Birçok mısraının altını çizdirmeyi başarıyor

Yeprem Türk’ün Önemli Olan kitabında, Yedi İklim’den çıkmış bazı ilk şiir kitapları gibi, bilinç düzeyindeki yükseklik göze çarpıyor.

Birçok mısraının altını çizdirmeyi başarıyor

Yeprem Türk (1980), 2000’li yıllarda dergilerde görünüp de şiirlerini kitaplaştırmamış birkaç şairden biriydi. Nihayet, ilk şiir kitabı Önemli Olan’ı (Yedi İklim Yayınları, 2013) yayımladı da edebiyat çevrelerinde ilgi uyandıran şiirini etraflıca konuşma imkânı bulduk.

Yeprem Türk, evet, ikinci-üçüncü kitabını çıkarmış kimi akranlarına göre şiirlerini kitaplaştırmada gecikti; fakat bu gecikme, onun az yazan bir şair olmasından kaynaklanmıyor, aksine o, üretken bir şair. Önemli Olan’ın hacmi ve Türk’ün “M. D.” adlı soluk şiiri de çıkarımımızı destekler nitelikte. Bu gecikmenin iki nedeni var: Yeprem Türk’ün ulusal dergilerde görünmeye geç başlamış olması ve daha ziyade, şiir yayıncılığındaki bilindik sakatlıklar.

Yine de Önemli Olan’ın olgunlaşmış bütünlüğünü düşünürsek, söz konusu gecikme, bir problem değil. Kimi şair, gençlik yıllarında yayımlanan ilk şiir kitabını, zaman içerisinde reddetmiş, Hilmi Yavuz ve Cahit Koytak gibi pek çok usta ise ilk kitabını ilerleyen yaşlarda yayımlamıştır. Bütün bunların yanında, Yeprem Türk, Önemli Olan’ın nitelikli niceliğiyle akranlarının önüne geçiyor.

Yeprem Türk, geleneksel anlamda mısra inşa etmez, şah mısra kovalamaz ama..

Önemli Olan’da, Yedi İklim’den çıkmış bazı ilk şiir kitapları gibi, bilinç düzeyindeki yükseklik göze çarpıyor. Yedi İklim’de, derginin şiir ve eleştiride ciddi bir yükseliş yaşadığı 2008 ila 2012 arasında temayüz eden Yeprem Türk, bir yandan da –sanki- Rilke’nin önerisine kulak vererek ilk şiirlerinde aşka yaklaşmamış, dikkatini medeniyet ve metafizik üzerinde toplamış. Bu bağlamda söyleyelim, 80’lerde doğan şairlerin belki de en politik olanı ve politik malzemeyi en başarılı kullananı.

Türk, gelenekle ilişkisini ise şiir estetiği planında değil, Sezai Karakoç’u merkeze alarak düşünsel bağlamda gerçekleştirmiş. Yani onun şiirlerinden, Sezai Karakoç rehberliğinde gelenekten faydalanan diğer şiirlerin aksine, yoğun bir Osmanlı şiiri kokusu alamazsınız; fakat o, hayatı algılayışı, İslami değerleri savunuşu ve toplumsal duruşuyla Diriliş’in takipçilerindedir. Bununla beraber, çoğunluk şairin aksine mirasyedi davranmaz; bu temelin üzerine katlar inşa etmenin mücadelesini verir.

Yakın tarih eleştirilerini, İslami yapıyı alaşağı ederek Batılı değerler üzerine dikilen Cumhuriyet; günümüz eleştirilerini ise kapitalizmin en büyük uygulayıcısı olan Amerika üzerinde toplamıştır. Popüler sinemacı ve müzisyenlerin basit duyarlılıklarının eline düşen “Mehmet”i, şiirimizin bereketli topraklarında işleyerek Mehmed Akif’in “Asım”ı ve Sezai Karakoç’un “Taha”sı gibi aksiyoner niteliklerle donatır. Bireycilik batağına düşmeden bütün bir modern şiirden beslenmeye çalışır; onun şiirlerinde özellikle de medeniyetçi şairlerin –olumlu anlamda- etkileri hissedilir. Dolayısıyla şiirleri, T. S. Eliot ve Ezra Pound gibi Batılı şairleri de hatırlatıyor.

Şiirde bütünlüğü gözeten Yeprem Türk, geleneksel anlamda mısra inşa etmez, şah mısra kovalamaz, yine de birçok mısraının altını çizdirmeyi başarır; bazen de şiiriyeti bir kenara bırakıp düz yazısal-şiirin imkânlarından faydalanır. İmgeden kopmamakla birlikte imge karmaşasına düşmez, şiirini çoğunlukla söze dayandırır; kendisini okutabilmesinin sırrı ise gerçekten söz sahibi olmasıdır. Onun metafizik yaklaşımları ise aşkın maddeye, için dışa galibiyeti gibi karşıtlıklarda yoğunlaşır: “Nasıl seviyorum ki ben seni cebimden liralarım düşüyor”, “Dıştan sevmiş olanları da anlayamıyorum hani/ Aşk dediğin on sekiz bin âlemin demiri

Yeprem Türk, keskin bir ironiyle, şiir dilini kurban etmeden yozlaşmış gençliğin jargonuyla parodi yapıyor ve ayrıca Ahmet Haşim ile metinler-arası bağlantılar kuruyor: “Uyuşturucu, sigara kullanmayan nesle açıkçası pek aşina değilim”. Oryantalist zihniyetle mücadele ediyor: “Her ne kadar ibadette hareket olsa bile/ Namaz bir spordur, denilemez

Yeprem Türk’ün diğer bir başarısı, Önemli Olan’daki şiirlerde, biçimsel anlamda ve üslup planında bir bütünlük yakalamış olması. Nitekim 2000’li yıllarda gürültü patırtı koparan ucuz edebiyatlardan geriye hiçbir şey kalmadı; fakat Yeprem Türk, şiirimizin güçlü temsilcilerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Aykut Nasip Kelebek yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 12:39
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13