Böyle olaylar ancak filmlerde olur

Şerif Aydemir, “Çiçekten Harman Olmaz” kitabında anlatımındaki sıcaklığa, şiirselliğe kurgu noktasında gündelik bir dokunuş yapsa her şey daha bir sahih olabilirdi.

Böyle olaylar ancak filmlerde olur

https://www.ktpkitabevi.com/urun/iekten-haram-olmazz-115271191

Şerif Aydemir’in yeni hikâye kitabı Çiçekten Harman Olmaz, Ötüken Neşriyat’tan okuyuculara ulaştı. Kitapta üç hikâye yer alıyor. Üçünün de ana konusu sevda. Uzun hikâye diyeceğimiz tarzda kaleme alınmış bu hikâyelerde yazar sevdiğine kavuşamamak, sevdiğini dile getirememek ana temasının etrafında olayları kurgulanmış bir dünyanın penceresinden veriyor.

Yazar dil konusunda yazı dilini tercih ediyor. Anlatılan olaylarda, kahramanların yaşadığı ortam ve şartlarda ayrım gözetmeden bütün kahramanlar yazı dilinin bütün inceliklerini kullanıyorlar. Hayatında köyden çıkmamış, ömrünü köyündeki evinin kerpiç duvarları arasında geçirmiş Akkız, meramını anlatırken öyle uzun cümleler, öyle kusursuz cümleler ve billur bir dil kullanıyor ki birden sayfalar arasında hayatı okuyan bir sosyolog silueti beliriyor.

Aynı tarz çıkışı “Çiçekten Harman Olmaz” hikâyesinde de görebiliyoruz. Gece kulübünde şarkıcılık yapan Gönül, sözün arasında Nietzsche’den alıntı yapmayı bile ihmal etmiyor.

Darda kalan cümleleri bazen bir şiirin bir mısrası ayağa kaldırabiliyor

Şiirler çoğu zaman insanların imdadına yetişebilir. Söz tıkanınca, gönülde çırpınacak cümleler susunca şiir gelir ve merama merhem olur. Bir konuşmayı, sohbeti şiirler taçlandırabilir. Şerif Aydemir’in kahramanları da şiirin ve edebiyatın nimetlerinden son derece faydalanıyorlar. Yaşanan olaylarla ilgili ansızın bir şiir düşebiliyor dillerine. Hüseyin Akın kahramanların ortak tercihi. Sık sık Hüseyin Akın şiirlerinden örneklere rastlıyoruz. Haydar Ergülen, İskender Pala, Zatî ve birçok edebiyat adamının eserlerinden örneklere de hikâyelerin arasında rastlamak mümkün.Şerif Aydemir, Çiçekten Harman Olmaz

Şerif Aydemir’in aslında yapmak istediği belli. Hikâyelerini şiirlerle beslemek. Şiirler ki her zaman bir ferahlık veriyor cümlelere. Darda kalan cümleleri bazen bir şiirin bir mısrası ayağa kaldırabiliyor. Özellikle mısra-ı berceste tadındaki dizeler bir hikâyenin içinde de kendine sağlam bir yer bulabiliyor. Yazar şairlerin sözlerini mırıldanarak kahramanların nezdinde kendi şiir dünyasının kapısını da böylelikle paylaşmış oluyor.

Hastane odasında bir hastanın diğer hastalara romanlar, hikâyeler okuması, hemşireye kitap hediye etmesi, roman kahramanlarıyla hastaların kurduğu sıkı bağ da yazarın kendi tercihlerini cümle aralarında hissettirmek istemesinin bir sonucu olarak görülebilir.

Böyle olaylar filmlerde olur

Kitapta anlatılan hikâyeler “Böyle olaylar filmlerde olur.” denecek cinsten günlük yaşantımızda pek de rastlamayacağımız kurgulanmış bir dünyadan okuyucuya sunuluyor. Yazar, kurguladığı olayların hikâyesini okuyucuyla paylaşıyor. Sık sık iç konuşmalar, uzun diyaloglar, kişilerin aralarında geçen duygusal bağlar aslında bir iç dökmenin hikâyesi olarak da algılanabilir. Yazar kendi iç döküşünü bir film karesi gibi şiirlerle, türkülerle bezeyerek okuyucuya anlatıyor.

Çok klâsik olmakla birlikte üzerinde durulması gereken bir kavram karmaşasında, “Öykü mü, hikâye mi?” ikileminde Şerif Aydemir’in kaleme aldığı bu yazılara öykü demek daha isabetli olacaktır. Özellikle “Çiçekten Harman Olmaz” ve “Yumuşak Ellerin Aklıma Düştü” için rahatlıkla öykü diyebiliriz.

Şerif Aydemir çok sık hikâye yayınlayan bir yazar değil. İki yıl arayla kitapları çıkan yazarın kitabında üç öykü yer alması bu tezi güçlendirmekte. Ayrıca kitaptaki bir hikâyenin 1977 tarihli olması da bunu destekler mahiyette.

Kahramanları bulundukları konumun şartlarına göre donatmak ve bu çizgide konuşturma, düşündürme yolunu tercih etmek hikâyenin kurgusunu güçlendiren artı katkılardır. Okuyucu hikâyeye hayatın bir kesiti gözüyle yaklaştığı için, sayfalar arasında ilerlerken kendini bir film setinde hissettiğinde yaşanmışlık denen vurguyu da tam anlamıyla kavrayamayacaktır. Şerif Aydemir; anlatımındaki sıcaklığa, şiirselliğe kurgu noktasında gündelik bir dokunuş yaparsa her şey daha bir sahih olabilir. Hayat devam ediyor ve yeni hikâyeler cümlelerdeki yerini bekliyor.

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 11:37
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13