banner17

Cepheden Bir Gazeteci Gözüyle Balkan Savaşları Neden Kaybedildi?

Balkan Savaşları’nda ne oldu da Osmanlı Devleti bu savaşı kaybetti? İktidarın izlediği hangi politika yanlıştı? Savaş dışında başka alternatifler var mıydı? Bizzat cephede bulunan Fransız gazeteci Georges Remond'un ''Mağluplarla Beraber' kitabı, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu duruma dışarıdan bakmamızı sağlıyor. Sedat Palut yazdı.

Cepheden Bir Gazeteci Gözüyle Balkan Savaşları Neden Kaybedildi?

20. yüzyılın başı, Osmanlı Devleti’nin iç karışıklarla birlikte devlet olarak çözülmeye başladığı bir dönemdir. Fransız İhtilali’nin ardından tüm dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, Osmanlı Devleti’nin çözülme sürecini daha da hızlandırmıştır. Osmanlı Devleti’nin bu durumunu bilen İtalyanlar, 1911’de Trablusgarp’a asker çıkarmış ve askeri iç karışıklıklar ile boğuşan ve bölgeye doğru düzgün donanma göndermeyen Osmanlı Devleti, Kuzey Afrika’daki son toprağını savaşın sonunda imzalanan Uşi Antlaşması ile kaybetmiştir.

Osmanlı Devleti’nin bu savaştaki çaresizliğini gören ve milliyetçilik damarları kabaran Balkan devletleri, daha Trablusgarp Savaşı bitmeden, Batının desteğini alarak topraklarını genişletmek adına Osmanlı’ya saldırmışlardır. İki yıl süren bu savaş sürecinde Osmanlı Devleti önemli oranda toprak kaybetmiş ve bugünkü sınırlarına yakın bir sınırla yetinmek zorunda kalmıştır.

Peki, Balkan Savaşları’nda ne oldu da Osmanlı Devleti bu savaşı kaybetti? İktidarın izlediği hangi politika yanlıştı? Savaş dışında başka alternatifler var mıydı? Bunlar, o dönem ve devletin içinde bulunduğu koşullar itibariyle önemli sorular... Bu önemli soruların karşılığını bulduğumuz bir kitap var elimizde. Profil Kitap’tan çıkan kitabın yazarı Georges Remond. Kitabın adı Mağluplarla Beraber. Kitabın alt başlığı, “Bir Fransız Gazetecinin Balkan Harbi Anıları”. Kitap, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu duruma dışarıdan bir bakış sunması yönünden önemli bir kaynak.

Üst rütbeli askerler arasında görüş ayrılıkları vardı

Georges Remond, Balkan Savaşları’nda Kırklareli, Lüleburgaz, Vize ve Çatalca’daki muharebelerde bizzat bulunmuştur. Kitabın başındaki “Edirne Kırsalı” başlıklı bölümde yazar ilginç bir noktaya değiniyor. Milli Mücadele döneminde de göreceğimiz gibi, Osmanlı askerleri Balkanlarda varlık mücadelesi verirken Beyoğlu’nda eğlence hayatının aksamadan devam etmesi, tiyatro ve sinema faaliyetlerinin devam etmesinin kendisini şaşırttığını belirtiyor yazar. Ve bu dönemde askeri olarak önemli bir tespiti var ve bu tespit, savaşın mağlubiyetle sonuçlanmasının nedenlerinden birisidir: “Orduya gelince, subaylardan bir kısmının Avrupa’da bile görev yapacak derecede liyakat sahibi oldukları gibi, yeni bilgilere sahip olamayan bazı yaşlı liderlerin de askerlikte ve kumandada maharetleri olduğu söyleniyordu.” (S.17) Yazar, sırtlarında 50 kilo yük taşıyan askerlerin karamsar olduğunu, zira üst rütbeli askerler arasında particilik başta olmak üzere çeşitli siyasal durumlar yüzünden ayrılıklar olduğunu ifade ediyor. Bu ayrılıklarla birlikte Remond’un gözlemlerine göre Bulgar askerleri, Türk askerlerinden hemen her konuda daha iyi durumda…

Azınlıklar Osmanlı’nın düştüğü durumdan memnundu

Savaş sürecinde gazeteci Georges Remond’un paylaştığı önemli bir ayrıntı var, Osmanlı Devleti’nde yaşayan azınlıklar ilgili. Osmanlı Devleti’nin siyasetini tartıştıkları insanları şöyle tarif ediyor: “Her milletten; Rum, Ermeni, Yahudi tercümanlar vardı. Bunlar edepsiz, yalancı ve hırsız adamlardı. Yanlış haberler verirlerdi. Kendi efendilerine, doğup büyüdükleri ve para kazandıkları toprağa ihanet ediyorlardı.” (S.32) Remond, bu sözlerle devletin hem savaşın içinde düşman askerleri ile uğraştığını hem de içerideki azınlıklar ile mücadele ettiğini ifade ediyor. Ayrıca ilk savaşın ardından İstanbul’da görüştüğü azınlıkların Osmanlı’nın içinde bulunduğu durumdan memnuniyetlerini kendisine dile getirdiğini aktarıyor.

Bulaşıcı hastalıklar, açlık, soğuk hava

Savaşın devam ettiği bu dönemde hem savaş coğrafyası Balkanlarda hem de İstanbul’da bulaşıcı hastalıklar kol geziyordu. Kolera ve tifo gibi hastalıklar iyice yayılıyor, bu cephedeki hasta sayısını artırdığı gibi İstanbul’da da korkuyu artırıyordu. Savaştan daha çok ölüm olacak mı? Savaş sebebiyle Balkanlardan Anadolu’ya göç eden insanların varlığı korkunun artmasına sebep oluyordu. Yazarın gözlemine göre, 20. yüzyılın başında, İstanbul’da bu hastalıkları tedavi edecek ne bir hastane, ne yatak ve ne de ameliyat araç gereçleri vardı. Yazarın savaş döneminde Hadımköy’de gördükleri, savaşın ve hastalığın boyutunu gözler önüne seriyor: “Manzara öncekinden daha dehşet vericiydi. Cesetler birbiri üstüne yıkılıyordu. Kolera orduyu mahvediyordu. Her tarafta ceset vardı. Aynı zamanda kötü bir koku da yayılmıştı.” (S.63)

Ordunun bir kısmı bulaşıcı hastalıklar ile mücadele ederken bir kısmı açlıkla ve soğukla mücadele ediyordu. Yazar, Saray ve Vize yolunda bu sebeplerle ölen iki binden fazla Türk askeri olduğuna dikkat çekiyor.

“Allah’ı unuttuğumuzdan bu cezayı görüyoruz”

Osmanlı Devleti’nin Balkan Savaşları’nı kaybetmesinin ardından, askerlerle beraber savaş coğrafyasından dönen Remond, İstanbul’da karşılaştığı bir asker ile sohbet ediyor. Bu askerin söyledikleri ile mağlubiyetin nedeni gün yüzüne çıkıyor: “Benim gençliğimde muharebeden önce kurban kesilir, imam dua ederdi. Allah, dünyayı fethedeceğimizi bize zaten vaat ettiği için cennete girmek üzere biz de ileriye atılıyorduk. Şimdi ne kurban kesiliyor, ne de dua ediliyor. Komita ve hürriyet için savaşıyormuşuz. Ben bunları görmedim. Ne padişah var, ne de halife var! Biz böyle şeyleri anlamıyoruz. Allah’ı unuttuğumuzdan bu cezayı görüyoruz. Yoksa Bulgarlar bizi mağlup etmediler.” (S.73)

Fransız gazeteci Georges Remond’un izlenimlerinden oluşan Mağluplarla Beraber adlı kitap, Balkan Savaşları’nı ‘dışarıdan’ bir gözle okumak isteyenler için önemli bir kitap. Yazar, gözlemlerini eğip bükmeden olduğu gibi okuyucuyla paylaşıyor. Dönemin sosyal ve siyasi atmosferini canlı bir dille anlatıyor.

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2018, 18:18
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20