banner17

Bütün Türk tarihinin en büyük kaybıdır Rumeli

Yılmaz Öztuna, 'Tarih Sohbetleri' kitabında Osmanlı Devleti’nin kudretini kıran gelişme olarak Rumeli’nin kaybını görür. Metin Uygun yazdı.

Bütün Türk tarihinin en büyük kaybıdır Rumeli

https://www.ktpkitabevi.com/urun/tarih-sohbetleri-1-129270056Çok zengin, görkemli bir tarihimiz var. Muhteşem bir geçmişin varisleriyiz. Ecdadımız, hükümran oldukları coğrafyada barışın, huzurun, hürriyetin teminatı olmuşlar; farklı dinlere, farklı kültürlere, farklı milliyetlere ve medeniyetlere hoşgörülü muamelede bulunmuşlar, müsamahakar davranmışlardır. Onların bu müsamahası, saltanatlarının ömrünün uzun olmasını temin etmiştir. Ayrıca hoşgörüleri sayesinde, bünyesinde barındırdıkları azınlıklar, kültürlerini, dinlerini bugüne kadar yaşayabilmiştir. Bunu bir politika olarak değil, yüce İslam dini bunu istediği için yapmışlardır. Hangi dine, hangi milliyete ve hangi kültüre mensup olursa olsun, insana insanca muamele etmişler, hem dinlerine ve hem de insanlığa bu yönde büyük hizmette bulunmuşlardır. Hatta Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra, Osmanlı’nın hakim olduğu coğrafyada, memleketlerde barış ve huzur bir türlü sağlanamamıştır.

Büyük tarihçilerden Arnold Toynbee, bu hususu şöyle dile getirir: “İngiltere, Fransa, İtalya, Arap ülkelerini Osmanlı’dan daha iyi yönetecekleri iddiasında idiler. Bu iddia ile sonunda o ülkelere el koydular. Osmanlı’nın 400 yıl huzurla yönettiği ülkeleri kısa müddet bile ellerinde tutamadılar. Üstelik karmakarışık ettiler.” Büyük tarihçilerimizden rahmetli Yılmaz Öztuna, “Toynbee’nin bu mütalaası doğrudur” der Tarih Sohbetleri - 1 kitabında. Kitabın ilk baskısı Ötüken Neşriyat tarafından 1988 yılında, son baskısı 2012 yılında yapılmış. Üç cilt olarak yayınlanmış eser. Çeşitli dergi, gazete ve ansiklopedilerde yazdığı yazıların adedi onbini aşmış Öztuna’nın. Okuyucuları ve dostları bu yazıların ısrarla kitaplaştırılmasını istemiş tarihçimizden. İşte bu istek üzerine üç ciltlik bu eser ortaya çıkmış. İlk cilt, 1987-88’de Tercüman gazetesinde çıkmış gündelik yazılarından oluşuyor. Ayrıca bu cildin sonunda, “Batıdan Devlet Adamı Tipleri” bölümü var. Batılı ünlü, tarihe mal olmuş bazı devlet adamlarının hayatını anlatıyor bu bölümde. Onlar Sezar, Napolyon, Lincoln, Lenin, Stalin, Ruzvelt, Hitler ve Kennedy’dir.

Osmanlı Devleti 16. asırda aktivitesini kaybetmiştir

Öztuna, kitabının bu ilk cildinde, tarihimize ait güzellikleri, kahramanlıkları, keşifleri anlatır. Ecdadımızın ilme verdiği önem, teşkilatçılığı, kadına verilen değer, Osmanlı toplum hayatından kesitler, Osmanlı basını, tarihe mal olmuş şahsiyetler, Evliya Çelebi, Batılıların gözünden Osmanlı ordusu, imaretler ve daha birçok konu hakkında okuyucusuyla sohbet eder. Konuların hemen hemen tamamı Osmanlı dönemine aittir. Okuyucusunu tarih ve kültür yolculuğuna çıkarır. Tarihimizi yeniden keşfettirir adeta.

Tarihe ait verdiği bilgilerin yanında bazı tesbitlerde de bulunur Öztuna: “Osmanlı Devleti 16. asırda aktivitesini kaybetmiş, kesin bir duraklama dönemine girmiştir. Geçen asırlarda kıtaları alt üst eden, düşmanları titreten cihan politikası, elindekini muhafaza gayretine dönüşmüştür. Osmanlı’nın varisleri, atalarının kazandığı akıl almaz büyüklükteki mirası, tükenmez sayarak keyifle yemektedir. Batı ise Arz’ı nasıl ele geçireceğinin planlarını yapmaktadır.”

Osmanlı’nın kudretinin kırılışı Birinci Cihan Harbiyle olmuştur

Öztuna, Osmanlı Devleti’nin kudretini kıran gelişme olarak Rumeli’nin kaybını görür. Hatta Rumeli’nin kaybı hususunda tarihçi Mükrimin Halil’in, “bütün Türk tarihinin en büyük kaybı” değerlendirmesinde bulunduğunu zikreder. Çünkü devlet, Anadolu ve Rumeli olarak iki kanat halinde kurulmuştu. Ve buna göre teşkilat yapısı oluşturulmuştu. Balkanların kaybedilmesi, hem akıl almaz büyüklükte toprak ve servet kaybıdır, hem de devlet, Adriyatik’ten Meriç’e çekilmiştir.

Ancak bütün bu değerlendirmelere ilaveten, gerçek yıkımın sebebi olarak toplum yapımızın bozulmasını gösterir Yılmaz Öztuna. Bunda da en büyük rolü Birinci Dünya Savaşı oynamıştır. Birinci Dünya Savaşı tarihin en büyük felaketidir. Bu savaşa kadar Türk şehirlisi, kasabalısı, köylüsü, kendi imkanları ölçüsünde mutlu bir hayat yaşıyordu. Bu felaketle gerçek yoksulluk başlar. “Osmanlı’nın küçük burjuvazisini mahvetti” der Öztuna bu savaş için. Sosyal yapı da bu savaşta büyük zarar görmüş. İmparatorluğa yüzlerce yıl hizmet veren anlı-şanlı aileler her şeyini kaybetmişler. Var olan enflasyon devam etmiş. Erkek nüfus, yetişmiş aydın nüfus, uzun süren savaşlarda harcanır. Eğitim çöker. Kafkaslarda, Galiçya bataklıklarında, Sarıkamış’ta, Arabistan çöllerinde, Süveyş Kanalı’nda çok Türk askeri şehit olur. İçerde çocuk, kadın ve yaşlılar açlıktan ölür. Birinci Cihan Harbinin sonunda, Toynbee’ye göre, “Dünyanın sayılı medeniyetlerinden Osmanlı Medeniyeti sona erdi.” “Batı, bu neticeyi alabilmek için, asırlarca çalışmıştı. İtiraf edelim, biz de epey yardımcı olduk” diye belirtir Yılmaz Öztuna.

Tarih, iyi dönemleriyle, sönük dönemleriyle ibret alınmak içindir. Osmanlı’dan sonra tarihimize bakış açımız değişti. Tarihten koparıldık. Düşman olduk tarihimize. Neredeyse geçmişimizden, ecdadımızdan utanacak duruma düşürüldük. Böyle bir algı oluşturuldu. Bu da bize Batı’nın oynadığı bir oyundu. Bu oyunu hem kendisi oynadı, hem de içeriden devşirdiği yerli işbirlikçilerini kullandı. Tarihimize dönmemiz, geçmişimizle barışmamız, değerlerimizi tanıyıp ihya etmemiz, onları memnun etmez. Hoşlarına gitmez bu durum. O yüzden tarihimizi doğru kaynaklardan okumamız gerekiyor.

Metin Uygun yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 15:27
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20