'Biz' denen muhayyel varlık neye tekabül eder?

Sadettin Ökten'in 'Yahya Kemal’in Rüzgarıyla Düşünceler ve Duyuşlar' kitabında, tarih, savaştan, çarpışmadan sıyrılıp duygu, düşünüş, akıl halini alıyor. Halil Arslan yazdı.

'Biz' denen muhayyel varlık neye tekabül eder?

https://www.ktpkitabevi.com/urun/yahya-kemalin-ruzgariyle-dusunceler-ve-duyuslarYahya Kemal’in Rüzgarıyla Düşünceler ve Duyuşlar, Sadettin Ökten’in 2008 yılında ilk baskısını yapan kitabı. Felsefenin kendi değerlerimizden yola çıkılarak yapılmasını önemseyen bir hocam tarafından tavsiye edilmişti. Okunmak için masamın üzerinde bekleyip durmaktaydı. Yenice okuyup bitirmek nasip oldu şükür. Bu güzel kitap da tavsiye edilecek, gençlerin mutlaka okuması gereken kitaplar arasında yer alıyor. Niye böyle olduğunu izah etmeye çalışacağım.

Kitap ‘bizden’ bahsediyor, bunu da isminden de anlaşılacağı gibi Yahya Kemal’in rüzgarıyla yapıyor. Kitapta Yahya Kemal Beyatlı’nın on yedi şiiri ve bu şiirler etrafında Sadettin Ökten’in duyuş ve düşünüşleri var. Kitabın böyle bir temelde oluşması yazara geniş bir hareket sahası bahşetmiş ve yazar da bu geniş sahayı bihakkın doldurmuş. Bu duyuşu Sadettin Ökten ve neslinin anladığı, anlamaya uzak olmadığı ama daha sonraki nesillerin yani bizlerin bu anlam dünyasından ne kadar uzak kaldığımız sık sık yakınmayla dile getiriliyor. Kitap, bizi biz yapan değerlere bir selam olarak da görülebilir elbette. Neyimiz vardı, neydik, neyi severdik, neyle var idik, bunu görmek için güzel bir eser. Kitabın didaktik olmaması, duyuş, düşünüş ve tekliflerle bezeli olması kitabı kolay okunur kılan özelliklerin başında geliyor.

Biz” kimiz?

Eserin “Musiki Üzerine” başlıklı ikinci bölümü ise adeta bir müzik felsefesi gibi. Müziğin ne olduğu, bizim müziğimizin kendini yasladığı düşünce gibi yazarın kamilen farkında olduğu bir dünyanın kapılarını aralıyor okuyuculara. Mesela klasik musikimizdeki makamların ne olduğu, hangi duygu ve düşünceleri anlattığı ile ilgili bölümler özellikle dikkatimi çekti. Sıradan, ortalama müzik ilgisine sahip birine sorsanız en fazla birkaç tane makam ismi sayabilir. Sadettin Ökten hocanın kitapta hangi makamların hangi duygu ve düşünüşlere denk geldiğini anlattığı satırlar, Ökten'in kitap boyunca dile gelen dünyanın ne kadar içinden izlenimlerini aktardığını açık ediyor. O dünyaya ve o dünyanın kapılarını bizlere aralayan Sadettin Ökten’e olan hayranlığınız biraz daha artıyor.

Bu bölümün hemen başında Sadettin Ökten’in noel hazırlığındaki Varşova’da kiliseleri gezdiği ve oralardaki cemaatin yüz ifadelerinden, kıyafetlerinden, aydınlatmalardan, söylenen ilahilerden yola çıkarak yaptığı tahliller var ki bence kitabın en güzel yerlerinden biri. Sadettin hoca bu bahsettiğim kısmı Yahya Kemal’in “Kar Musıkîleri” şiirinden yola çıkarak yapıyor ve musikimiz üzerinden bizi biz yapan düşünceyi şerh ediyor. Medeniyetimizin büyüklüğü, şiirin, musikinin buna etkisi ancak bu kadar güzel anlatılabilir.

Hayat hay huy ile akıp giderken hayatın temel sorusu olması gereken “ben kimim”, “biz denilen muhayyel varlık neye tekabül eder” gibi soruları konforu seven zihnimiz öteleyebiliyor. Bu sorulara verilecek cevapları Sadettin Ökten ustalıkla ve selaset kesbetmiş bir kalem vasıtasıyla cevaplandırmış oluyor. Eski musikimizin kimliğimiz üzerindeki etkisine dikkat çeken satırlardaki “biz” tarifi de çok dikkat çekici: “Hayatın ilk yıllarında ebeveyn ve yakın çevreden intikal eden örf, âdet ve değerlerle, daha sonraki senelerde bunlara ilaveten muallim ve mürebbilerden talim edilen ilim ve hikmet ile şekillenir.”

Biz” anlayışımızı flulaştıran şeylerden kurtulmamıza yardımcı oluyor

Çok insan anlayamaz eski mûsikîmizden/ Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden” Kitap musikiden, savaşlardan, saraydan, askerlerden, meydanlardan, camilerden bahsediyor. Duygu ve düşüncemize şekil veren Itri var satırlarda, Fatih, Sultan Süleyman, Yıldırım Bayezit, Sultan Alparslan’dan bahsediyor yazar. Anadolu’nun kapılarının bizlere açılması, İstanbul’un fethi, Avrupa’daki serencamımız berrak bir tablo gibi zihnimizde vuzuha kavuşuyor. Tarih bu kitabın sayfalarında savaştan, çarpışmadan sıyrılıp duygu, düşünüş, akıl halini alıyor. Kâh Mısır’a, kâh İstanbul’a, kâh Viyana’ya yolculuk ediyorsunuz. Okmeydanı’nda ok atıyor, Ayasofya’da bir Cuma namazına iştirak ediyor, Tuna’yı, Viyana’yı yakından görüyorsunuz. Mohaç’ta askerlerin arasına karışıyorsunuz. Kitap okununca ‘biz' duygunuz bence daha da sağlamlaşıyor. Uzağına düşürüldüğümüz o âlem kapılarını daha da cömert bir şekilde açıyor bize.

Sadettin Ökten hocanın araladığı bu kapı, muhayyel bir bakış, hamasi bir görüş gibi “biz” anlayışımızı flulaştıran şeylerden kurtulmamıza yardımcı oluyor. Batılı kavramların sirayeti ve tasallutu altındaki gözlerimizdeki perdenin kalkması için Sadettin Ökten hoca güzel bir vesileyi iki kapak arasına güzelce doldurmuş. Biz okuyuculara da okuyup görmek kalıyor.

Halil Arslan, severek okudu, ısrarla tavsiye ediyor

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018, 15:37
banner12
YORUM EKLE

banner19