banner17

Biraz Maalouf biraz Anar: İşte Rafet Elçi

Müthiş bir başlangıç, heyecan dolu bir hikâye ve güzel bir son. Rafet Elçi’nin kitabı ‘Şair’den bahsediyoruz..

Biraz Maalouf biraz Anar: İşte Rafet Elçi

 

Müthiş bir başlangıç, heyecan dolu bir hikâye ve güzel bir son. Rafet Elçi’nin, çıktığında epey ses getiren kitabı, ihtişamlı bir sergüzeştin anlatıldığı Şair’den bahsediyoruz. “Yüzyılın romanı” gibi bir iddiayla yola çıkan ve çıktıktan hemen sonra çok beğenilen romanın, bu iddianın içini doldurup dolduramadığı ayrı mesele; ama alelade bir kitap olmadığı ve okuyucuya kitabı yaşıyormuş hissi verdiği de aşikâr.

Üslup olarak biraz Maalouf biraz Anar karışımıRafet Elçi, Şair

Rafet Elçi, kitabı çok akıcı bir üslûpla ve teferruatlı bir anlatımla yazmış. Bu teferruatların hepsinin tarihî gerçeklik derecelerini bilmememizin yanında, bir kısmının kurgu olma ihtimallerini de hesaba katmak lazım. Üslûp olarak, Amin Maalouf’un Semerkant’ı ile İhsan Oktay Anar’ın kitaplarında tesadüf edeceğimiz tarzın yazarın elinde yeni şeklini aldığı bir halitayla karşılaşıyoruz. Eğer kusur olarak saymak mümkünse, o zamanın Türkleri arasındaki konuşmaların o zamanlar konuşulan Türkçe olmadığını söyleyelim. Bu durumun gerçekçiliği yok mu ettiği yoksa hiç mi etkilemediği ise biraz da okuyucunun hislerine kalmış bir mesele.

Hikâye, esasında iki büyük şairin çevresinde dönen büyük tarihî vakaların etrafında şekilleniyor. En can alıcı noktalar, şiirin gücünün ve belagatin nelere hâkim olduğunun okuyucuya his ve ima edildiği kısımlar. Kur’an’ın nasıl bir edebî mucize olup nasıl edebiyatın ve belagatin ve fesahatin şahikasında durduğunu göstermesi açısından dikkate değer olaylar anlatılıyor. Araplar’ın elini kolunu bağlayan Kur’an’ın edebî aşılamazlığı ve zirvedeki zevkli anlatımının tesirlerinin Araplar üzerindeki değerlendirmelerinin yapıldığı sahneler okuyucuyu da şevke getiren tatlı bir üslûpla anlatılmış.

Türk ve Arap kültürünün derinlerine doğru

Kitap boyunca hem Arapların hem de Türklerin günlük yaşayışlarına ve o tarihlerdeki tarz-ı hayatlarına dair çarpıcı ve harikulade ayrıntılar göze çarpıyor. Bilhassa bir yerden sonra yazar, Türklerin örfüne ve savaşçılık kabiliyetlerine dair çok güzel ayrıntılar sunmuş okuyucuya; Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Dünki Türkiye” serisini aratmayacak kadar Türk örf ve âdetleriyle dolu… Milletlerin karakter ve görgülerine dair güzel tahliller ve teşhisler yanında, Arap bir şairin Türk bir milletin arasındayken yaşadıkları ve iki milletin seciye farklılıklarına dair tespitler…

Rafet ElçiKitaptaki şiirleri kim yazdı, yazar mı?

Kitabın ismi Şair ve iki şairi anlatıyor, demiştik. Ödülü Arap diyarının en güzel kızı olan ve güzelliği uğruna çekinmeden can veren şairlerin olduğu Sara’yı (Nitekim yaşayan en büyük hekim olan Ebu Remse ona bakıp şöyle diyor romanda: “Sara, seni yaratan Allah’a aşk olsun…”) kazanmak olan bir şiir müsabakasının neticesinde hayatları şekillenen iki şair… Ve bu müsabakada söylenen göz alıcı, cazibeli şiirler…

Kitabı bitirdikten hemen sonra Rafet Elçi’yle yapılmış bir iki röportajda, aradığım sorunun cevabını bulamadım: “Acaba bu şiirler o dönemden birer tercüme midir, tercümeyse mütercim Rafet Elçi midir yoksa Rafet Elçi bu şiirleri kendisi mi kaleme almıştır?” Şayet mütercimiyse tercüme çok başarılı, yazarıysa şiirler çok kaliteli.

Sadece kahramanlık hikâyesi değil

Hikâye sadece bir kahramanlık hikâyesinden ibaret değil. Yazar; lirik, epik ve didaktik bir bütün oluşturmuş kitapta. Üçünü de okuyucuyu doyuracak dozda ayarlamayı başarmış. Hatta lirizm bazen beni aldı götürdü dersem abartmış olmam. Bilhassa şiirin gücünün kahramanlıkla bir sentez hâline geldiği sahneler, sanki dillere destan bir efsaneyi okuyormuşsunuz hissi veriyor.

Rafet Elçi’nin Şair’inin “yüzyılın romanı” olup olmadığını bilemiyoruz; ama son yüzyılda yayınlanan birçok romanı bir çırpıda sollayacak kaliteyi yakaladığı kesin.

 

Sadullah Yıldız, soluk almadan okudu

Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2012, 10:06
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20