banner17

Bu kitapta kimler eksik?

"Yazmasam Ölürdüm" edebiyatımızın farklı kuşaklarından şair, yazar ve eleştirmenlerle yapılan söyleşilerden oluşan bir kitap..

Bu kitapta kimler eksik?

10839Kitapta ustaların yanında, yaşları daha genç olan isimler de edebiyat serüvenlerini ve Türk edebiyatını anlatmışlar.

Profil Yayıncılık her ay yayımladığı birkaç kitapla adından söz ettirmeyi başarıyor. Şiir kitapları özellikle, yayınevinin yayın dünyasının şiire karşı olan umarsızlığına inat yayımladığı kitapların başında geliyor. En son Süleyman Çobanoğlu’nun, ondan önce Mustafa Akar ve Furkan Çalışkan’ın kitapları…

Yakın zamanda da başka şairlerimizin kitaplarını bu yayınevinden okuyacağız.

Profil’i bu haberde söz konusu ediyor olmamızın sebebi ise çok başka

Yazmasam Ölürdüm adıyla edebiyatımızın farklı kuşaklarından şair, yazar ve eleştirmenlerin söyleşilerinden oluşan bir kitap yayımlandı. Kitapta edebiyat dünyamızda çeşitli yönlerden derin etkiler bırakmış ustaların yanında, yaşları daha genç olan isimler edebiyat serüvenlerini anlatmışlar.

Bu türden söyleşi kitapları ekseriyetle okunmaktan uzaktırlar. Ara ara açılıp bakılan, içinden birkaç ismin ilgililerince okunduğu kitaplar olurlar. Çoğu bir dergi ya da gazete sayfasından popüler bir konu için yapılmış söyleşiyi okuyor gibi donuk bakışlar bırakır yüzlerde.

Sipariş işlerdir. Yazar klasik birtakım cümleler kurup muhabiri biran önce başından savmak ister gibidir. Ne kendisini ne de sanatını açar söylediklerinde. Ayaküstüdürler. Söyleşilere yapana kısa yoldan ün kazandırma işidir bu türden söyleşi kitapları.

Yazmasam Ölürdüm’ün de böyle bir kitap olmadığını kitabı incelemeden anlayamıyorsunuz. Ticari bir amaçla ortaya çıkarıldığı izlenimi uyandırıyor ilk bakışta. Oysa kitaptaki söyleşileri okuyunca durumun aslının böyle olmadığını görüyorsunuz.

10841İçeride yazarlarla yakınlaşma var

Yıllardır kitaplarını okuduğumuz, yakinen bildiğimizi sandığımız birçok yazarın bu söyleşilerde çok başka yönlerini tanıyorsunuz. Yukarda saymaya çalıştığımız aceleciliğin, savsaklamanın olmadığını görüyorsunuz. Mesela Alev Alatlı’yla yapılan söyleşi Alatlı düşüncesinin bir izdüşümü gibi olmuş. Ya da Hüsrev Hatemi’nin söyledikleri. “Ne büyük bir deryayla karşıya karşıyayız.” diyor insan. Sadece bunlar mı?

Ebubekir Eroğlu, Fatma Barbarosoğlu, Orhan Okay, Rasim Özdenören, Sadık Yalsızuçanlar, Cihan Aktaş, Yavuz Bülent Bakiler, Ömer Erdem… Daha niceleri.10843

Orhun yazıtları etrafında birleşmişler

Sonradan öğreniyoruz ki bu söyleşilerin bu denli önemli ve farklı olmasının bir gerekçesi var. Bu kitap “Orhun Yazıtlarından Nobel’e Türk Edebiyatı Tarihi” adlı belgeselin çekimleri sırasında yapılan konuşmalardan oluşuyormuş.

“Günümüz Yazarlarının Dilinden Edebiyat İzleri” ibaresi de kapakta yer alıyor.

Otuz yazarla ikiyüz saati aşan konuşmalar bunlar. Yazarların Türk edebiyatı tarihine bakışları, yazarlık serüvenleri ve Türk edebiyatı içerisindeki konumlandırılışları dikkate alınmış.

10844Edebiyat tarihini analiz eden isimler de dâhil edilmiş kitaba.

Kitap, klasik soru-cevap eksenli tasarlanmamış. Bir yazarın birinci ağızdan yazdığı metinler gibi hepsi. Bu da sıkıcılığı önlüyor. Okurken hangi soruya karşılık olarak paragrafların örüldüğünü anlıyorsunuz.

Sizi ne rahatsız edebilir?

Sekizinci asırdan bu yana edebiyatımız farklı konuşmacıların sarf ettikleri sözlerle anlatılıyor. Mesela Hüsrev Hatemi hocanın Kaşgarlı Mahmud ve Yusuf Has Hacip karşılaştırması hayli önemli tespitleri barındırıyor.10840

“Kitapta şu isim neden eksik?” sorusu gelip sizi sıkça rahatsız edebilir. Bunun da önüne geçmiş kitabı hazırlayanlar. Çünkü isminin eksikliğini gördüğünüz sanatçı söyleşilerin birinde ya da birkaçında söz konusu ediliyor. Yani söyleşi yapılanlar değil yapılmayanlar da bu kitabın sayfaları arasındaki yerini almış.

Yazmasam Ölürdüm adı, hikâyenin piri Sait Faik’ten mülhem. Hem adındaki iddiası hem de söyleşileri verenlerin yapılan işi sahiplenici tavırları bu kitabı diğerlerinden ayırıyor. Sadece tanımak istediği yazara yürümek için okurların alacağı bir kitap değil bu.

Edebiyat araştırmacıları ve akademisyenler de kitaptan fazlasıyla istifade edebilecekler. Çünkü Türk edebiyatı üzerine çalışma yapan her kim olursa olsun çalıştığı döneme ya da isme hitap eden satırlar bulabilecek bu kitapta. Mesela Ahmet Altan’ın post-modern dönemin ardından sanatın klasiğe döneceğini söylemesi muhakkak işin içinde olanları ilgilendirecektir.  

Ya da modern roman içinde Latife Tekin’in, post-modern romanda Orhan Pamuk ve Hasan Ali Toptaş’ın yerini merak edenler bu kitaba bir yolculuk yapmak durumunda kalabilirler. Alev Alatlı’nın roman evrenine ve düşünce serüvenine girmek isteyenler de bu kitaptaki Alatlı söyleşisini bir medhal olarak görebilirler.

Daha fazlası Profil’den çıkan Yazmasam Ölürdüm’de. İsmini sayamadığımız daha birçok yazar var. Ayfer Tunç, Aslı Erdoğan, Sema Kaygusuz gibi bugünün hikâyesini omuzlayan isimlerden bahsedemedik…

Kitabı gazeteci Ayşe Böhürler hazırlamış.

Yazmasam Ölürdüm, Aşk’a nazire yapılırcasına pembe bir kapakla çıkmış. Şık olmuş doğrusu.

Her güne birkaç tane söyleşi. Otobüste, dinlenirken, uyku öncesi, bir çay bahçesinde sevdiğinizi beklerken iyi gelebilir.

 

Yakup Öztürk haberdar etti

 

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 10:55
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali baba
ali baba - 9 yıl Önce

necip fazılın babıali ve edebiyat mahkemeleri adlı eserlerine "hikayenin piri" (!) sait faikle ilgili gülmekten göbek çatlatan yazılar var. duyurulur :)))

hekim arkadaş
hekim arkadaş - 9 yıl Önce

beşir ayvazoğlunun yukarıda ismini yazdığım eseri butür yayınları takip edenlere öneririm.iki kitabı birlikte okursak edebiyatımıza can verenleri anmış onların eserlerini anlamlı kılmış oluruz.okadr ediple hasbıhal etmek azdevlet mi.marifet iltifata tabidir.

banner8

banner19

banner20