banner17

Bu simaları tanıyor musunuz?

Hüseyin Akın'ın yeni kitabında tanınması gereken pek çok isim yer alıyor. Peki, kimleri anlatıyor Hüseyin Akın?

Bu simaları tanıyor musunuz?

Cumhuriyeti kuran iradenin Türkiye’de sistemi istediği gibi tamamlamak için çaba sarf ettiği, gerektiğinde baskıdan da çekinmediği bilinen bir gerçeğimiz. Aradan geçen 80 küsur yıla rağmen kurucu iradenin bir türlü erişemediği bu halin, tekraren dile getirilmesinde ise bir beis yok. Canlı Renkler, Hüseyin Akın

Kurucu iradenin gerçekleştirmeye ve ulaşmaya çalıştığı temel meseleyi ise Türk insanının tırnak içinde “modernleştirilmesi” ve bunun için de zihniyetin değiştirilerek, “pozitivist” bir yaklaşımın egemen olması şeklinde belirleyebiliriz. Yüzeysel de olsa kısa Cumhuriyet tarihini şu geride kalan birkaç cümle içine sığdırmak mümkün. Bu cümleleri açarak detaylandırmak, örneklendirmek ise bu gibi kitap tanıtım yazılarının görevi değil.

Tren medresesi

Kurucu iradenin zihniyet değişimini gerçekleştirmesindeki en önemli engellerin başında bazı zat-ı kiramın “modern” sayılan kanalların dışında bir kanaldan beslenmeleri ve bu bilgilenme kanalının tıkanmaması için ellerinden gelen gayreti göstererek alternatif bilgilenme yöntemlerinin ayakta kalmasına hizmet etmeleri gösterilebilir. Bu alanda bayraklaşmış birer simge isim haline gelen Süleyman Hilmi Tunahan, Sarı Hoca namıyla maruf Mehmet Ruhi Turan Hocaefendilerin isimlerini zikretmek ve hatırlatmak bu yazının başta gelen görevleri arasında. Sarı Hoca’nın Balıkesir – Kütahya arasında çalışan posta treninde talebeleriyle birlikte birer yolcu görünümüyle ders yapması, dersini veren talebenin ilk istasyonda inmesi bu alternatif bilgilenme kanalının devamlılığının nasıl sağlandığıyla ilgili anlatılan efsaneler arasında çoktan yerini aldı bile.

Mustafa KaraCanlı Renkler’de canlı simalar

Bu isimlere İsmail ve Mustafa Kara’nın babaları Kutuz Hoca namıyla maruf zatın ilave edilmesi gerektiğini ise hoca efendinin hatıratının yayınlanması üzerine öğrendik. Kutuz Hoca’nın hatıralarını oğlu İsmail Kara derleyerek yayınlamıştı. Hüseyin Akın’ın “Canlı Renkler” isimli deneme kitabı ise işte bu kitap üzerine bir değerlendirme ile açılıyor.

Geçtiğimiz Eylül ayı içinde çıkan kitap on üç denemeden kurulu. Hacmi küçük, lakin muhtevası ağır olması hasebiyle Akın’ın bugüne dek yayınlamış olduğu kitaplar arasında epey ayrıcalıklı konumda. Edebiyat camiasında, üslubundaki yoğun (abartı değil) ironi ve humor ile tanınan Akın, bu kez denemelerini bir matine atmosferinin aksine tam bir öğretmen edası ile kaleme almış. Konunun (kişilerin) ağırlığı ve kalemin kemale ermesi bunun sebepleri arasında gösterilebilir. “Sıkı olmak” ile “sıkıcı olmak”ı her ne kadar birbirine karıştıranlar olsa da (ki bu onların sorunudur) sıkı bir kitap sıkmadan bitebiliri Akın’da bir kez daha görmek mümkün.

Kelime kelime okunması gereken bir kitap

İsmail KaraYakinen takip edenler fark edecektir, gazete ve dergilerde belli aralıklar ile yayınlanan söz konusu denemeler diğerleri gibi lirik biçemde değilse de didaktik bir üslup içinde yazılmış olmaları onları Akın’ın kalemi kokmaktan alıkoymuyor. Bu da kitabın kolayca akmasını sağlayan faktörlerden. Akmak tabiri ayaküstü okunup rafa kaldırmak olarak anlaşılmamalı. Zira kapağı açıp ilk zata (Kutuz Hoca) selam vermeniz ile yoğun bir okuma serüvenine başladınız demektir. Ayrıntılar kaçırıldığında kitap bir şey ifade etmeyeceğinden, bahsedilen tarihe ve eserlere dair bilgiye haiz olmak için arada kısa molalar vermek icap ediyor.

Akın’ın “Sadece kendisine kilitlenmiş, attığı adımların geride bıraktığı izlerin yaşamsal değerini merak dahi etmeyen insanlara nasıl da alıştık. Dedesinin dedesini ismen bilen şunun şurası acaba kaç kişi var aramızda? Gariptir ki, bu bilgi bile ancak müteveffa dedelere ve yaşlı babalara mahsus bir uzmanlık alanıymış gibi değerlendirilir hale geldi” tespitinden (ve tabii serzenişinden) sonra verilen bu molalar bir kez daha önem kazanıyor.

Millet Mistiklerini de okuyun!

İsmail Kara’nın kitabı referans alınarak yazılan Kutuz Hoca ile ilgili bölüm yakın tarihimizi şöyle bir kontrol etmemiz için birebir uyarıcı nitelikte. Nereden nasıl geldiğimize ve nereye nasıl gitmemiz gerektiğine dair merakı olanlar bu yazıyı ve tabii ki İsmail Kara’nın “Kutuz Hocanın Hatıraları” adlı kitabını okuyabilirler.

Nurettin TopçuNurettin Topçu’nun “Millet Mistikleri”nde geçen isimlerin genç kuşak tarafından silik bir yazı yahut soluk bir resim olarak hatırlanmasının, bahsi geçen kişilerin alkış ve taltiften ne kadar uzak olduğuna bağlıyor Akın. Topçu’nun mistiklere dair yazdığı kitabın önemini vurgulamak adına kitapta şu cümleler altının çizilmesini hak ediyor: “Büyük adam bize unuttuğumuz ya da fark edemediğimiz büyük tarafımızı gösteren adamdır. İçinde büyük dünyaları, büyük hedefleri ve büyük vaatleri barındırır, bu yüzden büyüktür. Önündeki olumsuz örneklerle ümidi kırılmış bir nesle nasıl büyük bir medeniyetin üyesi olduğunu anlatmak için büyük adamların portresini yeniden çizip gönül duvarına asmak lazımdır.” Akın bu cümleleri kaleme alarak mistiklere dair portrenin bir an evvel belirginleşmesi için bize Topçu’nun “Millet Mistikleri”ni okumamızı salık veriyor.

Tanpınar ile ilgili bölümde O’nun abasız postsuz dervişane yönüne dikkat çeken Akın, Tanpınar şiirinde zaman kavramını irdeliyor. Ve zaman kavramının Tanpınar tarafından salt şiirde yoğun bir biçimde kullanılmadığını Akın’ın “Tanpınar'ın sadece şiirlerinde değil, romanları başta olmak üzere bütün yazdıklarında çeşitli boyutlarıyla hâkim bir zamanın ağırlığını fark ederiz. Zaman, mekân ve insan aynı bütünü tamamlayan unsurlar gibi müşterek bir noktada yüzmektedirler." satırlarından anlıyoruz. İbnülemin Mahmut Kemal ve Beşir Fuad’ın ilginç yaşam serüvenlerine de yer verilmiş Canlı Renkler’de.Ahmet Muhip Dıranas

Dıranas, Osman Konuk…

Akın’ın hemşerisi olan “Bir Muhteşem Tembel Adam: Ahmet Muhip Dıranas” kitapta yer alan bir diğer Canlı Renk. Asaf Halet’e dair olan bölümde onun yaşamına ve şiirine dair ipuçları veren kısım olarak “Zamanındaki bütün kalıpları altüst etmiş, alay konusu olmak pahasına şiire sadece farklı bir dil değil, aynı zamanda farklı bir kulak da kazandırmıştır.

Asaf Halet'in ezber bozan tınısı muhafazakâr kalemlerin hücumuna uğramış, egemen anlayış tarafından dışlanıp yok sayılmıştır. Hiçbir temele dayanmayan bu yok sayışların çoğu ondaki mistik tarafı anlayamamak, daha doğrusu anlamaya çalışmamakla alakalı bir durumdur" satırlarının altını çizmek mümkün.

Osman KonukVe son olarak bir başka renk Osman Konuk’un şiirine dair: "Şairin gerilim ve asabiyetinin kaynağında modern hayatla kıyasıya didişme yatıyor. Yaşarken kendi zamanında olup biten karşısında yerini yadırgama duygusu bu. Yer yer mizah ve ironiyle sanki duruma müdahil olmaya çalışıyor, intibaı verse de bu öfke ve mizah şiirden dışarıya taşmıyor. Bozulan şiirin değil, şairin asabıdır." cümlelerini okuyoruz Akın’dan. Diğer kitaplarına göre bilgi yoğunluğu açısından farklı olduğunu evvelce de söylediğimiz Canlı Renkler’de referans olarak alınan isimler arasında akla ilk gelenler ise Nurettin Topçu, İsmail Kara, Orhan Okay ve Âlim Gür diyebiliriz.

Henüz dumanı üzerinde bu kitabın ardından Akın’ın “Ayağımda Kırk Numara Kâğıthane” isimli kitabının Heyamola Yayınlarından çıkmış olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. İyi okumalar…

 

Emine Yaşar altıçizili satırlar arasında

Hüseyin Akın

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 12:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nidayi SEVİM
Nidayi SEVİM - 8 yıl Önce

Günümüz münevverlerinin en temel sorunu bence sözleriyle, savundukları değerlerle ters orantıda hayat sürdürmeleridir. Yüzünden mahzun tebessümünü eksiltmeyen Hüseyin Akın ağabeyimiz; duruşuyla, vakarıyla, sözüyle gerektiğinde sükûtu ile milletimiz için kıymeti bilinmesi gereken gerçek bir değerdir. İnce bir işçilikle Binbeşyüz yıllık medeniyetin birikimini süzgecinden geçirip, günümüz dünyası ile sentezini yaparak, bir demet çiçek halinde bize sunuyor. Kitabını bir solukta ve zevkle okudum...

Mavsım Gündoğan
Mavsım Gündoğan - 8 yıl Önce

Mahzun tebessüm sehven mi yazıldı? Müstehzi gülüş denilseydi keşke...

Osman DOĞAN
Osman DOĞAN - 8 yıl Önce

çok iyi Emine kardeşim...Ellerine Sağlık.

Nidayi SEVİM
Nidayi SEVİM - 8 yıl Önce

Gayrıya dediğiniz gibi olabilir ancak kardeşlerine öyle değil.
Ayrıca detaylarda boğulmayalım. Biz bir damardan bahsediyoruz. At kuyruklu hokkabazlardan değil...

banner8

banner19

banner20