banner17

Cahiliye Döneminde ve İslam'ın İlk Yıllarında Eğitim ve Öğretim

Şakir Gözütok, ''Hz. Peygamber Döneminde Eğitim ve Öğretim'' kitabında Mekke ve Medine’de okuma yazma bilen şahısları tek tek tespit etmeye çalışmış, o dönemdeki eğitim kurumlarının faaliyetlerini birincil elden kaynaklardan yola çıkarak incelemiş. Sedat Palut yazdı.

Cahiliye Döneminde ve İslam'ın İlk Yıllarında Eğitim ve Öğretim

Tarih genelde siyasal olanı değerlendirip sosyal olanı arka planda bırakıyor günümüzde. Tarihsel gelişmeler açısından eksik bulduğum yanlardan birisidir bu. Mesela Cahiliye ve İslam’ın ilk nefes verdiği dönemde Ortadoğu’da eğitim ve öğretim nasıldı? Cahiliye dönemi diye adlandırdığımız dönemin hemen ardından “Oku” ayetiyle nefes alan Ortadoğu topraklarında eğitim ve öğretim nasıl seyir değişmiştir?

Bu konuda yakın zamanda bir kitap üçüncü baskısını yaparak kendini hatırlattı: “Hz. Peygamber Döneminde Eğitim ve Öğretim” Kitabın yazarı Prof. Dr. Şakir Gözütok. Kitap, Ensar Neşriyat arasından çıktı.

Yazar, kitabın önsözünde bir boşluğa dikkat çekerek okuru selamlıyor. Kitabın yazıldığı tarihlerde, Peygamberimiz (sav) döneminde eğitim, öğretim ve okuma yazma ile ilgili hususları içeren bir kitap yazılmamış. Yazar, bu sebeple yola çıkmış, Mekke ve Medine’de okuma yazma bilen şahısları tek tek tespit etmeye çalışmış, o dönemdeki eğitim kurumlarının faaliyetlerini birincil elden kaynaklardan yola çıkarak incelemiş.

Cahiliye toplumu yalnızca şiir alanında ilerideydi

“Arap” kelime kökü itibariyle “çöl” anlamına gelmektedir. Bu topraklarda yaşayan insanlar Bedeviler olmakla birlikte ticaret, ziraat ve kültür merkezlerinin bulunduğu şehirlere ise Hazariler denirdi.

İslam’dan önce çölde yaşayan göçebe topluluklarda sözlü geleneğin güçlü olduğu ve herkesin uyduğu kanunlar vardı. Sıkıntılar Darun-Nedve adlı -bugünkü dille ifade edersek- parlamento hüviyeti taşıyan bir yapıda çözülmeye çalışılırdı. Bu yapının İslam’dan sonra devam ettiğini hatırlatmakta fayda var.

Cahiliye dönemindeki eğitim anlayışına bakarsak sadece hürlerin eğitim ve öğretim hakkına sahip olduğunu görüyoruz. Bilim ise doğal şartlara göre şekillenerek ortaya çıkmış ama çok da gelişmemiştir. “O devirdeki Arap topluluklarında ilim ve felsefeye özel bir ilgiye rastlanmaz. Toplumda bilinen şeyler, sosyal hayatı çevreye uydurmak zaruretinin tabii neticesi olarak edinilmiş basit bilgilerdir.” (S.28) İlmi ve felsefi eserlerin okutulduğu ve öğrenildiği sistemli, kurumsal okullar bu dönemde bulunmamaktadır. Gözütok, Cahiliye döneminde yalnızca şiir alanında ileri gidildiğini belirtiyor. Şiir ise kabileler için oldukça önemliydi. “Şairden mahrum olmak, bir kabile için sadece bahtsızlık değil, aynı zamanda utanç ve ayıplanma vesilesi idi.” (S. 29)

Kurumsal bir eğitim sistemi var mıydı?

Yazarın belirttiğine göre Mekke’de vahyin indiği ilk günlerde okuma yazma bilen sadece on yedi kişidir. “Mekke’de yazı işinin günlük hayatının bir parçası olarak algılandığını söylemek zordur.” (S.45) Medine’ye dair okuma-yazma oranını paylaşamayan yazar, sadece İbn Sa’d’dan şu cümleyi aktarabiliyor: “Mekkeliler okuma yazma biliyor, Medineliler ise bilmiyordu.” (S.53) Medine’de okuma yazma bilenler Yahudilerdi.

Peki, Cahiliye ve İslam’ın ilk dönemlerinde kurumsal olarak bir eğitim sistemi var mıydı, varsa nerededir, sorusunun cevabını Küttablar’da buluyoruz. Küttaplar, Osmanlı Devleti’ndeki mahalle mekteplerine karşılık gelmekle birlikte günümüzün ilkokulları olduğunu söylemek mümkündür. Burada akademik anlamda basit matematik bilgilerle beraber, okuma yazma öğretilirdi. Ayrıca Ukaz panayırlarında Araplar, ince edebi sanatları içeren belagatli şiir, kaside ve hitabetlerini halka inşad ederlerdi.

Badiye (çöl) adlı kurum ise daha çok Arap dilinin öğretildiği bir yerdi. İslam’dan sonra da devam eden bu kurumlar, Emeviler döneminde okul kimliğine kavuşmuştur.

Şakir Gözütok, İslam’ın ilk günlerinde Medine’de Yahudilerin okullarının Araplara ve Hristiyanlara göre çok iyi bir seviyede olduğunu söylüyor.

“Ya Resulallah, senin sözlerini hep erkekler alıp gidiyorlar”

Peygamberin (sav) Medine’ye hicretinin ardından burada Mescid-i Nebevi’yi kurdurması, orada kalıp sahabeye bizzat İslam dininin esaslarını öğretmesi, O’nun (sav) ilme verdiği değeri göstermektedir. Ayrıca Bedir Savaşı’nın ardından esir düşenlerin okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmaları da İslam’ın eğitime verdiği öneme dikkat çeker.

İslam’ın ilk yıllarında Mescid-i Nebevi’de, evlerde, mescitlerde, Suffalarda eğitim ve öğretim devam etmiştir. Buralardaki eğitimde kadın erkek ayrılmakla birlikte, kadın sahabelerin, “Ya Resulallah, senin sözlerini hep erkekler alıp gidiyorlar. Bize de bir gün ayır ki, o gün sana gelelim, sen de Allah’ın sana öğrettiği şeylerden bize öğretirsin” şeklindeki talepleri üzerine Peygamberimiz (sav) de onlara öğretim için ayrı bir gün ayırmıştı.

İslamiyet’ten önceki Cahiliye döneminde eğitim ve öğretim, bedevi ve sosyal hayat gereği çok ön plana çıkmamışken; İslam’la birlikte bu durumun değiştiğini, Kur’an merkezli bir eğitim anlayışının benimsendiğini görüyoruz. Hz. Peygamber Döneminde Eğitim ve Öğretim adlı kitap, bu dönemdeki siyasal ve sosyal atmosfer dışında toplumun nasıl bir tedrisattan geçtiğini öğrenmek isteyenler için önemli bir eser.

Şakir Gözütok, Hz. Peygamber Döneminde Eğitim ve Öğretim, Ensar Neşriyat

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2018, 15:20
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20