Deliler küçük hesaplar yapmaz, o akıllıların işi

Zeki Bulduk, Müstesna Deliler Albümü’nde “Gidenler gitti. Güzel atlar da kalmadı. Öyleyse, kalanlar sağlam delillere dayanarak yaşasınlar!” diyor. Yasemin Kapusuz yazdı.

Deliler küçük hesaplar yapmaz, o akıllıların işi

Öyle ser-mestem ki idrak etmezem dünya nedir

Ben kimim saki olan kimdir, mey ü sahba nedir

Müstesna Deliler Albümü Fuzulî’nin bu beytiyle başlar. Meczup deyince akla hemen Mecnun olan Kays gelir, onu hatırlatıyor Zeki Bulduk. “Mecnun çölde kurtla kuşla arkadaş olmuştur. Öyle ki insanoğluyla değil de bitkilerle, hayvanlarla dilleşmektedir. Babası oğlunu bulur ve; “Ya Kays! Bırak hayvanları, bitkileri; gel insan içine çık. Evine dön!”der. Mecnun, o hülyalı bakışlarıyla; “Baba, insanların karnını doyuran buğday ekmeği benim açlığımı gidermiyor!” der. Kitabın önsözünde de  “Dünya, insanı delirtecek kadar güzel mi? Bilmiyorum” diyor Zeki Bulduk. “Bildiğim şu ki meczuplar ve deliler bana merhamet adlı bir yarayı hatırlatırlar her zaman.”

Peygamberimiz (sas) buyuyorlar ya: “Bir yolcudur insan. Bir ağacın altında bir süre dinlenen, sonra başını alıp giden bir gariptir.” Bizim oralarda, Anadolu’ da “deli” yerine “Allah’ın garibi” derler. Allah’ın garibi hürmetine dünyanın çekilir olduğuna inanırlar. Zeki Bulduk’un meczupları bizim için çok kıymetliler. Çok yakın hissediyoruz kendimizi onlara. Bize merhameti hatırlatıyor, meczuplar.

Bir gün Mustafa Özdamar hocamızla deliler üzerine sohbet etme imkânı bulmuştuk. Bir hatırasını paylaşmıştı bizimle. Hocamız, Fatih’te yaşayan bir meczuba arkadaşını götürüyor, tanışıyorlar, sohbet ediyorlar. Mustafa Özdamar hocamızın arkadaşı hayran kalıyor meczup abimize. Kalkacağı zaman kibarlık yapıyor ve “İzninizi istiyoruz.” diyor. Meczup abinin kelamı ne oluyor, bakın: “Neden kendi aklını bana kiraya veriyorsun ki?” Bu akıllıca cümleyi akıl nimetine sahip bir Müslüman olarak ben söyleyebilir miydim, bilmiyorum. Hayır, böyle zarif sözler ve davranışlar karşısında şöyle bir gönenir, zaten beğendiğim kendimi biraz daha beğenme fırsatı bulurdum sanırım! Sohbette Mustafa Özdamar hocamız, deliler ve meczuplarla görüşmenin nefis terbiyesinde bir yöntem olduğunu söylemişti: “Hiçbir deli, size kendi olduğundan ve sizin kendi olduğunuzdan farklı davranmaz.” Akla çok hürmet eden bir hayatımız var ya hep aklımızla övünmek isteriz. Hâlbuki aklıyla yalan yaşar insan, yalan!

Aklımızla dalga geçen meczuplar

Çita, gülümseyen ve utanan, kızlara laf atan bir deli. Öyle laf atar ki kızlara, laf attığı kızlar dünyanın en şanslı kızları. Yürümesi cennet, gülümsemesi cennet… Cehennemi görüp cenneti yaşamak isteyen erkekler, donuk yüzleriyle Çita gibi laf atabilirler mi kızlara?

Çete, yapayalnız. Şarap içiyor. Onun içtiği şarapların günah olup olmadığını derin hocalara sorup araştırmamız gerekir. Bir meczubun anne, babası var mıdır? Ne yer, ne içer, evi barkı var mıdır, bilinmez. Ağaç kavuğundan doğmuş gibidir.

Tuncay, gülümsemenin başka bir adıdır. O, şehrin ruhu. İsmet Özel’in dizelerini hatırlatıyor Tuncay:

Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir

Kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa

Bizim akıllı akıllı yaptığımız planlara, akıl oyunlarına karşı Tuncay: “Yalandır, yaşadığınız yalan!” dedirtiyor. Bizim meşgalelerimizin çokluğuna karşı, bizim yerimize de gülümsemeye devam etse ya Tuncay! Tuncaylar!

Deli Döne, şehri sevdiren, şehrin hafızası ve vicdanı olan delilerden.  Onu sadece anmak istiyorum. Onu anmak zikrim olsun istiyorum sadece. Şehrin vicdanı bir deliye akıl sahibi vicdansızların, söz söylenemeyecek derecede işledikleri günahlarına, kirlerine boğazım düğümleniyor, kalbim daralıyor da dayanamıyorum anlatmaya.

Hasan Keten’den siyasetin insan aklının alabileceği bir iş olmadığını, köyde buğday ekip biçmenin daha akıllıca bir iş olduğunu, Ahraz’dan, sağır ve dilsizlere de deli muamelesi yapıldığını ve bir paket sigara karşılığında her türlü işi yaptırabileceğimizi öğreniyoruz. Çöllo Dede, karısını ve evladını kaybediyor. Karısının vefat ettiği gün, “Ben ne yaparım, bana bir dul kadın yok mudur” diyerek bizi gülümsetiyor. Ancak Çöllo dedem, kayıplarıyla aklını kaybettikten sonra acı acı kavalını çalmaya devam ediyor, bir daha da bayram yapamıyor.

Benim de tanıma imkânı bulduğum bir ablamız, Fatma abla, bir gazi kızı! Onu elinde dergilerle, bayraklarla görürüz. Nerede, hangi program var, bilir, takip eder. Hele bir başkan olabilse Fatma abla, neler yapacak, neler…

Attila… Onunki deliliğin başka bir türü, aklına kıymet vermeyenlerden o. Mürsel Sönmez abiden dinlediği ve hikâye ettiği bir güzel âdem Zeki Bulduk’un.  Atilla’yı okuyarak, Attila’dan hayata dair birçok incelik öğreniyoruz. Kim bilir Mürsel abi ve yanındakiler ondan neler neler öğrenmiştir! Ah Attila ah…  Kâinatın yaradılışı aşk iken insan bazen aşk olsun ki aşk olmasın, akıl almasın aşk deyiveriyor. Attila üşüyerek ölüyor. İnanmak istemedim. Ölümün yüzü soğuktur derler ama Allah bebeleri, şehitleri ve delileri ölürken üşütmez, dedim, yutkundum. İman akılla olmasa da din; akılla, idrakle!  Rabbimiz bize öldüğümüzde akıllı, mantıklı sorular soracak. Bebekler, şehitler ve meczuplar bu sorulardan muaf! Attila üşümemiştir diye düşünmek istiyorum tabii ama Amasya’da yaşayan, şu anda da mahallemizde oturan bir delimiz, yazın bu sıcağında öyle kalın giyiniyor ki, şaşırıyorum. Kimse de yadırgamıyor onu. Yaz-kış üşümekte. Atilla gibi yaşarken üşüyenler, ölümün ve sıcak koynundadırlar şimdi. İnanıyorum.

“Şairi dünyadan koparan, cinnettir”

Zeki Bulduk delilerini güzel kılan onları samimiyetle, güzel tasvirlerle anlatması, delice sevmesi ve bu delilerin yine bizden olması…

Hepimizin tanıdığı, bildiği delileri vardır mutlaka. Bizim köyümüzde vardı mesela. Çok güçlü kuvvetli, otuzlu yaşlarda bir erkek vardı. Mekansızdı. Sabah kalktığımda evimizin avlusunda görürdüm, tarlaya gider tarlada görürdüm, köyün pınarına su doldurmaya gider, orada da görürdüm. Beni takip mi ediyor, derdim.  Hayır. Bütün köyü ve köylüyü öyle iyi biliyor ve tanıyordu ki hayret ederdim. İş kovalardı kendine. Bir paket sigaraya dünyanın işini yapardı. Deli gücü derlerdi köylüler. Düşünürdüm, acaba aklımızı büyüttüğümüz ve taşıdığımız için mi biz güçlü değiliz? Gerçi herkes kendi aklını beğenmese çatlar, ölürdü derlerdi köylüler de yine akıl dağıtmaya devam ederlerdi. “Aklı pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını beğenip almış” da derlerdi.

Zeki Bulduk dendiğinde Nikos Kazancakis ve  Zorba’sı gelir hemen aklıma. Ondan da bahsediyor Müstesna Deliler Albümü’nde. Okula gitmediği için beyni bozulmamış.“Tanrı küçük hesaplar yapmaz patron” der. Küçük hesaplar yapmak akıllı işi. Bizim Anadolu’da yaşayan analarımız, atalarımız, ninelerimiz bizim yaptığımız akıllıca işleri yapmamışlar. İnsanları kullanmayı, kötülüğü, yalanı, riyayı, gösterişi akıl edemeyen, fedakâr ve cahil(!) insanlarımız! Ne güzel zır-cahillerimiz vardı bizim! Bizim maskeli yaşamlarımıza inat olanca doğallığıyla yaşadılar hayatı. Onlar dünyayı delirtmedi ama biz delirtmeye devam ediyoruz. Yakında onlar fantastik öykü, roman kahramanı olacaklar sadece!

“Şairi dünyadan koparan, cinnettir, intihar değil” diyen şair İlhami Çiçek, hayatını tam bir delilikle yaşamış çöl aslanı Ömer Muhtar ve Malcolm X de anlatılıyor kitapta. Kelimeleri yalana bulaşmamış bir yazardan “varsın ömrüm talan olsun” sözlerini işitiyoruz.

Bizim yerimize gülümseyen, kızlara laf atan, sevdiğini kerhaneden kurtarmaya çalışan bu güzel insanlarla tanış oluyoruz okudukça. Mademki yalandır, yaşadığımız yalan…

İnsanın dünyadaki durumu Peygamber Efendimiz’e (sas) göre nasılsa bize de öyle olsun inşallah. Resulullah (sas) bir hasır üzerine yatıp uyumuştu. Uykudan uyandığında, hasır vücudunun yan tarafında iz bırakmıştı. Sahabe, “Ya Resulallah! Sizin için bir döşek edinsek” dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem: “Benim dünya ile ilgim ne kadar ki? Ben bu dünyada bir ağacın altında gölgelenen, sonra da oradan kalkıp giden binitli bir yolcu gibiyim.” buyurdular.

Kitabın sonundan seslenelim bitirirken yazımızı: “Gidenler gitti. Güzel atlar da kalmadı. Öyleyse, kalanlar sağlam delillere dayanarak yaşasınlar! Duamızı ettiysek, dağılabiliriz arkadaşlar! Zira dünya sürekli hamle yapıyor.”

                                                            

Güncelleme Tarihi: 09 Temmuz 2019, 11:49
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13