiyi gördüm. Ona dergi dersek dergilere hakaret olur. Lütfen arkadaşlar. Eline matba parası geçen dergi çıkarırsa vay bu memleketin haline. Vay şiirimizn haline. Vay bunca edebiyat harsımıza. Yazık. Gençler otursun adam gibi hikaye ve şiir yazsın. Ancak ürünü olan kalır. Dergi çıkaran değil. Bunu unutmasınlar.

eyup salih
eyup salih - 10 yıl Önce

ğ dergisi dergidir. fakat selman efendi kimse erken yorum yapıyor erken konuşuyor. daha ilk sayısı bu işler öğrenilir. sabret kardeş. içerikten haberin yok senin herhalde. bir iki öykü var bu derginin içinde.

Tamer Goç
Tamer Goç - 10 yıl Önce

Sevgili Eyüp Salih böyle kötü bir dergi okumadım anlamındaydı o. Bence "ğ" ekibi olarak, gidin şöyle 13. yüzyıldan günümüze türk şiirini bir okuyun, daha sonra sıkı bir şekilde ikinci yeni sonrasına göz atın. Ondan sonra oturup şiir yazmaya dergi çıkarmaya çalışın.

Olmuyor öyle sulugöz edebiyatı ile nereye kadar.
Bir de farklı olan ne bu dergide anlamadım. Ya biz çok "salağız" ya da siz çok iyi "mizah" yapıyorsunuz.


banner19

banner13