banner17

Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Ocak 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Ocak-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Ocak 2016

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz. Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Ocak-2016 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Fatma Akdağ, Uslu Yara, Şule Yayınları

 

Babam öldü. Hatırlamadığım bir günde, hatırlamadığım bir ayda, hatırlamadığım bir mevsimde, tam saatinde öldü. Annem gittikçe büyüyen, unutan, titreyen bir kambur oldu; babam sessizce yalvaran, sürünen bir ölü. Öldükten sonra ilk kez aynaya bakarken gördüm onu; çökmüş alınlı, fırlak gözlü, kapkara olmuş yüzünden midesi bulansın istedim. Uslu Yara, olağanüstü bir dil mimarisi sunuyor okuruna. Bu dilin büyüsüyle yürüyenleri, engellere ve zorluklara rağmen taze nefesler bekliyor.

Hasan Erimez, Kutlu Kağanlık, Ötüken Neşriyat

 

İlk kitabı Demirdağın Kurtları ile Türklerin Ergenekon'a hapsolmasını ve buradan çıkış mücadelesini anlatan yegane romanın yazarı Hasan Erimez, ikinci romanı Kutlu Kağanlık "Gök Türklerin Doğuşu" ile karşınızda. Uzun yıllar Aparların boyunduruğunda kalan Aşinalar, Bumin Han ve kardeşi İstemi Yabgu önderliğinde Aparları yenerek Gök Türk Devleti'ni kurarlar. Ancak asıl zorluk, bu kutlu kağanlığın kurulmasından sonra başlar. Bütün Türk boylarını tek bir çatı altında birleştirmek isteyen Gök Türkleri hem içerde hem de dışarda çetin mücadeleler beklemektedir. Türk adını kullanan tarihteki ilk Türk devletinin kurucuları, "büyük ülkülerini" gerçekleştirebilmek için kan deryalarından sabırla geçmek zorundalar. Hasan Erimez, tertemiz bir Türkçe ve duru bir üslûpla bizi Ötüken Yış'tan Asya'nın dört bir yanına götürerek, Gök Türk Devleti'nin destansı kuruluş mücadelesini anlatıyor.

Bahaeddin Ögel, Türklerde Devlet Anlayışı, Ötüken Neşriyat

 

Kitabın müellifi Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Batının "erken devlet" tanımında belirleyici olan coğrafî mevki, nüfus, dış ilişkiler, ekolojik şartlar gibi hususları nazarıdikkata almakla birlikte Türk toplumunun tarihî, içtimaî ve kendi iç dinamiklerine dayanan bir devlet tanımı yapmak gayretindedir. Avrupa-merkezci okumalar yerine Türk tarih ve kültürünü, kendi teşekkül ve tekâmül sürecinde ele almak daha sağlıklı neticeler verecektir. Türk devlet yapısı ve geleneğinde belirleyici olan her şeyden önce Türk toplum yapısının özünü teşkil eden aile, halk, toprak, kağan, töre ve kut gibi mücerret ve müşahhas mefhumlardır. Bu maksatla Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Türk devlet geleneğini, Bozkır, Uzakdoğu ve İslâm kültür çevreleri ışığında tetkik etmekte ve Türk devlet anlayışının tarihî menşeini, bu kültür daireleri etrafında incelemektedir.

İsmail Bingöl, Sırrını Söyleyen Rüzgar, Ötüken Neşriyat

 

Anadolu gibi şiir yazmak… Uluların mayaladığı hamur… İnsanî, ahlâkî ve İslâmî… Allah’ın güzel olarak övdüğü ne varsa her şeyin müşterekliği… Anadolu, ilâhî olanla beşerî olanın âbidevî mekânı… Beşerînin, kutsalın boyasına boyandığı yerin adı… Rengini, kutsalın renginden alan toprak, vatana teslim olurken, karakterini, üzerinde hayat sürene taşıyan Anadolu… İşte, İsmail Bingöl’ün şiirleri, Anadolu gibi… Zahiren bakanlar, kelime ve seslerin şiddetine çarparlar. Süssüz, düz ve dosdoğru… Sert ve acı… Harman yerinde dolandırmadan, mahsulü peşin ve eksiksiz önünüze koyar. Bingöl’ün şiirlerine, bir de, derunî bakanlar görürler ki, şiirler içli, kırık, dökük, zarif ve nezaketli bir dünyanın kapısını aralar. Bir mısrada tarihe ve maziye yol alırken, bir başka mısrada, an’ın kırgınlık ve aşklarına rastlarsınız. Çünkü, o, bir şairdir, hisseder, anlatmak ve paylaşmak ister. Zira, onda kelimeler, esrarlı bir dünyanın hikmetlerini taşır, okuyucularına. Şairdir, gölgesi uzun, düşer peşine hakikatin. Şair, paylaşmak ister acılarını, hafiflesin diye belki. Ama, bilir ki, paylaşmak, çoğaltmaktır.

Hasip Saygılı, 1905 Rus Devrimi ve Sultan Abdülhamid, Ötüken Neşriyat.

 

Günümüzde Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine ilişkin ilgi ve araştırmalar artmasına rağmen 1905 yılında Rusya'da meydana gelen olayların Sultan Abdülhamid Türkiye'sindeki sosyal, kültürel ve siyasî çerçevedeki yansımalarına ilişkin yeterli seviyede çalışma yapıldığı söylenemez. Hasip Saygılı'nın 1905 Rus Devrimi ve Sultan Abdülhamid çalışması, 1905 Devrimi'nin Osmanlı ülkesindeki etkilerini Sultan Abdülhamid idaresi ve muhalif Jöntürk hareketi arasındaki gerilimli ilişki üzerinden ele alarak bu alandaki boşluğu dolduruyor. Çalışmada 1905 yılından itibaren Türkiye'de meydana gelen ve 23 Temmuz 1908 tarihinde Sultan Abdülhamid'in anayasayı tekrar yürürlüğe koyduğunu açıkladığı "İnkılâb-ı Âzîm"e kadar sürmüş olan siyasî ve toplumsal olayların üzerinde 1905 Rus Devrimi'nin etkileri, ideolojik kurguların ötesinde birincil kaynaklara dayanılarak gösterilmiştir.

Şevket Pekdemir, İslam Hukukunda Sözleşmelerde Cezai Şart, Ensar Neşriyat

 

İslam hukukunda, borcu zamanında ifa etmeyen kişinin durumunun tespitine büyük önem verilmiştir. Bu meyanda, ödeme imkanı olmayan kişi hakkında, kendisine zaman verilmesi veya borcun bağışlanması gibi kolaylıklar tavsiye edilmekle birlikte, ödeme imkanı olduğu halde borcunu ödemeyen kişinin, ifayı geciktirmemesi için de bir takım tedbirler alınmıştır. Bu tedbirler arasında cezai şart uygulaması, günümüzde önemli bir yer işgal etmektedir. İster cezai şart olsun, isterse başka tedbirler olsun, bunlarda hukuki dayanak, adaletin sağlanması ve başkalarına zarar vermenin yasaklanmasıdır. Diğer İslam ülkelerinde, "İslam hukukuna göre cezai şart" konusunda hem yüksek lisans, hem de Doktora çalışmaları yapıldığı gibi, birçok kuruluşlar aracılığıyla sempozyumlar düzenlenmiş, makaleler yazılmış ve yeni İslam hukuku eserlerinde cezaî şart konusuna yer verilmiştir. Ancak bu konu ülkemizde, İslam hukuku çerçevesinde bağımsız bir çalışma olarak ele alınmamıştır. Elinizdeki bu eser, bu eksikliği gidermek üzere kaleme alınmıştır.

Fethullah Zengin, Ensar Kitabı & İslam Tarihinde Ensar, Ensar Neşriyat

 

Ensarî Müslümanlar, isimlerini İslam tarihine altın harflerle yazdırmışlardır. Hayatta olduğu süre boyunca, onlar Resûlullah'tan(s) razı, O da onlardan hoşnut olmuştur. Öyle ki, Mekke fethedildikten sonra Medineli Müslümanlar kendi aralarında "Acaba Resûlullah(s), kavmine kavuşunca, artık onların arasında kalmak isteyip bizi terk eder mi?!" diye endişe duyuyorlardı. Gerçekten de Resûlullah, hayatının 53 senesini geçirdiği ve hicret esnasında şehre hakim bir tepeden hasretle bakarak "Vallahi sen, Allah katında yeryüzünün en hayırlı yerisin. Bana da en sevimli yerisin. Vallahi eğer buradan çıkmaya mecbur bırakılmasaydım, seni terk etmezdim Ey Mekke!" dediği sevgili beldesini çok seviyordu. Ancak Ensar sevgisi ve bağlılığı, Medine'de geçirdiği yıllar içinde o denli artmıştı ki, onların bu düşüncelerini öğrenince, Peygamber Efendimiz(s), hayatta olduğu sürece yanlarında kalacağını ifade ederek, çok büyük bir vefakarlık örneği göstermiştir.

Ahmet Şahin Akbulut, Kim Güzel Konuşmak İstemez ki?, Ensar Neşriyat

 

Konuşma, sadece sözcüklerin ses aracılığıyla başkalarına aktarılması değildir. Konuşmanın da iletişim biçimlerinde olduğu gibi, kendine özgü kuralları ve yöntemleri vardır.Bu eser, uzun yıllardır verdiğimiz Diksiyon ve Etkili Konuşma eğitimlerimizin bir sonucu ve güzel konuşma ihtiyacından kaynaklanarak, insanımızın Türkçeyi en iyi bir şekilde kullanmasının yollarını göstermek için hazırlanmıştır. Bu sanatın önemini kavramış, başta anne-babalar olmak üzere, öğrenciler, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, satış elemanları, sekreterler, psikologlar, yöneticiler, milletvekilleri, danışmanlar, dernek, vakıf çalışanları ve başkanları, pazarlamacılar; kısaca, konuşan, dinleyen ya da okuyan herkes, bu eserden faydalanabilir.

Yusuf Tosun, Edebiyatın Ustaları, Çıra Yayınları

 

Edebiyatın Ustaları eseri çoğunluğu 19. ve 20. yüzyılda yaşamış ve bir kısmı hala aramızda yaşayan düşünce ve edebiyat kalelerini yakından tanıma istek ve çabası neticesinde meydana geldi. Yaşadıkları çağda düşünce, sanat ve edebiyat vadisinde önemli izler bırakan bu ustaları daha çok yaptığım okumalar üzerinden tanımaya çalışırken yüz yüze sadece Nuri Pakdil ve Sezai Karakoç ile görüştüm. Bu istisna dışında yüz yüze görüşme, tanışma imkânına kavuşamadığım bu ustaların iç dünyalarına eserleri aracılığı ile uzun ama sonuçta keyifli bir yolculukta bulundum. Aramızda kalıcı bir dostluk peyda oldu. Uğradığım her usta durakta satır aralarına sıkışmış aşklarına, sevinçlerine, hüzünlerine, umutlarına, yalnızlıklarına, gizlerine, gözyaşlarına… tanık oldum. Elbette ki aynı çağda yaşamış birçok başka usta edebiyatçılar da var. Takdir edilmelidir ki; hepsini bir kitap bütünlüğü içerisinde takdim etmek mümkün değil. Ancak inanıyoruz ki; Edebiyatın Ustaları eseri vesilesiyle yeni edebiyat ve düşünce ustalarıyla tanışmalar olacak ve bir an önce onları tanımak isteyeceksiniz.

Esan Gül, İslam ve Psikoloji, Çıra Yayınları

 

Bu kitap insanın doğası, ruh-beden ve iyilik-kötülük meselesini psikolojik açıdan ele almakta ve yeni bir "psikoloji felsefesi"nin imkânlarını araştırmaktadır. Genellikle filozoflar ve ilahiyatçılar tarafından incelenmiş olan mesele, insanlık tarihi boyunca araştırılan, üzerinde düşünülen ve tartışılan bir konu olmuştur. Mevzu insanlık tarihi kadar eski olduğu için genel anlamda insanlığın düşünsel birikiminden faydalanılmış, ancak özel olarak İslam dini ve düşüncesi bağlamında mesele değerlendirilerek, "İslam Psikoloji Felsefesi" oluşturulmaya çalışılmıştır.

Hüseyin Alan, Hz. Muhammed'in Hayatı ve Mekke Dönemi, Beyan Yayınları

 

Mekke şehri, son peygamberin gönderildiği toplum, son kitabın inzal edilmeye başlandığı tarihsel dönem ve toplumsal şartlar nedeniyle önemlidir. Şirkten, kötü huylardan ve günaha dayalı alışkanlıklardan "arınmış" mümin şahsiyetin inşası ve bu insan tipinin toplumsal ilişkilerde Müslüman kimlik olarak ortaya çıkması, burada gerçekleştiği için önemlidir. İman esaslarının toplumsal hayatla bütünleştirilmesi ve doğru örneklendirilmesi ve şekillenmesi o toplumda gerçekleştiği için önemlidir. Ve nihayet İslam dininin siyasi bir varlık olarak vücut bulduğu, bütünsel olarak yaşandığı Medine aşaması, Mekke sürecinden bağımsız olmadığı için önemlidir.

Adnan Demircan, İslam Tarihinin İlk Döneminde Birlikte Yaşama Tecrübesi, Beyan Yayınları

 

Bilindiği gibi İslam dünyasında ciddi bir kriz yaşanmaktadır. Belki de Müslümanlar, Moğol istilasına ve Haçlı saldırılarına rağmen tarihte bugün yaşadığımız yoğunlukta bir savrulmaya tanık olmamıştı. Bu savrulmuşluk, Müslümanların tarih boyunca ürettikleri değerlere karşı duyarsızlaşmalarına sebep olmaktadır. Allah rızası için insanı yaşatma düşüncesinin hâkim olması gereken İslam ümmeti, Allah rızası için öldüren bir anlayışla karşı karşıyadır. Belki bu anlayış, bugün İslam dünyasının tamamına hâkim değil, ama ciddi bir yayılma gösterdiği de ortadadır. Müslümanlar, geçmişte de birbirleriyle savaştılar; haksızlıklar ve zulümler geçmişte de oldu; ancak bugün yaşanan çok daha ağır bir travmadır. İslam dünyasında yaşanan soruna ilişkin köklü etkiler doğurabilecek bir silkinme olmadığı da bir gerçek. Bununla birlikte sorunun farkında olan insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok. Bu konuların gündeme getirilmesini de bu çabaların bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.

 

Vahdettin İnce, Kürdinsan & Bir Kürt Sosyolojisi Denemesi, Beyan Yayınları

 

Son yıllarda karşı karşıya kaldığımız en can yakıcı soruna yönelik özel bir çalışmanın adı Kürdinsan. Yazarın kişisel hayatının eksen alındığı çok yönlü bir inceleme-değerlendirme. Yazarı her ne kadar bu çalışmanın sosyolojik bir deneme olduğunu belirtiyorsa da gerçekte bu çalışma, özünde sosyolojik bir analiz barındırdığı kadar, tarihten coğrafyaya, edebiyattan siyasete kadar uzanan bir tahliller demeti. Kitabı değerli kılan salt bir değerlendirme metninden çok yaşanmış hayatla desteklenmiş olması.

Vahdettin İnce, Kürtleri Bekleyen Tehlike, Beyan Yayınları

 

Bölgemizin uluslararası ölçekte büyük operasyonların merkezi olduğunda herkes hemfikir. Sıkça dile getirildiği gibi bölgemiz vekâlet savaşlarının bir arenası . Bölgede olup bitenleri gerçek isimlerle yürütülen gerçek savaşlar ya da bunların bizzat savaşanlar tarafından başlatıldıklarını sanmak en hafifinden safdilliktir. Bölgeyi gladyatörlerin ölümüne vuruştukları bir arenaya dönüştürüp derin bir hazla seyre dalan Batı Medeniyeti, bu zevkinden kolay kolay vazgeçmeyecektir. Türkiye'ye düşen görev bu acımasızlığa bir dur demektir, çatışmaların tarafı olmak değil. Çünkü bu sürecin Batılıların istediği doğrultuda devam etmesi, başta Kürtler olmak üzere bölge halkları için sorunların derinleştiği sıkıntılı bir dönemin başlayacağı anlamına gelir. Hiç şüpheniz olmasın ki bu süreçte en çok zarar görecek olan halkların başında Kürtler gelecektir. Bölgenin bu mazlum halkı, tarihin bu diliminde yine büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır.

Medeniyet Köprüsü Beş Şehirli, TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınlar

 

Kültür Bakanlığı'nın Şehir- İnsan Medeniyet Köprüsü: Örnek Kişilikler Projesi, teknoloji çağının ve globalleşmenin acımasız kültürsüzleştirme politikalarına karşı, gençlerin rol model olarak alabileceği şahıslara dikkat çekerek değerlerimizin hatırlatılması ve anlatılmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Medeniyetimizin izdüşümlerinin sadece mimari ve kültürel varlıklar bakımından değil, aynı zamanda insan unsuru üzerinden anlatılması gerektiğinden yola çıkılarak, ürettikleri kadar şehirli olma kimliği ile de öne çıkan, medeniyetimizin temel değerleri kişiliklerinde hayat bulmuş münevverleri gündeme getiriyor.

Toplumsal ve kültürel hafızamızda iz bırakan beş şehirli çelebiyi, beş İstanbul efendisini, beş entelektüeli anlatan Medeniyet Köprüsü Beş Şehirli kitabı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof. Haluk Dursun tarafından başlatılan “Şehir- İnsan Medeniyet Köprüsü: Örnek Kişilikler Projesi”nin ilk adımı olarak yayınlanan kitap, Ahmed Süheyl Ünver, Ali Fuad Başgil, Ekrem Hakkı Ayverdi, Fethi Gemuhluoğlu ve Mahir İz'i daha önce yayımlanmış yazıları, mektupları ve fotoğrafları üzerinden tanıtıyor. Kitap bu rol model kişilikleri gençlerle buluşturma amacı taşıyor.

  
Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2017, 11:31
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20