Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Aralık

Her ay başında, sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte Aralık-2015 döneminde Dünyabizim'e gelenler...

Çeşitli yayınevlerinden yeni çıkan kitaplar / Aralık

Okurlarımızın bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri sitemiz kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerimizin özverili çalışmaları, sitemizin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Özellikle son iki yıldır çeşitli yayınevleri Dünyabizim ofisine yeni çıkan kitaplarını gönderme zahmetinde bulunuyorlar. Kendilerine teşekkür ederiz. Bizler de, yayın ilkelerimize uyan kitapları habercilerimize dağıtıyor, eğer kitabı okuyup da severlerse, haber yapmaya değer görürlerse haberleştirmelerini rica ediyoruz. Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmeniz mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde sitemize hangi yayınevleri neler göndermişse onları toplu olarak siz okurlarımızla paylaşıyoruz. Elbette her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Aralık-2015 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapları listeledik. İyi okumalar...

Sahhar, Hendek Savaşı, İnkılab Yayınları

 

"Hendek kazılırken önlerine çıkan dev kaya parçasını, balyozları kırıldığı hâlde parçalayamayan sahabe, durumu Hz. Peygamber'e bildirmişti. Hendeğe inen Allah'ın Rasûlü (s.a.v) balyozu kaldırarak kayaya indirmiş, her indirişinde kıvılcımlar çakarak kaya param parça olmuştu. Her vuruşta çakan kıvılcım bir fethin müjdesi olmuştu: "İşte Kisra'nın sarayları!" "İşte Bizans sarayları!" "İşte Sanâ'nın sarayları" diyordu Allah Rasûlü. Sahâbîler bunu, sıkıntıdan sonra zafer vaadi olarak görüyor ve Allah'a hamd ediyorlardı. Selman'ın verdiği farklı bilgi Müslümanların ufuklarının açılmasına, müşriklerin ise ummadıkları bir engelle karşılaşıp sarsılmalarına sebep olmuştu. O güne kadar görmedikleri hendek savunması, müşriklerin harp planlarını bozmuş, sayı üstünlüklerini işe yaramaz hâle getirmişti."

Sahhar, Hudeybiye Barışı, İnkılab Yayınları.

 

"Allah Elçisi (s.a.v) hareket emri verdi ve çadırlar sökülüp develere yüklendi. Kadınlar hevdeclerine bindirildi. İslâm ordusu yönünü Medine'ye doğru çevirdi. Geride Rıdvan ağacı ve yürekler acısı hâtıralar bıraktılar. En acısı da Beytullah'ı tavaf edemeden ihramlarını çıkarıp katlamaları oldu.

Müslümanlar kederli yüzlerle sessiz kalmayı yeğlediler. Umre ibadetleri engellenmişti. Üzüntü ile karamsarlık arasında gidip gelirlerken akşam oldu. Ömer bin Hattab, Rasûlullah'a yaklaşarak ona bir şey sordu, cevap vermedi. Bunun üzerine devesini sürerek insanların önüne geçti. Hakkında âyet inmiş olmasından korktu."

Sahhar, Kurtuba Prensesi, İnkılab Yayınları.

 

"Hava, Zehra Sarayı'nın bahçelerinden yayılan hoş ve güzel kokular ile doluydu. İlim talebelerinin sabah akşam Endülüs'ün iftiharı ve medeniyetin simgesi olan Büyük Kurtuba Üniversitesi'ne giderken geçtikleri sarayın geniş ve ferah meydanı ise muazzam bir düzen içerisindeydi.

Daha yirmi üç yaşında bir genç olan ve halkın şikâyet ve sıkıntılarını yazarak geçinen Muhammed bin Ebî Âmir, saraya bakan küçük dükkânına girdi. Genç kâtip, alımlı vücut hatlarıyla, hoş tavırlarıyla insanları etkileyen ve daha ilk anda muhatabına güven telkin eden güzel sûretli bir gençti. Dedeleri, Endülüs'ün fethi hareketine Târık bin Ziyad ile birlikte katılan Muazoğulları'ndandı. İbn Ebî Âmir, Kurtuba'da büyümüş ve Kurtuba Üniversitesi'nde okumuştu. Genç adam, Zehra Sarayı'nın civarından her geçişinde ona hayranlıkla bakar, sonra derin düşüncelere dalar ve kendisinden geçerdi. Onun sınır tanımayan yüksek hırs ve hedefleri vardı. Saraya her baktığında bu düşünceleri yeniden canlanır ve alevlenirdi. Zira onun emelleri ve hedefleri saraya bağlıydı."

Sahhar, Mekke'nin Fethi, İnkılab Yayınları.

 

"Ebû Süfyan devesine atlayıp hızla yola koyuldu ve Mekke'ye girdi. Avazı çıktığınca şu duyuruyu yaptı:
- Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, karşı konulmaz bir orduyla geldi. Kim Ebû Süfyan'ın evine sığınırsa emniyettedir!

Korku ve endişeyle atan yürekler, göğüs kafeslerine sığmaz oldu. Bütün gözler koşarak gelip kavmini uyaran, onları canlarını kurtarmaya davet eden Kureyş liderindeydi. Ebû Süfyan'ın sesi Mekke evlerinde yankılandı. Eşi Hind binti Utbe'nin kulağına kadar vardı. Sinirlenen Hind, yerinden fırlayarak hızla dışarı çıktı ve kocasının yanına gitti. Kin ve nefretinden patlayacak gibiydi. Çünkü Hind babası Utbe, amcası Şeybe ve kardeşi Velid'i öldüren Muhammed ve ashabından intikam alma umuduyla yaşıyordu. Kocasının içindeki nefret ateşini, küllendikçe yeniden körüklüyordu. Yılların mücadelesinin teslimiyetle sonuçlanmasını kabul edebilecek miydi? Bu zilleti asla kabul edemezdi."

Aliyyü'l-Kari, Uydurma Olduğunda İttifak Edilen Hadisler, İnkılab Yayınları.

 

Ülkemizde Molla Aliyyü'l-Karî olarak bilinen Ali bin Sultan Muhammed el-Karî el-Herevî (öl. 1605)'nin el-Masnu’ fi Ma'rifeti'l-Hadisi'l-Mevzû isimli eseri Dr. Halil İbrahim Kutlay'ın tercümesiyle İnkılâb Yayınları tarafından okuyucuların istifadesine sunuldu. Eseri, çağımızın hadis otoritelerinden Abdülfettah Ebu Gudde'nin tahkiki ve notlar ayrıca zenginleştirmiş.
Mevzu (uydurma) hadisler konusunda Türkçe'de telif ya da tercüme muhtelif neşriyat bulunsa da Aliyyü'l-Karî'nin eseri ihtilâftan uzak, ittifakla uydurma olduğu kabul edilen hadisleri söz konusu etmektedir. Uydurma Hadisler; Peygamberimiz'e yamanan, uydurulmuş, asılsız sözler ya da onun mübarek sözü olmadığı halde ona nisbet edilen başka zevata ait güzel sözlerdir. Sahabe ve Tabiîn döneminden sonra dini lekeleme ve karalama amacıyla kasıtlı olarak hadis uyduranlar olduğu gibi, ticarî kazanç arzusuyla hadis uyduran çıkarcılar, yöneticilere şirin görünmek amacıyla hadis uyduran dalkavuklar veya insanları ibadete, hayra, iyiliğe davet etme gibi kendilerine göre iyi niyetle hadis uyduran safdil kimseler de olmuştur.

Ancak mütehassıs, münekkıd, müttekî İslam âlimlerinin ihlaslı gayretleriyle hadis uydurmacıları ve uydurdukları hadisler tek tek tesbit edilmiş, dinin nezaheti ve sâfiyeti asırlar boyunca aynen korunmuştur.

Osman Koca, Dost Eli, Beyan Yayınları

 

"Yağmur ince ince, tane tane yağıyor… Cumbaların altına sığınıp kanatlarını kurutuyor güvercinler… Bir çocuk seken topun peşi sıra koşuyor habire... Üstü başı çamur içinde, bana mısın demiyor… "

Osman Koca, Düşnâne, Beyan Yayınları

 

"Size anlatacağım çok şey var" dedi çocuk, dile gelmeyen nefesiyle. "Biliyorum" karşılığını verdi nine, aynı nefese karışan hissiz sesiyle: "Kendini yorma boşuna! Oysa benim sana anlatacağım hiçbir şeyim yok!"

Adnan Demircan, Çağdaş İslami Hareketler ve Şiddet Sorunu, Beyan Yayınları

 

Müslümanların farklı görüşlere sahip olması, hatta bu farklılıklar sebebiyle birbirleriyle mücadele etmeleri ve çatışmalara girmeleri, günümüzde karşılaşılan güncel bir mesele değildir. Hz. Peygamber döneminde dahi bazı kişisel tercihlerden kaynaklanan yaklaşım farklılıklarını tespit etmek mümkündür. Öte yandan İslâm gibi, büyük bir dünya medeniyetini kuran bir dinin farklı görüş ve yaklaşımları, bunlara bağlı kurumsal oluşumları ihtiva etmemesi mümkün değildir. Aşırı yorum geçmişte de vardı, bu gün de var. Peki, şiddet sadece İslâmî hareketlerde mi karşılaşılan bir olgudur? İşin gerçeği şiddet, sadece İslâm dünyasının değil, bütün insanlığın sorunudur. Durum böyle olmasına rağmen, şiddetin Müslümanlarla ilişkilendirilmesini sağlayacak verilerin bilinçli olarak gündeme getirildiğini düşünmemek mümkün değildir. Öte yandan İslâmî hareketlerle şiddet arasında ilişki kurulmasını besleyen bir zemin mevcuttur. Çağdaş İslami Hareketler ve Şiddet Sorunu'nda, bu zemin ele alındıktan sonra siyasî mücadele aracı olarak kullanılan ve şiddete meyyal İslâmî hareketlerin referans olarak gösterdikleri ayetler üzerinde durulmuş ve İslâmî hareketlerle şiddet arasındaki ilişkinin nasıl ele alınması gerektiği konusu incelenmiştir.

Adnan Demircan, Türkiye'nin İlahiyat Sorunu, Beyan Yayınları

 

Din öğretiminin nasıl yapılması gerektiği hususu ve bu alandaki sorunlar, sık sık gündeme gelmekte, konuyla ilgili toplantılar ve çalışmalar yapılmaktadır. Bütün bu çalışmalar göstermektedir ki sağlıklı din öğretiminin ciddi bir şekilde ele alınması elzemdir. Bu sebeple, din öğretimi meselesiyle ilgili ciddi çalışmalara ihtiyacımız vardır.

Elinizdeki kitap, ilahiyat eğitimi almış bir tarihçinin meseleye bakışını kısaca ortaya koymaktadır. Yüksek din öğretiminin sorunlarının burada ortaya konan başlıklardan çok daha derin bir mesele olduğunda şüphe yoktur. Öncelikle din öğretimi, gelenek ile modern eğitim arasında sıkışıp kalmıştır. Geleneksel eğitimin karşı karşıya kaldığı yasal yasak engeli, bugün ciddi anlamda uygulanmasa da buralarda verilen eğitimin niteliği ve okuyanlar açısından sonuçlarının alınamaması önemli görünmektedir. Modern usulde yapılan ve yasal kabul edilen eğitimin ise hem müfredat, hem de beklentileri karşılaması açısından ciddi sorunları olduğu bir gerçektir. Esasen Türk eğitim sistemindeki genel sorunların Yüksek Din Öğretimi için de söz konusu olduğunu söylemek yanlış değildir.

Fazlı Arslan, İslam Medeniyetinde Musiki, Beyan Yayınları

 

Bir süreden beri ülkemizde ve Batı'da ?İslam ve Bilim" muhtevalı çalışmalar yapılmaktadır. Bunlar incelendiğinde Müslüman bilginlerin özellikle mûsikî alanındaki çalışmalarının umumiyetle ihmal edildiği görülür. Daha açık söylemek gerekirse İslam bilginlerinin, tıbba, matematiğe, astronomiye katkıları anlatılırken, onların mûsikî bilimi alanındaki çalışmalarına değinilmez. Öyle ki bu alanda hiçbir şey yapmadıkları zehabına kapılabilirsiniz. Oysa İslam bilginlerinin özellikle mûsikînin bilimsel yönü ile ilgili olarak yazdıkları, diğer alanlardakilerden hiç de geri değildir. Çünkü medeniyet olabilmek için ihmal edilmemesi gereken hususlar vardır ve kanaatimizce Müslüman bilginler bunun farkındaydılar. Bu sebeple bilimler arasında ayırım yapmadan tıp, matematik, astronomi üstüne çalıştıkları gibi mûsikî üstüne de çalıştılar.
İslam bilginleri, mûsikî biliminde ve sanatında neler yapmışlar, neler yazmışlar, ne tür yeniliklere imza atmışlardır? İşte bu soruların cevabını arama ihtiyacından doğdu bu kitap.

İmam Gazali, Ey Oğul, Beyan Yayınları

 

Elinizdeki eser, bundan yaklaşık 900 yıl önce yaşamış büyük İslam âlimi İmam Gazali'nin bir öğrencisine cevap niteliğinde yazmış olduğu öğüt, tavsiye ve açıklamaları içermektedir. Öğrencisi, mektubunda -bugün de birçok gencimiz için sorun olan- hangi bilgileri öğrenmesi, doğru yola nasıl ve kimlerin rehberliğinde erişileceği ile ilgili sorular sormuş, ondan tavsiyeler istemiştir. İmam Gazali, bu eserinde, "Ey oğul" diyerek seslendiği öğrencisinin arzusunu yerine getirip cevaplanabilecek bütün sorulara cevaplar vermeye çalışmıştır. İmam Gazali'nin, o gün öğrencisine yazmış olduğu bu eser, bugün bile hala güncelliğini ve önemini korumaktadır.

İmam Gazali Dalaletten Çıkış Yolu, Beyan Yayınları.

 

El-Münkızmine'd-dalâl, Gazâlî'nin kendi düşünce dünyasındaki büyük değişim ve gelişim sürecini anlattığı eseridir. Bu eser, İslâm kültüründe örneğine az rastlanır bir otobiyografi olması yanında V. (XI.) yüzyıl İslâm dünyasının inanç ve fikir hareketlerini değerlendiren ve daha da önemlisi, felsefî anlamda şüpheciliği o güne kadar benzeri görülmemiş bir şekilde temellendiren muhtevası ile İslâm düşünce tarihinin en özgün ürünlerinden biridir.

Şinasi Tekin, Eski Türklerde Yazı, Kağıt, Kitap ve Kağıt Damgaları, Dergah Yayınları

 

Eski Türklerde Yazı, Kağıt, Kitap ve Kağıt Damgaları, Prof. Dr. Şinasi Tekin'in İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde verdiği konferansların ürünüdür. Şinasi Hoca'nın hem Türkoloji alanındaki derin bilgisiyle hem de muazzam üslubuyla, yazının ve kağıt yapımının Eski Türklerden itibaren süregelen macerasına tanık oluyoruz.

Bu kitapta daha pek çok başlıkla karşılaşabiliyoruz: Kağıdın ortaya çıkışı, Anadolu Türklerine gelişi, yazının ve kağıdın kültür değişimlerindeki rolü ve baskı sanatı bunlardan yalnızca birkaçı. Üstelik yazma eserlerle birlikte kağıt damgalarının ve filigranların kullanılışları da ele alınıyor.

Türk dili adına önemli çalışmalara imza atan Şinasi Tekin'in bu kez bir kültür okuması sağlayan bu kitabını okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.

İsmail Kara, Amel Defteri, Dergah Yayınları

 

Rivayetlere bakılırsa ok-umak karşı tarafa, birine barış için, anlaşmak adına ok göndermek, ok atmak demekmiş. Okuyan insan ne yaptığının bir miktar farkında ise kendi içinde ve dışındaki kargaşanın, tereddütlerin, acıların, sevinçlerin, savaşın niçin olduğunu anlamaya, neden böyle cereyan ettiğini çözmeye çalışıyor demektir. Sulh ve sükûna erişme hayali peşinde, ok işaretleri istikametinde koşacak yahut sonsuz bir cehde, bir ictihada, bir cihada kendini hazırlayacak, savaş ve barış için ok torbasını dolduracaktır.

Yine rivayetlere bakılırsa yaz-mak da günah işlemek demekmiş. Hatasız, günahsız kul olmaz çünkü. Yazık, yazgı, yazıklanmak da oradan geliyormuş. Ama "söz uçar yazı kalır" atasözünü unutmayalım. Yazmak okuduklarını kendine mal etmek, okumayı bir üst seviyeye çıkarmak hatta onlara müsbet katkılarda bulunmaktır dense sezadır.
İradî Amel Defterleri de böyle doluyor olmalı.

Arda Odabaşı, II. Meşrutiyet Basınında Halkçılık, Köycülük, Sosyalizm, Dergah Yayınları

 

"Fikir hareketlerine eğilen bilim insanımız bir ölçüde arkeolog gibi çalışmak zorunda. Eski Türkçe gibi, kimi kez enigmatik nitelikleri olan bir dile hakim olmanın yanı sıra iz sürmeyi bilmeniz gerekiyor... İşte bu alanda özgün çalışmalar ortaya koyan arkeologlardan biri Arda Odabaşı. Her bir makalesi literatüre yeni bir boyut kazandırıyor...

Arda Odabaşı'nın kitabı özgün makaleleriyle tüm bu düşünce süreçlerinin boşluklarını dolduruyor. Birçok göz ardı edilen, ya da ulaşılamayan dergi Odabaşı'nın çabasıyla gün yüzene çıkıyor. II. Meşrutiyet Bası-nında Halkçılık Köycülük Sosyalizm daha önce değişik yayın organlarına dağılmış makalelerin yanı sıra ilk defa kitapta yer alan çalışmalardan oluşuyor.

II. Meşrutiyet fikir hareketlerinin en derin ayrıntılarına kadar inen Arda Odabaşı'nın kitabı birçok bilinmezi gün ışığına çıkarıyor. Daha önce yayınladığı Rasim Haşmet Bey monografisinde olduğu gibi bu konularda birikimli birçok araştırmacıya yepyeni kapılar açan Odabaşı, halkçılık, köycülük ve sosyalizm gibi genellikle ayrıştırılan fikir hareketleri arasında ne denli yakın bağ olduğunu bir kez daha kanıtlamış oluyor..." (Zafer Toprak)

İsmail Aykanat, Bedduası Uyuyan Havari, Okur Kitaplığı

 

Tamam çekeyim de ayağımı dergâhınızdan
Muhabbet köroğlu'ysa eğer
Yazık hürriyet koşusuna kemal'in
Hiçbir kadın aksini söylemedi
Ulusu yok ulusu yok askerin
Yüzyıl yüzyıl yüzyıl hemdem olduğum sancılardandır bu
Nicedir uzak yaşamaların çağrısı şiirimiz
Turuncu tarihlerdir bize savrulan
Ah neredesin kalbimin mutlu pınarı

İshak Aslan, Gül Tableti, Okur Kitaplığı

 

Gülün kemendine sarılarak ineceğim şimdi
Buğday tarlasına, yeryüzü lambasına
Karanlığımı delen iksir, şafak tozlarından eriyen ovalar
Benim yaradılış özlerimden moleküller
Sana geldim ey toprak
Suç işleyen bir çocuğun ana kucağına atılışıdır sana gelen
Sana karşı sana sığındım kutsal sığınak
Teslimiyet medeniyetin tohumunu ekeceğim bağrına
Cennetten atılanın cennete geçiş menzili.

Ali K. Metin, Şiirin Adaleti, Okur Kitaplığı

 

80'lerin şiirindeki imgeci görüngü, bireyleşmenin bir tezahürü olarak kendisini gösterir. Şairin kendilik tecrübeleriyle temellenen imge, verili duyarlıkların ve söylemlerin, klişeleşmiş algı ve ifade yapılarının üzerine çıkarak dünyanın farklı şekilde algılanmasına olanak sağlar. Şiir verili dilin dışına çıkarak imgeyle düşünmeyi getirir. Bu yönüyle modern -daha doğrusu hakiki- şiirin temel, kurucu unsuru olma hüviyetini kazanır. Şiirin hayatımızdaki yeri ve anlamı, imgenin önümüze açtığı bu semantik potansiyelle sıkı sıkıya ilişkilidir. Estetizme yönelik olumsuzlayıcı yaklaşımın ardında da yine imgeye ait söz konusu semantik potansiyeli zedeleme yahut ıskalama endişesi yatmaktadır. İmgelerle düşünme eylemi yerine estetik bir söyleyiş aracı olarak imgeleri kullanma yoluna gidilir. Bu sebeple 80'lerin şiiri 'plastikleşme' tezahürlerini fazlaca göstermiş, sahicilik sorunuyla karşı karşıya gelmiştir. 80'lerin imgeci şiiri bu yüzden "organik" olma vasfını önemli ölçüde kaybettiği gibi sahici bir imgeden yoksun kalma tehlikesiyle de yüz yüze olmuştur.

Rabia Gelincik, Hafif Demir Kapılar, Okur Kitaplığı

 

Herkes, kendi hikâyesinde çaresiz
Herkes, başkasının hikâyesinde kahraman.
Senin çiçeklerin vardır;
Okul defterlerinin arasında kurutulmuş
Bir şapkanın, çantanın kenarına kuş misâli konmuş
Eteklerini çiçeklerin bastığı ilk gençliğin
Kınalı parmakların şarkısıyla uyutulmuş
Hatırla!
Senin çiçeklerin,
En sevdiğin kahramanın öldüğü kitapta unutulmuş.

Şeyda Koç, Cennet Bülbülü Mahpeyker Kösem Sultan, Okur Kitaplığı

 

Mahpeyker Kösem Sultan, tarihin derinliklerinden zorlayarak çıkardığımız bir kitabın çoğu zaman sayfalarına şerhler koyarak ve yeniden yorumlayarak okumaya çalıştığımız ve buna rağmen de bilindik ezberleri tekrarlamaya alıştığımız bir rol kadın oldu neredeyse. Şeyda Koç, tüm ezberlerin arasında düşüncelerine ve hislerine yol açarak kurgunun imkânları ile ve edebî üslûbunun yetkinliğiyle okuru hem tarihin yaşanmış dönemini yeniden üreterek algılamaya hem de hayatın satır aralarını okumaya davet ediyor. Mahpeyker Kösem Sultan'ın tarihe iz düşmüş diğer kadınlar kadar tarihi ezberleri bozan bir rol model olduğu olgusunu içten içe hissedeceksiniz bu romanda. Onu "Cennet Bülbülü" olarak elinizden düşürmeden soluksuz okuyacaksınız.

Yunus Zeyrek, Dede Korkut Kitabı, Ötüken Neşriyat

 

Dede Korkut Kitabı olarak andığımız bu kitap, Türk kültür ve medeniyet tarihinin temel taşlarından biri ve Türk dilinin şaheseridir. Bu esere adını vermiş olan kişi, Türk’ün bilge kişisi, efsanevî ozanı ve ozanların pîri, belki bir Türk velisi olan Dede Korkut’tur. Bu eserde yer alan destanî hikâyeler, onun tarafından düzülüp koşulmuştur. Bu kitap, önce dilden dile söylenegelmiş, sonra yazıya geçirile­rek yüzyılların ötesinden çağları aşıp günümüze ulaşmış eşi ve benzeri olmayan bir eserdir. Millî ve şerefli hayatın devam etmesi için bu hayatı besle­yen kaynaklara ihtiyaç var. İşte Dede Korkut Kitabı, bir insanı ve hatta bir milleti, millî ve insanî değerlerle donatmaya kâfi nadir eserlerden biridir. Bu sebepledir ki genç olsun yetişkin olsun her Türk, bu eseri bir defa değil, ömür boyu, tekrar tekrar okumalı­dır. Böylece ruhunu engin bir ırmaktan kandıracak, hayatta için­de yer alacağı yahut şahidi olacağı hadiseler karşısında nasıl bir tavır almak gerektiğini önceden öğrenmiş olacaktır.

Ahmet Kırca, Hüzün Damlacıkları, Ötüken Neşriyat

 

Fuzûlî’nin “Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir, / Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at.” beyitinde dediği gibi, hüznü, ancak hüzün sahipleri anlayabilir. Ömer Hayyam Rubaileri ve Mevlânâ’nın İncileri kitabında, Hayyam’dan ve Mevlânâ’dan seçtiği rubâîleri tertemiz bir üslûpla ve Türkçe şiirin ahengine uygun bir şekilde çeviren Ahmet Kırca, Farsça şiirin musikisini Türkçede de verebilen ender çevirmenlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Kendi şiirlerini bir araya getirdiği Hüzün Damlacıkları’nda, gözlerini dünyaya ağlayarak açan insanın serüvenine bizi Orta Anadolu’nun bozkırlarından, İstanbul’un keşmekeşine, ruhun o en derin sükûtundan yüreğin en çoşkun kabarmalarına taşıyor.

Johanna Basford, Esrarengiz Bahçe, EDAM Yayınları

 

Bir boyama kitabı satış rekorları kırabilir mi?

Evet evet, yanlış duymadınız, bir boyama kitabı satış rekorları kırıyor. Ama bu, bildiğiniz boyama kitaplarına benzemiyor. Bu kitap, âdeta mürekkeple kurulmuş bir Esrarengiz Bahçe! Bu kitap, her yaştan sanatkâr için kendini keşfetme imkânı sunan bir hazine sanki. İster çocuk olun, ister yetişkin... Bu kitapta olağanüstü çiçekler ve ilginç bitkilerle dolu, siyah beyaz, büyüleyici bir harikalar diyarı keşfedeceksiniz. Boyanacak resimler, keşfedilecek labirentler, tamamlanacak desenler ve kendi çizimlerinizi yapabileceğiniz pek çok alan bulacaksınız. Kitabın çizeri Johanna Basford kendisini "mürekkebe aşık bir çizer" olarak tanımlıyor. Çizimlerini İskoçya kırsalındaki evini çevreleyen bitki örtüsünden ve canlı yaşamdan ilham alarak yapıyor. İnce ince işlenmiş çalışmaları, yoğun bir el emeğinin ürünü...

Johanna Basford, Gizemli Orman, EDAM Yayınları

 

Johanna Basford yeni boyama kitabıyla okuyucularını gizemli bir ormanda yolculuğa çıkarıyor. Acaba ormanın kalbindeki şatoda ne var? Renklendirilip süslenecek şekillerin yanı sıra kitabın sayfaları arasında saklanmış hayvanlar da yolculuk sırasında keşfedilmeyi bekliyor. Sayfalarda saklanmış dokuz özel tableti de unutmayın! Şatonun kapısını açmak için tüm tabletleri bulun ve içerde neyin gizlendiğini keşfedin!

Hayrullah Kaya, Nuh'un Gemisi, EDAM Yayınları

 

Büyük tufan başlıyor. Gemi tamamlandı. Bütün hayvanlar sırayla gemideki yerlerini alıyorlar. Bu serüvende vahşi ve büyük hayvanlardan tutun sevimli ve küçük böceklere kadar onlarca hayvan var. Değişik tarzlardaki çizimleri içinizden geldiği gibi boyayın. Sayfalardaki boşlukları güzel yeşilliklerle ve çiçeklerle bezeyin. Hayal gücünüz boyalarınızdaki renklerle buluştuğunda ortaya çıkan güzelliğe siz bile hayran kalacaksınız.

Haydi, yeryüzündeki muhteşem canlıları kurtarmaya hazır mısınız?

Her Yaş İçin Boyama: Balıklar, EDAM Yayınları

 

Uçan balıktan yayın balığına, köpekbalığından yılanbalığına, denizlerdeki balıkların çeşitliliği akıl almaz düzeydedir. Bu kitapta boş zamanlarınızda incelemek ve boyamak için dünyanın farklı yerlerinden çok sayıda balık bulacaksınız. Klasik detaylı tarihî doğa çizimlerinin karşısında tam sayfa bir boyama modeli yer alıyor. Ayrıca girişte yer alan listeyi kullanarak balıkları kolayca tespit edebilirsiniz. Bu rahatlatıcı hobi kitabı balıkları seven ve boyama becerilerini geliştirmek isteyen herkes için saatlerce sürecek bir eğlence vadediyor.

Her Yaş İçin Boyama: Çiçekler, EDAM Yayınları

 

İster çiçekleri seven bir amatör, ister çiçeği burnunda bir ressam, isterse her ikisi birden olun, bu keyifli boyama kitabı eminiz ki sizi çok mutlu edecek. Kitapta Pierre-Joseph Redouté'nin botanik klasiği Choice of the Most Beautiful Flowers adlı eserinden alınan 40 resim bulunuyor. Bu resimlerin hemen yanında ise aynı resimlerin boyanmaya hazır çizimleri var. Kitap bize gül ve lale gibi çok bilinen ve sevilen çiçeklerin yanı sıra şakayık, sarmaşık, kamelya, nergis, hercai menekşe gibi daha az bilinen çiçeklerin de içinde yer aldığı harika bir buket sunuyor. Bu çiçeklerin başarılı çizimleri incelikle ve doğru bir şekilde yapılmış bir boyama için muhteşem bir malzeme sağlıyor.

Her Yaş İçin Boyama: Kelebekler, EDAM Yayınları

 

Bu eğlenceli boyama kitabı kelebekleri seven ve boyama konusunda kendini geliştirmek isteyen herkesin sahip olması gereken bir kitap. Kelebekler göz kamaştırıcı motiflere ve renklere sahiptir. Bu kitapta bulunan çizimler kelebeklerin çeşitliliğini ve doğal güzelliğini ortaya koyuyor. İncelikle işlenmiş bu tarihî doğa çizimleri kelebekleri doğal ortamında resmediyor. Resimlerin karşı tarafında ise tam sayfa boyama modeli yer alıyor. Kelebekleri gerçek hayattaki gibi tüm detaylarıyla resmetmek imkânsız ama bu sayfalarda kelebeklerin muhteşem motiflerini incelemek ve boyamak için istediğiniz kadar vakte sahipsiniz.

Her Yaş İçin Boyama: Kuşlar, EDAM Yayınları

 

İster bir kuş gözlemcisi, ister bir sanatçı, ister her ikisi birden olun, bu keyifli boyama kitabı eminiz ki sizi çok mutlu edecek. Kitapta klasik kuş bilim çizimlerinden oluşan 40 resim yer alıyor. Bu resimlerin hemen yanında ise aynı resimlerin boyanmaya hazır çizimleri var. Kitapta çeşitli ötücü kuşlardan tutun da muhteşem avcı kuşlara, harika balıkçıllardan gösterişli pelikanlara kadar pek çok kuşun resmi bulunuyor. Kuşların zarif ve parlak tüyleri boyama tekniklerini geliştirmeniz açısından ideal bir alan... Bu kitap size saatler sürecek keyifli vakitler vadediyor.

Remzi Şimşek, Bir İmkansız Ölüm Denemesi, İz Yayıncılık
Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2016, 14:09
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13