Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mart 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Mart-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Mart 2016

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz. Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Mart-2016 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Belya Düz, Sultanbeyli'den Nişantaşı'na Türk Şiiri, Okur Kitaplığı

 

Onca mısradan buraya geldin yorgunsun sevgili okuyucu şimdi seni iki mısralık bir tefekküre davet ediyorum: helal rızık için çalışan sahabenin elleri öpüldü peygamber tarafından.

Metin Önal Mengüşoğlu, Bize Kefen Biçene Bak, Okur Kitaplığı

 

Yaşayamadıklarım
Yaşayabildiklerimden daha çok
Ve daha layıksa özlenmeğe
Sesim, seninle daha gür
Şarkılarım daha özgürse
Bil ki
Yaşayamadıklarımızı
Yaşanabilir kılmak için savaşmak
Seninle bir menekşeyi koklayıp soldurmak
Kadar güzeldir

Tunay Özer, Kaçırılmış Buluşmalar, Okur Kitaplığı

 

Bulutların tortusunda
kalan gölgesiyle su
sonsuz dilde yazar güncesini
geceyi bir giz
gibi ürpertir içindeki özsu
gök teni zeytini biz
kadim güneşle biliriz
gece biriken gözlerine
ışık yuvası inciri tut
acının loncasına gizli bir adla kayıtlı
ey kişi, geldiğin bedesteni unut
dağınık söz dizimi bulutları
fırtına bilgisi ile oku
denize eğilen çamları
yeni toprakların diliyle

Cevat Akkanat, Köpekler Lügati, Okur Kitaplığı

 

"Endişe etmeyin, veteriner hekim değilim. Malumunuz, az biraz köpeklerle ilgilenirim. Onları yazılarıma konu edinebilecek kadar... Fakat bu ilginin temelinde yazı yazmak kaygısı değil, köpek korkusu yatar... Bir nevi 'korku ıslığı'... Veteriner hekim değilim, dedim, doğru söyledim. Fakat hekimlik, hakemlik yahut hâkimlik damarım bulunur, yani kimi konularda bazı hükümler verebilirim, veririm... Köpekler konusunda da... Evet, kaynaklar şöyle söylüyor: Başka canlılar gibi, köpeklerin de hayatlarını olumsuz etkileyen olay ve durumlar vardır. Bunlar köpeklerde strese sebep olabilir. Nelermiş onlar, bakın bakalım:…"

Nuri Yılmaz, İslamilik Problemi, Mana Yayınları

 

Ahiret gerçeği ölümden sonra insanı bekleyenleri anlatır. Bu bilgi sahte cennetlerden gerçek/ilahi cennete yönelmeyi ve ona ulaşmayı temin eder. Ancak bu ahiret gerçeğinin bir yönüdür. Diğer yön ise dünyaya ilişkindir.

Ahiret gerçeği dünya hayatına da kaynaklık eder. İnsan ve toplumların karakterini, yön ve rotasını belirler. Cennete ulaşmak isteyen ona göre bir yol tutar ve ona ulaştıran sebeplere sarılır. Ne biçmek istiyorsa onu eker.

M. Mahfuz Söylemez, İslam Ülkelerinden Söyleşiler, Mana Yayınları

 

Elinizdeki kitap, İslam coğrafyası ile ilgilenen biri olarak ziyaret ettiğim değişik bölgelerdeki şahsiyetlerle yaptığım düzensiz söyleşilerden oluşmaktadır. Aslında bu söyleşiler yapılırken yayınlamak amacıyla gerçekleştirilmemiştir. Fakat içerikleri ortaya çıktıktan sonra bir köşede kalmalarına yüreğim el vermedi; yayınlayarak ilgi duyanların istifadesine sunmaya karar verdim.

Söyleşilerin ilki Kıbrıs'ın önemli isimlerinden Işılay Arkan Beyle yapılmıştır. Yakın Doğu Üniversitesinde, üniversite öğrencileri ile hocalarının huzurunda gerçekleştirilen bu söyleşi, özellikle CHP zihniyetinin İslam'dan yalıtık bir bölge oluşturmak amacıyla Kıbrıs'ta neler yaptığını deşifre etmesi açısından önemli ipuçları içermektedir. Yemenli Abdulkerim Zindanî ile gerçekleştirdiğimiz ikinci söyleşi ise İslam âleminin bugününe, ümmetin içinde bulunduğu duruma ışık tutmaktadır. Devamında Pakistan'ın bilge mütefekkiri Hurşit Ahmet ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi ile İbadi âleminin iki önemli şahsiyeti Tunuslu Ferhat Ca'biri ve Cezayirli Muhammed Babaammi ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiler bulunmaktadır. Bu iki söyleşinin de günümüz İslam aleminin bugün en az bilinen iki kitlesini biraz daha tanımamıza katkı sağlayacağı kanaatindeyim.

Fragmanlar-Herakleitos, çev. Güvenç Şar, Erdal Yıldız, Dergah Yayınları

 

Herakleitos’un her bir fragmanı farklı felsefi, filolojik bağlamlarda ve farklı dönemlerde, çok çeşitli biçimlerde açıklanıp, anlaşılıp yorumlanmaya çalışılıyor. Herakleitos’un gizemli, karanlık ve kapalı, bazen de gereğinden açık olan sözleri, onu anlamaya yönelik merakı arttırırken yeni düşünme tutamakları da sağlıyor. Bu bakımdan Herakleitos’un düşüncelerini anlamak için sadece onun fragmanlarının değil, aynı zamanda Herakleitos ile ilgili tanıklıkların ve taklitlerin de okuyucuyla buluşmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu kitapta Diels-Kranz’ın Die Fragmente der Vorsokratiker başlıklı kitabının Herakleitos ile ilgili bölümünün tamamını yani Testimonia [Tanıklıklar]; Fragmenta [Fragmanlar]; Imitation [Taklitler]’ini ilk kez eksiksiz olarak Eski Yunancadan Türkçeye çevirdik. Çevirimizin felsefe dünyamızda yeni düşünmelere kapı açması, yeni başlangıçlara olanak sağlaması dileğiyle…

Caner Taslaman, Allah'ın Varlığının 12 Delili, İstanbul Yayınevi

 

Bu kitapta, varoluşsal açıdan çok önemli, evrene, hayatımıza ve ölüme bakışımızda her şeyi kökünden değiştirecek sorular cevaplanmaya çalışıldı: Allah var mı? Allah'ın varlığına inanmamız için ciddi, güçlü deliller var mı? Bu inancın temeli ne? Bunun için 12 delil sunuldu. Bunların 7 tanesi dış dünyadan, 5 tanesi doğuştan sahip olduğumuz bize içkin olan fıtratımızdan hareketle savunuldu. Sunulan 12 delilde de temel yaklaşım, evrende veya fıtratımızda mevcut olan olguları ele alıp, bunları teizmin mi yoksa teizmin düşünce tarihindeki tek alternatifi materyalist-ateizmin mi daha iyi açıkladığını belirlemek oldu.

Caner Taslaman-Enis Doko, Kur'an ve Bilimsel Zihnin İnşası, İstanbul Yayınevi

 

"Kuran-bilim ilişkisi" pek çok kişi tarafından merak edilen ve ilgi duyulan bir konu olmuştur. Bu konudaki çalışmalarla genelde modern bilimin bulgularıyla Kuran'ın içeriğinin ne kadar uyumlu olduğu sorgulanmaktadır. Bu husustaki yaklaşımlar da önemli olmakla beraber bu kitabın konusu değildir. Burada, "Kuran-bilim ilişkisi" ile ilgili daha önce ele alınmamış bir konu ele alınıyor ve Kuran'ın inşa ettiği zihinsel yapının bilimsel faaliyette bulunmaya ne kadar elverişli olduğu masaya yatırılıyor.

Farkında olalım veya olmayalım bilimsel faaliyette bulunurken zihnimizde çeşitli ön kabuller vardır ve bunlar bilimi mümkün kılar. Bu kitapta Kuran'ın sunduğu varlık anlayışının ve içeriğinin bu ön kabulleri nasıl desteklediği gösteriliyor. Bu ön kabullerle bilimsel faaliyette bulunan birçok natüralist-ateist de elbette vardır, fakat Kuran'a inananlar için bilimsel faaliyet sürecinde bunları benimsemenin rasyonel bir temeli vardır.

Yaşar Çoruhlu, Eski Türklerin Kutsal Mezarları: Kurganlar, Ötüken Neşriyat

 

Bu çalışma, İslâmiyetin Orta Asya’da yayılışından önce ve İslâmiyetin gelişinden sonra da henüz Müslüman olmamış Türk topluluklarının “kurgan” denilen mezar yapılarını kapsamaktadır. Böylece Proto-Türklerden (Ön Türkler) itibaren kurganların ele alınacağı bu araştırmayla, Türkiye’de ve Dünya bilim çevrelerinde konuya Türkler açısından bakan bütüncül bir yaklaşım ilk kez sergilenmiş olacaktır. Bir kısım Avrupalı araştırmacıların Hind-Avrupa kültürlerinin bir ürünü olarak yaklaştığı bu mezar yapılarının asıl sahiplerinin, Türkler ve diğer bozkır topluluklarının oluşturduğu Bozkır kavimleri olduğu böylece vurgulanmış olacaktır. Öte yandan Türk-İslâm mezar yapılarının kaynaklarının aydınlığa çıkarılması bakımından da bu konunun bilim dünyasına sunulmasının faydalı olacağı düşünülmüştür. Araştırmanın aynı zamanda büyük oranda Avrasya kültürünün bir parçası olan Türkiye’deki kurgan yapılarının keşfini hızlandıracağını ve bu konuda çalışacaklara da temel kitap vazifesi göreceğini umuyoruz.

Yusuf Akçura, Suriye ve Filistin Mektupları, Ötüken Neşriyat

 

Yusuf Akçura, 1913’te Suriye ve Filistin’i gezdikten sonra Hicaz’a giderek hacı olmuştur. Akçura’nın 1913’te çıktığı Hicaz yolculuğundan Orenburg’daki Vakit gazetesine gönderdiği mektuplar, Nisan ve Ekim ayları arasındaki çeşitli sayılarda neşredilmiştir. Türk fikir hayatının önde gelen şahsiyetlerinden Yusuf Akçura’nın Kazan Muhbiri, Ahbar, Vakit, Tercüman gazetelerinde ve Şura dergisinde çok sayıda makalesi neşredilmiş, ancak bu dergi ve gazetelerin nüshaları Türkiye’deki kütüphanelerde bulunmadığından, Akçura’nın bu makaleleri şimdiye kadar araştırmacılar tarafından görülememişti. Yüz yıldır hâlâ gündemde olan Suriye ve Filistin’in âdeta 1913’teki fotoğrafını çeken bu yazılar, dikkatli bir gözle okunmayı hak ediyor, zira Akçura’nın o gün dile getirdikleri, bugün bu coğrafyada yaşananları daha iyi anlamamız için büyük bir önem arz ediyor. Suriye ve Filistin Mektupları, coğrafyayı vatan kılacak unsurların neler olduğuna temas etmesi bakımından da Yusuf Akçura’nın bütün eserleri içerisinde müstesna bir yerde duruyor.

Feyzan Göher Vural, İslamiyet'ten Önce Türklerde Kültür ve Müzik, Ötüken Neşriyat

 

Türk sanatı ve Türk müziğinin ilk tohumları da Orta Asya Türk Kültürü içinde atılmıştır. Sadece Türk tarihi için değil, dünya tarihi ve kültürü için de Orta Asya Türk devletleri büyük bir öneme sahiptir. Feyzan Göher Vural’ın büyük bir titizlikle kaleme aldığı bu kitap, İsla­miyet’ten önce Orta Asya’da kurulmuş önemli devletlerin kültür ve sanat ürünlerini toplu halde sunmak, bu unsurlarla Türk müziğinin ilişkisini ortaya koymak ve üzerine pek fazla çalışma yapılmamış olan Asya Hunları, Kök Türkler ve Uygurların müziği hakkında, tarihî belgelere dayanarak saptamalar yapmak üzere yazılmıştır. Türk varlık ve kültürünün filizlendiği coğrafî mekân olan Orta Asya’da “müzik”in olu­şumu ve gelişimi üzerine yapılan araştırmalar son derece sınırlıdır. Yapılan araştırmalar -istisnalar haricinde- genellikle tarih bilimcilerin eserlerinde yer almakta ve ancak bambaşka konu başlıklarının içerisinde dağınık şekilde bulunabilmektedir. Bu kitapta ise, bir müzik araştır­macısı gözüyle, Orta Asya kültür ürünleri incelenmeye çalışılmıştır. Kitabın bir diğer önemli özelliği ise yazılı bilgi ve belgelerin dışında, Türk kültürü ve müziğine ilişkin ar­keolojik bulguların yerlerinde tahlil edilmesi ve kişisel görüşmeler neticesinde elde edilen bulgulara da yer verilmiş olmasıdır.

Fuzuli Bayat, Dede Korkut Oğuznameleri, Ötüken Neşriyat

 

Fuzuli Bayat’ın uzun yıllar süren çalışmalarının neticesi olan bu kitap, kültürel kodlarımızın asırlardır bir süreklilik arz ettiğini gösterdiği gibi sosyal bilimcilere de yeni ufuklar sunmaktadır. Türklüğün geleneksel dönemde atılan temellerinin bugün modern bir toplumda, özellikle de kültürel ve bilimsel sahada anlam bulabilmesi ancak bu gibi kitaplarla mümkündür. Bu açıdan bakıldığında Dede Korkut ve hikâyelerinde, her zaman Dede Korkut’un kişiliğini aşan ve anlatılanların ötesine geçen Türklüğün kadîm kodları mevcuttur. Fuzuli Bayat, bu kitabında kavramsallaştırmalar yoluyla, Türklüğün kat ettiği tarihî sürecin, bugünün dünyasında ve dolayısıyla bugünün değerlerinde nasıl bir öneme sahip olduğunu Mekân-Zaman, Kaos-Kozmos gibi başlıklar eşliğinde duru bir anlatımla işlemektedir. Kendi değerlerine yabancılaşmakta hiçbir sorun görmeyen sosyal bilimler kürsülerimiz ne yazık ki Dede Korkut’a Homeros’a gösterdiği ihtimamın yarısını dahi henüz göstermemiştir. Mitten Tarihe, Sözden Yazıya Dede Korkut Oğuznameleri önemli bir eksikliği tamamlama niyetiyle kaleme alınmış ilk kitaplardan birisi olması hüviyetiyle üzerinde yaşadığımız Türklük zeminini anlamak için tarihî bir öneme sahiptir.

Ali Şir Nevai-Mahbubu'l Kulub, Haz. Vahit Türk, Ötüken Neşriyat

 

Mahbûbu’l-Kulûb (Gönüllerin Sevgilisi), Nevâyî’nin ölmeden hemen önce 1500/1501’de yazdı­ğı siyasetname-nasihatname türü bir eserdir. Prof. Dr. Vahit Türk tarafından Çağatay Türkçesinden büyük bir titizlikle Türkiye Türkçesine aktarılan eser, giriş kısmı­nın arkasından üç ana bölüme ayrılmış ve her bölüm de kendi içerisinde çeşitli başlıklarla oluşturulmuştur.

Mahbûbu’l-Kulûb Nevâyî’nin son eseri olmasının yanında, kültür tarihimiz açısından belki de en önemli eseridir. Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig gibi siyasetname türüne dâhil ede­bileceğimiz bu eser; yazarının deruhte ettiği çok önemli dev­let görevleri yanında, doğrudan kültür hayatının içinde oluşu, toplumu iyi tanıması ve halkın dertlerine aşina olması dolayısıy­la edindiği tecrübeleri de yansıttığı bir eser hüviyetindedir.

Fuzuli-Beng ü Bade, Haz. Murat Kaymaz, Ötüken Neşriyat

 

Beng ü Bâde, Fuzûlî’nin 444 beyitlik bir kısa mesnevisi. Mesne­vi sözünden umumiyetle Mevlâna’nın eseri akla gelmekle beraber esasen mesnevi, doğu edebiyat mecrâsının nazım türlerinden biri. Fuzûlî’nin Beng’i (Esrar) ve Bâde’yi (Şarap) kişileştirerek, kendileri ve birbirleri hakkında konu­şturduğu bu küçük mesnevisini daha önce Bal Kaşığım kitabıyla tefekkür âlemine yelken açan Murat Kaymaz Dresden nüshasından hazırladı. Okuyucu, Beng ü Bâde’de, bu ikisi dışında pek çok mücerret karakterin, gayet müşahhas maceralarında onlara yârenlik edecek. Şarabın hizmetinden asla geri durmayan Meze’yi, kahır ateşinde ya­nan Kebab’ı ve daha nicelerini tanıyacak. Onları tanırken de belki sık sık “…evet Şarap tam da kendinden bekleneni yaptı yahut vay hain Boza, zaten mayasının bozukluğundan belliydi…” diyerek sırla­ra vakıf olacak. Ve bütün bunları ancak şairin dehasıyla, bizim için başka bir âlemden, şiirin ülkesinden devşirmesiyle bilece­ğiz. Gidip de toplayana aşk olsun, ama gidemeyen için de çerçinin küfesinde taşıdığı yemiş helâl olsun.

Çizgisiz Defter, Akif Emre, Büyüyenay Yayınları

 

Bu kitapta bir araya gelen yazılar gezi notları değildir. Her adımda doldurmaya çalıştığım deftere düşülen notlar... Her ne kadar önemli ölçüde yaşanan gerçeklere dair, toplumsaldan siyasala kadar çeşitli gözlemlerden oluşsa da o aslolan boş sayfayı doldurma çabasıdır. Buna yol düşüncesinden kesitler de denebilir.

Aynı mekana dair farklı zamanlarda düşülen notlar zaman içindeki değişimi aksettirse de asıl yolcunun o mekana dair algılarındaki dalgalanmaları yansıtır. Belli mekanlara, coğrafyalara dair tekrar tekrar düşülen notlar yazarının içinde değişmeyen arayışın izlerini taşır.

Bu anlamda on yılı aşkın süreye yayılan yazıların aynı mekanların etrafında dolaşması, belli coğrafyaları önemsemesi, sorduğu sorular, değişim içinde atadığı sabitelere dair yol düşünceleridir. Yolculuk telaşesi içinde alınmış hızlı notlara, çağrışımlara hep tarihi izdüşüm arayışı eşlik eder.

Çizgisiz Defter, aslında sınırların parçalandığı coğrafyamıza dair modern zamanların ideolojik iğvalarına karşı bir hatırlayış denemesidir. Her sayfası yeniden yazılmayı bekleyen şuurun defteri...

Mustafa bin Muhammed - Kur'an'ın Kalbi, Haz. Enfel Doğan, Büyüyenay Yayınları

 

Bu sûre, Mustafa'nın peygamberliğine delil olması sebebiyle Kur'ân'ın kalbi oldu. Nitekim Hazreti Peygamber buyurdu: "Her şeyin kalbi yani seçilmişi var. Kur'ân'ın kalbi Yâsîn'dir. Her kim bu sûreyi okusa, Allah Teâlâ ona on kez Kur'ân'ı hatmetmiş gibi sevap verir."

Hak Teâlâ, Tâhâ ve Yâsîn sûrelerini yeri ve göğü yaratmadan bin yıl önce okudu. Melekler işitince "Bu sûrenin kendilerine indirildiği o ümmet ne kadar bahtlıdır. Bu sûreyi nakleden kimseler ve bu sûreyi okuyan diller ne kadar talihlidir." dediler.

Yine Hazreti Peygamber buyurur: "Cennet ehli Tâhâ ve Yâsîn sûrelerini okuyacaklar."

Ve yine Hazreti Peygamber buyurur: "Ölüm sekerâtındaki hangi müminin yanında bu sûreyi okusalar, bu sûrenin harfleri sayısınca on melek iner, o kişinin karşısında saf bağlayıp dururlar, ruhunu teslim edinceye kadar salavat getirip tesbih okurlar ve istiğfar ederler. Canını teslim edince gaslinde hazır olurlar, cenazesi ardınca birlikte giderler."

Ve yine buyurdu: "Ey Ali! Yâsîn'i çok oku, çünkü onu okumakta birçok fayda vardır: Eğer aç kişi okusa Hak Teâlâ onu doyurur. Eğer korkulu kişi okusa korkudan kurtulur. Eğer yolcu okusa vatanına erişir, yolculuğu kutlu olur. Eğer fakir okusa zenginleşir. Eğer borçlu okusa borcu ödenir. Eğer mahpus okusa kurtulur. Eğer haceti olan okusa dileği yerine gelir. Sabah okuyan, geceye kadar Allah'a emanet olur. Gece okuyan, sabaha kadar Allah'a emanet olur..."

Türkan Alvan-M. Hakan Alvan, Saz ve Söz Meclisi, Şule Yayınları

 

Saz ve Söz Meclisi, şiir ve musıkînin ortak izlerini kimi zaman tekkelerde arıyor kimi zaman padişah odalarında. Gittiği her mekândan şaşırtıcı bilgilerle dönen eser, şiir ve musıkînin insanı incelten gücünü gözler önüne seriyor. Bu öyle bir incelik ki balıklara mezar taşı da yazdırabiliyor, gece vakti kapıya dayanan bir bestekâra mısra da dizdirebiliyor. Türkân Alvan ve Hakan Alvan’ın titiz ve uzun soluklu çalışmalarıyla meydana gelen eser, kültürel mirasımıza önemli bir katkı sunuyor.

Hasan Akay, Şiiri Yeniden Okumak, Şule Yayınları

 

Edebiyat araştırmaları, incelemeler, çözümlemeler ve yorumlamalar alanında “derin darbe”ler yaşanmakta, bazı yaklaşımlar sarsılırken bazıları yeniden toparlanmakta, bu durumun izleri birçok alanı kapsamaktadır. Biz de bu bağlamda çok yönlü bir nazarı, bir yeni yaklaşım tarzını ve bu tarzın arz ettiği yöntemlerden birini denemekte, böylece birbirinden farklı gözüken kimi çözümleme metinlerini, edebiyat tarihçiliğinin süper uzayında yan yana getirmekteyiz.

Eldeki yazılar bir bakıma, metinlerin altındaki anlam ve zevk damarlarını yeni modern yaklaşım yoluyla keşfetmek, asıl maksadı açığa çıkarmak, kuramsal, sezgisel ve yaşamsal bilgilerden de yararlanmak sûretiyle metne bağlı ilişkileri değerlen- dirmek, çözümlemek, metni yeni bağlantılara dayanarak anlamlandırmak, mevcut metne, mevcut yorum ve değerlendirme- lere, bir çeşit estetik ayla halinde yeni bir “ek” sunmak çabasından ibarettir.

Bu yazılar, çarpıcı şiir metinlerinin farklı bir nazarla okunması, yapıçözüm ve yeniden yapılandırma yoluyla incelenmesi, alımlanması ve yorumlanması sonucunda oluşturulmuşlardır. Bunlar, şiiri ihya edici tarzda çözümlemeler olarak da görüle- bilir. Metinleri bu tarzda okuma girişimi, “şiir” ile bir biçimde ilgilenen, şiirden zevk alan, şiirin nasıl olup da etkilediğini ya da yerle bir olduğunu merak eden ve şiir metinlerine yoldaşlık eden okurlara yararlı olmak amacını taşımaktadır.

Erkan Göksu, Berzem, Bilge Kültür Sanat Yayınları

 

Berzem… Muhteşem çağın mütevazı çocuklarının hikâyesi…

Akademik hayatını Selçuklu tarihinin, Selçuklu kültür ve medeniyetinin bilinmeyenlerini araştırmakla geçiren Erkan Göksu'nun kaleminden…

Tarihin romana değil, romanın tarihe malzeme olduğu 'gerçek' bir tarihî roman...Bu romanda gerçek olayları okuyacak, gerçek insanlarla tanışacak, gerçek mekânlarda dolaşacak, gerçek hayaller kuracaksınız...

Charles Thoma, İzmir Çıkmazı, Bilge Kültür Sanat Yayınları

 

İzmir Çıkmazı, hiç hesapta yokken bir ihale almak için geldiği İzmir'le yurdu arasına bir düşman donanması, İttihat ve Terakki, ablukalar ve yasaklar giren Balint Morincz'in Türkiye'deki serüvenlerini anlatırken, Birinci Cihan Harbi'ne bakmaya alışık olmadığımız bir pencereden bakıyor. Aşk, ihanet, entrika ve kâr hırsıyla gözü dönmüş iş adamlarının rekabeti arasında Balint, sevdiği kadına ve anavatanına ulaşmak için çabalarken, 1900'lü yılların görünmeyen taraflarına tarafsız bir gözle şahitlik ediyor.

İzmir Çıkmazı, bir savaşın patlak verişinin ve bir imparatorluğun çöküşünün ihtişamlı sahnesinde, küçük insanların rollerini ve hikâyelerini unuttuğumuzu hatırlatan bir dönem romanı.

Süleyman Nazif - Mehmed Akif, Haz. Ertuğrul Düzdağ, Kapı Yayınları

 

Mehmed Âkif Ersoy'u yakından tanıyan meşhur şair ve yazar Süleyman Nazif'in, konusuna ilave olarak, yüksek dil ve üslûbuyla da değerli olan önemli eseri. Yazarın, Mehmed Akif'in hayatı, düşünceleri; ahlâkı, şiiri ve san'atı hakkındaki tahlilleri; kendi bildikleri, duygu ve düşünceleri. Mehmed Âkif için yazılmış ilk ve yaşarken yayınlanmış tek kitap. Mehmed Akif'in şiirlerinin, "Necid Çöllerinden Medine'ye" ve "Âsım"ın yüksek san'at ve fikir değerleri hakkında yapılan önemli tesbitler. Yazar Süleyman Nazif'in yine yakından tanıdığı Tevfik Fikret ile Mehmed Akif'i san'at ve dünya görüşleri bakımından çok önemli bir karşılaştırması. Değiştirilmeden, sadeleştirilmeden yeni harflere aynen çevrilen ve asıl metni de karşısına konulan sayfalarda, geniş açıklamalar ekiyle, bir dil, edebiyat ve tarih belgesi.

Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2016, 15:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER