Çerkesler nasıl Müslüman oldu?

Çerkeslerin Müslümanlaşması üzerine yazılmış çok az eser mevcut. Bunların en önemlilerinden bir tanesi de konu hakkında uzman Mustafa Özsaray’ın ''Çerkeslerin İslamlaşması'' isimli çalışması.. Yusuf Tunçbilek yazdı.

Çerkesler nasıl Müslüman oldu?

Kafkasya ve sonrasında Türkiye’nin kadim halklarından Çerkeslerle yüzyıllardır iç içe yaşıyoruz. Onlarla komşu, dost, yoldaş olduk. Beraber savaştık, sevindik ve de üzüldük. Velhasıl onlar biz oldu, biz de onlar...

Peki Çerkesleri ne kadar tanıyoruz? Onların kültürlerinden, ne zaman Müslüman olduklarından, ne yaptıklarından haberdar mıyız? İnandığımız kitapta geçen ayette “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.” buyuruluyor.

Elbette bu yazıda bir tefsir yapacak değiliz, fakat ayetler üzerine düşünmekten de korkmamamız gerekiyor. Allah bizi farklılıklarımız ve benzerliklerimizle yaratmış ve tanışmamızı buyurmuşlar.

Biz de bu yazıda Çerkesleri tanıyacağız, özellikle onların Müslümanlaşma-İslamlaşma serüvenini ele alacağız. Türklerin Müslümanlaşması üzerine bolca kaynak olmasına rağmen, Çerkeslerin Müslümanlaşması üzerine yazılmış çok az eser mevcut.

Bunların en önemlilerinden bir tanesi de konu hakkında uzman Mustafa Özsaray’ın “Çerkeslerin İslamlaşması” isimli İz Yayıncılık’tan çıkan çalışmasıdır. Kitap ilk olarak bir yüksek lisans tezi olarak yazılmış, daha sonrasında ise basılı son halini almıştır.

Çerkesler arasında sapkın insanların filiz verip yayılması oldukça güçtü

Çerkesler İslam ile tanışmadan önce neredeyse bütün kadim topluluklar gibi pagan inançlara inanıyorlardı. Bu inanç sisteminde öldükten sonra dirilme, ceza ve mükafat gibi fıtri-pagan inancına dair numuneler vardı.

Çerkesler Müslüman olmadan önce İslam’a yakın değerleri içselleştirmiş bir milletti. Onlar yapılmaması gereken şeyleri “ayıp” olarak nitelendirip bu tarz davranışlardan oldukça kaçınmışlardı. İslam’ın “günah” olarak yapılmaması gerektiğini emrettiği birçok davranış, halihazırda henüz Müslüman olmamış Çerkeslerde “ayıp” olarak görüldüğü için zaten yapılmıyordu. Onlar “khabze” adını verdikleri gelenek ve görenekleriyle bireyin ve toplumun güvenli ve huzur içerisinde yaşamasını temin eden önemli bir kurallar bütünü oluşturmuşlardı.

Yaşlılara saygıları Müslümanlarla olan diğer bir ortak noktalarıydı. “Thamade”ler (tanrı adamı-yaşlı önder) yüzlerce yılda oluşan etik ilkelerle toplumsal düzeni sağlayan, sözü geçen önemli insanlardı. Çerkeslerin bol kurallı ve ritüelli yaşamlarında sapkın insanların filiz verip yayılması oldukça güçtü.

Çerkeslerin İslam'la tanışması

Çerkesler pagan inançlardan sonra, neredeyse bütün toplumlarda görüldüğü gibi İbrahimi dinlerle karşılaştılar. Hazar Yahudileri ve Bizans Hıristiyanlarının Çerkesya’da egemen olup dinlerini yayma çabalarına rağmen, bu dinler Çerkeslerin çoğunluğu tarafından kabul görmemiş, böylece gelecekte İslamlaşmanın önü açılmıştır.

Hz. Ömer döneminden itibaren Arap Müslümanların fetihleriyle Doğu Kafkasya zaten Müslümanlaşmıştı. Ancak Çerkeslerin bulunduğu Batı Kafkasya’ya yönelik bir fetih gerçekleşmemiş, buraya sadece Arap tüccarlar uğramışlardı. Çerkeslerin ilk İslamlaşma serüveni bu tüccarlar vesilesiyle başlamış olmalıdır.

Hakimiyeti altında Kafkasya da olan Altınorda devletinin lideri Berke Han Müslüman olunca Çerkeslerin İslamlaşması yavaş dahi olsa devam eder. Ayrıca yöneticileri Çerkes asıllı Memlükler kendi memleketlerini unutmamışlar, oraları Müslümanlaştırmak için elçiler göndermişler, İslam böylece yayılmasını sürdürmüştür.

Kırımlıların Çerkeslerle çok yönlü ilişkileri de sonuç verir, İslam'ın bölgede yayılmasını artırır. Osmanlı devleti ise Çerkeslerin İslamlaşma serüvenini büyük ölçüde tamamlar. Çerkesler her ne kadar İslam’a girmişse dahi onların gönülden Müslüman olmaları 1779 yılında Osmanlı tarafından Çerkesya’ya yönetici-komutan olarak gönderilen Ferah Ali Paşa’nın halkla oldukça iyi ilişkiler kurmasıyla gerçekleşir.

1810 yılında Osmanlı paşası Hasan Paşa’nın Çerkes sülalelerinden aldığı ahitnameler ile İslam Kafkasya-Çerkesya’nın resmi dini haline gelip bölgede şeriat uygulanmaya başlamıştır. Böylece Rusya’nın Kafkasya’daki işgallerine karşı Kafkas halklarının -bütün imkansızlıklarına rağmen- yıllarca İslam ve Müslümanlık ile direniş ruhlarını ayakta tuttuklarını görürüz.

Türkiye bölgedeki kardeşleriyle daha çok ilgilenmeli

Müslüman olan toplumlar Müslüman olmadan önceki inançlarını tamamen terk edip hiçbir zaman sıfırdan yeni bir dine inanmamışlardır. Milletler genel olarak hayatın içerisinde kültürlerini oluşturan dini inançlarını değiştirerek yaşatmışlardır. Çerkesler de diğer milletlerden beri değillerdi. Onlar da kültürlerinden iyi olan hasletleri şehir hayatının egemen olmaya başlamasına kadar büyük ölçüde devam ettirdiler.

1864 yılında Rusya’nın Kafkas direnişini kırması sonrasında Osmanlı coğrafyasının birçok bölgesine sürgün edilen Çerkesler günümüze değin dinlerini korudular. Fakat Kafkasya’da kalan diğerleri SSCB zamanında dinden oldukça uzak kaldı. Dini hayat orada adeta sıfırlandı.

1990’lardan sonra İslam, Çerkesler ve Kafkasya’da yeniden filiz vermeye başladı. Ancak Türkiye devleti ve Müslümanlarının gerek tarihi gerek kültürel birliktelikleri dolayısıyla oradaki kardeşleriyle ilgilenmeleri gerektiğini belirtmeliyiz. Zira diğer Şii ve Vahhabi anlayışlar bölgede halk arasında problem çıkarıyor.

Günümüzde hâlâ birçok özgün özelliği olan Çerkesler ve diğer Kafkas halkları İslam ve Müslümanlıktan ayrı düşünülemeyecek ve anlaşılamayacak milletler. Bu bakımdan onların ve diğer milletlerin İslamlaşma serüveni oldukça mühimdir. Eğer Çerkeslere, Kafkasya’ya veyahut farklı bölgelere dönük planlarımız varsa ilk önce araştırma ve anlamaya dönük çalışmalar yapmamız gerekiyor. Mustafa Özsaray’ın “Çerkeslerin İslamlaşması” isimli çalışması bu bakımdan oldukça önemli.

Yusuf Tunçbilek yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2018, 10:40
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Acar Özdemir
Acar Özdemir - 2 yıl Önce

Günümüzde hâlâ birçok özgün özelliği olan Çerkesler ve diğer Kafkas halkları İslam ve Müslümanlıktan ayrı düşünülemeyecek ve anlaşılamayacak milletler denilerek ne söylemek istenmiştir merak ettim. Yazının içeriğinde de belirtildiği üzere İslamiyet ya da başka dinler öncesinde de, içerisinde bir sapkınlık barındırmayacak örf adetlere yüzlerce belki de binlerce yıldır sahip olduğu zaten biliniyor. Bu durumun ille de herhangi bir din ile ilişkilendirilmesi mi gerekiyor, dayatmanın anlamı nedir?

Mehmet
Mehmet @Acar Özdemir - 1 hafta Önce

Söz konusu kesimin, Müslümanlığı nasıl tercih ettikleri vurgulanmaktadır. Tıpkı bir çok kaynakta olduğu gibi, Türklerin Müslümanlığı seçmelerindeki etkenler açıklanırken, İslam inancında olan bir çok kaidenin doğrudan ya da benzer şekilde uygulamaların var olması bunda şüphesiz etkendir. Yani yaşam tercihleri, kuralları, kaidelerinde bulunan benzerlikler sebebiyle İslam inancını benimsemiş olmaları başka nasıl izah edilebilir. Esasında burada bir din dayatması yoktur. İlle de bir din ile ilişkilendirme söz konusu değildir. Keza bu halka kimse zorla Müslüman ol baskısı yapmamıştır. Halk kendi kararını vermiş ve bir dayatma olmadan, zaten yaşam tarzları İslam'a yakın olduğu düşüncesiyle de alacakları karara kolaylık sağlamış ve hristiyan değil, musevi değil, başka bir din değil, Müslümanlığı seçmişlerdir. Konu, Çerkezlerin nasıl Müslüman olduklarını anlatmaya gayret ettiği için, bunu İslam'a dayatma olarak algılamak iyi niyetli bir yaklaşım olmasa gerek.

Osman B.Karabacak
Osman B.Karabacak - 3 yıl Önce

Bölgenin islamlaşmasında kadiri tarikatının da rolü olmuştur diye düşünüyorum. Bu konuda da bir araştırma yapılmalı.

tuncay sakallıoğlu
tuncay sakallıoğlu - 2 yıl Önce

Adige- Abhaz İslamlaşmasında Çerkes Özdemiroğlu Osman Paşa'yı da unutmayalım bu arada.Çerkesler Sünni-Hanefi eksende kendi kültürlerini kaybetmeden yaşamak isteyen bir toplum.Günümüzde ne yazık ki ataizm özellikle Kafkasya'da Çerkeslerin dini , Selefi akımlarda milli kültürlerini tehdit ediyor.

Mustafa
Mustafa - 1 hafta Önce

Din kültürel bir birikim değildir.Din bu kainatın sahibinin bizimle olan hukukudur.Elçileri aracılığıyla bize iletilmiş olup zaman içinde şekillenmiş gelenekler değildir.Dolayısıyla bundan haberdar olup müslümanlaşmamız varlığımızın hakikatine erişmiş olmamız demektir ki buna sonsuz hamd edilir.Bu kafkas halklarının sağlam seciyeleri ile birleşince daha bir hoş olmuştur.Ama günümüz popüler kültürü bizi hep geçmiş zaman kipiyle miş,mış la konuşmaya mahkum ediyor.Kendi kodlarına dönmedikçe bir kişinin çerkes olması bişey ifade etmiyor.

banner8

banner7

banner6