Bize her yer vatan değil çünkü 'Vatan Somuttur'

Neo-epik şiirin soyuttan pek hazzetmediğini bizden önce Hakan Arslanbenzer'in 'Vatan Somuttur' kitabı hatırlatıyor. Sadık Koç yazdı.

Bize her yer vatan değil çünkü 'Vatan Somuttur'

Vatan Somuttur, şair Hakan Arslanbenzer’in altıncı şiir kitabı. Profil Yayıncılık’tan Aralık 2014’te çıktı. Kitaba geçmeden önce isminden hareketle düşünmekte fayda var. “Vatan Somuttur” bir hüküm cümlesi. Bu cümlede zaten bildiğimiz bir şey mi söyleniyor? Bu sözün hatırlatma olmanın ötesinde bir anlamı var mı? Bu soruları cevaplamanın bir tek yolu var. O da sözün asıl muhatabını bulmak. “Vatan Somuttur” cümlesinin muhatabı bizce, “bize her yer Trabzon” sözü misali “bize her yer vatan” diyenlerdir. “Bize her yer vatan” diye düşünmeye başladığınızda ise, ayağınız bu topraklara bassa da ruhunuza bir mekan bulmakta zorlanırsınız. Çünkü ona her yer vatandır. Her yeri vatan bilmek dünya vatandaşı olmanın ilk adımıdır. Dünya vatandaşı olmaksa bir sınıra, o sınırlar içinde yaşayan bir millete işaret etmez, bir soyutluğa işaret eder, oysa vatan somuttur.

Yaşanan an'ı şiire dahil etmek

Kitaba geçelim. Vatan Somuttur üç bölümden oluşuyor: “Oğul”, “Halkın Ruhu” ve “Arabesk”. Bölümlemede şiirlerin kronolojisi değil personanın dikkat ve hissiyatının yönelimi dikkate alınmış. Buna göre “Oğul” bölümündeki şiirlerin liriğe daha yakın durdukları söylenebilir. Fakat belirtmeliyiz ki saf bir lirizmden söz etmiyoruz. Bizi de ilgilendiren bir lirizm bu. Mesela “Şen Şakrak” başlıklı şiir. Bu şiir personanın kişisel tarihinin şiiri. Aile durumu şiiri olarak okumak da mümkün. Dokuz bölümden oluşuyor. Son iki bölüme kadar lirik bir hissiyat hakim. Ancak persona son iki bölümde epiğin alanına, yani toplumsal ve siyasi olanın alanına geçiyor. Bu bölümde şehir personaya etkisi nispetinde görünüm kazanıyor. Buna göre şehirli persona yalnızdır ama varoluşçu bir yalnızlık değildir bu; fikir ve dava sahibidir, yoldaşı yoktur.

Neo-epik şiirin özelliklerinden biri yaşanan an'ı şiire dahil etmektir. Bu durum, bir taraftan hayatın şiire dahil olmasını sağlarken öte taraftan şiirin de hayata dahil olmasını sağlıyor. Aynı zamanda reel olandan, somuttan hareket etme imkanı tanıyor ki neo-epik şiirin soyuttan pek hazzetmediğini bizden önce Vatan Somuttur hatırlatıyor. Yine “Oğul” bölümündeki “Yuva” isimli şiirin ilk iki mısrası şöyle: “Gezi yazısı yazacaktım asıl | Size ordan bozdum bu şiiri”. Bu mısralarda şiire hayati olanın dahil edilişini görüyoruz ki bu durumla şairin farklı şiirlerinde de karşılaşıyoruz.

Sevabı ve günahıyla halkın durduğu yer

Neo-epik şiirin belirgin özelliklerinden biri de bağlı ifadedir. Ben bunu dokumaya benzetiyorum. Her mısra önceki mısradan ilmek alırken sonraki mısraya ilmek atmak durumundadır. Bu da personaya sözü ne kadar uzatırsa uzatsın bütünlüğü elde tutma imkanı sağlar. Arslanbenzer, yaşamsal olanı şiire dahil etmeyi iyi bildiği gibi söze girmeyi, vurucu mısralara kadar sözü sürdürmeyi, bütünlüğü sağlamayı da iyi biliyor. Bunu övgü niyetiyle söylemiyorum. Arslanbenzer sonuçta altıncı kitabını çıkarmış bir şair. “Şen Şakrak” şiirinden: “On yıl olmuş dörtte biri demek ömrümün | Dörtte biridir ömrümün dualarımda adın.

Kimden yana olduğumuz kadar kime karşı olduğumuz da önemli. Neo-epik şiirde bilhassa önemli. Neo-epik şair çünkü bir yerden, bir yere karşı konuşur. O yer basit, yalın ve gerçek olanın durduğu yerdir. Basit, yalın ve gerçek olan; aynı zamanda güzel-çirkin, anlayışlı-anlayışsız, ahlaklı-ahlaksız olabilen, uzatmayalım, sevabı ve günahıyla halkın durduğu yerdir. Halka onun arasından, içinden bir kişi olarak bakan neo-epik şair, onu olduğu gibi, neyse o olarak görür ve sever ama bu sıraladığımız ikiliklerin ikincilerini onayladığı anlamına gelmez. Bu noktada sebeplere yönelir. Son bölümün ilk şiirinin başlığı “Allah Seninledir Ekmek Çalarsan”. Başlık aynı zamanda şiirin ilk mısrası. Acaba öyle midir diye sormaya gerek yok. Dinimiz ölmeyecek kadar leş yemeye, kan içmeye müsaade ettiğine göre ölmemek için ekmek çalmak da anlaşılır.

Kim olduğumuz sorusuna vereceğimiz cevap kim olmadığımızı da ortaya koyar. “Yine Şen Şakrak” başlıklı şiirden: “Şair değilim devrimci İslamcı romantik platonik | Hırçın ve anarşist değilim soylu ve yalnız | Değilim seninleyim Allah’a bin kere şükür.” Bu mısraları nasıl anlamak lazım? İlk bakışta, anarşist kelimesi hariç, hatta bazen o bile, olumsuz çağrışım yapan kelime yok gibi. Persona sanıyoruz ki şunu demek istiyor: Sıralanan kavramlar bir seçkinliği ifade etmeye başladığı anda ben orda yokum.

Yazıyı neticelendirmek maksadıyla son defa okuduğumuzda gördük ki söylediklerimizi daha çok ilk bölüm üzerinden söylemişiz. Söylediklerimizin bazısını diğer bölümlerde de görmek mümkün tabi, fakat Vatan Somuttur’la ilgili söylenecek daha çok şey var. İnşallah başka bir yazıya diyerek bu yazıyı noktalayalım.

Sadık Koç yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 13:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26