Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Şubat 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Şubat-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Şubat 2016

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz. Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Şubat-2016 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Bayram Ali Çetinkaya, İslam Düşüncesi Tarihi, Pınar Yayınları

 

İslâm düşüncesinin tarihsel tecrübesine odaklanan İslâm Düşüncesi Tarihi & Siyasetten İrfana, İslâm düşünce tarihindeki belli başlı düşünce anlayışlarının, felsefî ve siyasal açılımlarını, insan, siyaset, nübüvvet, felsefe ve tasavvuf gibi meselelere yaklaşımlarını esas alarak, analitik bir değerlendirmesini hedefliyor. Bayram Ali Çetinkaya, İslâm düşüncesinin felsefi köklerini ve gelişimini kolay anlaşılır bir dille, kapsamlı şekilde ele alıyor; İslâm düşünce tarihini geniş tarihsel ve kültürel bağlamları içinde değerlendiriyor.

Kürşad Atalar, Modernist Zihniyetin Kritiği & Cabiri'nin Kur'an Anlayışı ve Tefsir Yöntemi, Pınar Yayınları

 

Türkiyeli okurun Muhammed Abid el-Cabiri'nin fikirleriyle tanışıklığı, 1990'lı yılların başlarına kadar gitmektedir. Özellikle 'Arap-İslam Aklı'nın mahiyeti, oluşumu ve bugünkü durumuna ilişkin 'felsefi/siyasi' görüşleriyle dikkat çeken müellif, ömrünün son yıllarında 'ilahiyat' alanına yönelmiş ve Kur'an üzerine eserler yazmıştır. Cabiri, bunun nedenini, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Batı kamuoyunda gelişen İslamofobi'ye karşı İslam'ı savunmak olarak ifade ediyor ve bu eserlerde sadece Müslümanları değil, gayrimüslim okuru da hedef kitle olarak seçtiğini söylüyor. Ona göre, bu savunu, ancak Kur'an gerçeğini 'aslına uygun' bir şekilde kitleye anlatılarak yapılabilir. Bunun için ise, Kur'an'a 'siyasi' ve 'ideolojik' bir gözlükle bakmamak gerekir. Bu amaçla, Kur'an'ı "hem kendisine, hem bize çağdaş" bir şekilde yorumlama çabasına girişen Cabiri, önce, Ulûm'ul-Kur'an konularını ele aldığı Kur'an'a Giriş adlı kitabını kaleme alıyor ve genel manada bir Kur'an tanımında bulunuyor. Fakat bir süre sonra, konuların çeşitliliğini gördüğü için ve mevzular arasındaki bütünlüğü bozmamak için müstakil bir eser yazmanın gerekli olduğu kanaatine ulaştığından Fehmü'l-Kur'an adlı tefsirini yazıyor. Bu çalışmalarda güttüğü amacı ise, İslam dininin temel kaynağını, müslüman olsun gayrimüslim olsun her okuyucuya tanıtmak şeklinde açıklıyor

Mustafa Aydın, Değişim Sosyolojisi, Açılım Kitap

 

Şüphesiz değişim her alanla ilgilidir.Çünkü bütün varlıklar;var olma,varlığını sürdürme ve son bulma sürecinden geçmektedir.Bu basamaklar arasındaki farklı düzeylerdeki devinim değişmeyi meydana getirmektedir.Değişim elbette canlılar ve toplumlar için taşın ve toprağın dönüşümünden daha fazla bir öneme sahiptir.İnsanlığın başından beri toplumların oluşup çökmeleri,düşünenlerin dikkatini çekmiş olmalıdır.Toplum üstüne düşünce Sorokin'in ifadesiyle bunalımlı dönemlerde daha bir önem kazanmıştır.

Elinizdeki eser,sosyolojik açıdan değişmeyi ele almakta iki düzine civarındaki temel soruya bir cevap bulmaya çalışmaktadır.Özel türden bir değişim sorununu çözme yerine toplumu değişim açısından okuma yollarını göstermektedir.

 

Zehra Işık, Sen Öldün Ben Büyüdüm, Açılım Kitap

 

Baba çınar ağacı gibidir, meyvesi olmasa da gölgesi yeter. Beklenen bir ölümdü aslında, dedemin ölümü… Zaten altı yıldır hastaydı, bakıma muhtaçtı. Annem onunla bir çocuk gibi ilgilenirdi. Üstelik anneannem de felç geçirmişti. Annemin ebeveynlerinden biri felçli, diğeri Alzheimer hastasıydı. O sırada kendisi de elli altı yaşındaydı. Çok ağırdı imtihanı. Dizlerinin ağrılarını unutmuş, yılların yorgunluklarından dinlenme isteğini bir tarafa bırakmıştı. Çünkü anne babasının onun ilgisine ve bakımına ihtiyacı vardı. Dedemin ölüm döşeğinde olduğu haberini aldığımda memleketime gittim. Eve varmak üzereydim ki, arayıp son nefesini verdiğini söylediler. Odaya girdiğimde herkes ağlıyordu; ama annemin acısı bambaşkaydı. Karşımda sanki yetim kalmış bir kız çocuğu vardı.

Harun Ceylan, Yaşlılık ve Refah Devleti, Açılım Kitap

 

Dünya nüfusu hızla yaşlanmaktadır ve önümüzdeki on yıllarda tüm OECD ülkelerin-de yaşlı nüfusun dramatik bir şekilde artmaya devam etmesi beklenmektedir. Bu çalışma gelişmiş bir sosyal güvenlik, sağlık ve yaşlı bakım sistemine sahip ülke-lerde tüm bireylere "evrensel bir hak olarak" mümkün olduğunca eşit bir biçimde sunu-lan hizmetlerin, yaşlıların yaşam algılarındaki karşılığının ne olduğunun anlaşılmasını ve yaşlıların yaşam algılarının demografik özelliklerinden etkilenip etkilenmediğini belirlenmeye çalışmaktadır. Acaba "gelişmiş bir refah toplumunda bolluk ve zengin-lik içinde yaşayan yaşlılar kendilerini mutlu hissetmekte midirler?" Ayrıca "kendilerini mutlu hissetmiyorlarsa sunulan hizmetler konusunda eksik olan nedir?" Ya da sadece "sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılması yaşlının mutlu olması için yeterli midir?" "Yaşlının demografik özelliklerinin yaşam algısındaki payı nedir?" "Aile ilişkileri daha iyi olan yaşlılar kendilerini daha mutlu hissetmekte midir?" gibi soruların cevapları bakım hizmeti alan yaşlılarla birebir görüşmeler ve anket yoluyla elde edilen bilgilerle alınmaya çalışılmıştır.

İslam Can, Türkiye'de Siyasal Güven & Liderler Kurumlar Süreçler, Açılım Kitap

 

Siyasi tarihte, siyasal iktidarın meşruiyetinin dayandığı kaynağın değişmesi, siyasal sistemlerin demokrasi temelli yeni yönetim anlayışlarını benimsemelerine zemin ha-zırlamıştır. Siyasal meşruiyetin kaynağı olan "demos", güven duydukları siyasetçilere ya da liderlere, kendini yönetmesi için belirli dönemlerle sınırlı haklar tevdi etmiştir. Elinizdeki kitap, Türkiye sosyolojisi için yeni sayılabilecek bir kavram olan siyasal güveni (political trust); siyasi liderler, kurumlar ve siyasal süreçler bağlamında tanımlamaya, tasvir etmeye ve konumlandırmaya çalışmaktır. Türkiye'ye uyarlanmış siyasal güven faktörleri olan; siyasi lider, siyasi kurumlar ve süreçlerin, Türkiye'nin siyasal kültürün-deki karşılığı, Cumhuriyetten bu yana şekillenen siyasal güven kodlarının analizi, bu-günün siyasi lider, kurum ve süreçlerine (demokratikleşme, ekonomik gelişim) yönelik siyasal güvenin düzeyi ve son dönemde yaşanan önemli siyasi olayların (çözüm süreci, terör, derin/paralel devlet meselesi, korkular) siyasal güven perspektifinden çözümle-mesi yer almaktadır. Lider, kurum ve süreçlere yönelik kapsamlı bir saha çalışmasının da yer aldığı bu kitap, Türkiye'de siyasal güven alanında yapılmış ilk müstakil çalışma olması bakımından da dikkat çekmektedir.

Akyiğitzade Musa, İlm-i Servet Yahud İlm-i İktisat, Dergah Yayınları

 

19. yüzyıldan itibaren Osmanlı iktisat literatüründe serbest ticaret (laissez faire) vurgusu ağırlık kazanmış ve bu vurgu çeşitli yayınlarla desteklenmiştir. Serbest ticaret temelli modern iktisadın içeriğine, usulüne ve uluslararası ticaret anlayışına ilk ciddi eleştiri yüzyılın sonlarında yayınladığı kitapları ile Akyiğitzade Musa tarafından yapılmıştır. Akyiğitzade, getirdiği eleştiride Adam Smith ve Jean Baptiste Say çizgisinde gelişen iktisadi anlayışın Osmanlı Devleti için uygun bir model olmadığı vurgusunu yapmış ve bu eleştirisini, iktisat tarihinden verdiği müşahhas örneklerle desteklemiştir.

Bu eserde Akyiğitzade’nin İktisad yahud İlm-i Servet: Âzâdegî-i Ticaret ve Usul-i Himaye ve İlm-i Servet veyahud İlm-i İktisad: Kavâ‘id-i Mühimme-i İktisadiyyeyi Hâvîdir kitaplarının çeviri yazımı yapılmıştır. Ayrıca Akyiğitzade’nin biyografisi ile iktisadi düşüncesindeki mihenk
noktası olan himayeciliğin önemi ve serbesti-i ticaretin neden uygun olmadığı etrafındaki düşünceleri ele alınmıştır.

Ahmet Mithat Efendi, Avrupa Adab-ı Muaşereti Yahut Alafranga, Dergah Yayınları

 

Tanzimat’la bitlikte, Batı medeniyeti dairesine dâhil olmaya resmen karar vermiş olan Osmanlı Devleti’nin Batı’yla ilişkileri artmaya başlamış ve Avrupa’ya gidiş gelişler sıklaşmıştır. Ahmet Mithat Efendi de bu bağlamda, Batı kültürünü ve gerçek Batılı yaşama tarzını tanıtma amacıyla bu kitabı kaleme almıştır. Avrupa’ya gidecek bir kimse için, yol boyunca ortaya çıkması muhtemel güçlüklerden, orada kalacağı otellere; nerede nasıl yemek yenebileceğinden, garsonlara verilecek bahşişlere; ev ziyaretlerine nasıl gidileceğinden, umumi ve hususi yemeklerde, eğlencelerde nasıl davranılacağına kadar pek çok konuda bilgiler vermiştir.

Eser bu yönüyle, hem sosyolojik ve tarihî bakımdan hem de edebiyat tarihi açısından önemli ve dikkate alınması gereken bir kitaptır.

M. Orhan Okay, Bir Başka Paris, Dergah Yayınları

 

Paris... Güneşin cimri davrandığı, kapalı havaların ve yağmurun bol olduğu iklimi, bu yüzden her zaman yemyeşil parkları, hemen şehrin içinde sayılabilecek ormanları, gündüzün ve gecenin her saatinde canlı bulvarları, korku veren dar sokakları, sefahat ve eğlence yerleri, adeta estetik bir zevkle tezyin edilmiş vitrinleri olan mağazaları, dinî hayatı, müzeleri, konser salonları, üniversitesi, kitapçıları, sokak ressamları, sokak çalgıcıları ve fanfarları, kadın veya erkek, genç veya yaşlı çok defa şık giyinmiş, zarif konuşan insanları, bunların hemen yanında metro koridorlarında, kirli havanın ısıttığı metro ızgaralarında uyuyan kloşarlarıyla bana göre yine bir başka Belle Époque'ü yaşıyordu.

Bugün de şüphesiz öyledir demek istiyorum. Ve yine şüphesiz değişen çok şey de olmuştur diye düşünüyorum. Ama yakın yıllarda oradan gelenler hiç de güzel haberler getirmiyor. Demek 1960'lar da rüya oldu...

İbrahim Yolalan, Göç Defteri, Ülke Edebiyat

 

ilan ediyorum
sebebimde yalan
terkibimde yalnızlık vardır–
gırtlağımdaki her lokmada katran
saçımı taramak için koştuğum
her kuyuda taş vardır

Halil İbrahim İzgi, Cüda, Erdem Yayınları

 

Yüzyıl sonra geçmişinin izlerini aramak için yollara düşen Cüda, sırtında kamp çantası aklında binlerce soru ile öz topraklarını ziyaret etmek için hayatındaki birçok şeyden vazgeçer. Derinleri kazıdıkça karşılaştığı hikâye aynı zamanda içinde bulunduğu kararsızlığın, git-gel halinin de iyileşmesine yardımcı olur.

Cüda, Halil İbrahim İzgi'nin kaleminden attığı her adımda hiç görmediği hayatın kalp atışlarını duymak için köklerine göç eden Cüda'nın hikâyesi. Karmaşık bir rüyanın içinde tüm geçmişini oluşturan kişiler, Başçarşı ve Vratnik...

Cüda, iki ayrı yolculuğu aynı anda okumak için okuyucusunu bekliyor...

Arzu Alkan Ateş, Lübyana'ya Bir Bilet, Erdem Yayınları

 

Lübyana'ya Bir Bilet kitabında artık yaşlanan bir matadorun son meydan okumasını, babası yaşında bir adamla zorla evlendirilen Gece'nin dramını, komadaki annesinin uyanmasını bekleyen Mavi'yi, kurduğu yuva kendi hapishanesine dönüşen ev hanımı Şükran'ın pişmanlıklarını bulacaksınız.

Arzu Alkan Ateş, Türkçe'nin bütün olanaklarını kullanarak, deneysel ve cesur bir üslupla kaleme aldığı öyküleri ile Erdem Kültür'de. Her bir öyküde hem Türkçe'nin tadına varacak hem de edebiyatımızın yeni yeteneğinin rehberliğinde her öyküde sarsıcı yolculuklara çıkacaksınız.

Osman Nuri Küçük, Sayılar ve Rüyalar, Nefes Yayınları

 

İnsanoğlu, eşyayı ölçme girişiminin sonucunda sayıyı fark eder, daha sonra âlemin sayısal bir düzen üzerine kurulu olduğunu anlar. Her toplumun sayıyı düşünüp sembolleştirmesi, bu bilginin Allah vergisi olarak doğamızda var olduğuna işaret etmektedir. Sayılar, âlemin kozmik dilidir. Bu yüzden evrendeki varlıkların sırrı, bu dilin çözülüp anlaşılmasıyla bilinebilir. Nitekim İbnü'l-Arabi de sayının ilâhi mertebeden sırlar taşıdığını belirtmekte ve sayının ilkelerinden hareketle varoluşun ilâhi sırlarının bilinebileceğini düşünmektedir.

Rüya ise insanı, onun ruhsal dünyasını ve bilinçaltını anlamada başvurulan kadim metotlardan biridir. İbnü'l-Arabi rüyaların ta'birini varlık mertebeleri anlayışıyla açıklamaktadır ve onun düşüncesinde rüya, insanın varoluş serüvenine dair mühim ipuçları barındıran hakikatler içermektedir.

Birinci bölümünde İbnü'l-Arabi'nin rüyalara dair yaptığı değerlendirmeler, ikinci bölümünde ise sayı ile varlık arasında kurulan irtibat üzerinde durulan "İbnü'l-Arabi - Sayılar ve Rüyalar" isimli bu eser, İbnü'l-Arabi'nin sayıları ve rüyaları nasıl bir irtibat üzerinden ele aldığını anlamamızda oldukça aydınlatıcı ve bilgilendiricidir.

Şebnem Güler Karacan, Kamil ve Aşırı Geyik Hikayeleri, Nesil Çocuk

 

Dokuz yasında bir Kâmil için hayat hiç de kolay degil. Hemen bütün çocuklar gibi onun da dertleri arasında büyüklerle uğraşmak, okulla baş etmek, üşengeçlikle savaşmak, korkularla yüzleşmek filan var. Yetişkin dünyasının kuralları, istekleri ona çok da mantıklı gelmiyor. Sonra okula gitmek... Hadi okula gitmek neyse de çarpım tablosunu, müzik dersini ve sınavları ne yapacak? Bari üşengeç olmasaydı... Belki baş etmek daha kolay olurdu.

Mürsel Gündoğdu, Hakan, Nesil Yayınları

 

Türk cihan hâkimiyeti mefkûresinin mimarı... Karahanlı Hakan'ı Abdülkerim Satuk Buğra Han'ın Türk milletini İslâm'la tanış ve biliş kılma mücadelesi... Altaylardan Tuna'ya İslâm'ın son çağını yürütme ve göklere yükseltme azminin hikâyesi. İstanbul'dan Pekin'e oradan da bozkırın kalbi olan Kaşgar'a yapılan esrarengiz bir seyahat.
Tanrı Dağları'nın doruklarında ve uçsuz bucaksız İç Asya steplerinde hüküm süren mevsimlerin yorumları ve bozkıra İslâm'ın mayasını çalan Hakan... Ve bozkırda ezan sesleri...

Hakan'da, ilk Müslüman Türk devleti Karahanlılar'ın gözü pek Hakan'ı Abdülkerim Satuk Buğra Kara Han'ın olağanüstü çabalarını yazar Mürsel Gündoğdu'nun destansı kaleminden okuyacak ve bozkırın orta yerinde dünya tarihinin en önemli olaylarından birisine tanıklık edeceksiniz...

Nurettin Ceylan, Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman, Nesil Yayınları

 

Nurettin Ceylan, hayatını Kur'ân'a adamış ve en büyük faziletini ona talebe olmakta görmüş Bediüzzaman hakkında yıllardır dile getirilen ve bugüne kadar yüzleşilmemiş iddiaları Gerçeğin Aynasında Bediüzzaman kitabı ile ele alıyor.

Yirmisi ilk kez yayınlanan elliyi aşkın orijinal belge ile yüz yıllık karanlık sona eriyor.

Hakan Baştürk, Gel Sana Aşkı Anlatayım, Nesil Yayınları

 

"Kim bir Müslüman'ın hayatını anlatırsa ona yeniden hayat vermiş gibi olur" sözü geliyor hatırıma. Ki öyledir ve öyle olmalıdır da. Zira ölmeyen ölüler vardır. İşte bu kitap da onlardan birini, Anadolu'nun maneviyatına temel olmuş, gönül lisanımıza ses, medeniyet mefkûremize nefes olmuş birini Emir Sultan Hazretlerini anlatıyor. Okuyan tarihî olarak Osmanlı'nın beylikten devlete dönüşünü ve hatta bir imparatorluğun doğum sancılarını hissedecektir içinde ve manevi dinamiklerini satır satır bulacaktır bu kitapta. Ama bundan belki de daha önemlisi o medeniyetin manevi sütunlarını ve mimarlarını okuyacak, Emir Sultan'ı tanırken esasen çağını aşan bir gaye ve bir ideal ile karşı karşıya olacaktır. Daha açık söylemek gerekirse bir gönül devletinin nasıl kurulduğunu hissedecektir ve genç bir yazarın gözünden girecektir o âleme. Belki de en çok da bu tarafı için okunmalıdır bu roman.

Oğuzhan Gürhani, İstemesini Bilirsen Rabbin Gönlündekini Verecek, Nesil Yayınları

 

Mavi bir güzellikti secde... Kaybolmak, yok olmak, bırakmak... İçimde bir şiir var, dışarı çıkmak bilmiyor. Öyle şeyler var ki, anlatılmıyor... Gitmek iste, mühim değil, gidilmiyor... Gündüze iyi deme, akşam oluyor. Geceye alışma Güneş doğuyor. Bir büyük plan kusursuz işliyor. İlâhî nizam sapmıyor, şaşmıyor. Hep bir hikmet var, sonunda anlaşılıyor.
Her şeyin bir vakti var. Acele et ya da etme. Zamanı hep yavaş yavaş geliyor. Muratlar tek bir atölyede işleniyor. Ne zaman korksan "Korkma", biraz şımarsan "Şımarma" deniyor. Anla ki hep dengede kal isteniyor. Ve şunu bil, Allah yardım ederse seni kimse yenemiyor.
Sen, her kimsen, eğer gerçekten inanıyorsan, zannın boşa çıkartılmıyor. Bir kere Allah demeye gör, yolların açılıyor. Dün hep gidiyor. Ve yarın, bugün Allah diyenler için geliyor...

 

  

Ignacz Kunos, 44 Türk Masalı, Tuti Kitap

 

Ignácz Kúnos'un, Osmanlı Türkiyesi'ne yaptığı gezilerde derlediği masallardan oluşan ve 1913 yılı orijinal kopyasına sadece Northwestern Üniversitesi'nden ulaşılabilen "44 Türk Masalı" ülkemizde ilk defa yayımlanmaktadır. Ve bu kitaptaki hayal dünyasının kapıları sadece çocuklara değil, herkese açıktır...

Şimdiye kadar hiç dinlemediğiniz ve okumadığınız bu masalları keşfetmeye hazır mısınız?

 

İsmail Yakıt, Hatıralarıyla İz Bırakanlar, Ötüken Neşriyat

 

Çocukluk yıllarımdan beri hatıralarıyla zihnimde yer et­miş, ruhumda ve gönül dünyamda iz bırakmış kişileri ve on­ların anılarını bu kitapta anlatmaya çalıştım. Dolayısıyla bunu bir nevi hatıra-portre denemesi olarak görebileceğimiz gibi, aynı zamanda da benim "ömrümün aynası" diyebileceğim bir kitaptır. Hatıraları okurken kendinizi, kimi vakit sınıfta ders dinlerken, kimi vakit savaş meydanlarında veya esir kamp­larında veya şiir ortamlarında, hatta heyecanlı ve nükteli sohbetlerin içinde bulacaksınız. Kitapta; Dündar Taşer, Hilmi Ziya Ülken, Arif Nihat Asya, Erol Güngör, Osman Yüksel Serdengeçti, Orhan Şaik Gökyay, Alparslan Türkeş, Durmuş Hocaoğlu, Turan Yazgan, Niyazi Sayın gibi ilim, edebiyat, sanat, ve siyaset ile Türk kültür ve düşünce hayatının muhtelif sahalarına katkıda bulunan birçok isme dair hatıralar bulacaksınız. Atalarımızın da dediği gibi, "Söz uçar, yazı kalır!"

Cevdet Kırpık, Osmanlı'da Şehzade Eğitimi, Ötüken Neşriyat

 

Doç. Dr. Cevdet Kırpık'ın büyük bir titizlikle kaleme aldığı Osmanlı'da Şehzade Eğitimi, temelde Osmanlı tarihi boyunca şehzade eğitiminin özelliklerini ve zaman içerisinde geçirdiği değişimi ele almaktadır. Ancak Osmanlı'ya gelinceye kadarki tarihî mirasın daha iyi anlaşılması için İslâm öncesi ve İslâmî dönemdeki hanedan üyelerinin eğitimlerine de değinilerek Türk tarihi boyunca hükümdar yetiştirme yöntemlerindeki anlayış, uygulama ve metot alanındaki değişim ve süreklilik göz önüne serilmiştir. İyi bir yöneticide bulunması gereken özellikler toplumdan topluma ve zamandan zamana değişse de temel bazı hususlar ortaktır. Osmanlı sisteminde padişah çok önemli siyasî ve dinî yetkilerle yönetim hiyerarşisinin en üst noktasında bulunur. Hâliyle padişah namzedi şehzadelerin aldıkları eğitimin niteliği, yalnız hanedanın değil aynı zamanda milletin ve devletin geleceği üzerinde de doğrudan etki gücüne sahip, dikkatle incelenmesi gereken bir mevzudur. Bu sebeple Osmanlı tarihinin layık olduğu şekilde anlaşılabilmesi için şehzade eğitiminin tarihî süreç içerisinde nasıl bir değişim ve dönüşüm yaşadığını bilmek gerekmektedir.

Mustafa Yıldız, Endülüs'te Felsefe, Din ve Siyaset ilişkisi, Ötüken Neşriyat

 

Endülüs'te Felsefe, Din ve Siyaset İlişkisi kitabında Mustafa Yıldız, felsefenin ve dinin birbirine karşı konumlarını siyasal hayat bağlamında tartışmaya açıyor. Kitapta; Endülüs'te şekillenen felsefe geleneğinde özellikle "Din ile felsefe arasındaki çatışmanın kaynağı nedir? Dinî hükümlere göre bi-çimlenen bir siyasal sistem içerisinde bilim ve felsefenin yeri nedir? Din felsefeyi etkiler mi, felsefe dinî bilgileri sağlam bir kaynak olarak alır mı? Dinde anlamın belir-lenmesi neye göre olur? Dinî bilgiler ile felsefede/bilimde ortaya konulan hakikatler çeliştiği zaman ne yapılmalıdır? Yönetim mekanizmasında din bilginlerinin mi, yoksa filozofların mı bulunması uygundur?" gibi sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Hiç şüphe yok ki, felsefe ile din arasındaki çatışma kadar bunlar arasındaki bağların ve benzerliklerin de gösterilmesi büyük önem arz eder. İslam dünyasında bugün bile çok ciddi tartışmalara sebep olan din, felsefe ve siyaset arasındaki ilişkiler Endülüs'ün birbiri ardı sıra gelen üç filozofunun; İbn Bacce, İbn Tufeyl ve İbn Rüşd'ün görüşleri çerçevesinde incelenmiştir.

Kemal Ramazan Haykıran, Moğollar Zamanında Yakın Doğu, Ötüken Neşriyat

 

Asya bozkırlarında göçebe kültürün güçlü temsilcileri olan Moğollar, XII. yüzyılın sonu ve XIII. yüzyılın başlarında Cengiz Han öncülüğünde büyük bir imparatorluk kurarak kadim uygarlıkların bulunduğu toprakların yeni yöneticileri olmuşlardı. Asya'nın neredeyse tamamını bir asırdan uzun bir süre Moğollar yönetmişlerdir. Moğol-ların bu güçlü harekâtı hem kendilerinde hem de yönettikleri coğrafyada köklü deği-şimlerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu değişimlerin büyük çoğunluğu kültür hayatı ve düşünce yapısı üzerinde görülmektedir. Moğol İmparatorluğu'nun yan kolları içinde kültürel değişim ve etkileşiminin en yoğun yaşandığı devlet, İran ve Azer-baycan gibi köklü medeniyetlerin merkezinde şekillenen İlhanlılar olmuştu. İç içe geçmiş zengin inanç ve kültürlerin bulunduğu Yakın Doğu topraklarında kısa süren siyasi hayatları süresince İlhanlıların nasıl bir kültür mirası devraldıkları, bu kültür birikimini nasıl algılayıp işledikleri ve kendilerinden sonraki toplumlara bu birikimi ne şekilde devrettikleri Moğollar Zamanında Yakın Doğu kitabının temel konusunu oluşturmaktadır.

Yusuf Akçura, Muasır Avrupa'da Siyasi ve İctimai Fikirler ve Fikri Cereyanlar, Ötüken Neşriyat

 

20. yüzyıl Türk fikir hayatının en üretken kalemlerinden Yusuf Akçura; Muasır Avrupa'da SIyasi ve İctimai Fikirler ve Fikri Cereyanlar kitabında yalnızca Avrupa'nın değil, bütün dünyanın seyrini değiştiren fikir akımlarını ve o fikir akımlarının "millet", "hürriyet", "müsavat" [eşitlik], "adalet", "emek" gibi o efsunlu kavramlarını tetkik ediyor. Yusuf Akçura; Türk tarihinin belki de en muhataralı, en sancılı döneminden yani "imparatorluk"tan "ulus-devlet"e geçilen yolda, en ufak bir panik emaresi göstermeden, Türk fikir ve toplum hayatını derinden etkileyen siyasi ve toplumsal fikirleri, ilk ortaya çıktıkları andan o güne kadarki mevcut durumlarına varıncaya dek tartışıyor. Akçura, hiç şüphe yok ki, yeni yüzyılın "kitle" yüzyılı olacağını erken müşahede etmiş ve "kitle"leri harekete geçiren büyük fikir akımlarını mercek altına alarak, bunların yeni Türk devletinin varlığını sürdürmesinde ne gibi katkıları olabileceğini tahlil etmiştir.

Kenan Özkan, Milli Mücadele Dönemi Türkiye-ABD İlişkileri, Ötüken Neşriyat

 

Anadolu'daki işgal hareketlerine fiilen katılmayan Amerika Birleşik Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun kaderini belirleyecek tüm uluslararası görüşmelerde yer almış bir ülkedir. Mondros Mütarekesi sonrasında İstanbul'a yerleşen Amerikan heyeti zaman zaman Anadolu'ya adamlarını göndererek savaşın gidişatı ve Türk halkının durumu hakkında somut bilgiler edinmiştir. Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, Doğu Anadolu'nun kalkındırılmasını sağlayacak bir projeyi kabul ederek Chester'e önemli ayrıcalıklar tanımıştır. Kenan Özkan bu çalışmasında, Millî Mücadele Dönemi'ndeki Türk Amerikan ilişkilerini sadece İstanbul ya da Ankara bakış açısıyla değil ikisini birlikte ele alarak incelemiştir. Kenan Özkan, başta arşiv belgeleri olmak üzere dönemin gazetelerinden büyük ölçüde yararlanmıştır. Basın taraması yaparken İstanbul, Anadolu basını diye de bir ayırım yapmamış, konunun aydınlatılmasına yönelik gazeteleri de taramıştır. Yakın dönem tarih çalışmalarında olmazsa olmaz bu iki kaynak yanında konu ile ilgili yayınlanmış kongre tutanakları, Meclis Zabıtları ve Lozan Konferansı tutanakları gibi çeşitli belgesel eserleri, anıları, yapılmış bilimsel çalışmaları gözden geçirerek, bugün Türk-A.B.D. ilişkilerinin geldiği noktayı daha iyi anlamamızı sağlayacak önemli bilgiler sunmuştur.

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2017, 11:32
YORUM EKLE

banner19

banner13