Bir savaş bildirisi bu leziz kitap!

Uyur iken uyarılan bir sorumlu yazarın, kendini ve dönemini bir bütün halinde sorgulamaya tabi tuttuğu Yüz Akı, ne leziz bir kitab Tanrım! Satırlarından kuşlar havalanıyor. Çağdaş bir yüz mertebe-menzil kitabı...

Bir savaş bildirisi bu leziz kitap!

 

'Biçimi düğüm, özü düğün' Yüz Akı'nı çözme işini bize bırakmış bay yazar. Mürsel Sönmez. Bıçağın sırtındaki büyük ürpertiyi kışkırtıyor. Üzerine aşk denilen cinnet giydirilmiş bir şekilde konuşuyor, yazıyor. Şişenin tıpası dıştanmış gibi gelen bir iç tazyikle fırlamış. Sonrasında biteviye kendini kazıyan canlar. Bir hazinenin peşindeler. Bay ve bayanın acılarla, aşkla, ayrılıklarla, bütünleşme çabalarıyla geçen günleri, ayları, yılları... Bu uzun maceranın mahrem hikâyesi.

Yakınlaşmanın, birleşmenin, bütünleşmenin bitimsiz zorluğu. Düşüncenin ve dilin imkânlarını kullanarak, öfkesini sevgisi ile sarmalayarak konuşan bir 'kahraman'ın ilk gençliğinden bu zamana dek süren dertlenişleri, kaygıları, arayışları...Mürsel Sönmez

Her şeyi imha eden, gül kokan aşk!

Kitabın başından sonuna kadar yazının kıvamını arttıran iki ana izlek var: Aşk ve acı... Akla ait çerçeveyi kıran, dağıtan bir aşk. Her şeyi imha eden aşk. Geride yalnızca sevgili kalıyor. Gül kokan bir aşk. Çünkü gül ağacından ağızlık yapıp kahvelerde satan ve yoklamada Kerbela'da sayılan, her güzel şeyi duyunca, her kaybedilen güzellik söylenince ağlayan âşık oluyor aşk.

Ceplerinde umut ve direnç malzemeleri

Egemen dizgenin öncüllerine mahkum kalanın, hakikatin vechelerini görmesi ve irkilerek kendine gelmesi nasıl mümkün olsun? Bu yüzden ateş ediyor Gönderilmiş Sönmez ışıkla: Öğretinin taze kelimeleriyle. Gül demeti yapıp âşıklara, dertlilere, meczuplara, rahatsızlara, yoldakilere dağıtıyor. Tulumbacılar gibi her duman çıkan yere su taşımaya azimli. Ceplerinde umut ve direnç malzemeleri taşıyan kahramanların takipçisi.

Menziller kitabı... Yeniden!

Aydınlanmayı tokatlıyor. Sokaklarda, deniz kenarlarında, Sarıyer börekçilerinde, göklerde ve yerlerde insanın-insanlığın kanayan her yerinde akılla, sezgiyle, gönülle gezinen Bay Yazar neden susamadığını, susuzluğunu yazarak da gidermeye çalıştığını belirtiyor. Yüz bölümlük; çağıyla, çağının kavramlarıyla hesaplaşmasının, bir kendi tecrübe ve yaşamışlığının yazıya dökülmüş hali diyebiliriz bu kitaba. İblise karşı açılmış bir savaş bildirisi. İnsan denilen kaleyi tahkim etme teşebbüsü. Çürümeye, yozlaşmaya, sıradanlaşmaya direniş.'Her sözcüğü ilk kez kullanıyormuş gibi bir yeni yaratış körüğüne' tutarak yazan uyarıcı yazar. Her zerreciğiyle kaynayıp buharlaşarak göğe yükselmek için can atan duygu. Ancak böylece aklın ve alışkanlıkların örtücülüğünden ve mahkumiyetinden kurtulabiliriz.

Ne leziz bir kitap Tanrım!

Uyur iken uyarılan bir sorumlu yazarın, kendini ve dönemini bir bütün halinde sorgulamaya tabi tuttuğu Yüz Akı, Pakdil Usta'nın öz'e bitişik hakikatli yürüyüşünü dipdiri kalarak/kılarak devam ettiriyor. Biz de kitabın yüzellialtıncı sayfasındaki bir cümleyi biraz değiştirerek bitirelim bu anlatımı: Ne leziz bir kitab Tanrım, satırlarından kuşlar havalanıyor! Gürül gürül bir hayata açılıyor sayfaları.

 

Mustafa Nezihi o dükkana selam yolladı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 15:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zebercet
zebercet - 7 yıl Önce

"İnsan yalın haliyle en büyük bildirgesi değil midir Tanrı'nın?" M.S

M. Can AKI
M. Can AKI - 7 yıl Önce

Edebiyat'ın "yüzakı" bu kitap. Kelimelerin dans ettiği, fikirlerin kurşun gibi geçtiği bir kitap. Her okur'un okuyamadığı ama okuyabileni de kendine getiren bir kitap.

banner19

banner13