Bosna Savaşı'ndan acı bir hikâye: Leyla

Bir gece savaş çıkıyor ve daha sabahında selam verdiğiniz komşunuz bir anda celladınız oluyor. Sohbet ettiğiniz ve belki de karşılıklı yemek yediğiniz kişi size tecavüz ediyor ve türlü işkencelere maruz bırakıyor. Meral Kır yazdı.

Bosna Savaşı'ndan acı bir hikâye: Leyla

“Eğer yetkim olsa her okula insanlık dersi diye bir ders koyar ve bu kitabı herkesin okumasını zorunlu kılardım.” 

Dagens Nyheter

“Çok ölü görmüş olan biri, bir tek kişinin ölümüne çıkartılan gürültüye hayret ediyordu.”

Alexandra Cavelius’un 90’lı yılların karanlık yüzünü anlatan kitabı Leyla, maalesef ki gerçek olamayacak kadar acı yaşanmışlıklarla dolu. Eğer her şey kurgu olsaydı eleştirip bu kadarı da çok fazla diyebileceğim yerleri vardı. Fakat yazılanların yaşanmış olduğunu, insanların bedenlerinden önce ruhlarının acı çektiğini bilerek okurken, yapabildiğim tek şey onlarla ağlamak oldu. Bosnalı bir kızın yüreğinizi burkacak ve tüylerinizi ürpertecek gerçek hayat öyküsü…

Bosna zulmünün sembolü olan Leyla, binlerce Leyla'dan sadece biriydi… Leyla denince aklıma hep aşk ve Mecnun gelir... Ancak Bosnalı Leyla'yı okuduktan sonra bana kalan sadece hüzün oldu. Meğerse savaşta gurur, değer, benlik, sevgi ve umut da kaybediliyormuş. Kurtuluşu ise o an ölümde arıyormuşsunuz.

Kitabı okuduktan sonra Balkanlardaki ‘etnik temizlik’ , ‘ toplu tecavüz’ gibi sözcüklerin ne ifade ettiğini anlayacaksınız. Bence ölmeden önce okunması gereken bu roman hem korkunç hem üzücü hem de ürperticiydi.

Bir gece savaş çıkıyor ve daha sabahında selam verdiğiniz komşunuz bir anda celladınız oluyor. Sohbet ettiğiniz ve belki de karşılıklı yemek yediğiniz kişi size tecavüz ediyor ve türlü işkencelere maruz bırakıyor. İşte bu böyle ve gerçek bir hikâye…

Yakın tarihimizdeki büyük bir dram

Yakın tarihe, Sırp vahşetine ışık tutan kitabın başkarakteri Saraybosna’da doğmuş Leyla. Kitap Leyla'nın çocukluğu, okul yılları, gençliğiyle başlayıp Bosna'daki yaşam hakkında fikir edinmemizi sağlıyor. Sonrasında ise savaşın başlaması ve Leyla'nın 16 yaşında iken diğer birçok kadınla birlikte toplandığı bir hindi çiftliğinde devam ediyor. Müslüman kadınlarla birlikte Sırplar tarafında tecavüze uğruyor. Birkaç paket sigara karşılığında genelevlere satılıyor. Aç susuz pislik içinde tutuluyor. Birçok kadın bu şartlara ve aşağılanmaya dayanamayıp intihar ediyor. O andan itibaren de savaşın dehşet uyandıran ve en iğrenç kısımlarına şahitlik etmeye başlıyoruz. Oradaki kadınlara yapılanlarla yaşam koşulları hiç bir canlıya yapılamayacak kadar aşağılık ve iğrenç. Toplu tecavüzler, aşağılamalar, dayaklar ve akla gelmeyecek işkenceler... Oysa Leyla daha 16 yaşında hayalleri olan ve okumak isteyen genç bir kızdı.

İki yıl boyunca toplama kampında tutulan ve eziyet çeken Leyla’nın kurtuluşuna, aşkına, umut yolculuğuna ve adalet arayışına şahit oluyoruz. Bir de annesi var, Fatma… Dünyanın en kanlı soykırımlarından birinde Srebrenica'da evlatlarını, eşlerini, kardeşlerini kaybeden annelerden sadece bir tanesi o.  Özenle, pes etmeden kızı Leyla’yı arayan gözü yaşlı, kalbi kederle dolu olan kadın, beş yıl sonra Leyla’ya kavuşuyor. Sonrasında da kızının psikolojik destek almasına yardım edip onun bir nebze de olsa iyileşmesi için uğraşıyor.

Ratko’ya da değinmezsek olmaz. O kadar pisliğin içinde tertemiz seven Müslüman genç âşık. Ama Leyla o denli yaralıydı ki, sevmeyi de sevilmeyi de öğrenebilmesi için sabır ve zamana ihtiyacı vardı.  

Bosna için edilen dualar…

Çocuktum, ama Bosna savaşını hatırlıyorum... Hatta elimizde bayraklarla bir mitinge bile katılmıştım... Ancak kirlenmemiş henüz kötü insanlarla tanışmamış olan kalbim bu savaşa ne anlam verebiliyor ne de içindeki dehşeti idrak edebiliyordu. Savaşlar neden var, insanlar neden birbirlerine bunları yapıyor, bilmiyor ve anlatılanları anlamakta aklım zorlanıyordu. Keşke hiç öğrenmeseydim de bu cahilliğim devam etseydi.

Yıllar geçti ben büyüdüm... Nedenini hâlâ anlamasam da kötülüğün ne olduğunu öğrendim. Fakat ne yazık ki başka bir şey daha öğrendim, Bosna ne ilkti ne de son oldu.

O yıllarda Bosna için dualar eden annemlerin gözyaşlarının sebebini ise keşke hiç bilmeseydim... Bir insan acıdan ölür ya da ecelin gelip onu alması için yalvarır mı? İşte o gözyaşların sebebi buymuş... Acımasız, kalbi taş olmuş insanlar gerçekten varmış.

Kitabı bitirip, kapağını kapattığımda ve yaşanılanların gerçek olduğunu düşündüğümde bir kez daha irkildim ve yaşadığım hayata şükrettim. Leyla'nın öyküsü inanılmazdı. Tüm yaşadıklarını düşündüğümde nasıl hayatta kalabildiğine hala inanamıyorum...

Savaşın sorumlusu kimdi?

Tek sorun, yazar bir yerde yaşananların sorumlusunun Sırplar, Hırvatlar ve Müslümanların olduğunu ima etmiş. Bunun sebebinin yazarın Alman olmasına bağlıyorum. Ayrıca bir anı olarak kaleme aldığı bu kitabı Leyla’nın mahkemede verdiği ifadelerinden ve etrafındaki dostlarından bilgi alarak yazmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Gerçi ufak bir araştırma yaptım, yazar ve Bosnalı Leyla uzun yıllar görüşmeyi sürdürmüş. Hala Bosna’da doğduğu yerde yaşamaya devam eden Leyla savaştan kalan bedensel ve ruhsal rahatsızlıklarının yanı sıra bir de hayat mücadelesi vermiş. Şu anda o ve diğerleri neler yapıyor bilemiyorum. Ama iyi olmaları için dua ediyorum.

Her şeye rağmen bu hikâyenin yaşanmış olduğunu bilmenin verdiği sonsuz bir acı hissi ve savaşlarda en çok kadın ve çocukların yara aldığının göstergesiydi Leyla. Kitabın sonunda insanlıktan utandım ve insanın en tehlikeli yaratık olduğu kanısına vardım.

Sevmekten, okumaktan ve umut etmekten asla vazgeçmeyin.

Meral Kır

Alexandra Cavelius, Leyla

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 10:34
YORUM EKLE

banner19

banner13