Birlikte yaşayabilmek bir sanattır

Mehmet Kara, Irmağın Öte Yakası’nda hayatın zıtlıklarından hareketle birlikte yaşama sanatı üzerine ipuçlarını, aynaya yansıyan bir yaşamdan kesitlerle veriyor.

Birlikte yaşayabilmek bir sanattır

Hayatımızı sürdürürken zıtlıklarla da ister istemez karşı karşıya kalabiliyoruz. Ne kadar kaçmak istesek de, ne kadar yönümüzü dönsek de bazen çetrefilli işler gelip bizi bulabiliyor. Durum böyle olunca da “biz” ve “onlar” diye bir ayrım kendiliğinden hayatımızın başköşesine kuruluyor. Bu ayrımdan nemalananlar, kendi çıkarları için safların belirginleşmesini isteyenler zaman zaman içimize attıkları fitne tohumlarıyla bunu başarmaya çalışmışlardı. Bin yıl sürmese de bu tohum bir süreliğine de olsa memleketin üzerinde kara bir bulut olarak dolaşıp durmuştu.

28 Şubat’la başlıyor roman

Özellikle dil çalışmaları ile tanınan, üç şiir kitabı ve Japon masalları tercüme kitabı bulunan Mehmet Kara’nın tek romanı Irmağın Öte Yakası bir akademisyen gözüyle Türkiye gerçeklerine eğilen, çağdaş bir gözle yazılmış bir öğretmen romanıdır. Çağdaş olarak tanımlamamın sebebi, yakın tarihimizde yaşadığımız 28 Şubat’tan tutun da özellikle gençleri bir örümcek ağı gibi içine alan sanal dünyanın çıkmazlarının örneklerle, öğrenci mektuplarıyla somutlaştırılarak anlatılıyor olmasındandır. Elbette burada mektup olarak bahsettiklerim de çağa uygun vaziyette e-postalardan oluşuyor.

28 Şubat üzerine yazılan, çizilen sayısız eser mevcut. Her söz sahibi kendi penceresinden şubatın yansımalarını aktarmaya çalışmıştı. Öyle bir şubattı ki o, önüne ne kattıysa savurup bir kenara bırakmıştı. Sessiz fırtına gibiydi bir yandan da. Bazılarının yok saydığı, normal göstermeye çalıştığı o kadar insanlık dışı çalışma vardı ki insan şöyle bir düşününce “burası neresi, biz kimiz” demeden edememişti.

Mehmet Kara’nın romanı da şubatla başlıyor. Bir akademisyenin şubattan nasibine düşen talihsizlikleri yazar birinci ağızdan anlatıyor. Yazarın konumu, yaşantısı düşünülecek olursa bu romana biyografik roman demememiz için hiçbir sebep yoktur.  28 Şubat’ta gerçekleşen kadrolaşma faaliyetleri, kendinden olmayanları dışlama oyunları romanda dikkat çekici şekilde yer tutuyor. İki arkadaş konuşurken bile “Acaba?” sorusunu akıllara düşüren bir kaygan zemin olan şubatın yüzünün ne kadar soğuk olduğunu yazar etkili şekilde romanında anlatıyor.

Sanal âlemin yalan yüzü de var

Sanal âlemin içimize sızdığına ve her alanda kendine yer edindiğine artık herkes şahit. Ülke siyasetine bile sosyal paylaşım sitelerinin ne kadar etki yaptığını görüyoruz. Öyle bir haldeyiz ki internetin faydalarından çok zararlı yönlerini sıralar olduk. Eğitim kurumları, şirketler sık sık “doğru ve sağlıklı internet kullanımı” seminerleri düzenliyorlar. Mehmet Kara’nın romanının sorgulayıcı yönü oldukça fazla. İnternet kullanımı da romanda oldukça önemli yer tutan temalar arasında. İnsanların doğal olandan uzaklaşıp “chat” dünyasına ve sanal dünyanın görünmeyen yüzüne kendilerini hapsetmeleri de romanda işleniyor. Bilgisayarlar, sanal dünyanın yalan yüzleri, sanal âlemde son derece samimi sözler edip sokakta birbirini tanıyamayan modern insanın dramı, evlerin başköşelerine kurulan “şeytan kutuları” ve avucumuzdan kayıp giden bir gençlik.

Engellenemez bir gerçek var ki dünya hızla değişiyor. Birbirimizden uzaklaştıkça biraz daha yeniliyoruz hayata. Sokaklardan, yeşilliklerden, topraktan, çamurdan uzaklaştıkça daha bir kabuğuna çekildi insanlık. Herkes kendi penceresinden bakıyor dünyaya. Dünyanın merkezinde görüyor herkes kendini. Önemli olan hayatta iz bırakmak.

Mehmet Kara, romanında ideal öğretmenin nasıl olması gerektiğini de örnek şahıslar üzerinden anlatıyor. Kendisi için, insanlık için yaşayan öğretmen, mesai kavramını bir kenara bırakarak kendini insan yetiştirmeye adayan öğretmen, söyleyen değil örnek olan öğretmen.

Nesil Yayınları’ndan çıkan Irmağın Öte Yakası, her gün hızla büyüyen toplumların kazanması gereken en büyük sanat olan birlikte yaşama sanatına bir katkı sağlayabilecek önemli bir çalışma olmuş. Değil mi ki “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız duyduğumuz şu günler” bir türlü yakamızı bırakmıyor. Yol gösterir belki Irmağın Öte Yakası, kim bilir?

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 11:45
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13