Damsız Duvarsız Mekteplerin Öğrenci ve Öğretmenleri

Mustafa Kutlu’nun son kitabı ''İyiler Ölmez'', önceki birçok kitabıyla örtüşen, benzeşen hatta birbirini tamamlayan özellikleri ile ön plana çıkıyor. Küçük hikayeciklerden müteşekkil bir uzun hikaye. Yavuz Ertürk yazdı.

Damsız Duvarsız Mekteplerin Öğrenci ve Öğretmenleri

Hikâye küçük bir Anadolu kasabasında geçer.

Onlarca hikâyenin geçtiği yerde yani.

Onlarca hikâyenin kahramanı olan, adı, mesleği, meşrebi, memleketi değişen ama üstlendiği rolü, karakteri değişmeyen kahramanlar bizlerle yine.

Zengin ya da fakir, işçi ya da memur, hoca ya da talebe, baba ya da evlat ve hatta çok daha fazlası vardır bu kahraman tiplerinin. Cemiyetteki adı ve rolü farklı olsa da karakter aynıdır daima. En büyük ve ortak özelliği “iyi” oluşudur bu kahramanların. İyilik en büyük payda. Merhamet, samimiyet, yardımlaşma, saygı, edep de bu kahramanların yetiştikleri ve insan yetiştirdikleri damsız duvarsız birer mektep görevi görürler.

Kalabalık değil zengin bir sofradır şahıs kadrosu

Kişilik sahibidir bu kahramanlar. Kalbi ve zihni amansız arayışlar ve sorgulamalar içerisinde bocalayan bir kahramanla, sarhoş lakabıyla bilinen bir karakter aynı sofraya otururlar. Sonra bir ressam çıkagelir, bir sazende, bir esnaf, bir memur… Halka genişler, büyür, zenginleşir. Bu ancak bir zenginlik göstergesi olur. Kimse kimseyi kötü bir alışkanlığından ya da kusurundan ötürü küçümsemez, hor görmez. Hatta çoğu zaman bu kusur ve eksikliklerin üzerine gece olup örtülüverir kahramanlar. Ve giderilebilecekse bir an önce o eksiklik ya da kusurların giderilmesi için çabalanır. Pencereden başımızı uzatıversek ya da dışarı bir adım atıversek karşımızda buluvereceğiz hissi uyandırır bu kahramanlar.

İyilik burada bir yerlerde

Hikâyenin kahramanları yaşantıları, çabaları, çalışmaları, mücadeleleriyle kazanmışlardır “kahraman” sıfatlarını. Yetimlerin başını okşayan, yaşlılara ve kadınlara saygıda kusur etmeyen, fakir fukaraya sofra kuran, ekmeğini paylaşan, evleneceklere elinden geldiğince ve karşılıksız her türlü desteği ve yardımı sağlama gayretine giren kahramanlardır bunlar. Sarhoşu, namaz-niyaz bilmeyeni dahi, inancının gereklerini uygulamaya çalışanlara her türlü saygı ve özveriyi gösterebilen tiplerdir.

Belki de budur Mustafa Kutlu’nun kahramanlarını ölümsüz kılan. Uzun Hikâye’nin Ali’sini, Tahir Sami Bey’i, İncila Gülfem’i, Nur’u, Ömer Faruk’u, küçük kalecimiz Selahattin’i, Battal abiyi, Cevat’ı nasıl unuturuz.

İyilik burada bir yerlerde. Bakabilene, bakıp da görebilene kendini aşikar ediyor. İsmi, işi, mesleği ne olursa olsun iyiler ölmüyor.

Cemiyetin derdiyle dertleniyor kahramanlarımız

Mustafa Kutlu’nun son kitabı İyiler Ölmez, önceki birçok kitabıyla örtüşen, benzeşen hatta birbirini tamamlayan özellikleri ile ön plana çıkıyor. Küçük hikayeciklerden müteşekkil bir uzun hikaye. Birbirinden çok farklı meziyetlere ve özelliklere sahip onlarca isim ve bunların hikayecikleri. Ve ön plana çıkan dört kahramanın şahsında tamamlanıyor hikâyemiz.

Şahsi ve ailevi problemlerden, güncel meselelerden ziyadesiyle etkilenmiş olsalar da cemiyetin derdiyle dertleniyor kahramanlarımız. Her biri kendi iç dünyalarının fırtınalarını yaşasalar da bunu çevrelerine yaşatmıyorlar. Her türlü olumsuzluğa, sıkıntıya rağmen bir şeyler yapabilme gayretinden beri durmuyorlar.

Biz bunu mu yitirdik acaba? Mustafa Kutlu’nun kahramanları bize bu mesajı vermek için mi hayattalar?

Durup duruken problem üretmekten, can sıkıntılarımıza dalmış olmaktan kardeşimizin derdiyle dertlenmeyi unuttuk.

Tüketim çılgınlığımız sevinçleri bir anda tükettiriyor.

Ya kederler?

Mustafa Kutlu, İyiler Ölmez, Dergah Yayınları

 

Yavuz Ertürk

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2017, 17:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER