banner17

Çocuklar Hazreti Ömer'in adaletini tanımalı

Adil Akkoyunlu'nun 'Hz. Ömer ve Adaleti' kitabı, Hz. Ömer gibi tarihin asla unutamayacağı bir şahsiyeti çocuklara sevdirmenin ve örnek edindirmenin derdinde. Fatih Pala yazdı.

Çocuklar Hazreti Ömer'in adaletini tanımalı

Bugünün çocukları çok nasipli, çok bahtlı gerçekten. Artık eskisi gibi kendilerine öyle sadece kıyafet, oyuncak vs. üretilen bir kesim olarak durmuyor karşımızda çocuklar. Kendileri için kitaplar yazılan, kendi zihin ve hayal dünyaları için öyküler, hikâyeler, olaylar ve konular üretilen ciddi bir muhatap kitlesi artık onlar. Onun için nasipli, onun için bahtlıdır bugünün minik yürekleri.

Tabi madalyonun diğer yüzünde kirliliklere yol alış yok mu, var elbette, üzülsek de buna! Bu küçük dünyalara hizmet etme adına bu işi ranta, ticarete dönüştürenler yok mu? Hiç olmaz olur mu? İnsandan her şey beklenir mi beklenir. Bugün çocuk edebiyatı adı altında ne küstahlıklar dönüyor, Allah bilir. Biz, bu kara ve karamsar bulutlara sırtımızı dönüp aydınlığın simgesi ve ta kendisi olan güneşe göz kırparak çocuklarımızın küçümen dünyalarında kocaman ve etkisi/ rengi bir ömür sürecek izler bırakmanın amacında olan kıymetli yazarlarımızdan Adil Akkoyunlu’nun Çıra Yayınları arasından Nisan-2015'te süzülüp gelen Hz. Ömer ve Adaleti kitabına uzanalım. “Çocuklar İçin İslam Tarihi” serisinin dördüncü kitabı oluyor bu çalışma.

Müslüman olunca sosyal hayatı alt üst edip dengeleri değiştirdi

Hz. Ömer efendimizi büyükler az çok, iyi kötü tanıyorlar da ya çocuklar, ya küçükler tanıyor mu; tanıyorlarsa ne kadar tanıyorlar? Asıl onların tanıması gerekmez mi? Zihinlerindeki ve hayallerindeki baba, amca, dayı, dede profilini Hz. Ömer kalıbına uydurmak ve giydirmek istemezler mi? Babalarının, amcalarının, dayılarının ve dedelerinin onun gibi olmasını beklemezler mi? Hepsinden öte, kendileri Hz. Ömer olmaya gayret göstermezler mi?

Adil Akkoyunlu, kitabında, Ömer radıyallahu anh’tan genel hatlarıyla bahsederek işe başlamış. Ayrıntıya girmeden önce tanışılacak kişiden muhataba hafiften söz etmek, örnek ve dikkate alınacak bir davranış. Minik dostlarımız, ilkin edindikleri bu fikirleriyle o şahsı biraz daha merak edip onun bir an önce nesi var, nesi yok öğrenme yoluna koyulacaklardır. Kitapta, dönemin yaşantısını resmeden çizimlerin sayfaların altına ve üstüne yerleştirilmiş olması, hem bilgilendirici ve hem de hayal süsleyici olmuş. Bu noktada, yeri gelmişken yayıncıyı tebrik etmeli bu uygulamalarından ötürü.

Çocuk-büyük herkesin anlayacağı sadelikte yazılan kitap, Hz. Ömer gibi tarihin asla unutamayacağı bir şahsiyeti sevdirmenin ve örnek edindirmenin derdinde. Fazla malumata girmeden özet olarak sunulmaya çalışılmış olaylar ve olgular. Bu da özellikle çocuk okurlar için biçilmiş kaftan. Büyüyünce daha çok tanımaları gereken Hz. Ömer’i hemencecik zihinlerine kazısınlar ki, daha öğrenecek çok şey ve daha tanış olacakları, örnek alacakları çok şahsiyet var.

Akkoyunlu, hemen girişte, Hz. Ömer’in Müslüman olunca sosyal hayatı alt üst edip dengeleri değiştirdiği bilgisiyle okuru bu güzel öncünün hayat iklimine çekiyor. O Hz. Ömer ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yetiştirdiği ikinci büyük adam, O’nun en yakın dostu, İslam’ın tavizsiz bekçisi, İslam devletinin ikinci halifesi ve kişiliğinde adaletin somutlaştığı insandı. Kullara kulluk eden nice insanın barış, sevgi, güven ve adalet dini olan İslam’la tanışmalarına büyük katkısı olandı. Zalimin karşısında oldukça haşin ve sert, mazlumun yanında yumuşak ve gözleri yaşlı; kimsesizlerin kimsesi, dulların, yetimlerin, yaşlıların, muhtaçların yardımına kendini adayan, onlara sırtında yiyecek, giyecek taşıyan, yönetimlerinden sorumlu olduğu halkın dertleriyle dertlenen eşsiz bir idareci ve şefkatli bir devlet başkanı idi O radıyallahu anh.

Mevki ve makam düşkünlüğü yoktu onlarda

O’nun hayatında öne çıkan belli başlı konulara ve uygulamalara yazarımız da parmak basmadan geçmemiş. Hz. Ömer’le ilgili okuduğumuz daha başka eserlerde, onun adaletini ve istişareye önem verişini görmüş ve hayret etmiştik. Şimdi bu sevimli kitapta da onların haricinde dikkatimizi çeken bazı yönleri paylaşalım istiyoruz. Bunlardan birisi, Hz. Ömer’in devlet memurluğuna yabancıları yani Müslüman olmayanları tayin etmeme meselesi. O, ehil olsalar bile, Rasulullah’ın ve Hz. Ebubekir’in de yaptığı gibi devletin onurunu ve haysiyetini, halkın güvenini düşündüğü için Müslüman olmayanlara devlet memurluğu görevini vermez. Devlet memurluklarına yetkin ve güvenilir, ilim sahibi ve itibarlı Müslümanları atar. Bir gün, yönetim ve muhasebe konusunda bilgili olan bir Hıristiyan’ı kâtip memurluğu için Hz. Ömer’e teklif ederler ve o da inanç farklılığından dolayı kabul etmez bu teklifi. Daha sonra Müslüman olmayan bir kişiyi memurluk kadrosuna alan Ebu Musa el-Eşari’ye, “Bir Müslüman bulamadın mı?” diyerek kızan Hz. Ömer, ondan şu cevabı alır: “Ömer, onun dini kendisine, işbirliği bizedir. Bunda ne var?” Bu söze karşılık Hazreti Ömer'in verdiği düşündürücü cevap, tüm zamanları kapsayacak değerde ve ağırlıktadır: “Hayır, yanılıyorsun! Allah’ın, imansızlıkları sebebiyle alçalttıklarını biz mi onurlandıracağız?” Böylece bilip öğreniyoruz ki, Müslümanların devletlerinde Müslüman olmayanlarla dost olmak, onlara güvenmek ve devlet işlerinde görev vermek diye bir şey yokmuş. Tabi, onlara insanlık haklarının verilmesi ve adaletle davranılması meseleleri ayrı.

Ömer radıyallahu anh’ın ileri görüşlü ve yenilikçi bir kişiliğe sahip olduğunu satır aralarında öğrenince, bir olayı, bir durumu ön saflara doğru taşıyamadan edemedik kıymetli okur: Halid bin Velid radıyallahu anh’ı komutanlık görevinden alması. Evet, Halid bin Velid ki, Hz. Ebubekir döneminde İslam orduları komutanı olarak zaferden zafere koşmuş ve Müslümanların beğenisini kazanmıştır. Bu halden dolayı herkes ondan bahseder olmuş, onu efsaneleştirmiş ve bazı insanlar, neredeyse, zaferlerin İslam’ın haklılığından kaynaklandığını ve Allahu Teâlâ’nın bir lütfu olduğunu unutur hale gelmişlerdir. İşte bu durumdan duyduğu derin endişeyle onu başkomutanlık görevinden alarak yerine Ebu Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anh’ı atayıverir Hz. Ömer. Hz. Halid, hem görevden alınma sebebini hem de varsa hatasını öğrenip düzeltmek gayesiyle Halife Hz. Ömer’e gider. Hz. Halid’le birlikte herkesin de bilip öğreneceği şekilde dilinden şunlar dökülür Halife’nin: “Halid’i, bir hatasından veya ihanetinden dolayı görevinden almadım. Fakat insanlar, onu o kadar büyüttüler ki, Allah’ı bırakıp ona tevekkül edeceklerinden korktum. İnsanlara, bütün bu başarıların Allah’tan geldiğini bilmelerini hatırlatmak için böyle hareket ettim.” Hiçbir sahabede olmadığı gibi Halid bin Velid’de de mevki ve makam düşkünlüğü olmayışını, onun hemen cepheye koşup Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın emrinde cihada devam etmesinde görüyoruz. Yüce Rabbimiz, onların her birinden razı olsun.

Hz. Ömer efendimizin kimi öğütleriyle karşılaşıyoruz kitabın sonunda. İnsanlara; günah işleyecekleri zaman o günahın sonunu düşünmelerini, bugünün işini yarına bırakmamalarını, kötülüğü fark etmeyenin onun içine düşeceğini, kişinin başkalarına öğüt verirken kendisini ise asla unutmaması gerektiğini, günah işlemekten sakınmanın pişman olmaktan daha kolay olduğunu ve hakkı söylemeyen, yanında hak sözün söylenmediği yöneticilerden bir hayır gelmeyeceğini tavsiye ediyor.

Her sözü ve davranışıyla hem geçmişte hem de bugünden yarına bütün Müslümanlara örnek ve önder olan Hz. Ömer’i öncelikle çocuklarımıza, sonra da büyüklere sunan yazar Adil Akkoyunlu’ya şükranlarımızı arz ediyoruz. Kitapta verilen Hz. Ömer’e ait dualardan biri, “Âmin”le bitireceğimiz son sözümüz olsun: “Allahım! Ben, zayıfım; bana kuvvet ver. Ben, katı kalpliyim; beni yumuşat. Ben, cimriyim; beni cömert kıl.” Âmin. Velhamdulillahi rabbil alemîn…

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 16:02
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20