Çocukların Gözünden Bosna Savaşı: Ve Sonra Ateş Etmeye Başladılar

Lynne Jones Bosna'da savaş sırasında görüştüğü on dört çocukla savaştan hem iki yıl, hem de on yıl sonra yeniden görüşmüş ve ortaya 'Ve Sonra Ateş Etmeye Başladılar' kitabı çıkmış. Böylelikle yazar, savaşın çocuklar üzerindeki etkisini ve savaşın bittikten sonraki ruh halinin yansımalarını bizzat görme fırsatı bulmuş ve değerlendirmiş. Sedat Palut yazdı.

Çocukların Gözünden Bosna Savaşı: Ve Sonra Ateş Etmeye Başladılar

Avrupa’nın XX. yüzyıldaki son büyük kanlı savaşı Yugoslavya’nın dağıldığı dönemde yaşananlar olmuştur. SSCB’nin 1991’de çökmesinin ardından Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılmak istemesi ve bu sürecin devamında Boşnakların da bu ayrılığa dahil olması barışın gölgesinden çıkılmasına ve silahların çekilmesine sebep olmuştur. 1992’de yapılan bağımsızlık referandumunda %99.7 gibi bir çoğunlukla ayrılmak isteyen Boşnakların bu çabası Sırpların on yedi kişiyi şehit etmesiyle sonuçlandı. Sonra silahlar aktif bir şekilde devreye girdi. 1992-1995 yılları arasındaki savaşta beş yüz binden fazla insanın öldüğü ve iki milyondan fazla insanın mülteci durumuna düştüğü bilinmektedir.

Bu savaş sürecini anlatan çok sayıda film çekildi, kitaplar yazıldı. Lakin bu atmosferi çok sesli olarak ve savaşan grupları bir arada değerlendiren, savaşın gerisinde kalan insanların -özellikle çocukların- duygularını içeren çok az sayıda değerlendirme yapıldı veya kitap yazıldı. Bu nadir kitaplardan birisi Lynne Jones’un yazdığı “Ve Sonra Ateş Etmeye Başladılar” adlı kitap. Kitabın alt başlığı ise “ Bosna Savaşı’nın çocukları ve yetişkinlik dönemleri.” Kitap, Hep Kitap logosuyla Aralık 2017’de raflardaki yerini aldı.

Jones, Bosna Hersek’e, savaşın ilk yıllarında görevli olarak gitmiş. Savaşı bizzat yaşamış ve bu süreçte aklına çok sayıda sorular düşmüş: “Dokuz yaşındayken komşularınızın ve okul arkadaşlarınızın zorla evlerinden atıldığını ve şehrin yarısının küle döndüğünü gördüğünüzde ne olur, bu size ne hissettirir? Kendi evinizde komşularınız tarafından hapsedilmek nasıl bir duygudur?” (S.19) Savaşın içindeyken, Jones hem Sırplarla hem de Boşnaklarla görüşmüş. Fakat kitabın yazılma sürecinin uzaması, araya başka işlerin girmesi sebebiyle bu görüşmeleri okurlara sunamamış. Fakat bu yazara farklı bir bakış açısı kazandırmış. Çünkü Lynne Jones zamanında görüştüğü on dört çocukla savaştan hem iki yıl, hem de on yıl sonra yeniden görüşmüş ve ortaya bu güzel eser çıkmış. Böylelikle yazar, savaşın çocuklar üzerindeki etkisini ve savaşın bittikten sonraki ruh halinin yansımalarını bizzat görme fırsatı bulmuş ve değerlendirmiş. Yazar, savaşı çocukların gözünden değerlendiren bir eserle daha önce karşılaşmadığını özellikle belirtiyor.

Çocuklar, birbirlerinin milletlerinin çok ayırdında değiller

Yazarın gittiği yerlerden birisi Foça. Nüfusunun %55’i Müslüman, %45’i Sırp olan bir bölge. Savaş öncesi her iki grubun birbirleriyle iletişimi yazarın görüşmelerine göre gayet iyi. Fakat bu durum kısa bir süre içinde değişiyor. “Sırp kuvvetler Sırbistan’dan gelen paramiliter grupların yardımıyla Foça’nın kontrolünü ele geçirdi ve şehirde yaşayan Müslümanlar ya kaçtı ya da sürgün edildi ya da tutuklandı. Tutuklananların çoğu işkence görüp öldürüldü.” (S.20)

Yazarın savaşın başladığı dönemde Sırp ve Boşnak çocuklarla yaptığı röportajda öne çıkan bir durum var. O da çocuklar, birbirlerinin milletlerinin çok ayırdında değiller. Çocuklar kimin Müslüman kimin Sırp olduğunu bilmediklerini belirtiyor yazara.

Savaştan önce uyruğunun ne olduğunu hatırlıyor muydun?

Tatiana: Hayır. Aslında, bir gün okul bahçesindeyken Sırp mı, Müslüman mı yoksa Hırvat mı olduğumu sormuşlardı. Müslüman olmanın kulağa güzel geldiğini düşünüyordum, kelimenin tınısı hoşuma gidiyordu, bu yüzden Müslüman olduğumu söylemiştim.” (15 yaşındaki Sırp kız-Foça)

Çocuklar savaşın başlaması ile insanların Müslüman ve Sırp kelimelerini kullanmaya başladıklarını ve birbirlerine bakış açılarının değiştiğini ifade ediyor. Farklı bölgelerdeki sevinç gösterilerini savaşa yorumluyor ve birbirlerinden korkmaya başlıyorlar. Sırplar, Müslümanların kapılarına haç işareti çiziyor. Müslümanlar da kapılarının önüne gece nöbetçi dikmeye başlıyorlar. İlk günlerdeki yaşananlar kısa süre sonra gerçekleşeceklerin habercisi oluyor: “Narcia çok korkmuştu. Adamlar ev sahibesine bağırıyordu. Kocan nerede; nerede saklanıyor? Oğlun nerede? Kur’an’ı raftan indirip, tekmeleyerek odada savurmaya başladılar. Ninesi Narcia’ya Kur’an okumayı öğretmişti ve Narcia bu kitaba saygıyla yaklaşması gerektiğini biliyordu.” (S.43)

Bu şiddet gösterileri sırasında Sırplar, Müslümanların aslen Sırp olduklarını iddia ediyor. Fakat yazar, bu şiddet olaylarının yaşandığı dönemde komşuluk ilişkilerinin dostane yaklaşımı getirdiğine dair örnekler de veriyor kitabında. İstanbul’da gerçekleşen 1955, 6-7 Eylül olaylarında olduğu gibi Sırp komşuların bazıları, yıllardır birlikte yaşadıkları Müslüman komşularını baskın sırasında evlerinde misafir edip saklamışlar.

‘Ya Müslüman arkadaşların ne olacak?’

Röportajlarda öne çıkan unsurların başında nefret duygusu geliyor. İnsanların duygularını okurken savaşın grupları kutuplaştırdığını daha iyi anlıyoruz. “Dusan’ın abisi Vlado savaş çıkacağını bilmişti. Bir keresinde annesine, ‘Tüm Müslümanlar öldürülmeli’ demişti. Şaşkına dönen annesi, Kim senin içini böyle nefretle doldurdu, ya Müslüman arkadaşların ne olacak?’ diye sormuştu. Abisi de, ‘Anne, hiçbir fikrin yok, şehre gitmiyorsun ve hiç bir şey bilmiyorsun’ diye cevap vermişti. ‘Sadece Müslümanların gittiği kafeler ile Sırpların gittiği kafeler var. Artık böyle.’” (S.51)

Nefretin getirdiği psikoloji ile bulundukları bölgelerde yaşayamayan insanlar göç etmeye başlıyor. Lakin bu göç sırasında gidebilecekleri yer konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Ülke dışına çıkmak oldukça zor, akrabaları da aynı süreci yaşadıkları için tanıdıklardan da faydalanamıyorlar. Bunun dışında göç sürecinde ölümle burun buruna gelme, yol kenarlarında üst üste yığılmış cenaze görüntüleri işlerini daha da zorlaştırıyor. Bu dönemde yakalananlar ise klasik hapishaneye değil de stadyuma götürülüyorlar Sırplar tarafından. Zira Sırplar, stadyumu hapishaneye çevirmişler. “Kışın dondurucu bir soğuk vardı, fakat gardiyanlar mahkûmlara iç çamaşırları dışında her şeyi çıkarıp karda koşmalarını emrediyorlardı.” (S.61) Müslümanlar hapishanede zor durumlarda yaşıyor.

Yazar savaşın travmatik tavrını da röportajlarla ortaya koymaya çalışmış. Sırp bir esnaf savaş başlayınca cepheye gidiyor. Savaş sürecinde evine geri dönüyor. Döndükten sonra adamın davranışlarının değiştiğini fark ediyor anne ve kızı, polise de gidiyorlar. Lakin polis de, savaş esnasında bu tür vakalara bir şey yapamıyor: “Bir gece babası elinde el bombasıyla zil zurna sarhoş bir şekilde eve gelip bağırmaya başlamıştı: ‘Evden çıkın yoksa sizi öldürürüm, kendim ölsem de fark etmez.’ Bir keresinde babası annesini bıçakla tehdit etti.” (S.81)

Lynne Jones, çocuklarla yaptığı röportajda savaşla birlikte artık millet bilinci oluştuğuna ama bu bilincin nefret üzerinden inşa edildiğine dikkat çekiyor. Bu hem devlet olarak ayrılma hem de insan ilişkilerinin yeniden inşa edilmesi anlamına geliyor. “Müslüman’dan çok Sırp arkadaşım vardı ve iş arkadaşlarımın bana ateş edeceği aklımın ucundan geçmezdi.” ifadesi toplumun yeniden inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Yıllar geçse de içerde gittikçe büyüyen yara: Tecavüzler

Kitapta Müslüman kadınların çektiği sıkıntılara, tecavüzlere değinen satırlar da yaşananların vahametini gözler önüne seriyor. Müslüman kadınların yaşadıkları bu travmatik durum etkisini hiçbir zaman kaybetmemiş. Yazar, savaştan on yıl sonra yine aynı isimlerle görüşürken yaşanılan ve içerde gittikçe büyüyen yaranın varlığını okurlara aktarıyor. Hem Sırplar hem de Müslümanlar bir arada yaşamanın imkansızlığına dikkat çekiyor.

Ve Sonra Ateş Etmeye Başladılar kitabı, Bosna Savaşı’nın çocukların gözünden nasıl göründüğünü anlatan önemli bir kitap. Yazarın da kitabında belirttiği gibi, savaşa bir de çocukların gözünden bakmak lazım.

Lynne Jones, Ve Sonra Ateş Etmeye Başladılar, Hep Kitap

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2018, 14:49
banner12
YORUM EKLE

banner19