Bu Unutma Masalındaki En Güzel Gerçekliksin Nûr

Bizi biz yapan hikâye kahramanları vardır mesela, kalp atışlarını avuçlarımızda, hüzünlerini gönlümüzde hissettiğimiz. Bunlardan biri, Mustafa Kutlu’nun ''Nur''unda, kitabın ismi ile müsemmâ Nûr benim için. Büşra Burcu Arslan yazdı.

Bu Unutma Masalındaki En Güzel Gerçekliksin Nûr

https://www.ktpkitabevi.com/urun/nurBazı kitaplar ve şarkılar sadece bir kitap ya da sadece bir şarkı değildir. Onlar ömrümüze mâl olmuş, bizi biz yapan hikâyelerdir. İnsan ise sadece hikâyeleri ile vâr olur. Bir hikâye olmadan yaşamak, geçmiş ve gelecek ile bağları koparmaktır. Bir hikâye olmadan içinde yaşadığımız an’la sınırlıyızdır ve tek tek an’ların geçişiyle kendi kimliğimizin gerçekliğini tam olarak kavrama şansını sonsuza kadar yitiririz.

Bu pencereden bakılacak olursa, insan, karşılaştığı her şeyin bir parçasıdır. Bir kitabın parçasıdır, karşılaştığı diğer insanın parçasıdır, bir şarkının parçasıdır. Tüm bunlar bir araya geldiği zaman ise “insanın hikâyesi” ortaya çıkar.

Bizi biz yapan hikâye kahramanları vardır mesela, kalp atışlarını avuçlarımızda, hüzünlerini gönlümüzde hissettiğimiz. Onlar, hikâye devam ederken varlığına sevindiğimiz, hikâye nihâyete erdiği vakit yokluğunda hasretini duyduklarımızdır. Belki bir yerlerde nefes alıp verdiklerine inandığımız…

Bunlardan biri, Mustafa Kutlu’nun “Nur”unda, kitabın ismi ile müsemmâ Nûr benim için. Kitabı okuduktan sonra varlığına inandığım, özlediğim, geceler boyu mektup yazdığım yoldaşım. O’nun ardından yazılan mektuplar ise, vuslatı mahşere kalmış, dünyada bir yerde, dünya zamanı ile haşrolamayışın verdiği derin hüznün risaleleri belki de…

Bu unutma masalındaki en güzel gerçekliksin Nûr

Nûr. Benim Sevgili,

Hakk’ı aradığın bu kısa ve ândan ibaret olan ömürde, paylaştığımız ve bu uğurda çekilen acının yankısıyla geceler insin seninle benim üzerime. İç titremesiyle duyduğun şefkat yıkarken çocuk gamzelerini, bir çocuğun gamzelerindeki masumiyet ile bildin; “kurtulmanın kurtarmak” olduğunu.

Ah Sevgili Nûr, merak eder dururdun isminin hangi kapıyı araladığını, bir ‘nûn’ hangi ‘vav’ın başucunda kıldı seni “Nûr”.

Sen, isminin bedelini, göğsünden fışkıran bir ışık huzmesi ile öderken, gökkubbeyi bulan nûrun rehber oldu ömrüme. Senin isminin bedeli Nûr, boşluğu okşayarak bir anne şefkati ile, bir ceylan sessizliğiyle fezâyı bulan bir nefesti. Ve senin soluğun Nûr, umutsuz, yorgun, bî-çâre kalplere sünger.

Ben ise, aynı acıların pençesinde kıvranırken her gün ve gece, cennetten gelen bu ışık hüzmesi yayılırken göğsünde, senin yüreğin acımasın diye korkuyla titredim üzerine.

Nûr… Uykunun sonsuz sularına döküldüğü yerde, derin bir soluk, saçları bir çocuk temizliğinde. Gök ağlıyordu, ben zülfünü ördüm, ipekten bir tarak ile saçların incinmesin diye.

İpekten bir tarak olur mu diyeceksin, eğer hayal edersek olur. Bu dünyada gördüklerimiz de gerçekle düşün bir savaşı değil mi zaten. Gerçekle düşün bir savaşıyım ben de, rûhu derin fırtınalar yüklü, yükünü yanlış bedestanlarda çözen; kendinden kaçtıkça kendiyle savaşan. Sen ise düşlerimin gerçekliği, gönlümün ferahlığısın.

Şâir’in dediği gibi; “Bir unutma masalıymış dünya denilen avaz/ Başka bir beden buluyor sonsuzluk kendine.”

Bu unutma masalındaki en güzel gerçekliksin Nûr, tüm gölgelere inat ve kalbi olanların çok az olduğu bu yitik çağa inat, gönlünde merhamet kaleleri taşıyan.

Bir ucu dünyaya ve son-ucu Allah’a ulaşan hasretler ile, tüm bağları nihâyetinde yine kendisinin kurduğuna imân ettim. Ve seni çok özledim Nûr.

Mektup burada biterken, kalbinde yolun esrarlı büyüsü, kendisi olmak adına dalarken ummâna, içinde sizin ve benim olmadığım bir hayâl ile bu dünyadan Nûr geçti. Bizler kendinden kaçtıkça kendi ile savaşan, Nûr ise öyle bir gerçek ki ne gören olmuş ne işiten. Belki de bu yüzden “Nûr”…

Büşra Burcu Arslan

Yayın Tarihi: 16 Nisan 2016 Cumartesi 12:01 Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 17:47
banner25
YORUM EKLE

banner26