Bizim meleklerimiz de rahat mıdır?

Ebubekir Eroğlu’nun yıllar önce yayımlanan Sevap Defteri isimli kitabı, kadîm şiirle nefeslenmek isteyenler için önemli bir kılavuz…

Bizim meleklerimiz de rahat mıdır?

Defter tutmak sevaptır

Yıllar önce bir kitap fuarında görmüştüm Sevap Defteri’ni. Hiç haberdar olmadığınız, bilmediğiniz kitaplar vardır hani. Bir gün ansızın karşınıza çıkar ve ismiyle, cismiyle size elini uzatır. Tam o an, size uzatılan o evrensel eli gördünüz ya, yerinizde duramaz olursunuz. Gözünüzde defterler dolusu sevap kelimeleri, içinizde bir uçtan diğer uca dolaşır durursunuz. Yüreğiniz kıpır kıpırdır. İnsanız işte, sevap ve günah arasında kaynayıp duran imtihan kazanımız taştı taşacak olur. ‘Sevap’ ne asil ne yakışıklı bir kelimedir değil mi? Bir de o sevapların yazıldığı defterlerimiz varsa, daha ne isteriz bu ölümlü dünyadan…Ebubekir Eroğlu, Sevap Defteri

Ezcümle üzerine ciltler dolusu yazılsa da sevaplara doymak bilmeyiz. E iyi de ederiz hani… O meşhur dizelere nazire yaparcasına, bazen kitapları arayan insan değil, kitapların aradığı insan olmak/olabilmek gerek belki de. Sevap Defteri, böyle bir kitaptı benim için. O beni buldu, ben kendimi buldum. Böyle helalleştik onunla.

İnsana sunulan adak

Yakınlık duyduğunuz ne varsa bu dünyada; o sizi izler.” diyor Ebubekir Eroğlu. Sevap Defteri, Eroğlu’nun farklı zamanlarda dergilerde yayımlanmış kadîm şiirin önemli yapı taşları olan şairler üzerine yaptığı çözümlemeler toplamı. Kimler mi var Sevap Defteri’nde? Aşk bahsinde Fuzûlî, denizin çalkalanan gövdesinde kımıldayan Seyyid Nesimi, insanı gönül aynasında açımlayan Şeyh Galib, melekleri rahat ve mutmain Yunus Emre ve ‘sevap defteri’nin apak aynalarında dolaşırken karşılaşılan güzergâhlar. Eroğlu, bir de kitabın sonuna bir ‘sergi’ açmış ki, gönlünüzü dolduran manevî rüzgârlarla bakmadan geçemiyorsunuz o ‘sergi’ye…

Şiir, bütüncek bakıldığında insana sunulan bir adak. Yaratıcıya kendinizi adamadan, insana adanmış dünya nimetlerine dokunamıyorsunuz bile. Farzedin ki dokundunuz, sadece dokunmakla kalırsınız, ellerinizin derisinde mat ve gri bir soğukluk. Şiir, şuurdur insana. Ellerimizin derisini besler. Kemiğin içindeki iliği besler. Kalbin içindeki damarı besler. Kelimelerin içindeki harfleri besler. Şiir adanış ve aldanıştır. Bu dünyadaki çelişkilerimizi besler… Belki de bu yüzden “Böyledir; şiirin sonsuzla temas halindeki büyük çevrimi…” diyor Eroğlu. Sonsuzla temas edebilmiş derinlikte dizeler bulmak gerek o halde. Fuzûli’de aşkı, Şeyh Galib’te insanı, Yunus Emre’de adanmışlığı görmek ve geçmişle şimdiyi mezcetmek gerek.

Şiirimizin pusulası

Ebubekir Eroğlu’nun Türk şiiri üzerine serdettiği düşünceler, öteden beri ilgi ve dikkatle izleniyor. Özellikle Modern Türk Şiirin Doğası kitabı, modern şiiri ana hatlarıyla çözümleyen bir çalışma olması hasebiyle oldukça dikkate değer. Eroğlu’nun kadim şiirin kaynakları üzerine yaptığı çalışmaların toplamı olan Sevap Defteri ise, ilgilisini ve meraklısını dışta tutacak olursak gözlerden uzak bir yerde duruyor nedense. Bildiğim kadarıyla ilk ve tek baskısı 1992 senesinde İz Yayıncılıktan çıkan kitap 19 senedir ortalıkta yok.

Bu yazı vesilesiyle Eroğlu’ndan ricamız bu kitabı yeni ve genişletilmiş bir baskıyla yeniden okura ulaştırması. Genişletilmiş diyorum, çünkü Eroğlu’nun bu tarih aralığında dergilerde yayımlanmış, bu minvalde çalışmaları oldu. Bu ilavelerle birlikte Sevap Defteri’nin eski şiirimiz üzerine yapılacak yeni çalışmalara da ilham vereceğini düşünüyorum. Biz moderniz, modern şiir okuruz diyenler vardır muhakkak içinizde, eyvallah. Okuyun, beraber okuyalım hatta. Ama eski şiirimizin tadı da bir başka. Arada bir nefeslenmek, durulmak, içimize doğru genişlemek için misafirliğe gidelim ona.

Sergi’den tadımlık 

Sevap Defteri, dedik. O defterden tadımlık dizelerle bitirelim sözü. Sizi bilmem ama ben bir defter tutmaya başladım bile. Böyle cennet kokusu, insan yüreği taşıyan dizeler, sözler gördüm mü, hemen kaydediyorum ona. Ya solumuzdaki defterler ne olacak diye mi soruyorsunuz? İçimize yüz üstü kapaklanıp saatlerce ağlasak, kalbimizi parçalasak yeridir. Allah kerim…

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm’i dîde-i ekvân olan âdemsin sen         [Şeyh Galib]

Kerem Alkazar, sevaplarını unutarak yazdı

Güncelleme Tarihi: 07 Ocak 2019, 12:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Y. T. Günaydın
Y. T. Günaydın - 8 yıl Önce

sevap kazandırabilir insana bu kitabı okumak.

banner19

banner13