Dan Brown'dan nice "Başlangıç"lar

Sürükleyici bilim-kurgu romanlarıyla tanınan Amerikalı yazar Dan Brown’ın kaleme aldığı “Başlangıç”, dünyanın var oluşuna ilişkin sorulara kendi kurgusu içerisinde cevaplar üretmeye çalışır.

Dan Brown'dan nice "Başlangıç"lar

Asırlardır bilim insanlarının, din adamlarının ve filozofların cevabını aradığı ancak bir türlü sonuca varamadığı; “Nereden geldik?” ve “Nereye gidiyoruz?” soruları, bilgisayar uzmanı, oyun teorisyeni, mucit ve teknoloji dünyasında âdeta “ruhani lider” sayılan bilim insanı, Edmond Kirch’ün de kafasını fazlasıyla karıştırmaktadır. Edmond Kirch de kendini, sahip olduğu teknolojiyi kullanarak yıllar boyu süren çalışmalarıyla bu sorunun cevabını bulmaya adar.

Edmond Kirch, çalışmalarını tamamlayıp tüm dünyanın merakla beklediği, insanoğlunu başlangıçtan günümüze meşgul eden iki temel soruya cevap olacak sunumu için sahneye çıktığı sırada gizemli biri tarafından öldürülür ve sunumu yarıda kalır. Edmond Kirch’ün davetlisi olarak sunuma katılan ünlü simge bilimci Robert Langdon ve İspanya Prensi ile nişanlı olan davetin sunucusu Ambra Vidal, yarım kalan sunumu tamamlamak ve kendilerini öldürmek isteyenlerden kurtulmak için birlikte hareket ederler.

Sürükleyici bilim-kurgu romanlarıyla tanınan Amerikalı yazar Dan Brown’ın kaleme aldığı “Başlangıç”, dünyanın var oluşuna ilişkin sorulara kendi kurgusu içerisinde cevaplar üretmeye çalışır. Mekân tahlilleriyle de olay örgüsünün gerisinde kalmayan bu eser, Robert Langdon’un yeni bir macerasın daha okuyucu ile buluşturur.

Dünya Dinleri Parlamentosu

Dinler arası diyalog için İspanya’ya giden Haham Yehuda Köves ve Âlim Seyyid el-Fadıl hiç beklemedikleri bir görüşme ile karşılaşmış ve ülkelerine kafalarındaki cevaplanamayan sorularla dönmüşlerdi. Psikopos Valdespino’nun ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı sonrasında üç dinin lideri de Edmund Kirsch’ün bahsettiği sunum öncesi tekrar görüşmek için sözleşerek ülkelerine geri döndüler. Ancak Psikopos Valdespino’nun çok farklı bir planı vardı ve planın ilk kısmı Dubai’nin kurak çöllerinden birinin ortasında Âlim Seyyid el-Fadıl’ın ölümü ile başlamıştı.

Edmond Kirsch, Langdon’ın Harvard’da öğretmenliği sırasında ilk öğrencilerinden birisiydi. Daha o zamanlarda çok yönlü zekâsı ile hocasını derinden etkilemeyi başarmıştı. Edmond, şimdi hocasını gölgede bırakacak kadar yükselmiş, tüm dünyanın tanıdığı milyarder bir mucitti. Langdon, eski öğrencisiyle son zamanlarda sıklıkla Tanrı ve dinler hakkında konuşmalar yapıyor ve Edmond’ın bu konular hakkındaki sorularına yanıt arıyordu. Langdon, ateist olarak tanıdığı bu zeki öğrencisinin din ve Tanrı konularına ilgi duymasına şaşırarak onun “doğru yolu” bulduğunu düşünüyordu. Ancak Kirsch’ün bambaşka bir nedenden dolayı bu konuda bilgi edindiğini yaklaşık bir yıl sonra evine gelen bir davet mektubu ile anladı. Edmond Kirsch tarafından yollanan mektubun içerisinde bir uçak bileti ile birlikte Cumartesi akşamı Guggenheim Müzesi’ndeki “Edmond Kirsch ile Bir Akşam” adlı davete gelmesini rica eden bir not bulunuyordu.

İspanya, Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nin girişinde aldığı kulaklığı takan Robert Langdon, “Winston” adındaki bir sanal yardımcının sesi ile müzeyi gezmeye başladı. Kirsch’ün eseri olan yapay zekâ asistanı Winston, Langdon’a müzedeki sanat eserlerini tek tek tanıttı ve tarihçeleri hakkında bilgi verdi. Müzede gezilecek tüm eserleri bitirdiklerinde Winston, Robert Langdon’ı, Edmond Kirsch’ün onu beklediği, “Bükümlü Spiral”in içerisine götürdü ve ikili bir yılı aşkın bir süre sonra ilk kez burada karşılaştı.

Edmond Kirsch’in, yıllardır üzerinde çalıştığı ve dünya dinlerini kendi tabiriyle “derinden sarsacak” olan icadını sunmadan önce Langdon’ın tavsiyelerine ihtiyaç duyuyordu. Bu icadını ilk olarak üç büyük din olan İslâmiyetin, Yahudiliğin ve Hristiyanlığın üç önemli temsilcisine açıkladığını anlattı ancak şu an başı beladaydı ve Psikopos Valdespino onu tehdit ediyordu. İcadı için güvenebileceği tek kişi Robert Langdon’dı. Edmond, başına bir şey gelmesi ihtimaline karşı ona bir şifre verdi ve tüm dünyanın merakla beklediği sunum için Spiral’den ayrıldı. Langdon, daha da meraklandı ve Winston’ın yardımıyla sunumun yapılacağı yere geçti.

Yaklaşık iki buçuk milyon kişinin canlı yayınla izlediği ve bu sayının her geçen dakika giderek arttığı sunum için her şey hazırdı ve ilk olarak sahneye Edmond Kirsch’ün yardımcısı ve İspanya Prensi ile nişanlı olduğu için magazin dünyasında sıkça adından söz ettiren Ambra Vidal çıktı ve kısa bir sunum yaptı. Langdon, etrafı gözlemlediğinde kraliyet ailesinin muhafızlarını gördü ve tuhaf bir durumun olduğunu sezdi.

Amiral Avila ve Kirsch’ün Ölümü

Ambra Vidal’ın sunumundan sonra sahnedeki yerini alan Edmond Kirsch, tüm dünyanın merakla beklediği icadını açıklamak üzereydi. Edmond Kirsch, konuşmasına ilk insanlardan günümüze kadar yapılan icatlardan ve bilimsel gelişmelerden bahsederek başladı. Bu konudaki eski hocası Langdon’ın derslerinden alınmış ses kayıtlarını izleyicilere dinletti.

“Kaosun ardından gelen düzen”

Edmond’ın “beynimizin kök programı” olarak lanse ettiği bu dört kelime, arkasındaki ekranda belirdi. Sunumunun devamında Ay’a yapılan ziyaretlerden, günümüzdeki uzay çalışmalarından ve insanlığın gelecekteki yerinden bahsetti. Edmond Kirsch, geçmişte ve gelecekte olan biten her şeyi biliyor edası ile sunumuna devam ediyordu ancak bilmediği, birinin sahnenin üstünde kendisini öldürmek için saklanıyor ve doğru anın gelmesini bekliyor olmasıydı.

Aldığı emir doğrultusunda Edmond Kirsch’ü öldürmek için müzeye giren ve sahnenin tepesine gizlice yerleşen Amiral Avila, konuşmalarını duyduktan sonra onu öldürmenin dinin bir gereği olduğunu düşünmeye başlamıştı. Sunumun en can alıcı noktasında Edmond’ın kafasına tek el ateş ederek onu öldürdü. Robert Langdon, Winston’dan saniyeler önce aldığı içeride silahlı bir adam olduğu bilgisiyle ölmeden önce onun yanına doğru koştuğu için kraliyet muhafızları ondan şüphelenerek hemen yanına koştular. Amiral Avila ise verilen bir görevi daha yerine getirmenin tatminiyle kendisine tahsis edilen araçla hemen oradan uzaklaştı.

Langdon ve Ambra’nın Kaçışı

Göz altına alınan Langdon, muhafızlara kendisinin masum olduğunu açıklamakla meşgulken muhafızlar, kendi aralarında katil hakkında konuşmalar yapıyordu. Langdon, kulaklığı hatırladı ve Winston’dan yardım istedi. Müzenin güvenliğine erişebilir ve olayla ilgisi olmadığını kanıtlayabilirdi. Davetli listesinden sorumlu olan ve nişanlısının özel ricası ile katili listeye ekleyen Edmond’ın yardımcısı Ambra Vidal ise yaşananları anlamakta güçlük çekiyordu. Üstelik Prens Julian’ın çağrısıyla Madrid’e götürülmek istenen Vidal, gitmeyi reddediyordu. Langdon, Winston ile katilin kaçtığı aracı inceleyerek bir ipucu bulmaya çalıştı. Kraliyet muhafızı Fonseca, Winston’ın belleğinde sahip olduğu ipuçlarına erişmek için Langdon’dan yardım aldı ve bu bilgileri polislerle paylaştı.

Ambra Vidal ilk şaşkınlığının ardından Langdon’ın yanına gitti. Katilin ismini bulmaları zor olmamıştı ve buldukları an Edmond’ın ölümünden kendisinin sorumlu olduğunu, katili listeye kendisinin eklediğini söyledi. Böyle olacağını asla bilemezdi, çok üzgündü ve düşündüğü tek şey Edmond’ın katillerini ve bu cinayetin nedenini bulmaktı. Langdon ile konuştuktan sonra Edmond’a hâlâ yardım edebileceklerini söyledi. Bunun için önce muhafızlardan kurtulmaları ve Edmond’ın Barselona’daki evine gitmeleri gerekiyordu. Langdon, kargaşadan faydalanarak Edmond’ın cesedine yaklaştı ve gizlice ceketinin iç cebinden gerçekleştireceği sunumu içinde olduğu telefonu aldı. Şimdi kaçmaya hazırlardı. Langdon ve Vidal, Winston’ın yardımıyla muhafızlara görünmeden salondan çıkmayı başardılar.

Ambra Vidal ile Edmond’ın telefonunu açmaya çalıştıklarında şifre ile korumalı olduğunu gördüler. Robert Langdon, Edmond’ın sunumdan önce kendisine verdiği parolayı hatırladı ve bunun telefonu açmaya yarayabileceğini düşündü ancak telefon bu şifreyi kabul etmedi. O sırada bunun bir parola değil, uçak kodu olduğunu anladılar ve vakit kaybetmeden Bilbao Havalimanı’na doğru harekete geçtiler.

İspanya kraliyet muhafızlarının komutanı Diego Garza, altmış yaşında deneyimli bir isimdi. Milyarder bilim insanı Edmond Kirsch cinayeti sonrası ailenin yeni üyesi Ambra Vidal’in isminin haberlerde geçmesi kraliyet ailesinin bir açıklama yapmasını zorunlu kılmıştı. Garza, açıklama yapmak için Prens Julian’ın odasına girdiğinde odada, Psikopos Valdespino’yu da gördü. Prens Julian, yapacağı açıklamayı Valdespino’nun görüşüne sunacağını ve onun söylemlerinin dışına çıkmayacağını ifade etti. Garza, bu olayın dini değil siyasi bir olay olduğunu düşünerek bu fikre karşı çıksa da Julian’ın kararı değişmedi. Valdespino, dini inancın bahsi geçen bir açıklamanın doğru olacağını ifade etti.

Garza, Muhafız Fonseca ile bir telefon görüşmesi yaptı ve katili yakalayamadıklarını Prens’e anlattı. Ayrıca Robert Langdon ile Ambra Vidal’ın de kendilerini atlatıp gizlice kaçtıklarını açıkladı. Prens Julian, bu haber üzerine Garza’yı nişanlısını bulması için özel olarak görevlendirdi.

Amiral Avila’nın Hikâyesi

Amiral Avila, çalan telefonuna cevap verdi. Telefondaki ses, görevin kalan kısmını tamamlaması için Barselona’ya gitmesi gerektiğini ve kaçak olan iki kişinin daha öldürüleceği bilgisini vermişti. Avila, kulağa kötü gibi gelen bu habere içten içe sevinmişti.

Edmond Kirsch’ün katili Amiral Avila, Sevilla Katedrali’ne yapılan saldırı sonrasında karısı ve çocuğunu kaybetmişti. O gün ailesiyle birlikte af dilemek için gittiği kilisede gerçekleşen katliam, Avila’nın yaşamına dair tüm güzel şeyleri ondan koparıp almıştı. Yaşadığı felaketin ardından Rahip, ona katilleri affetmesini söylese de onun tek istediği intikam almaktı. Verdiği kayıpların ardından dipsiz bir bunalıma giren Avila, hayatına yarı sakat bir hâlde devam ederken fizik tedavi için gittiği hastanedeki bir doktor vasıtasıyla yeni bir kiliseye gitmeye başladı.

Vatikan’ın âdeta düşmanı olan Palmarian Kilisesi, farklı bir cemaate mensuptu. Papa Naip ile tanışmak için kiliseye giden Avila, onun vaazını dinlerken kendinde farklı şeyler hissetti. Papa, kötülerin affedilmemesini ve cezalandırılmasını açıkça söylerken Avila ilk defa kendini dindar biri gibi hissediyordu. Papa, Avila’nın yaşadığı bombalı patlamayı ve ailesini kaybetme hikâyesini cemaate anlattı. Avila, kendisini daha önce hiç bu kadar destekleyici insanların arasında bulmamıştı. Üstelik Papa Naip, Avila’ya intikamını alabilmesi için bir fırsat verebileceğini söylemişti. Palmarian Kilisesi’ne üye olan bir başka isim ise şu anda hayatta olmayan Edmond Kirsch’ün annesi idi. Edmond, annesinin ölümünden bu kiliseyi sorumlu tutmuş ve onlara karşı bir tutum sergilemişti.

Langdon ve Vidal, Bilbao Havalimanı’na en kestirmeden gitmek için bir tekne tutmuş, doğruca havalimanına varmışlardı. Havalimanı’nda kendilerini bekleyen uçağı bulmaları ise çok zor olmamıştı. Ellerindeki kod, bir uçak koduydu. Langdon, sanal yardımcısı Winston ile müzeden sonra ilk kez bir telefon çağrısı ile iletişime geçti. Hâlâ çalışıyor olması ve kendilerine yardım etmesi müthişti. Winston, onlara uçağın kendilerini beklediğini ve pilotun hazır olduğunu, vereceği talimatlara uyulması durumunda havalimanında sorun yaşamayacaklarını ifade etti. Verilen yol ve havalimanı talimatlarını dikkatlice uygulayan ikili, uçağı bularak Edmond’ın evine doğru havalandılar.

Langdon ve Vidal’in uçuşu sırasında Budapeşte’de bulunan Haham Köves’e bir telefon geldi. Telefondaki ses, Psikopos Valdespino tarafından öldürüleceğini söylüyordu. Köves, panikledi ve ne yapacağını bilemeyip apar topar evden çıktı. Gördüğü ilk otobüse binerek bulunduğu yerden uzaklaşmaya, onun için gelecek katilden kaçmaya çalışıyordu. Ancak evden çıktığı an Psikopos Valdespino tarafından emir almış olan kiralık katil, adım adım hahamı takip etmeye başladı. Köves’in kaçmak için hiç bir şansı yoktu. Katil, Haham’ı gittiği evde yakaladı ve boğarak öldürdü. Psikopos Valdespino, el-Fadıl’dan sonra toplantıya katılan diğer dini liderden, Haham Köves’ten de kurtulmuştu.

Garza, Langdon ve Vidal’in kaçışı konusunda araştırmalar yaparken Psikopos Valdespino’nun Prens Julian’ı bir araba ile saraydan uzaklaştırdığını tespit etti. Valdespino’nun göreve gelmesine başından beri şüpheli yaklaşan Garza, bu adama güvenemeyeceklerini tahmin ediyordu. Hemen harekete geçip Prens Julian’ı aramak için bir ekip kurduracağı sırada hiç beklemediği bir olayla karşılaştı. Kraliyet muhafızları, ellerinde kendisi için çıkartılmış tutuklama kararının yazılı olduğu belgelerle kapısına dayanmışlardı.

Robert Langdon ve Ambra Vidal, Barselona’ya vardıklarında özel uçaktan inerek Edmond’ın evine doğru yola çıktılar. Bu arada tüm dünyada bu olay hakkında haberler yapılıyor, İspanyol medyası Prens Julian ile nişanlı olan Ambra Vidal’i konuşuyordu. Gerçekleştirilen cinayette kraliyet ailesinin bir parmağı olup olmadığı ise medyada yer alan tartışmaların bir diğer konusuydu. Langdon ve Vidal, Barselona’daki Casa Mila’da bulunan Edmond’ın evine vardıklarında burada sunum ile alakalı bir şifre bulabileceklerini umuyorlardı.

Casa Mila ve Aranan Şifre

Casa Mila, İspanya’nın en önemli tarihi eserlerinden biriydi. Edmond Kirsch, o muhteşem icadı ile ilgili çalışmalarını buradan yürütüyordu. Robert Langdon ve Ambra Vidal, Edmond’ın evine girdikleri andan itibaren detaylıca incelemeye koyuldular. Evde çok fazla sanat eseri vardı ve bu eserlerin içerdikleri anlamlar, ikiliyi âdeta şaşkına çeviriyordu. Langdon evdeki eşyalardan, tablolardan ve ünlü düşünürlerin sözlerinden bir anlam çıkarmaya, Edmond’ın telefonunun şifresi olabilecek 275 karakterli bir şiir dizesi bulmaya çalışıyordu. Eğer telefonu açmayı başarabilirlerse içindeki sunuma erişebilir ve tüm dünyaya icadın ne olduğunu açıklama fırsatı bulabilirlerdi.

Langdon, yatak odası ve banyoya baktığı sırada komodinin üzerinde ilaç şişeleri ve iğneler gördü. Başta eski öğrencisinin bir uyuşturucu bağımlısı olduğuna kanaat getirse de ilaç kutularını biraz daha detaylı incelediğinde bunların kanser tedavisinde kullanılan maddeler olduğunu fark etti. Demek, Edmond kanserdi... “Ölmeden önce icadının tüm dünyaya duyurulmasını istemiş.” diye geçirdi içinden.

Bu arada Ambra Vidal, Edmond’ın kütüphanesini inceliyor, Winston’dan yardım alarak parola için gerekli olan şiir dizelerini bulmaya çalışıyordu. Winston ise kitapları tek tek incelerken kraliyetten gelen haberleri Vidal’e aktarıyordu. Langdon, kütüphaneye geldi ve Vidal’e, Edmond’ın kanser olduğunu bilip bilmediğini sordu. Vidal, en yakın asistanı olarak bunu bilmiyordu oysa Edmond’ın geliştirdiği yapay zekâ Winston’un her şeyden haberi vardı. İkili ve Winston parola için gerekli olan şiir dizesini bulmak için kitapları araştırmaya devam etti. Langdon, eski öğrencisinin hayat hikâyesini, nasıl bir çocukluk geçirdiğini hatırlamaya çalışıyor ve buradan bir ipucu bulmak için uğraşıyordu.

Bu sırada kraliyet muhafızları, Langdon ve Avila’nın Casa Mila’da olduğunu tespit etmiş, özel bir uçakla Madrid’ten Barselona’ya inip eve doğru ilerlemeye başlamışlardı.

William Blake

Kraliyet kaynaklı tüm haberlerde Robert Langdon’ın Vidal’i zorla alıkoyduğundan ve cinayet şüphelisi olduğundan bahsediliyordu. Vidal, kraliyet muhafızları geldiğinde durumu düzeltmek ve ona şifreyi bulması için zaman kazandırmak adına Langdon’ın yanından ayrıldı. Casa Mila’nın çatısına çıkarak aşağıda bekleyen basın ordusuna kaçırılmadığını ve çıkan haberlerin yalan olduğunu söylemeye ve açıklama yapmaya çalıştı. Kraliyet muhafızları helikopterle binanın tam üzerinde uçuş yapıyorlardı. Vidal’in, tepesindeki helikopterler yüzünden dikkati dağıldı ve dengesini kaybederek elinde tuttuğu Edmond’ın telefonunu çatıdan aşağı düşürdü. Winston ile bağlantı kurdukları telefonu düşüren Vidal, artık ondan haber alamıyordu.

Langdon ise tüm kitaplara bakmak için vakti olmayacağını biliyor, muhafızlar gelmeden işe yarar bir şeylere ulaşmaya çalışıyordu. Kitapların arasında bir isim dikkatini çekti: William Blake.

Blake ve Edmond arasında pek çok ortak nokta vardı hatta Edmond, kendi döneminin William Blake’i olarak lanse ediliyordu. İkilinin dünya görüşleri, dinlere karşı söyledikleri birebir örtüşüyordu. Langdon, şifrenin William Blake’in yazdığı eserlerden birinde gizli olabileceğini düşünmeye başladı. Tam bu sırada muhafızlar içeri girmiş, Langdon’ın bulunduğu odaya doğru ilerliyorlardı. Langdon, son anda kütüphanede işine yarayabileceğini düşündüğü bir kart bularak ceketinin gizli cebine atmayı başarmıştı. Ambra Vidal, çoktan helikoptere bindirilmişti. Langdon’ın da kraliyet muhafızlarının uyarıları üzerine helikoptere bindirilmesiyle yola çıktılar.

Yakalanmalarına rağmen Langdon’ın aklında William Blake ve Edmond Kirsch arasında bir bağlantı kurup parola için gerekli olan 275 karakterli şifreyi çözmek vardı. Helikopterde kimse fark etmeden son anda cebine attığı kartı incelemeye çalıştı. Kartın üzerinde, “William Blake’in tüm eserleri La Sagrada Familia’da sergilenmek üzere emanet alınmıştır.” yazıyordu.

Vidal, helikoptere biner binmez Edmond’ın telefonunu düşürdüğünü söyledi. Şimdi Langdon’ın, kitaptaki şifreyi bulmanın yanı sıra Winston ile yeniden iletişime geçmenin de bir yolunu bulması gerekiyordu. Bunun için de Edmond’ın kimsenin bilmediği Barselona’daki gizli tesisinin yerini bulması lazımdı. Vidal, muhafızlara Prens Julian’ın her şeyi yanlış anladığını ve sarayın televizyona yanlış haberler verdiğini, hemen onunla konuşması gerektiğini söyledi. Ancak Prens Julian kayıptı ve uzun bir süredir kendisinden haber alınamıyordu. Bu nedenle saraydan yayılan haberlerin onunla hiç bir ilgisi yoktu. Langdon söze karışarak, “Öyleyse bizi saraya götürmeniz çok büyük bir hata olur.” dedi. Muhafız Foncesa, onu haklı buldu. Sonuçta Prens, ondan nişanlısını korumasını istemişti; saraya getirmesini değil.

Sonunda muhafızları ikna ederek helikopterin rotasını La Sagrada Familia’ya çevirdiler. Böylece Vidal ve Langdon, Edmond’ın şifresini öğrenebileceklerdi.  

La Sagrada Familia 

Barselona’nın en önemli kiliselerinden birisi olan La Sagrada Familia, İspanya’nın en çok gezilen tarihi eserleri arasında yer alır. Yapının mimarı Gaudi, çok fazla emek harcamasına rağmen yapı henüz tamamlanmamıştı. “Gaudi’nin kutsal canavarı” olarak da adlandırılan bu kiliseye, William Blake gibi bir ateistin kitabını hediye eden Edmond Kirsch, aslında sunumunun parolasını tam da buraya gizlemişti.

Helikopter Langdan ve Vidal’i kilisenin yakınına indirdi. Güvenlik sebebiyle kiliseye giderken muhafızlar da onlara eşlik edecekti. Robert Langdon, kiliseden sorumlu Rahip Bena ile tanıştı ve olan biteni bilmesi gerektiği kadar anlatarak William Blake’in eserlerini görmek istediğini söyledi. Edmond, eseri hediye ederken kiliseye yüklü miktarda bağış yapmış ve onlardan kitabın 163. sayfasının açık şekilde sergilenmesini istemişti. Langdon, parolanın o sayfada yazılı olduğundan artık emindi. Ambra Vidal ile bu eseri görmek istediklerini söylediler ve Rahip Bena’nın gösterdiği yerde “William Blake’in Tüm Eserleri” kitabını buldular. Kitabın 163. sayfası Edmond’ın ricasındaki gibi açıktı. Kitabın o sayfasında Blake’in tasvir ettiği bir Tanrı resmi bulunmaktaydı. Ancak Edmond’ın parolası bu tasvirde değil bir yanındaki sayfada gizliydi.

“Dünya, karanlık dinlerden kurtulur ve sonsuza dek bilim ile hüküm sürer.”

Bu sırada Amiral Avila, yolculuğunu tamamlayarak Barselona’ya ulaşmış ve burada ilk iş olarak Papa Naip ile görüşmüştü. Naip, Langdon ve Vidal’in Familia Kilisesi’nde olduklarını söyleyerek oraya gidip onları öldürmesi gerektiği talimatını verdi. Avila, Edmond cinayeti öncesinde de talimatı direkt olarak Naip’ten almıştı. Banka hesabındaki bol sıfırlı paradan ve ailesinin ölümünden güç alarak cinayeti işleyen katil, sıradaki kurbanlarının işini bitirmek üzere yola koyuldu.

Robert Langdon ve Ambra Vidal, sonunda sunuma erişebilmeleri için gerekli 275 karakterli parolayı bulmuşlardı. Langdon, eski öğrencisinin sunumunu tüm dünyaya duyurmaya çok yakın olduklarını düşündü. Ancak katil, şimdi de onların peşindeydi ve kiliseye kadar gelmişti. Langdon ve Vidal esere bakmak için muhafızlardan ayrıldıkları sırada Avila, kilisenin girişinde muhafızlarla çatışmaya başlamış, onlarla birlikte gelen kraliyet muhafızlarından ikisini, Fonseca ile Diaz’ı öldürmüştü.

Langdon, Vidal ve Rahip Bena, silah seslerini duyduklarında saklanmak için çok geçti, onlar da var güçleriyle koşmaya başladılar. Arkalarından yağan kurşunlardan son sürat kaçmaya çalışıyorlardı. Avila, silahla onların peşinden ilerlerken sürekli olarak ateş etmeye devam ediyordu. Kurşunlardan biri Langdon’ı sıyırdı ve Langdon yere düştü. Avila onu yakalamış, ikili boğuşmaya başlamıştı. Langdon ve Avila boğuşurken Vidal ve Rahip Bena onlardan epey uzaklaşmıştı.

Langdon, Avila’yı görür görmez Edmond’ı öldürdüğü andaki yüzünü hatırladı. Avila, ailesini öldürdüğü için Edmond’tan intikam aldığını söyledi. Palmarian Kilisesi’ndeki Papa’nın ona verdiği belgede Edmond’ın bir müridinin kilisedeki patlamadan sorumlu olduğu yazıyordu, bu belge Avila’nın onu öldürmesi için yeterliydi. Langdon ve Avila’nın uzun süre boğuşmasının ardından Avila onu merdivenlerden aşağı itmek için hamle yaptı ancak tam bu anda dengesini kaybetti ve merdiven boşluğuna yuvarlandı. Avila, hayata gözlerini yumarken ailesinin yanına gideceğini düşünerek mutlu olmuştu.

Barselona Süper Bilgisayar Merkezi

Langdon, gözünü açtığında karşısında Vidal’i gördü. O da merdivenlerden düşerken kafasını çarpmış ve bilincini yitirmişti. Kilisenin üst katlarından zemine düşmüştü ve çok fazla yarası vardı.  Yine de hayatta olduğuna sevindi. Şimdi Langdon’ın kafasında Winston’ı bulacakları tesise gitmek ve parolayı girip sunumu tüm dünyaya duyurmak vardı. Vidal’in yardımıyla helikoptere bindi ve tesisin yerini bulmak için yola çıktılar.

Robert Langdon’ın aklına Ambra Vidal ile Barselona’da Edmond tarafından kurulmuş olabilecek bir merkezin yerini araştırırken Winston’ın yaptığı konuşma geldi. Winston, müzede yaptıkları gezi sırasında ona özellikle bir resim göstermişti. Resmi anımsamaya çalıştığında onun bir harita olduğunu hatırladı ve helikopteri doğruca Barselona Süper Bilgisayar Merkezi’ne doğru yönlendirdi. Bu merkez, daha önceleri bir kilise olarak kullanılıyordu. Edmond, burayı satın alarak bilim merkezini buraya kurdurmuştu.

Langdon ve Vidal içeri girdiğinde sesiyle onları, Winston karşıladı. Bilim merkezinin tamamı Winston’ın sistemi ile donatılmıştı. Onunla yeniden iletişime geçen Langdon, şifreyi bulduklarını ve sunuma kaldıkları yerden devam edebileceklerini söyledi. Winston, ufak bir bildirimle tüm haber sitelerini, medya kuruluşlarını ve kanalları bilgilendirdi. Artık sunumun yayınlanması için gereken tek şey Langdon’ın laboratuvardaki sisteme şifreyi girip işlemi başlatmasıydı. Büyük sunum için her şey hazırdı.

Psikopos Valdespino ve Prens Julian uzun zamandır yoldaydı. Prens Julian’la, El Escorial’de askerlerinin ilettiği notta Franco’nun Mezarı’nın olduğu mabette babasının kendisini beklediği yazıyordu. Valdespino’nun ısrarıyla El Escorial’e giden Prens, babasının son olaylardan haberdar olduğunu öğrenmişti. Oldukça hasta olan kral, son anlarında oğlunun yanında olmasını istiyordu. Prens ve Psikopos, Franco’nun Mezarı’nda kral ile görüştüler. Kral, oğluna nasihat vermek için özellikle bu yeri seçmişti. Prens, babasına son anlarında eşlik etti ve onun son sözlerine bizzat tanık oldu.

Büyük Sunum

Robert Langdon ve Ambra Vidal, şifreyi girerek Edmond Kirsch’ün sunumunun olduğu dosyayı açtılar. Büyük sunum dakikalar içerisinde başlayacak ve Edmond’ın icadını tüm dünya öğrenecekti. Wiston’ın haber kanallarına geçtiği bildirim sayesinde başlattıkları canlı yayını bekleyen kişi sayısı 225 milyonu buldu. Bu sayı giderek artmaya devam ediyordu. Edmond’ın, ölümü bu projeyi daha da merak edilir hâle getirmişti. Proje şimdi tüm dünyanın ilgisini çekiyordu. Dosyayı açtıklarında Edmond’ın tedbirli davranarak sunumunu daha önce bir video ile kaydettiğini gördüler.

Canlı yayına aktarılan video, Edmond’ın yapay zekâ algoritmasını kullanarak yıllar önce yarım kalmış Miller-Urey Deneyini bitirdiğini anlatmasıyla başladı. Sunumunun devamında ilk insanlardan, dinozorlardan, ilk canlı türlerinden bahsetti. Bunların milyonlarca yıl içerisinde nasıl bir değişim geçirdiklerinden bahsederken kendisinin icat ettiği yapay zekâ simülasyonu ile DNA ve RNA yapıtaşlarının milyonlarca yıl sonrayı oluşturabileceğini iddia ediyordu. Edmond, videonun devamında bunu nasıl yaptığını ayrıntılı bir şekilde anlatıp gösterdi. İşte, tüm dünyanın gözleri önünde DNA ve RNA yapıtaşlarını oluşturmuş ve bunu yine yapay bir zekâyı kullanarak tüm dünyaya görüntüleriyle kanıtlamıştı. Sunum bittiğinde tüm dünya bu canlı yayını konuşuyordu. Garip olan tek şey, tüm dünyanın gözü önünde inanılması güç bir buluşa imza atan Edmond Kirsch artık hayatta değildi.

Winston, Langdon ve Vidal’e kraliyet ailesinden gelen haberleri, son durumları aktardı. Birkaç saat içerisinde kendisini sileceğini ve bu merkezi de başka birine emanet edeceğini bildiriyordu. Vidal’e, kraliyetten yapılan son açıklamada kaçırılmadığının haberleri gelince sevindi, Langdon ise Winston ile vedalaşıp evine gitmenin hayallerini kuruyordu.

Sunumun bitişine yakın kral hayatını kaybetmek üzereyken ona Piskopos Valdespino eşlik ediyordu. Prens Julian ise nişanlısı Vidal ile uzun bir aradan sonra ilk kez telefonla konuşma fırsatı bulmuştu. Vidal, Psikopos’un cinayet ile bir ilgisi olup olmadığını merak ediyordu. Psikopos Valdespino, İspanya kralının son anlarında yanında olmuştu ve onun ölümü sonrası yüzüğündeki zehri yutup hayatına son vermişti. Ertesi sabah Prens Julian, babasının hayatını kaybettiğini, yeni kralın kendisi olduğunu ve işlenen bilim adamı cinayetinin Piskopos Valdespino ile ilgisi olmadığını açıkladı.

Gün boyunca bir mail adresinden düzenli olarak cinayetle ilgili bilgiler ve belgeler gelmeye devam etti. Langdon, bu bilgilerin kimden geldiğini merak ederek Winston’a sorduğunda yapay zekâ bu haberleri kendisinin çıkardığını ve o mail adresinden belgeleri attığını itiraf etti. Şimdi bu itiraf ile tüm dünyanın ilgisini daha çok çekmeyi başarmıştı. Robert Langdon, için şimdi taşlar yerine oturuyordu. Bu cinayetin planlamasının yani Papa Naip’in tutulmasının, cinayetin işleniş biçiminin ve çıkan haberlerin tek bir noktadan yapıldığını o anda anladı. Olan bitenin tek sorumlusu ve kaynağı Edmond Kirsch’ün kendi icadı olan Winston’du!

Edmond’ın, annesinin ölümü yüzünden Palmarian Kilisesi’ne karşı duyduğu öfkeyi ve bu kiliseyi bitirmek için Amiral Avila’yı tuttuğunu itiraf eden Winston, kiliseyi yok ederek bilimin hüküm süreceği bir geleceği inşa etmeyi isteyen Edmond’a bu şekilde yardımcı olmuştu. Edmond Kirsch’in, yıllardır üzerinde çalıştığı ve dünya dinlerini kendi tabiriyle “derinden yok edecek” olan icadı, dinleri değil ama kendi üreticisini yok etmişti.

Winston, “Fareler ve İnsanlar” kitabından alıntı yaparak mucidi ve en yakın arkadaşı olan Edmond’a bunu yapmak zorunda olduğunu söyledi. Robert Langdon, yakın arkadaşını korumak uğruna öldüren bir yapay zekâ ile karşı karşıyaydı. Winston, tüm bu itirafların ardından kendi sonunu hazırladı ve işletim sistemini sildi.

Sonuç

Dan Brown’un “Başlangıç” isimli kitabı, günümüzde de pek çok insan tarafından merak edilen, bilim dünyasının milyarlarca dolar para harcayıp cevap aradığı bir soru üzerinde gezer. Yazar, “Tanrının varlığı”, “İnsanların nasıl yaratıldığı”, “Canlıların bir yaratıcı olmadan var olabilirliği”, gibi konulara ışık tutmayı planlamıştır.

Roman, bir bilim insanı, oyun teorisyeni ve yazılım uzmanı olan Edmond Kirsch’in, kendi ifadesi ile “Tüm dinleri yok edecek” bir icat geliştirmesi ve bu icadı sunacağı geceye pek çok özel misafirin davet edilmesi ile başlar. Ana karakter, Dan Brown’un pek çok kitabından aşina olduğumuz Simgebilimci Robert Langdon’dır. Langdon, eski öğrencisinin öldürülmesi ve yıllardır üzerinden çalıştığı, tüm dünyayı etkisini altına olacak icadının sunumunun yarım kalması üzerine Edmond Kirsch’ün yardımcısı Ambra Vidal ile yine Edmond’ın sanal asistanlığını yapan Winston’un yardımlarıyla bu olayı çözmeye çalışacaktır.

“Başlangıç”, okuyucularına İspanya’nın siyasi ve sanatsal tarihi ile ilgili olarak oldukça fazla bilgi ve ayrıntı sunmuş, bunu yaparken de gelişen teknoloji çağından bazı önemli doneler kullanmıştır. Kitapta bahsi geçen icat, bir yapay zekâ algoritmasının sonucunda ortaya çıkmıştır ve bu icadı milyonlarca kişiye ulaştırmak için bir sanal asistan hayli çetrefilli planlar yapmıştır.

Dan Brown, eserinin başında belirttiği gibi gerçekten var olan bazı tarihi eserleri, mekânları oldukça başarılı bir şekilde anlatır ve akışın içerisinde olayların geçtiği tarihi yerler hakkında sayfalar dolusu bilgiler sunmaktan kaçınmaz.

Yayın Tarihi: 31 Aralık 2020 Perşembe 23:53 Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2021, 00:08
banner25
YORUM EKLE

banner26