Bu hatıralar okuru farklı bir yolculuğa çıkarıyor

'Hak Dostlarından Hatıralar' kitabında yer alan 'müstesnâ güzeller', Mahmut Bıyıklı'nın ifadesiyle daha çok son devre mührünü vuran muhterem zatlardan müteşekkil. Hazal Sezgin yazdı..

Bu hatıralar okuru farklı bir yolculuğa çıkarıyor

Gönül, adetâ bir ummân gibi. Öyle ki, kalbî tebessümüyle birlikte kapısına geleni geri çevirdiği görülmüş değildir. Hele bir de dünya menfaatlerine bulaşmamış halis bir muhabbetle gelinmişse, işte o zaman gönül, en nadide köşelerinden birine buyur ediyor geleni.

Hani dünya gözüyle tanış olamasanız da, kalben muhabbetlerini buram buram hissettiğiniz insanlar vardır ya, işte şimdi size biraz -kırık dökük birkaç kelâm ile- onlardan bahsedeceğim. Yani, Kelâm'ın Sahibi'ne olan muhabbetleri hem dillerine hem dîl'lerine yani kalplerine sirayet etmiş güzel insanlardan. Onlar kimdir, diyecek olursak; birkaç şekilde dile getirebiliriz bunu... Mesela; onlar ki, kiminin nazarında "evvel giden güzeller"dir. Kiminin nazarında "zâhiren halk ile olsalar da batınen Hak Teala (celle celâluhu) ile" olan mübârek zatlardır. Hâsıl-ı Kelâm, mevzu bahis olunan o güzeller "Hak dostları"nın ta kendileridir.

"Bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa..." dizelerine muhatap kılınan o güzellerin kim olduklarını, gerek okuduğu eserlerden kalbine işlenmesi sûretiyle, gerekse de bizzat yaşayanlardan dinlediği kadarıyla gönle kazınan hatıralardan müteşekkil bir kitaptan yani Mahmut Bıyıklı'nın "Hak Dostlarından Hatıralar" adlı kitabı vesilesiyle öğreniyoruz.

2008 yılında Mavi Yayıncılık'tan çıkan ve geçtiğimiz sene yetimler yararına düzenlenen bir etkinlikten sonra nasibime düşen bu güzel kitapta yer alan 'müstesnâ güzeller' daha çok Mahmut Bıyıklı'nın da ifadeleriyle, son devre mührünü vuran muhterem zatlardan müteşekkil. Kitabı okurken adetâ sırası ile o mübârek zatların devirlerine misafir oluyorsunuz. Ama her biri bir başka ummân olduğundan dolayı, birkaç hatıra ile doyamıyor, kanmıyor; kitap vesilesiyle onları ayrıca tanımak, tanıdıkça o hatıralara dahil olmak arzusunu kalbinizde hissediyorsunuz.

Bu hak dostlarını tanıyıp bilmeli

Kitap süresince kimi zaman o an bulunduğumuz mekândan ayrılıp tâ Musul'a gidiyor, Muhammed Esad Erbilî Hazretlerinin dualarını alarak yolunuza devam ediyorsunuz. Kimi zaman da anlatılan hatıraların içinde bir kula nasihat olunan şeyi kendi nefsinize olan bir ihtar olarak addediyor ve böylelikle hâlinize çeki düzen verme ihtiyacı hissediyorsunuz. Bu öyle bir yolculuk ki, her köşe başında bir 'inanmış adam' duruyor. Siz biraz mahcup biraz da ürkek ve boynu edeple bükülü bir vaziyette ilerlerken bir başka âlimin duasına muhatap kılınıyor ve ferahlıyorsunuz.

Kitapta Şeyh Mustafa Hulusi Efendi'den Mahmud Sami Ramazanoğlu'na, Mehmed Zahid Kotku Hazretlerinden Muzaffer Özak'a, Ali Ulvi Kurucu'dan Bandırmalı Ali Efendi'ye birçok Allah dostundan hatıralar yer alıyor.

Ezcümle "Herkesin kapısı kapansın ama sıddîk'ın kapısı açılsın.." buyuran Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretlerinin hürmetine; bu emri baştâcı eyleyip Kur'ân'ın âşığı, Rasul-i Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem)'in sünnetinin meftûnu olmuş bu hak dostlarını tanıyıp bilmeli ve dahi tanıtmalıyız ki; o kapı biiznillah kıyamete değin hiç kapanmasın. Kapanmasın ki kalplerimize de kilit vurulmasın!

Allah-u Teâlâ (celle celâluhu) cümlesinden ebeden râzı olsun. Evvelâ bu güzel çalışmayı okumamızda bize vesile olan Mahmut Bıyıklı'yı ve fakir dahil cümlemizi de o muhabbete lâyık eylesin, vesselâm...

Hazal Sezgin yazdı

Yayın Tarihi: 17 Ocak 2015 Cumartesi 10:20 Güncelleme Tarihi: 22 Mart 2021, 13:41
YORUM EKLE

banner19

banner36