banner17

Bu risale demokrat olmak için değil

Pişmiş tavuğun başına gelmeyen ama bir kitabın başına gelen ne olabilir?

Bu risale demokrat olmak için değil

Türkiye’nin, haklar ve özgürlükler konusunda adaleti önceleyen bir sistematiğe kavuştuğunu söylemek çok zor olsa bile, gelinen nokta itibarıyla bir şeylerin değişeceğine olan inancımızı korumak arzusundayız. Bu arzunun gerçekleşmesi için demokrasi adına seçilmiş metotların, uygulama pratiği bulunmayan sözde özgürlüklerin, mukavemetimizi sınamak, Müslüman kimliğimizi yok saymak isteyenlerin sözde hoşgörülerini iyi niyet gösterisi olarak ebette yutacak değiliz.Yaşar Kaplan, Demokrasi Risalesi

Özellikle seksenli yıllardan günümüze kadar çeşitli şekillerde, Müslümanların sınanan sabrı karşısında demokrasiyi bir alternatifmiş gibi sunan lâik düzen, sözde demokrasinin nimetlerine nankörlük eden Müslümanları cezalandırmak; onlara, ellerine geçirdikleri her fırsatta gözdağı vermek adına akla hayâle gelmedik fiziksel ve psikolojik saldırılara devam etmektedir. Yaşar Kaplan’ın kaleme aldığı, her satırı altı çizilerek, önemle okunması gereken bir kitabın varlığından haberdar etmek isterim genç kuşak arkadaşları; Demokrasi Risalesi.

“Bu memlekette brüt 205 bin, net 200 bin adet vatan haini var..” demişti

Demokrasi düşüncesi, bir kurum olarak sözde Cumhuriyetle birlikte pratik olarak varlığını partiler ve seçimler adına sunma gayretkeşliğinde olmuştur. Yani vatandaşın dirliği ve düzeni açısından partiler, yani siyasal sistemin olmazsa olmazları, vatandaşın huzurunu, düşüncesini ve inancını teminat altına almakla görevlerini ifa eylemektedirler. Lâik sistemin beslendiği, daha doğrusu dünya sisteminin güçlülere ve zalimlere bir hak olarak verdiği demokrasi, sözde % 51’lik çoğunluğun % 49 azınlık üzerine kurduğu tahakkümden oluşmaktadır.

Bu işin böyle olmadığına dair yakın tarihimiz orijinal örnekler taşımaktadır. Hatırlarsanız, bir dönem Cumhuriyetin başsavcısı konumunda bulunan bir zat, “demokrasiymiş, hukuk devleti imiş, geçiniz efendim, bunlar ıvır zıvır şeyler; çünkü bu memlekette brüt 205 bin, net 200 bin adet vatan haini var..” demişti. Ve bunları demokrasiye rağmen söylemişti!.. Yani ıvır zıvır şeyler, bugün varlığını yeni dünya düzeninin temsilcilerine borçlu olanlar tarafından zulümlerine çeşitli kılıflar uydurarak devam edebiliyorlar. Hani demokrasi de olmasa, büsbütün yandığımızın resmidir!..

Yaşar Kaplan, Demokrasi RisalesiFırtınalı dönemde kitap, –toplatılmasına rağmen- 42 baskı yaptı

Yaşar Kaplan, bir dönem fırtına olup, düzeninin payandalarını hop oturtup hop kaldıran eseri Demokrasi Risalesi’nde, içinde bulunduğumuz şartların Müslümanlar açısından varacağı noktaları sesli bir biçimde düşünmüştü. Bir şekilde Müslümanların sisteme angaje olmadan varlıklarını devam ettirebilme lükslerinin bulunup bulunmadığını sorguladığı için demokrasi içinde kitap çabucak toplatılmış, yazarı da tam yedibuçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Bugün kitapta bahsi geçen DGM (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) kaldırıldı, 163. madde aynı şekilde kaldırıldı, düşünce özgürlüğünün önündeki engeller halen devam etmiş olsa bile 12 Eylül artığı kanun ve yasaların sivil irade karşısında dayanacak gücünün kaldığını sanmıyorum. Fakat bununla beraber Yaşar Kaplan’ın kaleme aldığı yazılar 12 Eylül’ün hemen ertesinde gün yüzüne çıkmıştı ve sistem, ihtilalin meşum mantığını sivil iradeye iyice ezberletmeliydi. Bu doğrultuda hazırlanan fezlekeye binaen, kitap anında toplatılmış, yazarı hemen derdest edilmiş ve kitap kısa bir süre içerisinde tam kırkikinci baskıyı yapmıştı. (Kitabın baskı adedini titizlikle araştırmama rağmen ortaya net bir sonuç, rakam çıkaramadım.)Yaşar Kaplan, Demokrasi Risalesi

Zekânın, cesaretin, bilginin ve vicdanın bir araya getirildiği bu kitapta Yaşar Kaplan, Müslümanların demokratik taleplerinin yine demokrasi çerçevesinde nerelere kadar uzanabileceğini bu kitap vesilesiyle göstermiş oldu. Sistem, doğrudan rejime yönelik olarak algıladığı bütün tercihleri bir anda suçlu ve yok edilmesi gereken ciddi bir tehdit olarak algılamaktadır.

Bu algının 12 Eylül mantığı ve yasaları göz önünde bulundurulduğu vakit, bugün için aynı çerçevede değerlendirildiğini söylemek elbette haksızlık olur, fakat Müslümanların en temel hak ve özgürlüklerini dile getirmeleri noktasında 28 Şubat benzeri bir postmodern darbenin yeniden gerçekleşmesi durumunda elde edilmiş hak ve özgürlüklerin bir çırpıda yok edilmesi uzak bir ihtimal olarak düşünülmemeli. Nitekim dünya siyasetinde bunun örneklerini çok yakın zamanlara kadar Cezayir, Lübnan, Mısır, Tunus üzerinde görmek mümkün. Durum elbette kıyasa muhtaç bir seyir üzerinden irdelenmeli, bunun farkındayım. Yani lâik Türkiye ile diktatör Tunus’un, Mısır’ın, Suriye’nin siyasal tabiiyetleri bir değil. Bununla birlikte Yaşar Kaplan’ın sözünü ettiği demokrasi acaba Müslümanların haklı taleplerini ne derece içselleştirebiliyor, konu aslında tamamen bu soruda düğümleniyor.

Son sözümüz, Demokrasi Risalesi okunmadan ‘demokrat’ olunmaz hacı!..

 

Arif Akçalı yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2012, 04:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
suavi kemal yazgıç
suavi kemal yazgıç - 6 yıl Önce

rivayet olur ki bu kitap hakkında verilen toplama kararını uygulayan polisler yanlışlıkla demokrasi irsaliyesi yazmışlar adını.

banner8

banner19

banner20