banner17

Bu kitap maskeleri düşürecek!

1999'da İz Yayıncılık'tan ilk baskısını yapan Yüzler, yüze dair taze bir bakışın ürünü. Suleyha Şişman kitabı kurcaladı..

Bu kitap maskeleri düşürecek!

Yüzü kurcalamalıyız

Yüzler, Rasim ÖzdenörenYüzü kurcalamak terkibi İlhan Berk'e ait. Berk, bu terkibe, yaşam öyküsünü anlattığı "Uzun Bir Adam"da, "Yüzüm Üstüne" başlıklı bölümde yer vermiş: "Bütün yüzler gibi benim yüzüm de kendinden başka hiçbir şeye benzemez: Benzersizdir yüz. Her şeydir. Yüzü kurcalamalı."

Herkesin en az bir yüzü vardır. Kimi kendi yüzleri hakkında yazar, kimi maskesini takar, kimi yüzün dilbilgisini, kimi yer bilgisini sunar, kimi portreler yazar, çizer, çeker. Biricikliğin temsili, anlamın timsali, hariçte vücud bulmuş müstesna resim olarak yüz kurcalanmaya değer. Çünkü yüz teması, Samih Rifat'ın da değindiği gibi sıradan bir tema değildir: "Daha ilk baştan hepimizi heyecanlandıran, üstünde çok düşünülmüş, çok şey üretilmiş olmasına karşın her seferinde yeniden, yeniden düşünmeye, araştırmaya, çözülmeye değer bir konu: Yüz. Yüzümüz, suratımız, sûretimiz... Kimliğimiz, benliğimiz, tanıdığımız, dostumuz, düşmanımız... Sonsuza dek değişken ve hep aynı kalan imgemiz... Yeniden, bir kez daha, taze bakışlarla bakabildik mi ona?"


Yüzler kurcalayan bir deneme ustasının eseri, Rasim Özdenören'in Yüzler'i

1999'da İz Yayıncılık'tan ilk baskısını yapan Yüzler, yüze dair taze bir bakışın ürünü. Özdenören'in tabiriyle "insan ırası"nın muhtelif veçhelerini tek tek ele alan eserin hareket noktalarından biri, Âl-i İmrân suresinin yüz altıncı ayet-i kerimesinde yer alan "O gün bir takım yüzler ağarıp bir takım yüzler de kararır." ifadesidir.
 
MaskelerKitabın ilginç taraflarından biri, bozguncunun yüzü, nankörün yüzü, yaltakçı, arsızın yüzü, şıllık, hasetçinin yüzü gibi başlıklı bölümlerle hep kara yüzlerden bahsederek kötülük imgelerini resmetmesi. Bir diğer ilginç yönü ise Rasim Özdenören'in geniş bir yelpazeden seçerek ortaya koyduğu örnekler. İlk bölümlerde, kibrin yüzüne Ebu Leheb'in, hasetçinin yüzüne Ebu Cehil'in, bahanecinin yüzüne ise Ebu Talib'in yüzünü örnek verirken; sonrasında örneklerini daha yakın zamana taşır, fakat bu sefer yüzlerin sahipleri gerçek karakterler değil, roman ya da tiyatro kahramanlarıdır. Özellikle Fısıltı: Şeytanın Yüzü bölümünü müteakip Hamlet'in Kulağına Gelen Fısıltı, İvan'ın Şeytan'ı: Adını Yitiren Hayalet, Othello'nun Şeytan'ı: Habisin Biri, Raskolnikof: Tek Adamın Monologu ya da Kendinin Şeytanı: Estetik Böcek gibi şeytanın fısıltılarını çeşitlendirdiği örnekler yahut Macbeth: Kötülükle Eşleşmiş İhtiras: Muhterisin Yüzü, Özdenören'in edebiyata vukufiyetinin heyecan verici izleri sunar.

Kaç yüz taşıyabilir tek yüz?

Yüzün ifadesi vardır, yani anlatma tarzı, yolu. Dolayısıyla yüzün anlattıkları vardır. İnsanın  yüzünden halet-i ruhiyesi akar, hissiyatı yüzünden belli olur. Korku, endişe, telaş duydu mu suratı değişir. Yüz, yüzeysellikten uzaktır. Cisim yüzeye, insan yüze sahiptir. Yüz anlamı taşır. Bir kitap gibi okunabilir, yorumlanabilir. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname'sinde yüz hatlarından istidatları okur: "Alnı dar olanın, içi de dar, sıkıntılı olur. Alnı yumru olan, çirkin ve kalın kafalı olur. Alnı enli olan kötü huylu olur, çünkü hastadır. Alnı normal olanı emin bil. Alnı buruşuksuz olan, şüphesiz tembel olur. Alnı uzun olan anlayışlı, az ise cömert olur. Kaşlarının arası buruşuk olan, üzüntü yükünü taşır. Kulağı çok büyük olan, bilgisiz ve tembel olur. Küçük kulaklı eğri, orta kulaklı doğru olur. Kaşının ucu ince olanın, işi gücü fitnedir..."

Bir metin sayılabilir, yüz. Avuç içi gibi bilinir, el gibi okunur. Okunabilir mi? Sürekli değişmez mi? Enis Batur'un sorusunu soruyorum: "Kaç yüz taşıyabilir tek yüz?" Sonsuz içeriği kuşatılabilir mi? Bir yüzler kitabı, bebeğin, çocuğun, gencin, ihtiyarın yüzlerini anlatabilir. Öfkeyi, tutkuyu, sevecenliği; yılgın, kederli, şedid çehreleri; şefkatli, kayıtsız, atılgan sûretleri; ironik, çalkantılı, dingin veçheleri, yorgun, düşünceli, bön suratları eşeleyebilir. Tek bir yüzün değişken anlam haritasında sonsuzca seyahat edebilir. Peki nereye kadar sürer bu yolculuk? Behçet Necatigil'in Mask, Maske şiirinden gelsin cevap: "Ölüm takar yüzüme sadece maske... Sürer ölümlere dek alçısız yüz çırpınışı..."

12492Ademin derûnunda sırrolan, yüzünde zâhir olur. Yüzde zuhur eden ruh, bedenden ayrıldığında yüz kaybolur, sima silinir. Yüz alametleri, tüm terkedilenler gibi şaşkınlık ve tedirginliğin şiddetiyle bitkin bir halde, bir anda ve tek bir ifadede çakılı kalır. Artık maskedir, yüz gösteren.

Maske kelimesinin kökeni Latince "masca" ya da Arapça "maskharah"ya dayanır. "Masca" kelimesi, hayalet anlamına gelir. Ölünün solgun yüzü, donuklaşmış ifadesi, hayalet maskesi gibidir. "Maskharah" ise "yüz ifadesi yapan" demektir. Tek ve sabit bir ifade yapar, maske. Oysa yüz ifadeleri katoloğu, iki kapak arasına gelmez, tüketilemez. İnsan çok maskelidir. Lale Müldür'ün kendisi için dediği gibi "çok suratlı"dır. Hal böyleyken insan kendi yüzünü nasıl bilir? Aynada gördüğü kendi yüzü müdür? Maske takmadığından nasıl emin olabilir? Rasim Özdenören, Ansızın Yola Çıkmak'ta der ki: "Hangi maske hangi yüzü saklıyordu acaba? Ya da hangi yüz hangi maskeyi?"


Guernica'nın Yüzleri

Hamiş: Aries diye bir dergi vardı; 2002 yazında, Samih Rifat yönetmenliğinde yayın dünyasına dahil olan, üç aylık edebiyat, sanat, düşünce dergisi. Maalesef sadece altı sayıda okuyucularıyla buluşabildi. Sahaflarda takılırken rastlarsanız muhakkak edinin, en azından kucalayın. Üçüncü sayının dosya konusu yüz. Unutmayalım: Yüzü kurcalamalı!

İyi kurcalamalar!


 

Suleyha Şişman yüzlerde yüz baktı

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:08
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sümeyye Sel
Sümeyye Sel - 9 yıl Önce

Bir kitap ancak bu kadar guzel anlatılabilirdi.

nymph
nymph - 9 yıl Önce

mütekellimim işte, sakın başa kakma!"yüz" dedin "yaz"dım ki, binmişim selaset gemisine senin belagat denizinde, çün hüdhüdün adı lanetlenmiş bir ismi saklı bende, şimdi avazım bir uğultu nefesim sis benim, ki vahşet ifraz etmekte ; Bu kolaj, altı vadi-mufterik insan başı saklar beyazlıkta, bir kemik kalmış hüdhüd koyu griye bürünmüştür şimali garbde sen sade fırça darbesisin siyah sadedinde hayretle. Rothko o yüzde şebrenkte.
Nihayet karanlık muhteristir ve hersey yüzde yazar…

Akyüz
Akyüz - 9 yıl Önce

yüzden fazla yüz ifadesi olan yüz akı bir dil için işi yüzüp
sadece bir yüz ifadesi ile kabızca bir durum bunu yazara yüz vermediğimize
sayarak eleştirmenimiz yüzünü kızartarak gelinlik yüz kouda bu yazıya yüz
tutalım ki, bu satırlar yüze yazı yazmadan, yüze çıkan; eline
yüzüne bulaştırmadan yüzünü gösteren yüz agartıcı olmuş.
Daha fazla yüz açmadan ve yüz tutmadan yukarda yüzdeki yazıya bir yüzlük...

sima
sima - 9 yıl Önce

"Ademin derûnunda sırrolan, yüzünde zâhir olur." ne güzel söz ve
"Biricikliğin temsili m]stesna misal, hariçte vücud bulmuş temsili resim OLARAK yüz kurcalanmaya değer." 'ifade.

Yüzey
Yüzey - 9 yıl Önce

kalem yüze yazmaz ya da kalem yüze yazar: `Cevher`ini `vicdan`da pişirir, `vucud`unu hariçte kılarlar; `birlik`ten koparıp, `biricik`liğe atarlar; `muhatap ben` derken `mükellef ben` yaparlar, bila tarif kısırlık içre müşohret cüz”i iradesindir, amma `külli irade (oteki)` gayri kabili mukavemet; ala `ben sahibi’sindir işte dehr işler işte ki, O`na `an`dır; işte şey ilim olur sende dalsaçaklanirsin yüz/el/ayak
Ey yüz seni yazarlar, seni sana yazarlar, her cizgine benden bir hayat koyarlar.

banner8

banner19

banner20