Cihan Aktaş'ın yeni romanında neler var?

Aktaş'ın heyecanla beklenen romanı “Sınıra Yakın” raflardaki yerini aldı.

Cihan Aktaş'ın yeni romanında neler var?

Dünyanın ve özellikle bölgemizin içinden geçtiği siyasal ve sosyal dönüşümlerin, sınır algımızı sorgulamayı gerektirdiği şu günlerde “Sınıra Yakın” isimli bir romanı okumadan geçmek olmazdı.

Geçtiğimiz aylarda “Arap Baharı” ismiyle sembolleşen ayaklanmalar bağlamında, Nazife Şişman Zaman gazetesinde yazdığı bir yazısında, halkları tanımak için sanal ortam bilgilerinin yetmeyeceğini, o ülkenin romanının okunmuş olması gerektiğini vurgulamıştı. Cihan Aktaş’ın Sınıra Yakın romanını bitirdiğimde, “roman işte böyle bir vurguya karşılık geliyor” diye düşündüm. İran’daki toplumsal yapı, sanat, sanatçı, inanış biçimleri, siyaset; aslında bir yerden sonra aynılaşan sorunlarımız… Sınıra Yakın’ın sonunda bir ülkeye nüfuz etmiş oluyoruz. Kitap, Türkiye üzerinden İran'ı okuyan bir roman...Cihan Aktaş, Sınıra Yakın

Sınırı başka bir romanda mı geçeceğiz acaba?

Kurgu, Efsane isimli ana kahramanın evlilik görüşmesi yapmak üzere İran’dan İstanbul’a gelişiyle başlıyor. Devrim gösterilerinde yaralanan Efsane’nin kolundaki engellilik, roman boyunca toplumların engelli algısının aynılığını önümüze koyuyor.

Suriye olaylarının son günlerinde savaş söylemlerinin belirginleşmesine karşılık köşe yazılarında herkesi temkinli olmaya davet eden bir dili vardı Aktaş'ın. Romanda geçen savaş mağduru insanların hikâyeleri bu dilin ne kadar önemli olduğuna bir kez daha işaret ediyor.

Sınıra Yakın’dan birçok isim kaldı zihnimde, birçok da hikâye ama özellikle “içimizdeki yabancı” diyebileceğimiz Kürt Şerife’nin bekleyişi. O yoldan geçersem gidip görmek isteyeceğim kadar gerçeklik taşıyan bir kurgunun kahramanı Şerife.

Bazı İranlı kadınların Türkiye'ye geldiklerinde başörtülerini çıkardıklarını duymuştum; kitapla birlikte kahramanların sınıra yaklaşırken takındıkları örtüler kulaktan duyma bu bilgiyi doğrular nitelikteydi. Ayrıca  alkolsüz(!) bira içen erkek yolcular başka bir kamusal yasağın özgürlüğünü yaşadılar yol boyunca. Yolculuk boyunca sınırda nelerin yaşanacağını merak ederek ilerledim sayfalar arasında. Pasaportu olmayan yolcular, eşyaları arasında sorun çıkacak olanlar... Acaba sınırda yaşananlara, Cihan Aktaş kahramanı yoluyla nasıl tavır alacaktı? Biten mazot bulunup da “haydi yola devam” derken acaba sınırı geçebilecek miyiz?

Cihan Aktaş, Sınıra YakınNe otobüsümüz ne de yolumuz kitaptakine benziyor

Kitabın bir kısmını Ankara'ya gidiş ve Ankara’dan dönüş yolunda okudum. Bir yolculuk hikâyesini yine bir yolda okuyor olmak ister istemez kıyası beraberinde getiriyor. Kitapta geçen otobüs kırk dört saatlik bir yoldan sonra İran'a ulaşacaktı. Bir otobüs dolusu yolcu ve hepsinin ayrı hikâyeleri. Sohbete koyulduklarında bir bakıyorlar ki hayatlarının hiç girmem dedikleri ayrıntılarını anlatıyorlar birbirlerine. Bitmek bilmeyen yola karşın verilen molalar ve gelişen yol arkadaşlıkları...

Bizim yolculuğumuzda ise insanlar önlerindeki TV ekranlarına kilitlenerek ortamdan soyutlanmış durumdalar. Gecenin karanlığında yanımdan geçen otobüsteki aynı görüntü bir bilim kurgu sahnesini uyandırdı zihnimde. İki günü kapsayan bir yol elbette kısa yolların geride bıraktığından çok daha fazla hikâye katacaktır insana. Devamlı yollarda olacağını düşünen Cihan Aktaş bu hikâyeleri iyi okumuş ve yazmış.



Hacer Kor haber verdi

Yayın Tarihi: 04 Mayıs 2012 Cuma 15:55 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 10:51
YORUM EKLE

banner19

banner26