Bir kasabada bütün bir memleketi resmediyor

Mustafa Kutlu, bu yıl da bir hikâye kitabı ile okurunu selamladı: Sıradışı Bir Ödül Töreni..

Bir kasabada bütün bir memleketi resmediyor

Mustafa Kutlu, bu yıl da bir hikâye kitabı ile okurunu selamladı: Sıradışı Bir Ödül Töreni. Anlatım biçimi, mesajı, kahramanların ruh dünyası, karakterlerin fizikî özellikleri önceki hikayelerdekinden çok uzak değil. Bu özellikler bir yazar için bir tutarlılık ifadesi. Aynı şeyi anlattığı değil, aynı izlek üzerinde ilerlediği anlamına gelir.

Mustafa Kutlu’nun birinci konusu, hiç değişmeyen konusu yoksulluktur. Sıradışı Bir Ödül Töreni’nde de Nezaket üzerinden yoksulluğu ve ondan kurtuluş çarelerini anlatır. Nezaket, babasız büyümüş. Kız meslek lisesi öğrencisi. Okumayı kafaya koymuş bir kere. Ankara’da üniversiteyi bitirir ve memleketindeki kız lisesine meslek öğretmeni olarak döner. Hayatı idealize edilmiş biçimde yaşar. Asla boş vakti, hovarda zamanı yoktur. Zaten Nezaket ahlaklı Anadolu çocuğudur.

Bir başka konu da dernek. Kitapta anlatılan kasabada –ki kasaba deniz kenarında bir Akdeniz kasabasıdır- Kafadanbacaklılar Derneği kurulur. Bunu da çalışkan bir öğretmen olan Tufan kurar. Okula kütüphane kurduktan sonra derneği kurar. Dernek vasıtasıyla kasabanın adı duyulacak, esnaf turistlere daha fazla satış yapacaktır. “Kafadanbacaklılar ne ola ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Ahtapotlar tabi ki. Kasaba ahtapotlarıyla ünlü. Bodrum civarında bir kasaba. Halikarnas’tan söz etmesinden anlıyoruz bunu da. Ahtapottan hareketle Tufan Hoca’nın teklifiyle derneğe Kafadanbacaklılar adı veriliyor.

Adı Kafadanbacaklılar olan bir dernekten de ödül alınır mı?

Kitap Aziz Bey’le başlıyor. Aziz Bey maliyeden emekli. Bakan olamamış, gözü de olmamış ama bürokrat olarak yaşamış. Şimdi de yaşını başını almış, evlenmemiş, kendi halinde kadri bilinmemiş memleket insanından biri. Aziz Bey Kafadanbacaklılar Derneği’nin ödül törenine gidiyor. Biz kasabayı tanımaya buradan başlıyoruz. Tufan Hoca, Nezaket, Saadet ve kaymakamı bundan sonra tanıyoruz. Aziz Bey, ilk önce derneğin ismini duyunca alaya alındığını düşünüyor. Arkadaşları gülüyor ama hiç ödül almamış olmanın verdiği açlıkla adındaki komikliği bir kenara bırakarak, yaşına başına da bakmayarak ödül almaya gidiyor. Ödül şehvetlilerini böyle çok sert bir tokatla tokatlıyor Kutlu. Ama kim anlaya, kim duya.

Aziz Bey heyecanla gider ödül almaya ama ödül alacağı mekânda en arkada kalınca anonstan hemen sonra sahneye ulaşamaz ve yavaşça yaklaşır sahnenin yanına, o karmaşada plaketini alır ve oradan kimsenin haberi olmadan ayrılır. Aziz Bey’in hali ülkemizde bilim adamlarının acınacak halde karşılanmasına, nasıl değer gördüklerine bir eleştiridir. Bununla yazar tiyatrocu, sinemacı, arkeolog, şair gibi ünvanları taşıyan kimselerin hem toplum nezdindeki yerini hem de sanatçı, oyuncu, şair geçinenlerin düştüğü trajik durumu dile getiriyor Mustafa Kutlu.

Realist ama büyüleyerek anlatıyor

Kasaba hayatı, Aziz Bey’in İstanbul’dan kasabaya doğru yolculuğu, kaymakamın Nezaket’i eş olarak alamayışı, Saadet’in dul haliyle müdürlüğe devam etmesi, belediye başkanının silik bir siluetle her olayın arkasında görünmesi, ödül töreni, defileci bayanın kumaşları alması vs… Kitapta baştan sona realist olaylar anlatılıyor. Fantastik öge yok denecek kadar az. Yaşanmamış hissi veren bir vaka yok. Reel olaylar sözün büyüsü ile sihirleniyor. Kutlu, atasözleri, deyimler ve özlü sözlerle anlatımını şiirselleştiriyor, akıcı hale getiriyor ve kuru olay aktarımından kurtuluyor. Kitabı okuduktan sonra okurun öğrendiği yeni kelimeler, deyimler, terimler de cabası. Biraz da bunun için Mustafa Kutlu toplumcu bir yazardır. Bireyci değildir. Toplumun kurtuluşunu dert etmiş bir ustadır.

Kaymakam tiplemesi Mustafa Kutlu’nun çok başarılı olduğu tiplemelerden biridir. Sebebi mi? Kutlu’nun babası zamanında nahiye müdürüdür. Böylelikle kaymakamın nasıl olacağını çok iyi gözlemlemiştir. İkincisi ise, bunca yazarlık hayatında kasabayı anlatmış bir yazarın kasaba unsurlarını kusurlu anlatması beklenmez. Zaten Mustafa Kutlu edebiyatımızın yaşayan en büyük ustalarından biridir.

Mustafa Kutlu, Müslüman bir yazar ve eserlerini bu hassasiyetle yazar. Kasabayı Müslüman bakış açısıyla anlatır. Anlatır ama realiteden de uzaklaşmaz. Alemcileri, şarapçıları, ayyaşları da anlatır. Kaymakam ve kasaba doktorunun kafayı bulmasını, hele de doktorun sürekli şişeyle dolaşmasını anlatırken kendi zihin dünyasına uymayanları gizlemez, görmezden gelmez. Buna “Yusuf sınırı” diyoruz. Aşkı anlatacağız ama gömlek yırtılana kadar. Sonrasını okur hissedecek. “Ebubekir ölçüsü” diyor Rasim Özdenören. Sokakta cima yapanları görüyor Hz. Ebubekir. Onların üzerine hırkasını örtüyor ve “Zavallılar sığınacak bir yer bulamamışlar.” diyerekiyor ve yoluna devam ediyor. Onları aşağılamıyor. Onlara hakaret etmiyor. Onları yok saymıyor. Lanetlemiyor. Üstlerini örtüyor. Müslüman sanat adamının yaklaşımına bunu örnek veriyor Özdenören. Kutlu’nun kitaplarında bu ölçüye baştan itibaren uyulduğunu görürsünüz.

Bir kasabada bütün bir memleketi resmediyor

Sıradışı Bir Ödül Töreni’nde medyayı da eleştirir yazar. Ödül törenini sunuş biçimleri, olayları provokatif biçimde anlatmalarını eleştirir. Bu yolla bütün medyanın tutumunu masaya yatırır. Nezaket, Tufan Hoca’nın kurduğu Kafadanbacaklılar Derneği vasıtasıyla ve avukat Selami yardımıyla kasabayı tanıtacaktır ama hiç ummadığı şekilde gelişir olaylar ve Nezaket mahcup düşer. Ödül töreninde şair sahnede ödülü reddeder. Arkeolog sahte çıkar. Ödül almak için sahneye çıkan herkesin bir sahtekârlığı ortaya dökülür. Böylece medyanın olayları çarpıtası ve ödül alan insanların vaziyeti dile getirilir. Ödül seçim kurullarını da eleştirir yazar.

Sıradışı Bir Ödül Töreni kitabında olaylar bir sahil kasabasında anlatılıyor ama orada kalmıyor. Yazar,  bütün memleketin meselesini anlatıyor. Yoksulluk, çapkınlık, okumak, medya, okul, öğrenci, siyasi yönetim, yerel yönetim… Bu konular herkesi ilgilendiren konular.

Dergah Yayınları'ndan çıkan Sıradışı Bir Ödül Töreni, ailece okunabilecek nezih bir anlatıma sahip. Çocuklarınızla okuyabilirsiniz. Eşinize, dostunuza tavsiye edebilirsiniz. Hediye edebilirsiniz. En güzel hediye bir kitaptır. Bir arkadaşınıza ülkemiz insanının hallerini mi anlatmak istiyorsunuz, işte size kılavuz…

Recep Şükrü Güngör yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 18:11
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ELİF KÖSE
ELİF KÖSE - 6 yıl Önce

hikaye boyunca yoğun şekilde ümit kavramı işlenmiş.en riskli noktada bile hep ümitvarlar hikaye kahramanları..hikayedeki isimler de çok manidar:aziz,saadet,nezaket..gündelik yaşantı gayet nazik bir şekilde işlenmiş.muhtemelen bu eserin filmi de çekilir..diyaloglar çok akıcı..verilen mesajlar harika.insanın daha bir yaşama tutunmasını sağlıyor..nezaket'in projeleri,hayata bakış açısı...insanın düştüğü yerden tekrar tekrar kalkası geliyor..teşekkürler mustafa kutlu..

banner19

banner13