banner17

Büyük Hayaller Peşinde Koşturan Bir Adamın Hikayesi

33 yıllık gazeteci Rıdvan Akar, Hüsnü Özyeğin’in başarılarla dolu hayatını Bir Dünya Kurmak adıyla kitaplaştırdı. Eser, Platin Dergisi, İş Kitapları, ‘En İyi Otobiyografi/Biyografi’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Deniz Ersoy yazdı.

Büyük Hayaller Peşinde Koşturan Bir Adamın Hikayesi

Rıdvan Akar, Hüsnü Özyeğin’in hayatını başlangıçta ‘kişi belgeseli’ olarak çalışmayı planlamış. Ancak Akar’ın elinde o kadar çok bilgi birikir ki; bu başarı hikâyesi herkese örnek olsun düşüncesiyle, kitap haline getirme ihtiyacı duymuş. Böylelikle ortaya Bir Dünya Kurmak çıkmış. Özyeğin’in yoğun çalışma temposu ve sık sık gerçekleştirdiği seyahatleri nedeniyle kitap ancak 9 yılda bitmiş.

“Kendinize güvenin. Ne istediğinizi, ne yapmak istediğinizi bilin. Aklınızı kullanın. Öncelikle inanmayı, sonra çalışmayı ve hiç vazgeçmemeyi seçin. Unutmayın ki yaşam, 100 metrelik bir yarışa değil, 42 kilometrelik bir maratona benzer. Bu maraton sırasında iniş ve çıkışlarınız tabii ki olacaktır. Siz hedefe vardığınızda başarıyı elde edeceğinizi bilerek hareket edin. Hayal kurmaktan da asla vazgeçmeyin…”

Bu altın değerindeki nasihatler, iş adamı Hüsnü Özyeğin’e ait.

Hüsnü Özyeğin’in; aile ve iş hayatına dair birçok fotoğrafıyla zenginleştirilen kitap, ilk etapta kalınlığıyla göz korkutabilir. Bununla birlikte hikâyenin heyecanıyla okudukça merakınız da artıyor. Akar’ın, 6 bölüm halinde hazırladığı kitapta, “Bir Özyeğin var, Özyeğin’den içeri” dediği işadamının; çocukluğundan okul yaşamına, iş dünyasına girişinden Türkiye’nin en önemli şirketlerini ve bankalarını nasıl kurduğuna kadar iş ve aile hayatından birçok önemli olaya tanıklık ediyorsunuz.

Dedesi Girit göçmeni bir tüccar olan ve ailesiyle İzmir’de yaşayan Hüsnü Özyeğin, henüz 6 yaşındayken dedesinin dükkânında çalışmaya başlıyor. Sinema biletinin 25 kuruş olduğu o dönemde Özyeğin, haftalık 2,5 lira gibi iyi de bir para kazanıyor. Daha o yaşında bile parasını har vurup harman savurmayan, harçlıklarını biriktirip aile bireylerine hediye alan biri olarak anlatıyor ailesi onu. Burada, mübadele ve göç görmüş olma etkisinde köklere sahip çoğu ailede olduğu gibi, hayatın zorluklarını bilme kaynaklı, geleceğe dair tedbirli yaygın tavırları görüyoruz.

Aynı zamanda biraz hırçın ama mutlu, top sevdalısı, kapıyı çaldığında annesi açana kadar merdivenlerde oturup ödevlerini yapmaya başlayacak kadar zamanının kıymetini bilen çalışkan bir çocuk… Hayatının maddi olarak en zor zamanlarını, babası Doktor Cavit Özyeğin’in eğitimi için çok küçük yaşta gitmek zorunda kaldığı İtalya’da yaşıyor.

Her şey Amerika’da başlar

Akar’ın, tercihlerini hep kendisinin yaptığını anlattığı Özyeğin, İstanbul’da Robert Koleji bitirdikten sonra yine kendi isteğiyle henüz 17,5 yaşındayken üniversite eğitimi için Amerika’ya gidiyor. Babasının imkânlarını zorlayarak verdiği, “Hiç bitmeyecekmiş kadar çoktu” dediği 1000 dolar harçlıkla uzun süre idare etmesi gerekiyor.

Babasının, ailede çok doktor olduğu için mühendislik okumasını istemesi nedeniyle Oregon Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’ni bitirdiğinde Türkiye’ye dönmek yerine Harvard Üniversitesinde yüksek lisansını yapıyor. Vaka analizleriyle yönetilen dersler ona çok şey katıyor ve ‘okul olmanın ötesinde adeta bir atölye olan’ Harvard’da aldığı eğitim ufkunu açıyor. Akar’ın, ‘fırsatları paraya çevirebilen’ diye tanımladığı Özyeğin, 17,5 yaşındayken bin dolarla gittiği Amerika’dan cebinde 50 bin dolar ve ona sonraki yaşamı boyunca sahip olacağı tüm imkânların kapısını açacak bilgi birikimiyle dönecekti.

Mühendis olarak başladığı eğitimini, iyi bir iş idarecisi ve iktisatçı olarak tamamlayıp yurda döndüğünde, bir dizi ‘şans’ dediği tesadüflerle ona bankacılığın yolunu açan işiyle ve ‘dünyanın en güzel kızıydı’ dediği eşi Ayşen Hanım’la yolları kesişiyor. 32 yaşındayken Pamukbank’ın Genel Müdürü olduğu gün, bankanın iki genel müdür yardımcısı, genç iş adamının bankayı batıracağı endişesiyle görevinden istifa ediyordu. Ancak o, sonrasında kurduğu, çocuklarının “Üçüncü evlat” dediği Finansbank’ı, 5,5 milyar dolar gibi büyük bir paraya satarak Cumhuriyet tarihinin tek seferde en büyük dış yatırımını sağlıyordu.

Ailesi her şeyden önemliydi

50 bin üniversite mezunu istihdam etmiş, 12 ülkede 100’e yakın şirket kurmuş, saygın bir üniversite kurma hayalini de gerçekleştirebilmiş olan Hüsnü Bey, hayatındaki en önemliler sıralamasını “Eşim, çocuklarım ve işim” diye yapıyor. 72 yıllık hayatına sığdırdığı bunca deneyim ve başarıdan sonra nasıl anılmak istersiniz sorusuna şu cevabı veriyor: “Adam gibi adam!”

Yazıyı Rıdvan Akar’ın 540 sayfalık Bir Dünya Kurmak kitabından yine Hüsnü Özyeğin’in nasihatleriyle bitirelim…

“Hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin. Hayal kurdukça ulaşmak istediğiniz hedeflere yaklaşırsınız. Hayat bir maratondur. Zaman zaman düşüp kalkacaksınız. Kısa dönemli değil uzun dönemli başarılara ulaşmaya çalışın. Başarısızlıklarınızı gizlemeyin, onları arkadaşlarınız ve büyüklerinizle paylaşın. Onlardan ders alın. İyi arkadaş, bilhassa iyi takım arkadaşları seçin. Sizinle sadece gülen değil ağlayan arkadaşlar da seçin. Hep kendinizden daha üstün gördüğünüz gençleri örnek alın.

Derslerde başarılı olmak hayatta başarılı olmak değildir. Hayattaki sürdürülebilir başarıyı genç yaşınızda edineceğiniz farklı alanlardaki tecrübelerinizin getireceğini unutmayın. Mutlaka ama mutlaka sizi heyecanlandıran ve sevdiğiniz işi yapın. Bu zaten sizi başarıya götürecek ilk adımdır. Ve o sevdiğiniz işinizde çok çalışın, yılmayın. Bunun karşılığını mutlaka alacaksınız…”

Deniz Ersoy, “Bir Dünya Kurmak” Bilimevi Kitabın Ortası dergisi Ekim 2017, Sayı 7.

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2018, 15:56
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20