banner17

Bütün alt üst oluşlar hayra gebe!

Sevinç Çokum, son kitabı ‘Lacivert Taşı’ üzerine konuştu..

Bütün alt üst oluşlar hayra gebe!

 

Türk hikâyesinin kadın temsilcilerinden Sevinç Çokum son romanı Lacivert Taşı’nı anlatmak üzere Eskader’in (Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği) perşembeleri düzenlediği Bab-ı Âli sohbetlerinin konuğuydu. Kitabından çok hayatının konuşulduğu toplantıda Çokum, yazarlığına, okul yıllarına, çocukluğuna ve yakın tarihin karmaşalı günlerine, son olarak da romanına değindi.Sevinç Çokum Lacivert Taşı

Siz öyle şeyler okutmuyormuşsunuz

Lise yıllarından itibaren yazar olmak istediğini söyleyen Çokum, edebiyat fakültesine gittiğinde müfredatın kendisini açmadığını belirterek “ben buraya yazar olmak için gelmiştim fakat siz öyle şeyler okutmuyormuşsunuz” diyerek hocalarına yakınır.

“Çocukluk yıllarında 3 kız kardeş roman okuyarak büyüdük” diyen Çokum, “bakkallar o zaman kitap kiralardı. Ölen birinin kitaplarını değerlendirsin diye bakkala verirlerdi çünkü. O kitapların günlük belli bir fiyatı olurdu. Mesela 3 kuruşluk bir kitabı 3 günde okursanız 9 lira verirdiniz. Aldığımız romanı önce büyük ablam okurdu, sonra diğeri, en son bana sıra gelirdi. Sabırsızlıkla beklerdim.”

İlk sponsorlu kitap

İlk hikâye kitabı Eğik Ağaçlar’ı yazdığında “acaba bastırabilir miyim” diye kaygılandığını belirten yazar; “Kitabı basabilecek hiçbir tanıdığım yoktu. Eşim ‘biz basalım’ dedi. Kitabın son sayfalarına sponsorlar bulduk. Basılan kitaplardan birkaç adet onlara da gönderdik. Onlar da kitabı bazı okullara, kütüphanelere yollamışlar. Böylece kitabım ve ismimin reklamı bedavaya geldi.”

Dergilerde hikâyelerinin çıkması ise kitabı basıldıktan sonraki zamanlarda gerçekleşmiş. Yakın arkadaşlarından biri, “Kitabını ver de, dayım da baksın” demiş. Arkadaşı Tarık Buğra’nın yeğeniymiş. Tarık Buğra kitaptan beğendiği birkaç öyküyü Hisar dergisine yollamış ve dergi macerası böyle başlamış.

Bir gecede iki kere yönetim değişirdi

Dinleyicilerin soruları üzerine sohbet 27 Mayıs olaylarına kaydı. O çalkantılı dönemde adeta diken üzerinde yaşadıklarını anlatan Sevinç Çokum, kapılarına sürgülü kilitler taktıklarını, jandarmaların evlerinin bahçesinde adam kovaladıklarını anlattı. “Yönetime el koyanlar ilk olarak radyoyu işgal ederdiler. Radyodan yönetime el konulduğu ilanatı yapılırdı. Bazen çok sürmeden bir önceki anonsun gerçeği yansıtmadığını, yönetimin değişmediğini söylerdiler radyodan. Anlardık ki bir grup kısa süreliğine iktidar olmuş, çok dayanamadan bastırılmıştı. Bir gecede iki kere yönetim değişirdi.”

Edebiyat ürünleri inandırıcı olmalı

Edebiyat ürünlerinin inandırıcı olması gerektiğini, insanları anlattığına inandırdığı kadar yazarın başarılı olabileceğini söyleyen Çokum, ayrıca romanların eleştirel bir dil kullanırken ironik ve hafif alaycı bir üslupla kaleme alınmasını, böyle olmayan yazınların aynı görüşte olmayanların düşüncelerine saygısızlık ifadesi olabileceğini belirtti.

Sohbet meclisleri azaldı

Son olarak Lacivert Taşı romanında insanımızın bir fotoğrafını çekmeye gayret ettiğini, kitaptaki öykünün ailesinin yaşadığı bazı bölümleri muğlak bir öykü olduğunu, hikayenin eksik kalan parçalarını kendi kurgusuyla tamamladığını ve mevzu bahis lacivert taşının güç ve iktidarı temsil eden bir fonksiyonu olduğuna değindi.

Sohbet meclislerinin azaldığından dem vuran Sevinç Çokum; “Bütün alt üst oluşlar doğruları bulmamıza yardımcı olur, her şerden bir hayır çıkması gibi.” dedi.

Sevinç Çokum

Ahmed Sadreddin oradaydı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 12:51
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20