Bir taşra öyküsü:  Sıradışı Bir Ödül Töreni

Kutlu, babasının nahiye müdürü olması sebebiyle çocukluğunda pek çok farklı kasaba gezmiş. Bunun etkisiyle olacak ki öykülerinde kasaba kasaba gezmeye, gördüğü, tanıdığı, belki de sadece seyrettiği insanların hikâyelerini anlatıyor. Sümeyra Çelebi yazdı.

Bir taşra öyküsü:  Sıradışı Bir Ödül Töreni

Kasaba, berber, nahiye, belediye başkanı, dul bir kadın görevli, mutsuz kaymakam, begonya… Ortalama bir Mustafa Kutlu öyküsünde farklı kombinasyonlarıyla sıklıkla karşılaştığımız kişi, mekân ve kavramlar.

Kutlu, babasının nahiye müdürü olması sebebiyle çocukluğunda pek çok farklı kasaba gezmiş. Bunun etkisiyle olacak ki öykülerinde kasaba kasaba gezmeye, gördüğü, tanıdığı, belki de sadece seyrettiği insanların hikâyelerini anlatmaya devam ediyor.

Öykü, şehirde bir berber dükkânında Maliyeci Aziz Bey ile başlıyor. Aziz Bey’in Sıradışı Bir Ödül Töreni’ne katılmak üzere kasabaya doğru yola çıkması ile öykü esas mecrasına, kasabaya taşınıyor. Aziz Bey’i ise tekrar şehre doğru yola çıkma vakti gelene kadar bir daha görmüyoruz.

Bu seferki kasabamız Kafadanbacaklılar Derneği’nin yer aldığı bir sahil kasabası. Gündem ise kasabanın el sanatlarının tüm yurda hatta dünyaya açılması ya da açılmaya çalışma serüveni.

Kitapta pek çok karakter bulunmakla birlikte ön planda bu sefer bir kadın var: Nezaket Albeni. Akıllı, yetenekli, azimli ve çalışkan bir genç Nezaket. Kasabaya gelen bir turistin,  yaşlı iki teyzenin tezgâhlarındaki kumaşlara hayran olmasıyla bu işin peşine düşer. Kasabaya dair büyük projeleri vardır ve bunları gerçekleştirmek için kendini geliştirir. Şehre giderek eğitim  aldıktan sonra kasabaya dönüp resmî, gayriresmî makamlardan destek alıp atölyeler açmaya niyetlenir ve son olarak geriye iyi bir reklam yapmak kalır. Bu iş için kasabanın atıl vaziyette duran Kafadanbacaklılar Derneği  ile işbirliği içinde büyük bir şenlik organizasyonu yapma kararı alır. Öyküye adını veren ve Maliyeci Aziz Bey’i yollara revan eden tören de bu şenliğin bir parçası olarak planlanır.

Öykünün bundan sonrası, yazının başında bahsettiğim genel olarak Mustafa Kutlu kitaplarındaki ortak temalar dışında özelde bir kitaba o denli benzemeye başladı ki, sanki yazar Tufandan Önce kitabının sonuna gelip tam bitirirken, bu tören kısmından bir hikâye daha çıkar diye not almış 10 yıl sonra da bu kitabı kaleme almış gibiydi.

Yazar, Tufandan Önce öyküsünde de bir kasabaya açılacak tesisin temel atma töreni için yapılan ön hazırlıklar ve tören sonunda kopan tufan sebebiyle her şeyin mahvolmasını anlatıyor.

Bir berber dükkânında başlayan, kalabalık bir şenlik alanında sona gelen ve her şeyin darma duman olmasıyla sona eren iki kitap bir yazar; Mustafa Kutlu.

(73 yıllık yaşamına 40’a yakın kitap ve pek çok köşe yazısı, dergi sığdıran Kutlu bunca yıllık yazma serüveninde muhtemelen kimi zaman ödüllere lâyık kitaplar yazmış, kimi zaman fark edilmese dahi bizi bize anlatmıştır. Bazen tekrarlara düşüp beklenen özgünlüğü verememiş olabilir belki, bazen kendi bile tatmin olmadan ‘meslek olarak yazma’ faaliyetini gerçekleştirmiş olarak da görülebilir yazdıkları. Gün gelip büyük bir aşkla sabahlara kadar yazmış bazen masa başında heyecansız şevksiz kalakalmış da olabilir. Bu kadar uzun ve bol eserli bir yazarlık hayatı içerisinde olağan karşılanabilecek bir durum bu.  Bu yüzdendir ki ‘bu sefer de böyle olsun’luk tadı verdi Sıradışı Bir Ödül Töreni.   

Mustafa Kutlu, Sıradışı Bir Ödül Töreni, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2017 (5. Baskı)

Sümeyra Çelebi

YORUM EKLE

banner19

banner13