Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Eylül 2016

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Eylül-2016 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Eylül 2016

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz. Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Eylül-2016 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Enver Gülşen, Sinemanın Kökleri, İnsan Yayınları

 

Sinemanın Kökleri, temel derdi eskimeyende yeni bir söz söylemek olan bir yürüyüşün ara duraklarından birisidir. Film sanatının imkânlarını, diğer sanatlardan da alınan ilhamla keşfedip hem diğer sanatların, hem de film sanatının hakikatini anlama çabasıdır.

Batı düşüncesi ve sanatının kriz noktasında ortaya çıkmış bir sanat olarak sinema, insanlığın 'yeni söz' arayışının, yani karanlığın zirvesinde gerçekleşmiş bir doğum ânının ismi olarak, bir yandan içinden çıktığı karanlığın unsurlarını 'bedeninde' barındıran; öte yandan, içine açıldığı 'yeni söz' ün aydınlığını 'akleden kalbinde' ifşa eden bir sanattır" diyen Enver Gülşen, Sinemanın Kökleri'nde Sinemanın Tarihi'ni batının düşünce ve sanat alanında yaşadığı kriz üzerinden inceliyor. Çünkü bu krizin insana unutturduğunu sinema hatırlatacaktır.

Seyyid Hüseyin Nasr, Bir Kutsal Bilim İhtiyacı, İnsan Yayınları

 

Son iki yüzyılın tarihi, dünya hakimi Batı ve yükselen Batılı değerler karşısında İslam dünyasının düştüğü yılgınlığın da tarihidir. Bu yılgınlık, İslam coğrafyasında doğup büyümüş pek çok insanı Batının din dışı düşünce ve hayat tarzına ram etmiş; diğer birçok zihni de "İslam modernizmi" gibi "sentez" arayışlarına sürüklemiştir.

Bu akıma karşı "gelenek"in günümüzdeki en önemli savunucularından biri, Seyyid Hüseyin Nasr'dır. Son çalışmalarını topladığı elinizdeki kitabında Nasr, Batının seküler bilimine karşı cesur bir başkaldırı sunuyor. Kainatı "din dışı" bir alan olarak gören seküler bilim anlayışının yol açtığı maddi, manevi felaketleri irdeliyor. Sonuçta, Kur'an ve hadisten beslenen bir perspektifle, kainatı "marifetullah"a vesile kılan bir "kutsal bilim ihtiyacı"nı dile getiriyor.

Çağdaş Batılı değerlerin değersizleştirdiği insanı ve kainatı gerçek konumuna iade eden ufuk açıcı bir çalışma.

Nazife Şişman, Dijital Çağda Müslüman Kalmak, İnsan Yayınları.

 

1. yüzyılda yaşayan faniler olarak nasıl bir dünya ile kuşatılmış olduğumuzun farkında mıyız? Alo fetva hatları, online zekât mecraları, Youtube'dan yayınlanan vaazlar, zikirmatikler, Mescid-i Haram'dan naklen yayınlanan namazlar... Bu yeni teknolojiler, yeni araçlar dinî neşvenin, ilmin, fıkhın, maneviyatın aktarılmasında kullanıldığında, esasında olmakta olan nedir? İşitmenin yerini görmenin aldığı, görüntünün gerçekten daha gerçekmiş gibi kabul gördüğü bir dünyada ferâseti ve basîreti nasıl kuşanacağız? Bilgi, mahremiyet, merhamet, mimari... duyusal, zihinsel, davranışsal ve ahlâkî, insana dair hemen her şey, muhatap olduğumuz dijital çağda nasıl bir dönüşüm geçiriyor?

Hayatımıza katılan her teknolojik yenilik, gündelik hayat örgütlenmemizi de zihniyet dünyamızı da dönüştürüyor. Bu değişim ve dönüşümle yüzleşmeden, neyi nasıl yapacağımız konusunda bir netlik hâsıl olması mümkün değil. Bu kitap, karşılaştığınız yakıcı sorunlara çözümler sunmuyor; tasvir olmadan tahlilin, tahlil olmadan da teklifin mümkün olmayacağını hatırda tutmaya çalışarak, okuyucusunu içinde yaşadığı dijital kültürle yüzleşmeye davet ediyor.

Nakib el Attas, İslam, Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi, İnsan Yayınları.

 

Bu kitapta, İslâm'da tasavvur olunduğu şekliyle hayatın en temel esaslarıyla ilgili tanımlamalar ve açıklamalar açık bir şekilde izah edilmektedir. Bu izahlar Din ile, İnsan ile, Bilgi, Hikmet, Adalet, Doğru Amel (edep), Akıl ve Akletme ile (nutk); dilin, düşüncenin, anlamın (mana), bilginin ve eğitimin İslâmîleştirilmesiyle; Kur'anî yorumlamalar (tefsir ve te'vil) paralelinde tabiatın incelenmesi ve bilimsel olarak araştırılmasının yöntemiyle; Arapça dahil tüm Müslüman hakların dillerinin İslâmîleştirilmesinde Kur'an'ın rolüyle; İslâmî anlamda eğitimin ve eğitme sürecinin aslında terbiye kavramıyla değil de daha çok te'dib kavramıyla karşılanabileceğiyle alakalıdır.

Kitapta İslâmî eğitim felsefesi ve bu felsefenin oturtulacağı zemin konusunda bir çerçeve çizilmekte; bilgi edinmenin ve İslâmî eğitimin gayesinin temel esprisinin "iyi bir vatandaş" değil, "iyi bir insan" yetiştirmek olduğu belirtilmektedir. Seküler (dünyevî) kavramıyla sekülerizasyonun (dünyevîleştirme) anlamı ve bunun kapsamı kitapta anlatıldığı biçimiyle belki ilk defa ele alınmaktadır. Bu kitap kendi çapında, muhteva olarak yoğun, fakat düşüncelerin ifade ediliş biçiminde muhtasar bir çalışmadır.

Jennifer Trusted, Fizik ve Metafizik & Uzay ve Zaman Teorileri, İnsan Yayınları.

 

İnsanoğlunun var olduğu günden bugüne süregelen sınırsız merakı; içinde yaşadığı ve doğrudan etkilendiği tabiat olaylarını çözümleme çabası; uçsuz bucaksız evrende kendi kavrayış kapasitesine oturtabileceği nihai bilginin ip uçları peşinde iz sürüşü ve anlamaya yönelik bu uzun yolculukta merak etmenin bir adım ötesine geçerek bulguları ile bilimi temellendiren, prensipler, ekoller oluşturan filozoflar.

Elinizdeki bu kitap işte bu asırlara yayılan serüvenin köşe taşlarını sıralarken, nesnel bilimin doğuşundaki ve gelişimindeki itici güçleri araştırıyor. İnsanlığın bilim çerçevesine oturtmaya çalıştığı bulguların dayanak noktasını irdeliyor. Bilimin ampirik yaklaşımının, yaşadıkları dönemlere damgasını vuran onca filozof ve bilim adamının tek kaynağı olup olmadığını sorguluyor. Dini ve metafizik inançların insanoğlunun merakını motive edici etkisini, nesnel ile öznelin çakışma ve çatışmalarının bilim adamlarını nasıl beslediğini sergiliyor. Okuduğunuzda "fizik ve metafiziğe" bakışınıza yeni açılımlar bulacaksınız.

 

Ömer Lekesiz, Sevgili'nin Evi, Şule Yayınları

 

Mekan dendikte, o en dar anlamıyla "ev" en geniş anlamıyla "Beytullah"tır. Yaşamsal bir ihtiyaca cevap veren "ev"le, evreni kutsallaştırmakla birlikte kutsal-insan bağının sürekli ve diri tutulmasına da vesile olan Beytullah, karşılıklı olarak birbirle- rini işaretlerler. Ev, düşünsel ve bedensel gelişme, Beytullah ise bu gelişmenin, kulluğun bir göstergesi olarak Allah'a takdim yeridir. Ev, düşlerin, imgelerin üreme, Beytullah ise düşlerin ve imgelerin ilahi gerçeklikle tashih yeridir. Ev, gerek düşünsel gerekse fiziki olarak temiz bir beden ve ruhların kirlendiği, Beytullah ise bu kirden arınma, ömrün bir evresinde yeniden tertemiz doğma yeridir. Mümin için evini Kâbe, Kâbesini ev kılmak hayatta sağlayacağı en güzel denge, gerçekleştirmeye çalışacağı en güzel amaçtır. Sevgili'nin Evi (Ev-Kâbe Simgeciliği Üzerine Bir Çözümleme); "ev" imgesinden yol alarak, yeryüzündeki ilk evin, Müslümanların kutsal evi Kâbe'nin simge, mit, rit kavramlarıyla derinlemesine anlatıldığı bir çalışma.

Şafak Çelik, Kuş Adımı, Şule Yayınları.

 

kıştı
göçmediler belki uykuya sığınıp
beklediler yalnız
rüyanın biteceği mutlak
uykunun biteceği
sarınıp örtülere
rahat bir yaz için beklediler
oysa yoktu yazda rahat

Sevgi Yerlioğlu, Av Gürültüsü, Şule Yayınları.

 

kendi başını döndürür değirmen
öğüttüğü sudur, senden avucunu ister dudağını değil

 

Ümit Aktaş, Cihad ve Şiddet Dışı Direniş, Mana Yayınları

 

Sosyal, siyasi ve kültürel bir sorun olan "şiddet", neredeyse genlerimize dek işlemiş durumda. Öyle ki bu durum, ekonomik ve siyasi güç devşirmenin bir yolu, toplumsal sorunlarımızı çözebilmenin adeta yegâne aracı olarak görülmekte, akli yetilerimizi bile meflûç hale getirmektedir. Diğer yandan -şiddeti de kontrol altına alacak olan- yüksek yoğunluklu bir mücadeleyi / cehdi ifade edecek kapsamlılıktaki "cihad" kavramının anlamı da izan ve idrak yoksunu cahillerin şahsında ve onların sorumsuzca işledikleri cinayetlerden yola çıkılarak daraltılmış; ve hatta oldukça önemli olan bu kavram anlam sapmasına uğratılarak "şiddet"le eş anlamlı olarak anılır olmuştur. Oysa gerek toplumsal sorunların çözümü, gerekse siyasi ve kültürel değişim / dönüşümler için ihtiyacımız olan, şiddet dışı yöntemler ve örneklerdir. Elinizdeki kitap, tam da bu noktada farklı yollar ve farklı örneklerin varlığından hareketle cihad kavramını yeniden değerlendirmek ve şiddet dışı direniş yollarına dikkat çekmek için kaleme alınmıştır

M. Mahfuz Söylemez, Mahfuzat 2, Mana Yayınları

 

Günümüze ulaşan en eski mezhep olan İbadilik, Abdullah b. İbâd'a nispet edilmektedir. Esas imamları olan Cabir b. Zeyd'in vefatından sonra yerine geçen Ebu Ubeyde, hareket merkezi olan Basra'da gizli bir okul kurmayı başardı. Burada yetişen talebeleri bu düşünceyi Uman ve Kuzey Afrika'ya taşıdılar. Uman'da Emeviler döneminden itibaren emirlikler kuran İbadiler bu gün hala o bölgenin çoğunluğunu teşkil etmektedir. Hatta Uman Sultanlığı'nın resmi mezhebi de İbadiliktir. Hicri 160'da ise Kuzey Afrika'da adına Rüstemiler denilen bir devlet kurdular. Rüstemiler yıkıldıktan sonra değişik bölgelere dağıldılar. Günümüzde Cezayir, Tunus ve Libya'da varlıklarını korumaktadırlar. Keza Doğu Afrika'ya da yayıldılar. Tanzanya'ya bağlı Zenzibar'ın önemli bir kitlesini oluşturmaktadırlar. İstanbul Üniversitesi adına yürüttüğümüz bir proje kapsamında Uman Sultanlığı, Cezayir, Tunus ve Zenzibar'ı ziyaret ettik. İbadilerin arasında yaşadık, mezhebi ve mensuplarını yakından tanımaya çalıştık. Bu vesileyle tuttuğumuz notları Mahfuzat: İslam Coğrafyasında Seyahat Notları II başlığı ile yayınlamaya karar verdik. Kitabın ekine de, Osmanlı-Zenzibar ilişkilerine kısmen dahi olsa ışık tutmak için, Sultan Abdülhamit'in Zenzibar Sultanına elçi olarak gönderdiği Mehmet Rüşdü Efendi'nin kendi el yazısı ile tuttuğu gezi notlarının orjinali ile latinize edilmiş halini koyduk. Amacımız, ülkemizde çok az tanınan bu kitlenin tanınmasına kısmen de olsa katkı sağlamaktır.

 

 

 

Osmanlı Türkçesi Okuma Yazma Kılavuzu, Ed. Mehmet Şamil Baş, Okur Akademi

 

Orta Asya bozkırlarından Göktürk rüzgârıyla gelen Türkçe tohumunun kadîm Anadolu topraklarında yeşermesi ve İslâm'la filizlenmesiyle birlikte bir çınar gibi büyüyen Osmanlı Türkçesini, sadece ecdâdımızın dînî, edebî, tarihî, coğrafî ve kültürel değerlerini anlamak için değil; aynı zamanda ferd ve toplum olarak İslâm medeniyet tarihinin bir parçası olduğumuzu anlamak ve tarihî birikimimizi gelecek kuşaklara aktarmak için de öğrenmemiz gerekir.

Elinizdeki bu eser, Osmanlı'nın konuşup yazdığı üç dilden mürekkep Osmanlı Türkçesinin kâide ve kurallarını on iki bölümde öğretmeyi amaçlamaktadır. Lisans öğrencileri ve konuya ilgi duyanlar için tasarlanan Osmanlı Türkçesi Okuma-Yazma Kılavuzu, transkripsiyonlu örnek kelimelerle ve kitabın sonundaki nesih, rik'a, nestalik ve hüsrev hatlarıyla yazılmış okuma parçalarıyla desteklenmiştir.

Raşit Çavuşoğlu, Şah Veli Ayıntabi ve Risaletü2l Bedriyye'si, Okur Akademi.

 

Bu kitap, XVI. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden Şâh Velî Ayıntâbî'nin hayatı, eserleri ve Risâletü'l-Bedriyye adlı mesnevîsi üzerinde yapılan araştırmaları içermektedir. Çalışmada XVI. yüzyıl Halvetî şeyhlerinden Şâh Velî Ayıntâbî'nin hayatı ve eserlerinin yanı sıra ilmî, edebî ve tasavvufî kişiliği de ortaya konulmuştur. Şâh Velî Ayıntâbî'nin, Ramazan 990/1582'de itikâfta iken tamamladığı Risâletü'l-Bedriyye adlı eseri, tasavvufî hakikatleri aktarmak, tarîkat mensubu mürid ve mürşidlere izlemeleri gereken yolu anlatmak için didaktik bir üslup ve dinî-tasavvufî remizlerden oluşan zengin bir örgü ile kaleme alınmıştır. Çalışmanın ana konusu olan ve müellif tarafından "Kitâb-ı aşk" olarak da isimlendirilen Risâletü'l-Bedriyye mesnevîsi bir bakıma, mecazî aşktan hakikî aşka doğru yol alan vuslat erlerinin izlemeleri gereken meşakkatli yolu (sırât-ı müstakîm) işlemektedir.

İhsan Arslan, İslam'da Eleştiri Kültürü, Okur Akademi

 

Hz. Peygamber, bir beşer olarak insan üstü veya doğa üstü bir güce sahip olmadığı gibi bir melek de değildir. O, biyolojik ve fizyolojik açıdan diğer insanlarla aynı özelliklere sahiptir. O, hakkında açık bir hükmün bulunmadığı durumlarda kendi tercihine göre hareket etmiş, ancak tercihleri murad-ı ilahîye ile örtüşmediği zamanlarda da uyarılara muhatap olmuştur. Hz. Peygamber yaşadığı toplumda insanlarla yakın temas halinde bulunup onlara en iyi örnek model oluşturmuştur. Müslümanlar günlük hayatın gereği olarak birtakım yanlış davranışlar içerisinde bulunmalarından dolayı bazen âyetler nâzil olmuş bazen de bu eylemler Hz. Peygamber’in hadislerine konu olmuştur. Bu bağlamda sahâbenin davranışları karşısında Hz. Peygamber’in tavrının, onları anlama ve algılama noktasında Müslümanlara önemli bir bakış açısı kazandıracağı aşikârdır. Sahâbîlerin, Rasûlüllah’ın bazı davranışlarına itirazda bulunması, fikir ve ifade hürriyetinin ne kadar sağlam temeller üzerine oturduğunu göstermektedir. Hz. Peygamber’in vefatından sonra sahâbîlerin karşı karşıya kaldığı en önemli problem, halifenin kim olacağı meselesidir. Bu bağlamda Müslümanların yönetimi ele geçirmek için birbirleriyle kıyasıya mücadelesi, eleştiri kültürünün yaygınlaşmasına önemli ölçüde katkı sağlayacaktır Bu vesileyle ilmî ve akademik bir üslupla kaleme alınan bu eser, Allah’ın Peygambere, Peygamberin sahâbeye, sahâbenin sahâbeye bakışını eleştirel bir yaklaşımla ortaya koymayı amaçlamaktadır.

İhsan Arslan, İslam Tarihinden Yansımalar, Okur Akademi

 

İslâm Tarihi, halkları Müslüman olan toplumların tarihidir. Müslümanların tarihini genel tarihten ayırmak mümkün değildir. Çünkü Müslümanların tarihi de insanlık tarihi de Allah'ın yeryüzünde ilk insanı yaratmasıyla başlamıştır. Bu sebeple ilk insanın yaratılmasıyla birlikte insanın yeryüzündeki yaşam serüveni başlamıştır. Özelde İslâm Tarihi denildiği zaman Hz. Peygamber ve sonraki dönmelerde halkın çoğunun Müslüman olduğu irili ufaklı pek çok Müslüman devlet anlaşılmaktadır. Bu devletler içerisinde idarî, siyasî, askerî, dinî, ictimâî ve iktisadî sahalarda devletin halkla, halkın halkla ilişkilerinden doğan birtakım hadiseler meydana gelmiştir. Bu hadiselerin meydana gelmesinde ve çözülmesinde şahısların tutum ve davranışları oldukça önemlidir. Bu sebeple belirleyici ve etkileyici konumda bulunanların menfaat duygularından ve ihtiraslarından uzak durmaları gerekmektedir. Bu duygu ve düşüncelerinden kurtulamayanların ülkelerini felakete sürükledikleri tarihen bilinen bir gerçektir. Bu eser, yazarın çeşitli ilmî ve akademik dergilerde yayımlanan dokuz makalesinden oluşmaktadır. Akademik bir üslupla kaleme alınan bu eser, daha sonra yapılacak ilmî çalışmalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Derviş Süslüer, Biriken Damlalar Sel Olup Akar, Mat Kitap

 

Elli kazanırken yüz olsun ister
Komşusu aç iken o yemek seçer
Herkesin üstünde bir makam ister
Son ana hazırlık yapmadan yaşar.
Ne verirsen elle o gider senle
Ne olursa olsun kanaat eyle
Âlimler ne yapar dur da seyreyle
Son ana hazırlık yapmadan yaşar.
Kefenin cebi yok sormuyor musun?
Yetim hakkı yenmez bilmiyor musun?
Ölüm ansız gelir görmüyor musun?
Son ana hazırlık yapmadan yaşar.

 

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2016, 14:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13