banner17

Cezayir Bağımsızlık Savaşı Halkın Radyoya Bakışını Değiştirmişti

Cezayir’deki ilk radyo istasyonu Fransızlar tarafından kurulmuştu. Bu sebeple Cezayir halkı işgal ve sömürünün sesi olarak gördükleri için uzun süre radyo dinlemediler. Evlerine radyo almadılar. Ta ki 1954’te bağımsızlık savaşı başlayana kadar… Munise Şimşek yazdı.

Cezayir Bağımsızlık Savaşı Halkın Radyoya Bakışını Değiştirmişti

Fransa’nın 5 Temmuz 1830’da başlayan Cezayir işgali 19 Mart 1962’ye kadar sürdü. Askeri, siyasi ve ekonomik baskıların yanında, Fransa bu süreçte Cezayirlilerin Müslüman ve Arap kimliğini yok etmeyi hedefleyen bir asimilasyon politikası da uyguladı. Ancak bunlar halkın direncini kırmaya yetmedi ve 1. Dünya Savaşı’nın ardından Cezayirliler bağımsızlık taleplerini dillendirmeye başladılar.

2. Dünya Savaşı başlayınca Fransız ordusuna katılmaları karşılığında, Cezayirlilere bağımsızlık vaat edildi. Bağımsızlık umuduyla 100 binden fazla Kuzey Afrikalı Fransız ordusunda görev yaptı. Savaş sonrasında Fransa sözünü tutmayınca Cezayirliler sokağa döküldü ve 5 Ağustos 1945’te Fransız güçlerinin 45 bin sivili katlettiği olaylar yaşandı. Ayaklanmayı bastırmak amacıyla Fransız hükümeti bölgeye 100 bin asker yığdı. Fransa deniz, hava, kara ordusu bütün gücüyle Cezayir’deydi. Buna rağmen Cezayir halkı 1 Kasım 1954’te isyan bayrağını açtı ve Fransa’nın var gücüyle uyguladığı şiddete rağmen 1962’de hedefine ulaşmayı başardı.

Bu süreçte Cezayir’de yaşanan gelişmelere bizzat şahitlik eden isimlerden biridir Frantz Fanon. Yazdığı kitap ve yazılarla Cezayir’deki Fransız vahşetini tüm dünyaya duyurmayı hedefler. Cezayir Bağımsızlık Savaşının Anatomisi de bu eserlerden biri. İyi bir psikolog olması hasebiyle gözlemleri sırasında önemli ayrıntılar yakalamayı başaran Fanon, entelektüel birikimi sayesinde bunları ustaca aktarmış okuyucuya. Kitapta; bağımsızlık savaşının başlamasıyla Cezayir halkının radyoya bakışında meydana gelen değişim ve dönüşümün anlatıldığı bölüm, bunun en güzel örneklerinden biri.

Cezayir’in Sesi Radyosu işgalin sesiydi

1920’lerden sonra radyoların tüm dünyada yaygınlaşmasıyla Fransa, Cezayir’de de bir radyo istasyonu açar: Cezayir’in Sesi radyosu. Fransızca yayın yapan bu radyo genelde Paris’teki yayınları kopyalar. Başlangıçta sayıları az olan radyo cihazları da zamanla yaygınlaşır ülkede. Ancak Cezayir halkı, 1954’te bağımsızlık savaşı başlayıncaya kadar, hem radyo dinlemeye hem de bu iş için kullanılan radyo cihazlarına oldukça mesafeli durur.

Fanon’a göre 1945’ten önce Cezayir’de bulunan radyoların % 95’si Fransızların evlerindeydi. Geriye kalan % 5’lik kısmı ise Fransızlarla kaynaşmış Cezayirli zenginler kullanıyordu. Bu durumu sadece gelir dağılımıyla açıklamak imkânsızdır Fanon’a göre. Çünkü maddi durumu iyi olan aileler de radyo almıyordu. Halkın radyoya gösterdiği bu direncin başka sebepleri olmalıydı. Konuyu titizlikle araştıran Fanon, bunları ehemden mühime doğru şöyle sıralar:

Her şeyden önce yayınlanan programlar, Cezayirlilerin hürmet esasına dayalı aile yapısına uygun değildir. Bunları oturup ailece dinlemek onlar için uygunsuzdu. Bu durum radyoya karşı oluşan tepkinin sebeplerinden biriydi belki ama en önemlisi değildi.

Teknik bir cihaz olsa da Cezayirliler için radyonun anlamı başkaydı. O işgal ve sömürünün simgesi ve sesiydi. Cezayir’in Sesi radyosu yaptığı yayınlarla Fransa’nın hâkimiyetini pekiştiriyordu, her gün ‘Efendi’nin kim olduğunu hatırlatıyordu. Şehirde veya kırsalda yaşayanlara sömürü düzeninin devam edeceği uyarısında bulunurdu sürekli. Yapılan her program Fransa’nın Cezayir’deki hâkimiyetini bir miktar daha güçlendiriyordu onlara göre.

Ayrıca radyo yayınları işgalcinin kültürünü yerleştirmeyi ve halkın kimliğini dönüştürmeyi hedefliyordu. Cezayir’de yaşayan Fransızların şu itirafı da bu gerçeği açıkça teyit etmekte: “Şarap ve radyo olmasaydı Araplaşırdık.”

Sömürüye karşı sessiz bir dirençti radyo dinlememek

Bu sebeple radyo Cezayirlilerin evlerine giremezdi. Radyo alanlara hain nazarıyla bakılırdı. Öte yandan bu konuda yazılı bir belge veya bir toplantı kararı da yoktu. Bu tamamen Cezayir halkının sömürgeci Fransızlara karşı geliştirdiği sessiz bir dirençti.

Cezayirlilerin radyoya bakışı 1945’te başlayan bağımsızlık gösterileriyle biraz değişir. 1945 ile 1947 yılları arasında radyo bazı evlere girmeye başlar. Çünkü Setif ve Gelma’daki katliamlarda 45 bin kişi öldürülmüş ve Cezayir dünya gündemine oturmuştur. Tüm radyolar ve gazeteler bu olaylardan bahsetmektedir. Cezayirliler de ayrıntıları öğrenmek ister. Yine 1951’den sonra Tunuslular bağımsızlık için mücadele vermeye başlar. 1952’de onları Fas izler.

Doğru kanaldan gelen her haber güzeldir ve her bilgi kuvvet vericidir

Fakat Cezayirliler için radyonun bir haber alma aracı olarak görülmesi 1954’te başlayan bağımsızlık savaşıyla olmuştur. Ülkenin bağımsızlık savaşı verdiği bir dönemde Cezayirliler, neler olup bittiğini takip etmek için radyo dinlemeye başlar. Savaş sırasında irtibatı sağlamak ve halkı gelişmelerden haberdar etmek isteyen Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) tarafından radyo istasyonları kurulur. Halkın güvenilir bilgiye ulaşabileceği tek kaynak günün belirli saatlerinde yapılan bu yayınlar olur. Çünkü Cezayir’in Sesi radyosu her gün “son çetenin çökertildiği ve isyanın Fransızlar tarafından bastırıldığı” haberini yapmaktadır.

Bu noktadan sonra Cezayirliler için doğru kanaldan gelen “her haber güzeldir ve her bilgi kuvvet vericidir.” Evlerdeki radyo sayısı artar, hatta ülkedeki radyo stokları kısa sürede biter. Bu sebeple ikinci el radyo sektörü canlılık kazanır. Radyo tamiratının yapıldığı küçük atölyeler açılır. Elektrik yaygın olmadığından radyo dinleyebilmek için en büyük ihtiyaç duyulan şey pildir.

Radyo sahibi olmak direnişin bir neferi olmaktı

Cezayirliler için 1954’ten sonra radyoya sahip olmak, devrimle ilgili objektif bir haber kaynağına sahip olmak demekti. FLN’nin yaptığı yayınların yanında Kahire ve Tunus radyolarını da takip edebiliyorlardı. Onlar için radyo artık işgalin değil, devrimin sesiydi. Direncin sembolü haline gelmişti. Bu dönemde radyo satın almak; savaş için her şeyini ortaya koymuş, yekvücut olmuş kahraman bir millete katılmak anlamına geliyordu.

Fransızlar radyo dalgalarına da savaş açtı

Fransız yönetimi başta neler olduğunu anlayamaz fakat vaziyeti fark edince sert tedbirler almaya başlar. Pilli radyolar tamamen yasaklanır. Ayrıca pil satışı da… Bununla da kalmayıp piyasadaki tüm piller toplatılır. Elektrikli radyo satışları ise polisten alınan iyi hal kâğıdı ile yapılır. Bu şartlarda Cezayirlilerin imdadına kaçakçılık yapan tüccarlar yetişir.

Fransızların müdahalesi bununla da bitmez. FLN’nin radyo istasyonlarını ele geçirir. Radyo alıcılarını toplatır. Yine parazitleme yöntemiyle halkın bu yayınları dinlemesine mani olur. Buna mukabil Cezayirliler yeni istasyonlar açar. En son çare ülke dışından yayın yapmaya başlarlar. Savaş, sonunda radyo dalgalarına da sıçramıştır. Fransızların bütün engellemelerine rağmen Cezayirliler radyo yayınları üzerinden gelişmeleri takip etmeyi sürdürür. Ta ki bağımsızlıklarını elde edinceye kadar.

 

Munise Şimşek

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2018, 09:47
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20