Bir Nuri Pakdil Okuma Kılavuzu

'Tüm Karanlığa Yiğit Direniş' kitabı, Nuri Pakdil’in bilinen yönlerini çift dikişle geçmemizi sağlıyor, bilmediğimiz yönlerine karşın merak uyandırıyor.

Bir Nuri Pakdil Okuma Kılavuzu

İnsan, yalnızca maddeten değil manen de çürüyor. Ömürden aldığı günlerin, edindiği tecrübelerin toplamıyla yaşantısı arasında ters bir orantı var insanın. Olgunlaşacağı, duyarlılaşacağı, düşünmeye yönelik faaliyetlerinin artacağı, vicdan ve merhametinin kavileşeceği yerde insan, duyarsızlaşıyor, vurdumduymazlaşıyor, bencilleşiyor. Yaşamöyküsüz hayatlar giderek çoğalıyor. Bu tehlikenin farkında olana düşen tek şey: Direnmek…

Nuri Pakdil bir direniş öyküsü yazar. Bu direnişte bayağılaşmaya kesinlikle yer yoktur. Onun tüm eserlerinde, her türlü zorbalığa, zulme, sömürüye, düşünce hırsızlığına, duygu israfına, merhametsizliğe, alçaklığa, kıyımlara, gayrı insanî olan her şeye karşı açılmış bir savaş vardır. Onun kelimeleri, insanı kanatan, yaralayan düzene karşı bir kalkan gibidir. Kelimeleri adeta bir ok gibi, bu kötü düzeni hedef alır. Kitaplarına seçtiği başlıklar bile bir şeyleri haykırmaktadır. Son kitabı “Konuşmalar 2”de de üst başlık çok etkileyici: Tüm Karanlığa Yiğit Direniş”.

Kitapta Nuri Pakdil’in mücadelesini kendi ağzından okuyoruz. Bu kitabın yayına hazırlanması, 28 Şubat süreci sonrasında, ülkemize çöken karanlık sisin biraz olsun dağılmasıyla, Nuri Pakdil ile konuşma taleplerinin artması ve bu konuşmalara rağmen benzer soruların kendisine yöneltilmesi sonucu gerçekleşmiştir. Konuşma türündeki kitaplar, söz konusu yazarı daha iyi tanıma, onun yaşamöyküsüne tanıklık etme, mücadelesini ve tavrını daha net çizgilerle görebilme imkânını verir. Bu bakımdan Tüm Karanlığa Yiğit Direniş kitabı, Nuri Pakdil’in bilinen yönlerini çift dikişle geçmemizi sağlıyor, bilmediğimiz yönlerine karşın merak uyandırıyor.

Bir Pakdil okuma kılavuzu

Bir yazarla konuşmak/söyleşmek, onun tohum diye serptiği eserlerinin çiçek açmasına benziyor. Pakdil de bu durumu şöyle yorumluyor: “Kuşkusuz bir yazar, yapıtlarıyla önce yurdunu, sonra biraz da yeryüzünü belgeler. Bir yazarla yapılan konuşmalar belgenin biraz daha açıklık kazanmasını sağlar.” Tüm Karanlığa Yiğit Direniş, Pakdil’i hiç okumamış, okumuş da anlayamamış okurlar için bir okuma kılavuzu gibidir. Okumuş ve anlamış okurlar içinse yeniden bir okuma yapma, bildiklerini bir süzgeçten geçirme, pekiştirme olarak görülebilir.

Nuri Pakdil’in tüm kitapları özenle dizgilenmiştir. Tüm Karanlığa Yiğit Direniş’in dizgisi de oldukça özenli ve dikkatli yapılmış. Yer yer Pakdil’in fotoğrafları kullanılarak görsel zenginlik sağlanmış. Pakdil’in 1977 ve 1978 yılları arasında iki günlük gazetenin Sanat ve Tartışma sayfalarında müstear isimlerle yayınladığı yazılardan bir seçki yapılarak kitaba alınmış. Bu yazılara bakıldığında, Pakdil’in cümleleri ne kadar içten kurduğu, kalemi nasıl bir canlılık ve özveriyle tuttuğu, yapaylığın onun kalemine ne kadar uzak olduğu görülür.

Kitabın birinci kısmı “Sorularla Pakdil” başlığını taşıyor. Bu sorularda, Pakdil’in nasıl bir ortamda doğup büyüdüğü, okul hayatındaki çalkantıları, okuduğu kitaplar, çalıştığı yerler, sanat ve edebiyata dair görüşleri, Edebiyat dergisinin serüveni, kitapları hakkında bilgi, yazı yazarken kullandığı dile ve anlatıma dair ipuçları ve bilgiler, devrim ve devrimciliğe dair görüşleri, aydın tipinin nasıl olması gerektiği, Ortadoğu sorunu, yerlilik ve yabancılık düşüncesi, sanatçı ve iktidar ilişkisi, İslâm-sanat ilişkisi, Necip Fazıl’a dair düşünceleri, İstanbul, Ankara, Kudüs, Filistin gibi şehirlerin kendisindeki karşılığı, 28 Şubat sürecinin darbeleri, Yedi Güzel Adam hakkındaki yorumları, uygarlık ve medeniyet kavramlarına bakışı, gençlere tavsiyeleri irdeleniyor. Pakdil’in cevaplarında, zaman zaman heyecanlanırken, zaman zaman hüzünleniyoruz. Bazen şaşırdığımız da oluyor. Mesela Pakdil, İstanbul’da öğrencilik yıllarında pazarcılık yapmış, kravat, eşarp, vs. satmış.

Kitabın ikinci bölümünde, Pakdil’in gazete yazıları yer alıyor. Üçüncü bölüm, dünya edebiyatından, Eugene Ionesco, Samuel Beckett, Tevfik El-Hakim, Jorge Amado, Jaroslav Seirfert, Jorge Luis Borges, Vladimir Bukovsky gibi isimlerden yapılan çeviriler içeriyor. Bu çevirilerde kıstas şöyledir: Yazarın, insanlığın sorunlarına değinmesi, vicdanını kanatması, Batı’nın çürümüş ve kokuşmuşluğunu fark etmesi. Yazarın görüşüne katıldığı yerde beğenisini dile getiren, görüşüne katılmadığı yerde eleştirisini yapan bir Pakdil var bu bölümde. Kitabın ismiyle müsemma olmasını sağlayan çerçeve sözler de yer alıyor küçük kutucukların içinde. Bu sözler, Pakdil’in çeşitli kitaplarından alıntılanmış ve karanlık sözcüğü iri puntolu harflerle yazılmış sözlerdir.

Pakdil’in gençlere tavsiyesi

Kimi insanlar konuşunca her şey dursun ve sussun, herkes onu dinlesin, kulak versin isteriz. Konuşan kimsenin hâl ve hareketlerine, sözlerine karşı ilgimiz pürdikkat kesilir ve etkileniriz. Konuşmanın insan üzerindeki bu etkisini, okurken bile fark edebiliyoruz. Tüm Karanlığa Yiğit Direniş’de, Pakdil’in yüreğinden taşıp sözlerine değen çıngıların çıkardığı sesleri duyuyoruz. Bir nevi mektup okumanın yaşattığı o hazzı duyumsuyoruz. Sözün insana taşıdığı sıcaklığı hissediyoruz.

Bir ülkeyi saygın ve seviyeli bir konuma getirmenin en önemli yolu, o ülkenin gençlerini tutmaktır, kollamak ve değerlendirmektir. Nuri Pakdil, bu noktayı kavramış ve her seferinde altını çizmeyi ihmal etmemiştir. Şu anda, aramızda yaşayan bu kalem, hâlâ gençlerle konuşmakta, mektuplaşmakta, onların düşüncelerine önem vermekte ve tavsiyelerinden mahrum bırakmamaktadır. Buradan bakınca, sadece okurların değil, bu ülkede yaşayan kalemlerin bu konuda Pakdil’i örnek olarak görmeleri gerekir. Ciddi anlamda, gençlerle ilgilenen, onların sorunlarına eğilen, anlattıklarını sabırla dinleyen ya da anlatacaklarına müsaade eden az sayıda insan var. Bir ülke kırılırsa, gençlerini elinde tutamamaktan, onları bir kobay faresi ya da yarış atı gibi görmekten kırılır. Oysa genç insan bir ülkenin baharı gibidir, gerçekleşmeye gebe bir düşü gibidir. Gençliği sayısal bir değer olarak değil, nitel bir değer olarak görenlerin sayıca az olduğu bir ülkede, gençler üzerine altı dolu sözler söyleyen, altın değerinde tavsiyelerde bulunan kimseler, umutlandırıyor şüphesiz.

Her konuda, tartışma adı altında, birbirlerini kıran, ötekileştiren, söz dalaşı ve çığırtkanlık yapan ve gençleri de bu gibi durumlara alet eden bir düzen –aslında düzensizlik demeliyim- var. Pakdil’in şu sözlerini, bu durumların vahametini kavramak için iyice anlamalı ve fert fert üzerimize alınmalıyız: “Gençlerimizden mümkün olduğunca hiç kimseyle tartışmamalarını fakat düşünmelerini ve başkalarını da düşündürmelerini istiyorum. Çünkü bu insanlar, o kadar yanlış şartlanmalarla parçalanmış durumdalar ki, bunları yumuşaklıkla yapıştırabiliriz birbirlerine.” Nuri Pakdil, gençlere okumaları için birçok kitap önerse de temelde Kur’an-ı Kerim olmadıkça ve Kuran okunmadıkça diğer okumaların ruhun gereksinmelerini karşılayamayacağını söylüyor. Kutsal Kitap, en önce okunması gereken, hatta döne döne okunması gereken bir kitap olarak insanı daima bekliyor.

Nuri Pakdil, olaylara, meselelere daima üst perdeden yaklaşan, kendine has bir konuşma ve yazma dili kullanan tavır insanıdır. Tüm Karanlığa Yiğit Direniş, Pakdil’in tavrını anlatması bakımından önemli bir eser. Yeryüzünden insan nesli silinmeye, onun yerine hayvan gibi yaşayan insanımsı yaratıkların türetilmesine çalışılıyor. İnsanı insandan koparan, mekanik bir dil ve yaşayış tarzı geliştiriliyor. Pakdil, tüm bu uğraşlara inat, İslâm’ın estetik yönünü, Ulu Önder’in öğretisini duyurmaya, Allah’a kul olmaya çağırıyor. Bu yüzden karanlığa karşı yiğit mermisini yüklenmiş direniş sözcüklerini ateşliyor.

Hatice Ebrar Akbulut

Yayın Tarihi: 25 Mayıs 2016 Çarşamba 13:46 Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2019, 23:11
banner25
YORUM EKLE

banner26