banner17

Cümle yeryüzü mazlumlarına selam olsun

'Otuz yıldır kelimelerden ördüğü direnç kalelerini' anlatıyor Mine Alpay Gün okurlarına 'Direnç ve Özgürlük’te. İsmail Demirel yazdı.

Cümle yeryüzü mazlumlarına selam olsun

https://www.ktpkitabevi.com/urun/diren-ve-zgrlk-9789754736274Yıllar yılı Milli Gazete’de Ritimler adlı köşesinden okurlarına seslenen Mine Alpay Gün, yazdıklarını aralıklarla sessiz sedasız, reklamsız bir şekilde iki kapak arasında toplamayı sürdürüyor. Gün, son olarak Direnç ve Özgürlük adını verdiği bir kitapla okurlarına selam veriyor.

Ülke Kızları”, “Kuma”, “Anadolu’dan Esintiler”, “Bir Vakti Namluya Sürmek”, “Zenci Gül Destesi”, “İstanbul Mir’âti”, “Ranuna’ya Mektuplar”, “Bir Düş Müydü Çocukluğum”, “Çocuklarımıza Din Kitabı” ve “Kadın Fotografları” adlı kitaplardan sonra onbirinci kitap olarak Direnç ve Özgürlük ile okurlarına sesleniyor Mine Alpay Gün. Beyan Yayınları'nın 607. kitabı olarak 2015 yılının Mayıs ayında görücüye çıkmış Direnç ve Özgürlük.

Şehadet bir çağrıdır nesillere çağlara

Sekiz bölümden oluşuyor kitap. “Ortadoğulu Olmanın Dayanılmaz Cazibesi” adlı bölüm kitabın en uzun bölümü. Kitabın en uzun bölümü olmanın yanında en naif, en duygusal bölümü aynı zamanda. Mine Alpay Gün bu bölümde, yaşadığımız çağda unutmaya yüz tuttuğumuz, hayatın anlamlarından biri olan şehadet şerbetini içerek bizlere şehitliği yeniden hatırlatan gençleri selamlıyor. Gazze yolunda Mavi Marmara’da şehit düşen Furkan’ı, Mısır’da Tahrir Meydanı’nda, genç kızlarımız için aidiyet ve özdeşlik kuramadıkları kahramanlık kavramına yeni anlamlar ve imkanlar kazandıran Esma Biltaci’yi sellamlıyor.

Filistin’i, Gazze’yi, ille de Kudüs’ü selamlıyor yazar. Hatırlatıyor bize Kudüs’ün coğrafyamızın, inanç coğrafyamızın neresine düştüğünü. Filistin’in her Müslümanın vatanı olduğunu hatırlatıyor bize. Mü’min kalplerin, iman dolu yüreklerin sınır tanımadığını, tanımaması gerektiğini, yeryüzünün mü’mine secdegâh kılındığını bildiriyor Gün. Srebrenitsa’ya selam ediyor. Bosna’yı hatırlatıyor bize. Sadece şehitleri değil, şahit mekanları da selamlıyor Gün. Afrika'yı, Bilalî mü’minleri selamlıyor. Vietnam’ın yanında Abdulkadir Molla’yı selamlıyor yazar. Şehadetin bir çağrı olduğunu tekrarlıyor cümle nesillere ve çağlara.

Cümle yeryüzü mazlumlarına selam olsun

İstanbul doğumlu olan yazar, bütün bir İslam coğrafyasının ve mazlum coğrafyaların nabzını tutuyor. Gah Suriye’ye gah Mısır’a gah Gazze’ye gah Bosna’ya gah Latin Amerika’ya gah Afrika’ya gah Uzakdoğu’ya ama ille de Ortadoğu’ya götürüyor okurlarını. Çocuklar için savaşmamız gerektiğini, Uzakdoğu'dan çekik gözlerimizle, Küba’dan kıvırcık saçlarımızla çocuklar için savaşmadığımız takdirde kömürün kalbinin Kozlu’da güm güm atamayacağını yineliyor okurlara. Amerika Japonya’ya bomba attığında ölenlerin bizim çocuklarımız olduğunu vurguluyor. Mazlum olarak toprağa düşen herkesin bizim olduğunu, bizden olduğunu ifade ediyor. Furkanların, Esmaların, Abdulkadir Mollaların şehadet sevincini cümle yeryüzü mazlumlarının paylaştığını söylüyor Gün.

Bütün hüneri, unuttuğumuzu hatırlatan samimiyeti

Otuz yıldır kelimelerden ördüğü direnç kalelerini” anlatıyor Mine Alpay Gün okurlarına Direnç ve Özgürlük’te. Bizleri de davet ediyor hiç bir maddi ve dünyevi güç karşısında yıkılmaz ve sarsılmaz kalelerine. Bizlerle, okurlarıyla paylaşıyor, iman dolu kelimelerden, uhuvvet ve samimiyet kokan cümlelerden, direnç yüklü pragraflardan, dirilişe yeniden dirilişe özlemle yanıp tutuşan yazılarından meydana gelmiş kitaplardan mürekkep kalelerini. Kalelerimiz yıkılmasın, sekülerliğe, dünyeviliğe esir düşmesin diye yakınıyor. Biz müslümanlar sekülerleşirsek, insanlık çok çekecek, çok şey kaybedecek diyor. İnsanlığın umudunun öleceğinden korkuyor.

Samimi, içten bir üslupla yaşadığımız çağda maddiyata, makama, mevkie esir olan ve bir selamı dahi çok gören mahallemiz insanı ile bu maddiyata esir olmayıp helal rızık peşinde koşup cehd edenlerin maceralarını, serüvenlerini aynı kitapta toplamış Mine Alpay Gün.

Yıkılsın put yapımevleri!

Can yakıcı ve sıkıcı sorular soruyor Mine Alpay Gün. Sermayeden put yapımevleri inşa edenleri sigaya çekiyor: “Neresini öveyim, ölüm ilanını bile İslamî gazetelere vermeyen müslüman holdingin patronunun?” Devam ediyor Gün: “Niye şükran duyayım, ‘içki yok’ etiketi ile Müslümanları sömüren anamalcıya?” Umutsuzlukla soruyor bazen: “Nasıl aşacağız bu çağı? Kafa tutacak neyimiz kaldı?” Akif’e sesleniyor kimi zaman: “Sahi niye bu kadar büyük sustunuz?” Şehadeti selamlıyor her defasında: “Bizi en çok korkutan ölümden öte köy var mı?”

Bugüne kadar hiç Mine Alpay Gün okumamış özellikle genç okurlar Direnç ve Özgürlük'ten başlayabilirler Gün okumalarına. Bütün samimiyetiyle içinde bulunduğumuz sıkıntılı günleri, zamanları ve mekanları tasvir eden Mine Hanıma bize, unuttuklarımızı hatırlattığı, biraz soluklanmamız için direnç kalelerini işaret ettiği için kocaman ve en az onun samimiyeti kadar samimi bir teşekkür borçluyuz. Tasannu yapmadan mürekkebi kalbinin samimiyeti olan Mine Hanım, sağolun varolun... Umarım ki direnç kalelerimiz değil, put yapımevleri yıkılacaktır.

İsmail Demirel direne direne gerçekleşecektir diriliş” diye diye okudu

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 12:51
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20