Çin'deki fağfuru, Hint'teki miski anlattı bir bir

Henüz matbaanın Osmanlı’ya girmediği dönemlerde, bilinen on nüshası bulunan Tuhfetü’l-Elbâb ve Nuhbetü’l-A’câb, Musul’da Gırnatî tarafından kaleme alınmış bir seyahatname. Meral Afacan Bayrak yazdı.

Çin'deki fağfuru, Hint'teki miski anlattı bir bir

Eser, Şeyh Ebû Hafs Ömer b. Muhammed’in isteğiyle Musul’da yazıldığında takvimler,557/1161-62 yılını göstermektedir. Henüz matbaanın Osmanlı’ya girmediği dönemlerde, bilinen on nüshası bulunan Tuhfetü’l-Elbâb ve Nuhbetü’l-A’câb, Musul’da Gırnatî tarafından kaleme alınmış bir seyahatname. Muhteviyatı, mukaddime ve dört bölümden oluşmaktadır. Birbirinden ilginç olayların, yerlerin anlatıldığı acaip bir kitap olması nedeniyle, neşredildiği dönemde İbn-i Battuta gibi Arap coğrafyacı ve seyyahlardan daha az okunmadığı biliniyor. Bir de, sağlam kaynaklardan aktardığı tuhaf hikâyeleri unutmayalım. Bu yüzden nüshaların seyahatname değil de, tasvire ve tahkiyeye dayalı bir edebi eser olarak anılmasından yana olan araştırmacılar mevcut.

Uzak diyarlara yolculuklar

Ebu Hâmid’in yaptığı seyahatler, ilim öğrenmek ve gezip görmek amacıyla; Endülüs’ten Mısır’a, Orta Asya’ya; hatta Uzak Doğu’ya yıllarca devam eder. Sürece ait izlenimler, iki eserde toplanmış. El-Muğrib (el-Mu’rib) An Ba’zı ‘Acâ’ibi’l Mağrib diğer eseridir.

“Tuhfetü’l–Elbâb”ın ilk müellifi Kâsım Vehb, bu konudaki ilk çalışmanın Fransız şarkiyatçı Joseph Reno’ya ait olduğunu söyler. Arap coğrafya edebiyatı tarihçisi Rus araştırmacı Ignati Y. Krachkovski, eserden bahsederken, yazarın Kur’an’ı ön plana çıkardığını, diğer kaynaklara daha az yer verdiğini ve coğrafya bilgisinin zayıf olduğunu söyler. Diğer yandan eserde birçok bölümün 1. tekil şahıs olarak anlatılmasını dikkate değer bulur. “Cebeli Tarık yakınlarında bulunan ve 1145 yılında yıkılan Hırak Sütunları, İskenderiye Feneri ve Aynü’ş-Şems şehrinde 1160 yılında yıkılan, meşhur Dikili Taş’ı görmüş olmasını hayli önemser.” Buna karşın, Fransız şarkiyatçı Silvester de Sansi, aynı görüşte değildir. Kitaptaki bilgileri önemsemez, ama ilginç bulur. S. de Sansi gibi düşünen iki Arap tarihçi, el-Makrî ve İbn Asâkir, bilgileri ciddiye almazlar. Her ikisi de gerçeklerden uzaklaşıldığı konusunda hemfikirdir.

1923’te Fransız araştırmacı Gabriel Ferrand tarafından, Fransızca çevirisiyle Journal Asiatique’de yayımlıyor. 1990’da İspanyol araştırmacı Anna Ramos tarafından İspanyolca bir incelemeyle birlikte, eseri yayımlıyor. 2003’de bu eserden hareketle Kasım b. Vehb, farklı nüshalarla karşılaştırarak Türklerden bahseden bir bölüm eklemeyi ihmal etmez. Nitekim, “Rıhletü Ebû Hâmid el-Gırnâtî ilâ Bilâdi Âsiyâ ve Urubba” başlığı ile yer almıştır. Bizde ise, yine Kasım b. Vehbtercümesi esas alınarak, Fatih Sabuncu tarafından 2010 yılında (tez çalışması olarak) Türkçeye çevrildi. 2012 yılında Türkçe olarak (Okurakademi-Metamorfoz Yayıncılık) yayımlandı. Bu eserin son kısmında orijinal metnin tıpkıbasımını bulmanız mümkün.

Seyyah olup şu alemi gezerim...

Gırnatî,Yunanlıların filozoflarından Cündişapur’un doktorlarına, Harran’ın kuyumcularından Yemen’in dokumacılarına ve Suvar’ın kâtiplerine kadar meşhur özellikleri olan şehir ve ülkelerden örnekler verir. Ortaçağ İslam coğrafyacıları ve seyyahları arasında görülmemiş bir üslupla bunu pekiştirir. Metinleri şiirlerle besler. Eseri, güzelleştirir ve böylece kuru bir malumat yığını olmaktan kurtarır.

Tuhfetü’l-Elbâb Ya’kubî(ö.292/905), Hurdazbih (ö300/912), İstahrî(340/952) ve İbn Fadlan (10.yy) gibi birçok Arap coğrafyacı ve seyyah gibi Gırnatî, dönemine ait bilgiler vermiştir. Özellikle Türk tarihi açısından ayrı bir önemi olan bu eserin, Macaristan ve Başkırdistan bölgesinde yaşayan (Başkırt, Saksın, Bulgar, Sakâlibe, Visu, Harezm ve Derbend) kavimleri ve özellikle Türkleri anlatmıştır. Kültürel yaşama dair bu detaylar, bugün araştırmacılara ışık tutmaktadır.

Eserde Endülüs’te Gırnata şehrinin Loşa denen bölgesindeki bir mağarada bulunduğunu iddia ettiği Ashab-ı Kehf’ten bahseder. Mekânlar değişiktir. Zülkarneyn Seddi’nden piramitlere, Mısır’daki bir yapıdan Bağdat’taki Akrakuf denilen tepeye doğru hatta “Bakır Şehir” denilen efsanevî şehre adım adım yaklaşırsınız. (Rivayete göre Hz. Süleyman cinlere kurdurmuştur bu şehri.) Yüz yıllık yol olarak gördüğü dünyayı, yıl diye tabir ettiği bölümlere ayırarak okuru şaşırtmayı bilir seyyah. Endülüs adasının güzelliğinden dem vurur. Çin’deki fağfuru, Hint diyarındaki miski bir bir anlatır Gırnatî.

Çeviri eserlere ilgi duyanlar, yeniden eski dünyayı seyyah gözüyle görmek isteyenler için, bu kitabın iyi klavuzluk edeceğini söyleyebiliriz.

 

Meral Afacan Bayrak okudu, hayret etti

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 15:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13